Yıl 22  Sayı 293 Mayıs 2003
Bu Sayıda
 

Galiplerin Zaafı

  

Çeviren : Selvet AKGÜN

Kaynak: Die Zeit, 24.04.2003

 

Amerika dejenere oluyor, Avrupa geleceğin gücü. Fransız tarihçi Emmanuel Todd transatlantik ilişkilerin geleceği üzerine konuştu.

Die Zeit: Siz Irak-savaşını ‘mikroaskeri tiyatro’ olarak tanımladınız. Harekat amacına ulaşmadı mı ?

Emmanuel Todd: Ahlakçı değilde tarihçi olduğumdan daha önce zaten zayıflatılmış Saddam rejiminin en son gelişim aşamasında nasıl bir seyr izliyeceğini sormam gerekiyor. Irak totaliter Sovyetler Birliği gibi kısa bir zaman içinde buharlaşabilirdi. Rejimin uluslararası baskıya boyun eğdiği andan itibaren, bu savaşın neden olduğu kurban sayısından çok daha az bir bedelle, bir rejim değişikliği gerçekleşebilirdi. Savaş değişimi hızlandırmadı, çünkü şimdi bir rejim mevcut değil ama bir düzen de yoktur. Savaş sonuçlarının üstesinden gelmek daha seneler alacak.

Zeit: Siz 25 sene önce Sovyetler Birliği’nin yıkılışını haber verdiniz. Şimdi ise Irak-savaşını kazanan ABD’nin yıkılışından bahsediyorsunuz. Neye dayanarak bunu iddia ediyorsunuz ?

Todd: Irak’a karşı savaş, askeri bir illüzyondu, araçların ölçülülüğü zaviyesinden bakıldığında dev bir israftı. ABD zayıflatılmış bir bölgede büyük çapta silahsızlandırılmış ve çıplak ayak-ordusuna sahip kan ağlamış bir ülke üzerine galib geldi. Buna karşın ABD’nin gerçek denkleri Avrupa’da, Rusya’da, Çin’de ve Japonya’da aranmalı. ABD Irak’ta ekonomik zayıflıklarını örtbas etmek için askeri gücünü gösterdi. Gerçek rekabet artık askeri bakımdan yapılmıyor. Merkezi savaş alanı ve Amerikan’ın kaygılarının asıl sebebi ekonomiktir.

Zeit: Bu bir Amerika-şüphecisinin kendi arzusunun düşünceleri değil midir ?

Todd: Ben aslında ABD’yi çok severim. Onlar kısa bir zamana kadar en önemli uluslararası düzen faktörüydüler. Şimdi ise emniyetsizliğin bir faktörü haline dönüşüyorlar. ABD’nin endüstriyel çekirdeği tehlikede. Amerika’lıların ticari açığı senede 500 Milyar Dolar tutarında. Ülkenin günde 1,5 Milyar Dolar yabancı sermaye akımına ihtiyacı var. Bu bağımlılık ABD’yi dengesinden çıkardı. Onlar artık kendi güçlerine dayanarak yaşayamıyorlar. İhracat bakımından güçlü olan Avrupa ise bunu pekala yapabiliyor. Ve Rusya şimdi kendi ülkesinde bir kapitalizm geliştiriyor, gerekli tabii kaynaklara sahip olarak.

Zeit: Bununla beraber ABD tartışmasız global lider güç.

Todd: ABD 20. Yüzyılın şüphesiz galibi idi. Şimdi kendi bağımlılıklarını görme noktasında sorunlar yaşamaktadır. Şimdiye kadar Avrupa’lılar geri kalmışlardı ve ABD’yi hayat standardı ve teknik ürünlerinden dolayı kıskanıyorlardı. Bu bizde belli düzeyde bir alçakgönüllülük oluşturdu. Bugün ABD sadece askeri konularda önde. Birçok başka alanda Avrupa’lılar tarafından sollandılar.

Zeit: Fakat Avrupa siyasi açıdan tamamen parçalanmış durumda.

Todd: Avrupa’nın gücü siyasi kararlardan tamamen bağımsız cereyan eden ekonomik entegrasyonuna dayanmaktadır. Doğu Avrupa’daki ülkeler ister kabul etsinler ister kabul etmesinler ekonomik bakımdan Avrupa ve Rusya’ya bağımlılar. Onların Amerika’dan alabileceği tek şey silah ürünleri, fakat makina ve ürünler alamazlar, çünkü Amerika ihracat kapasitesine sahip değil. ABD’nin diplomatik oyunu saçmadır. Irak-savaşıyla birlikte ‘yeni Avrupa’da taraftar topladılar, ancak bunların da gelişim dinamiği ‘eski Avrupa’ ve Rusya’ya bağımlı. Bunu ABD’ye karşı açık mesafe koyan Türkiye de farketti.

