
ŞİİR
EFENDİM
kırılgan bir kalbi
vardır
tekerlekli
sandalyesi olanın
kuvvetli pazıları
ve amansız bir aşkı
vardır
bir aklım bir
kalemim
gözlerim vardır
benim
yıkılmıştır gönül
barkı
kelepçeler
takılmıştır
ne eli var ne de
kolu
dönmez insanımın
çarkı
mürekkepler kanıdır
kazır şair derisini
uzun aşklar
yaşayacak
kanatlanacak
keklikleri
çoğalacak
gökyüzleri
sandalyede
yürüyenin
benim uçurtmam ki…
nasıl uçacak nasıl?
gün yüzleri gün
yüzleri
kovarken geceleri
doğan günün
aydınlığı
çehresinde o
cevherin
akıyor ya
sandalyeli
ırmaklara doğru
öyle
bulanmadan
çamurlara
kurtuluşa dirilişe
iklimlerin iklimine
varacağız diyenlere
şair sunacak ruhunu
sunacağım ben de
ah efendim ah
efendim
çömeleyim de önüne
özgürlüğe açan
çiçek
açsın bizim
kalbimizde
deyip vardım
efendime
o eşsizlikler
güzeline
en başından hayatın
sarsılıp kalkıp
yerinden
durdu besmele ile
yine
şair dedim dedi he
efsaneden bir
silkiniş
sarıldındı efendim
kucaklaştın bin
birlerce
zincir zincir geçen
ısı
çınlattıydı
şarkımızı
özgürlükler
şairiyim
çağlayanlar şairi
dile gelecek
sandalyem
yüklenecek yokuşu
da
bir çırpıda aşıp
seti
girecek içimize
kalbim kalbim
sendeyim ben
duru limanım benim
tekerleklerin
dönüşü
tıp tıp atışın
senin
o çetin üşümelerin
bir kuytuda yitmek
için
şair gelecek buraya
aşka sözler mi
biçecek
evet diyor aynen
diyor
sandalyeyi
yürütüyor
pazıları güçlü olan
bileniyor savaşına
savaş dedin efendim
sen
yengi dedin efendim
sen
savaş dedin yengi
dedin efendim
1997
CEVAT AKKANAT / SEN
BİR SEVDA AĞACISIN TÜRKÜLER BÜYÜTÜR YÜZÜNÜ