Yıl 22  Sayı 291 Mart 2003
Bu Sayıda
 

 İbrahimi Hacca Doğru

 

 

Ebuzer ÖZGÜR LEBBEYK

 

 

Muammer YAKIŞIR tarafından kaleme alınan üst başlıktaki kitap Aralık 2000 tarihinde Çağlayan A.Ş. tarafından baskıya hazırlanmış. Böyle bir kitap yazmak cesaret isteyen bir iş sırf bundan dolayı adı geçen şahsı kutlarım. Hacc mevsimi yeni geçmesine rağmen konu tazeliğini her zaman korumaktadır.

Kitap şu bölümlerden oluşmaktadır:

1. Hacca hazırlık

2. Hacc

3. Haccın çeşitleri

4. Medine (ziyaret yerleri)

5. İhram

6. Mekke’ye geliş

7. Tavaf

8. Zem zem

9. Sa’y (saf’a ile merve)

10. Arafat’a yolculuk

11. Müzdelife (cem)

12. Mina günleri

13. Mekke’den ayrılış (veda tavafı)

Mademki İbrahim’i bir gelenek Hacc, öyleyse kısaca bir göz atalım: Kabe’nin yeniden inşası Hz. İbrahim’le birlikte başlar. Hz. İbrahim M.Ö. yaklaşık 2200 yıllarında bugün Irak’ın bulunduğu Babil bölgesinde Sümer şehirlerinden birisi olan UR sitesinde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. İçinde yaşadığı sistemin kendisine dayattığı ideoloji ve din anlayışına karşı çıkan İbrahim (as) güneş ve yıldızlara tapan Babil Hükümdarı tarafından halkı kurulu düzene karşı kışkırtmaktan dolayı ateşe atılır. Ancak Allah’ın yardımı gelir ve ateş Hz. İbrahim’i yakmaz. İbrahim (as) karısı Hacer ve oğlunu alarak bugünki Mekke şehrinin bulunduğu bölgeye gelir.

"Unutmayın, insanlık için ilk inşa edilen mabed, Mekke’deki idi: Bereketli ve bütün alemler için bir rehberlik kaynağı, apaçık işaretlerle dopdolu. Orası bir zamanlar İbrahim’in durduğu yerdir; kim içine girerse huzur bulur. Bundan dolayı mabedi haccetmek, gücü yeten bütün insanların Allah’a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Hakikati inkar edenlere gelince bilsinler ki, Allah yarattığı alemlerden bağımsızdır, her bakımdan kendine yeterlidir." (Al-i İmran 96)

"Bunun içindir ki (Ey İbrahim) bütün insanları hacca çağır: yaya olarak ve hızlı yürüyen her türlü binek üstünde, dünyanın en uzak köşelerinden sana gelsinler." (Hacc 27)

Zamanı geldi ey İbrahim, kur Kabe’yi evrenin kıblesine. Yeryüzünün ilk mescidi olan Kabe, Hz. İbrahim ve oğlu İsmail tarafından inşa edilmiştir. Kabe’nin etrafında ilk tavafı da oğlu İsmail’le birlikte yapmıştır. Kabe aynı zamanda farz olan ibadetin de merkezi olmuştur. Dört köşe bir bina olduğundan Kabe ismi verilen yer, Allah’ın evi anlamına gelmektedir. Tabii ki tamamen sembolik olarak.

Hacc namaz ve oruç gibi bedeni, zekat gibi mali, Cuma namazı gibi siyasi ve sosyal bir anlamı vardır. Hacc evrensel bir yapıya konumlandırılıp tüm dünya müslümanlarının yıllık kongresi niteliğindedir. Hacc aynı zamanda Mahşerin bir provasıdır. Haccın kişisel olarak değerlendirilmesine bakıldığında da insana yeniden kendi öz değerlerini hatırlatan (içinde bulunduğun dünyaya çıplak geldin giderken de aynen doğduğun gibi uğurlanacaksın diye hatırlatıldığı) ilginç bir sahne. Hacc insanın uzaklaştığı, fıtratına yeniden dönüşü temsil etmektedir. İnsanoğlunun Allah’a yürüyüşünün kişisel anlamda yaşanmasıdır denebilir. Hacc, kişinin yitirdiği cennetini yeniden bulması, yani kirlettiği fıtratını, harabeye dönen gönlünü, modern hurafelerle görünmez ettiği aklını, yani yitik yanlarını, aramasıdır. Bir arayışı temsil eder Hacc. Çocukluğumuzdaki saflığımızın aranmasını bizi çevreleyen maskelerden sıyrılarak kendi temiz olan fıtratımızı keşfe çıkmanın diğer adıdır.