Zeit: Avrupa Fransız Dışişleri bakanı Dominique de Villepin’nin dediği gibi bir kayıt kasası değil ki.

Todd: Avrupa’nın daha henüz bir dış politikası yok. Şimdi Almanlar dışpolitikada kendi hareket özgürlüklerini geri kazandılar. Bu dönüşümün stratejik ve sembolik boyutu dikkatlerden kaçmamalı. Fransa ile birlikte ABD’den bağımsızlaşan ve bunu yaparken halkın büyük çoğunluğunun tasvibini alan bir siyasi yenilenmenin çekirdeği oluşmaktadır. Buna karşın İspanya, İngiltere, İtalya ve Doğu Avrupa’lılar siyasi açıdan yeni değil, aslında eski Avrupa’yı ifade ediyorlar, çünkü kendi otonomilerine halen kavuşamadılar.

Zeit: Fransa ve Almanya’nın Britanya ile zarar gören ilişkileri nasıl tamir edilebilir ?

Todd: Senelerdir Alman-Fransız sürecinin içine girmeye çalışan Blair, halihazırdaki krizde, her iki ülkenin iş ciddiye binince sıkı bir şekilde birarada durduklarını ve ona çok az bir nüfuz alanı bıraktıklarını farketti. Ancak Britanyalıların Avrupalı olmakla beraber ABD ile reel tarihi ve kültürel bağlarının olduğuna dostça bir anlayış göstermek gerekir. Ben Britanyalıların tekrar Avrupa’ya geri gelecekleri konusunda ümitliyim. Bundaki itici güç ABD’nin zorbalığı, istikrarsızlığı ve büyüklük kompleksi olacak. Bunun üzerine Britanyalılar kendiliklerinden Avrupai değerler topluluğuna ait olduklarını farkedecekler.

Zeit: Ama bunlar savaşların devletler tarafından değil, fakat kısmen acımasız rejimlerin yardımıyla Batı’ya saldıran terörist guruplar tarafından başlatıldığı bir zamanda kum sandığı manevralarıdır.

Todd: Terörizmin her yerde hazır ve nazırlığı ABD’nin Filipinler’de, Yemen’de ya da Irak’ta kendi vazgeçilmezliklerini göstermek için oluşturdukları haçlı seferlerini meşrulaştırmak için kullandıkları dev bir mitosdur. Bu kesintisiz savaş haliyle ABD Eski Dünyaya rahat ve huzur vermemektedir. Ancak teröristlere karşı askeri araçlar değil, fakat sadece fonksiyonel olan bir polis ve gizli servis çalışmaları işe yarar. İkiz Kulelere karşı saldırıdan bu yana bu şekilde terörist tehlike asgariye düşürüldü, fakat Amerikalıların kollektif psikozu azaltılamadı.

Zeit: Siz olayı basitleştiriyorsunuz. Cerba ve Bali’deki saldırılar ne oluyor o zaman ?

Todd: Bunlar dünya polikası açısından tehdit potansiyeli içermeyen korkunç kıyımlardı. İslam ülkelerindeki bu saldırılar aslında katillerin kendi terörlerini Batı’ya doğru ihraç etme konusundaki yeteneksizliklerini göstermektedir. Avrupa’da 11 Eylül’den sonra saldırı olmadı. Ben bir demografım ve verilere bağlı kalırım: Ben ölüleri sayıyorum. Toplam olarak bakıldığında islami terör bu bölgelerin barbarlığa doğru düşüşleri değil, fakat modernizm sürecindeki transformasyon krizinin sonucudur. Dünyanın bütün ülkeleri yazı yazma oranının yükseltilmesi ve doğum kontrolü sonucunda oluşan bu dönüşümlerden geçmektedirler. Fakat bütün İslam ülkeleri zayıf oldukları için orada Avrupa’da eskiden olduğu gibi bir büyük güç oluşamaz. Bu ülkeler sadece demografik devrimin bitimi ile eşzamanlı olarak kendiliğinden silinecek olan terörizmi üretebiliyorlar.

Zeit: Peki kitle imha silahları ne oluyor ?

