Kıymetli
okurlarımız,
Geçtiğimiz ay,
Cumhurbaşkanı Sezer’in AKP’li milletvekillerinin eşlerini Cumhuriyet
Resepsiyonuna davet etmemesi, sistem-içi mücadelenin bir uzantısı olarak gündemi
belirledi. Koyu laiklerin bile savunamadığı bu ‘kaba’ uygulamayı, öncelikle,
kendilerini sistemin koruyuculuğu göreviyle yükümlü addedenlerin, hükümete karşı
verdiği bir mesaj olarak almak gerekiyordu. Hükümet, 28 Şubat sürecinde
belirleyici önemi olan eğitim alanında bazı değişiklikler yapmak isterken,
sistemin ‘şahin’ güçleri, bu noktada hükümete ‘sınırlarını’ hatırlatmak gereği
duydu. Tıpkı YÖK krizinde olduğu gibi, Cumhuriyet Resepsiyonunda da aynı mesaj
verilmek istenmişti. AKP’nin bu mesajı aldığı, Bakan Çelik’in uzlaşma arayışına
girmesiyle ortaya çıkmış oldu. Fakat AKP’nin bu yönde kamuoyuna verdiği sözler
ortada iken, bu konunun bir süre daha gündemde kalacağı görünüyor. Bunun
yanısıra, Türk askerinin Irak’ta görev alma konusu da geçtiğimizin ayın önemli
gündem maddeleri arasında yer alıyordu. Irak’taki Geçici Yönetim’in itirazını
koruması üzerine, konu askıya alındı. Çünkü Amerika, Geçici Yönetim’in açık
itirazı olan konularda çok fazla zorlayıcı olmaması gerektiğinin farkında. Zira
Irak’ta kurmak istediği yeni düzen için, bu yönetime ihtiyacı olduğunu biliyor.
Ayın YORUM’unda, Bosna direnişinin unutulmaz ismi Aliya İzzetbegoviç’i ve
mücadelesini de değerlendirdik. Aliya, her türlü zorluğa rağmen, düşmana teslim
olmamış bir liderdi. Ayrıca bilgi ve eylem birlikteliğinin de çağımızdaki somut
örneklerinden biriydi. Allah, rahmetini ve mağfiretini üzerinden esirgemesin
diyoruz. KAVRAM bölümünde, ‘nifak’ı işledik. Nifak’ın çoğu zaman küfürden daha
tehlikeli olduğunun altını çizdik ve Müslümanların nifakın fitnelerine karşı
uyanık olmaları gereğine işaret ettik. DÜŞÜNCE bölümünde, Erhan Aktaş, "Namahrem
Tesettür (!)" adlı yazısında, son zamanlarda yaygınlaşan ve tesettürün anlam
içeriğini saptıran pratiklere dikkat çekti ve Müslüman hanımların, tesettürün
hikmetine uygun tavır ve davranışlar sergilemelerinin önemine vurguda bulundu.
‘Suyu Geçmeden Önce’ başlıklı yazısında ise Cemal Çağlak, tevhidi tanımadan,
amellerin tadil-i erkanının nasıl uygulayacağının düşünülmesi durumunda,
amacımıza ulaşamayacağımıza dikkatleri çekti. Mehmed Durmuş, Kur’an’ın bize,
birkaç kandil gününde yapacağımız dua ve kılacağımız namazlarla cenneti
garantileme mantığını kesinlikle vermediğini, müslümanlığın bütün yıl boyunca ve
eksilmeden sürmesi gerektiğini "Ramazan: Kur’an’ın Doğduğu Ay" başlıklı
yazısında ifade etti. DEĞERLENDİRME bölümünde, Arif Kaya, İsmet Özel meselesini,
İslami ölçütler ışığında ele aldı ve Müslümanların herşeyden önce İslam’ı iyi
bilmesi gerektiğine vurguda bulundu. ÇEVİRİ bölümünde, Serhat Kara, Refik Tunç
ve Suna Aydın’ın Amerikan dış siyasetinin yapısı, Amerikan neo-muhafazakarları
ve Guantonamo’daki hukuk-dışı uygulamalar üzerine yapmış oldukları tercümeleri
bulabileceksiniz. SANAT-EDEBİYAT bölümünde ise, Holywood’un yapısı ve işlevi
üzerine Atlas dergisinden yaptığımız bir alıntıyı okuyabilirsiniz. MEKTUPLARA
CEVAPLAR bölümünde, hırsızın elinin kesilmesi, yerel dillerde namaz
kılınıp-kılınamayacağı, duanın mahiyeti, cinlerin yapıp-insanların yapamacağı
şeyler, ölülerin ruhuna Kur’an okunması, Şeriat’in hükmünün zamanla
değişip-değişmeyeceği konularındaki sorulara cevap verdik. GÜNDEM bölümünde ise,
ayın önemli konu başlıkların ilişkin haber ve yorumları istifadenize sunduk.
Bu arada, içinde
bulunduğumuz ayın Ramazan olması münasebetiyle, Kur’an bilincimizi
yoğunlaştırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor ve bir sonraki sayıda
buluşmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.