Hayat yolculuğumuzda ilahi bi sınamadan geçmenin diğer adıdır. Nasıl ki namaz için elimizi tekbir için kaldırdığımızda dünyaya ait ne varsa elimin tersiyle geriye atıyorum, bu kutlu yolculuğa çıkarken de şahsımıza ait ne varsa, mal mülk, çocuk, makam mevki hepsini geride bırakıyorum ve "LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK". Buyur Allah’ım buyur, sen çağırdın ben de bana ait ne varsa bırakarak çağrına uyarak geldim ve her şeyimi feda etmeye hazırım. Kendi kişisel serüvenimi yaşamak için yola çıkıyorum. Her gün Kıble’ye dönerek yenilediğim söşleşmemi şahsen yenilemek için buradayım. Yüreğimdeki hayali sınırları, şu an işime yaramayan kimlikleri, oluşturduğumuz tampon bölgeleri, patlayıcıları ve suni sınırları çizmek için geldim. Mahşer elbisem olan ihramı giydim. Burada kadın erkek, evli bekar, fakir zengin, devlet başkanı sıradan vatandaş, aynı safta aynı elbisenin içinde hiçbir rütbenin, mevki makamın olmadığı ya da dikkate alınmadığı kendi kıyamet sahmedeyim. İhrama girdim ve dünya arkamda kaldı. Gün maskelerin düşüp, için dışa döndüğü gündür.

Dış güzelliğin beş para etmediği, iç güzelliğin sergilendiği yeniden inşa edildiği gündür. Her şeyin özünü, aslını bilenin huzurundasın. Hile yapamazsın, kandıramazsın, kendini olduğun gibi sunma zamanı. Haydi taşla şeytanı, taşla şeytanını. Önce kendi şeytanlarını taşla sırasıyla. Şeytan ki seninle yaratıcın arasına girerek Allah’a yürüyüşünü, yönelişini alıkoymaya çalışan her şeyin adı değil mi? Önce en büyüğünden başlamak şartıyla taşla içindeki ve dışındaki tüm şeytanlarını. Ondan sonra ortancayı ve küçüğünü, hepsini de lanetleyerek ve onunla savaşı kendine bir ödev bilerek taşla. Taşladığın şeytanla asla barış masasına oturmayacağına söz ver. Bu dünyada seninle savaşımız ancak kıyametle son bulur. Şeytanı taşlayarak ben safımı belli ediyorum ey insanlar, duyun beni anlamasanız da anlasanız da. Beni anlamanızı beklemiyorum, belki öğüt vermeye kalkacaksınız, neler kaybettiğimi bir bir sıralayıp beni vazgeçirmeye çalışacaksınız ama nafile, ben yeniledim ahdimi. Kuşandım silahlarımı ve işte gördüğünüz gibi tek tek taşlıyorum ve taşladığımdan dolayı da asla ve asla pişman değilim. Yeryüzünün en mübarek, en kutsal, hiçbir canlının incitilemeyeceği yerden deklare ediyorum: Artık Allah’tan uzaklaştırmaya çalışan her şey benim bu taşladıklarım arasındadır. Bunlara karşı asla barış elimi uzatmayacağım. Ama doğru durduk yerde de hiç kimsenin canını incitmeyeceğim, kimseye haksızlık etmeyeceğim, herkes benden emin olabilir, kimsenin malını çalmayacağım, hele Allah’ın adını kullanarak kimseyi kandırmayacağım, düşmanım dahi olsa hiç kimsenin ırzına yan gözle bakmayacağım ve kimseye de hakkımı hukukumu çiğnetmeyeceğim, diye sözün verildiği mekan değil midir HACC?

Kitap sanki Hacc rehberi gibi hazırlanmış ama içerik olarak eleştirilecek yanından çok övülecek yanları çoğunlukta. Ben kitaptan birebir alıntı yapmaktan öte kendi anlayışımı da serdetmiş oldum. Bence önemli olan Haccın felsefesini iyi kavrayabilmek, Hacca gitmeden psikolojik olarak, bilgi olarak, ruh olarak hazırlığı iyi yapıp ona yola çıkılması gerekli bir yolculuk. İyi bir hazırlık dönemi gerekiyor. Yoksa benim çocukları evlendirdim, mali gücüm de yetiyor haydi o zaman gidelim demek gerekli olabilir ama yeterli değil. Bugün Ali Şeriati’nin Hacc kitabının incelenmesini ve piyasadaki şu an tanıtımını yaptığımız eseri tavsiye ederiz.

Son söz olarak; Peygamber efendimizin şu duasıyla son verelim: "ALLAH-U EKBER, Allah’dan başka tapılacak yoktur, birdir, ortağı yoktur, mülk O’nundur. Hamd O’na yakışır, her şeye kadirdir. Tevbe ederek geri dönüyoruz. Allah sözünü gerçekleştirdi. Kuluna yardım etti. Birleşen düşmanları yalnız O perişan etti."

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'