Todd: Bunlar gerçekte hiç bir rol oynamıyorlar. Şimdiye kadar New York’da düzenlenen en tehlikeli terörist saldırı zehirli gazlarla değil, bıçaklarla ve sivil uçaklarla gerçekleştirildi. Buna karşı sadedce polis ve gizli servis çalışmaları etkili olabilir. Şarbon saldırıları ise Amerika’nın kendi içinden geldi. Aslında şimdi Amerikalıların Irak’ı işgal etmeleri sonucu terörizmin daha da tahrik edileceğinden korkulmaktadır. Aynı zamanda Amerika’nın hava üstünlüğüne sahip olması, bu silahların yeniden akımına yol açacak. Çünkü ancak bu şekilde bazı ülkeler kendilerini Amerikan bombardımanlarına karşı emniyette hissedebilecekler.

Zeit: Teröristleri destekleyen haydut devletlerle ne yapılmalı ?

Todd: Taliban’ın Afganistan’ı, ABD’nin ve Rusya’nın inşa çalışmalarının ürünü idi. Buna karşın Irak kanlı bir diktatörlüktü, ancak teröristleri destekleyen bir haydut devlet değildi. İran da bir haydut devlet değil, fakat çoğulcu bir sisteme doğru modernize oluyor. Ve Küba da şer eksenin diğer ucunda teröristleri desteklemiyor.

Zeit: Uluslararası hukuku bekleyen sorunlar nelerdir?

Todd: BM çoğunluk olarak Irak-savaşına karşıydı. Buna rağmen ABD bu savaşı yaptı ve uluslararası hukuku çiğnedi. BM önceki zamandan daha fazla şu an gündemde. Hiçbir zaman onun rolü bu kadar önemli olmadı. Irak-krizinin çözümünde başarısız kalmasının sebebi ABD’nin tehlikeli ve gayri meşru bir politika takip etmesidir. ABD’nin istikrarsızlaşması muvacehesinde BM’nin New York’da kalması üzerinde yeniden düşünmek gerekmektedir, salt delegelerin emniyeti açısından bile. BM Avrupa’ya bile taşınabilir, belki İsviçre’ye.

Zeit: BM’de de birçok haydut devletler bulunmaktadır.

Todd: BM ne yazık ki demokrasiler kulübü değil, fakat devletler arası sorunları çözmek için görevlendirilmiş bir organizasyondur. Dünyanın bütün uluslarında yazı yazma oranının yükselmesi, kadınların özgürleşmesi sonucu dışarıdan zorla dayatılması mümkün olmayan bir demokratikleşmeye doğru dev adımlar atılıyor. Demokrasiyi sokmak için Suriye ya da Çin’e karşı bir savaş başlatılamaz.

Zeit: ABD kendi değerlerini ihraç eden ideal demokratik bir evrenselciliğin tek devleti olarak gözükmektedir.

Todd: Avrupa’ya nisbeten Amerika’daki demokrasi ve sivil haklar bugün oradan ihraç edilemeyecek kadar çok daraltılmıştır. Irak-savaşı jeo-politik bir güç gösterisi idi, fakat bir hasbi demokratik misyon değildi. Tam tersine şimdi Avrupalılar ABD’den Irak’ta demokrasi konusunda icraata geçmelerini taleb etmeliler. Saddam’ın devrilmesiyle Amerikan iki yüzlülüğünün sonu geldi. Bunu söylerken birçok Fransız’ın derinliğinde yatan Amerikan-karşıtlığından çok uzaktayım. Benim dedem Avusturyalı bir Yahudi ve Amerikan vatandaşı idi. Annem İkinci Dünya savaşında ABD’ye kaçtı. Benim Amerika’ya karşı temelde bir pozitif tutumum vardır. Fakat şimdi biz barışın, düzenin ve özgürlüğün garantörünün, düzensizliğin ve savaşın faktörü olma konusundaki dönüşümünü anlamakta güçlük çekiyoruz.

Biz artık ABD’den bir büyük demokrasi olarak bahsedemeyiz. Seçim sistemi krizde. İçteki eşitsizlikler artıyor. Zengin bir Amerikalı artık zengin bir Avrupalı ile kıyaslanamıyor. Orada şimdi Amerikan rüyasına zarar veren yeni bir plütokrasi var. Ekonomideki skandallardan sonra serbest piyasaya olan inanç eskiden komünizme olan inancın harab olması gibi harab oldu. Bu mitosun patlaması Amerika’yı çok büyük bir manevi krize soktu. ABD kendi iç parçalanmasını dünyaya yansıtıyor.

Zeit: Fakat Amerika son 50 senede dünyadaki düzeni sağlamayı büyük çapta tek başına omuzladığından dolayı da zayıflamış olamaz mı ?

Todd: Bu tarihi verilerle hiç bir ilgisi bulunmayan ahlaki bir değerlendirmedir. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD dünya çapında müthiş bir dayanışma gördü. O zamana kadar global emniyetin garantörü olan devletin, ulusun tehdit edilmesi bütün devletlerde korkulara yol açtı. Herkes yardım etmek istedi, Rusya’dan Nato’ya kadar. Fakat bunu Amerikalılar istemediler, çünkü bunu kendi zayıflıklarının bir göstergesi olarak hissederlerdi. Onlar gitgide daha az müttefiklerine kulak vermeye başladılar ve büyüklendikçe büyüklendiler.

Ticari bilanço ve finans akımları bakımından ABD çoktan bütün dünyanın gerisinde kalmıştır. Buna rağmen realiteyi inkar edecek dereceye varıncaya kadar bir güç ispatı içerisinde kendilerini tatmin ediyorlar. Buna karşı Avrupalılar dostça yaklaşamazlar, fakat daha talebkar olmalılar ve sanayii ve finansal kaynaklarla karşı koymalılar. Onlar Irak’dan Amerikan nüfuzunu uzak tutmanın kendi çıkarlarına olduğunu görmeliler, çünkü Avrupa’nın enerji ihtiyacı oraya bağlı.

Zeit: Güç dengesizliği ABD’nin lehine daha da artmayacak mı ?

Todd: Amerikan militarizmine karşı koyacak bir güç olmazsa, -bunu Avrupa’lılar kendi savaşlarından çok iyi biliyorlar- savaş götüren devlet başka bir savaş başlatır. Bu süreç Suriye ile başlıyor bile. Buna karşın Avrupa ve Rusya istikrarlı bir stratejik yapı oluşturmak zorundalar. Sözkonusu olan eski ittifakların alt üst edilmesi değil, tamamlanmasıdır. Atlantik ekseninin kayıtsız imtiyazlılığı artık iş görmüyor.

Zeit: Rusya güvenilir bir partner mi ?

Todd: Rusya artık tehlikeli değil. Bunu Almanlar tabi Ruslarla daha az sorunları olmuş Fransızlardan daha farklı görüyorlar. Rus kültüründe Franda’da olduğu gibi istikrarlı bir evrenselcilik ve aile ve toplumla ilgili eşitlikçi bir anlayış hakim. Bu evrensel eşitliğin yayılmacı aşamalarında – önce 1789 ve sonra 1918- Almanya peşpeşe iki taraftan sıkıştırıldı. Fakat bugün Rusya zayıf durumda ve Almanya ve Fransa’nın içinde bulunduğu demografik krizin benzerini yaşamaktadır. Bugün Rusya’nın içinde bulunduğu noktada eski evrenselcilikten geriye kalan, dengesi bulunan bir dünyaya çok kutuplu bir bakıştır.

Zeit: ABD ile bir kırılma mı istiyorsunuz ?

Todd: Hayır, ben Anglosakson kültürüne Rus kültüründen daha yakın duruyorum. Ancak bizim ABD’nin gücünü dengeleyecek bir güce ihtiyacımız var. Mevzu bahis olan kırılma değil, otonomidir. ABD ile sorunlu bir ilişki içine girmekten kaçınmak için Büyük Britanya’nın geriye gelmesi lazım. O zaman Avrupa hiç de Amerika-karşıtı olamaz. Bunun aksine Amerika’nın sorunlu  ve Avrupa-karşıtı bir ülke olma tehlikesi daha çok muhtemel. AB ve BM güçlüler, fakat NATO anlamsızlaştı. Bugün Rusya Avrupa’nın emniyeti açısından daha büyük bir garantör durumuna geldi.

Zeit: Amerika sizin tarafınızdan dile getirilen yıkıma karşı ne yapabilir ?

Todd: Şu sıralar ABD askeri el kol hareketleri yapma yolunu seçti. Onlar için yeniden üretken olabilmek için endüstriyel bir yeni kurgulanma ve teknolojik yenilenmeyi hedeflemek daha iyi olurdu. Dünya ABD’nin Irak’daki galibiyetinden sonra dünyadaki liderliği ele geçirdiğini zannediyor. Fakat onlar askeri araçlarla askeri olmayan bir probleme karşı hareket ettiler. Ben onların bu suretle kendi güçlerini kaybettiklerine inanıyorum.

51 yaşında olan antropolog ve tarihçi Emmanuel Todd, Paris’de National d’Etudes Demographiques Enstitüsünde nüfus bilimcisi olarak çalışmaktadır. En son ‘Dünya gücü ABD. Bir Anma Nutku ’isimli eseri yayınlandı. Söyleşiyi Michael Mönninger gerçekleştirdi.


 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'