Galiplerin Zaafı
Çeviren : Selvet AKGÜN
Kaynak: Die Zeit, 24.04.2003
Amerika dejenere oluyor, Avrupa geleceğin
gücü. Fransız tarihçi Emmanuel Todd transatlantik ilişkilerin geleceği üzerine
konuştu.
Die Zeit: Siz Irak-savaşını ‘mikroaskeri
tiyatro’ olarak tanımladınız. Harekat amacına ulaşmadı mı ?
Emmanuel Todd: Ahlakçı değilde tarihçi
olduğumdan daha önce zaten zayıflatılmış Saddam rejiminin en son gelişim
aşamasında nasıl bir seyr izliyeceğini sormam gerekiyor. Irak totaliter
Sovyetler Birliği gibi kısa bir zaman içinde buharlaşabilirdi. Rejimin
uluslararası baskıya boyun eğdiği andan itibaren, bu savaşın neden olduğu kurban
sayısından çok daha az bir bedelle, bir rejim değişikliği gerçekleşebilirdi.
Savaş değişimi hızlandırmadı, çünkü şimdi bir rejim mevcut değil ama bir düzen
de yoktur. Savaş sonuçlarının üstesinden gelmek daha seneler alacak.
Zeit: Siz 25 sene önce Sovyetler
Birliği’nin yıkılışını haber verdiniz. Şimdi ise Irak-savaşını kazanan ABD’nin
yıkılışından bahsediyorsunuz. Neye dayanarak bunu iddia ediyorsunuz ?
Todd: Irak’a karşı savaş, askeri bir
illüzyondu, araçların ölçülülüğü zaviyesinden bakıldığında dev bir israftı. ABD
zayıflatılmış bir bölgede büyük çapta silahsızlandırılmış ve çıplak
ayak-ordusuna sahip kan ağlamış bir ülke üzerine galib geldi. Buna karşın
ABD’nin gerçek denkleri Avrupa’da, Rusya’da, Çin’de ve Japonya’da aranmalı. ABD
Irak’ta ekonomik zayıflıklarını örtbas etmek için askeri gücünü gösterdi. Gerçek
rekabet artık askeri bakımdan yapılmıyor. Merkezi savaş alanı ve Amerikan’ın
kaygılarının asıl sebebi ekonomiktir.
Zeit: Bu bir Amerika-şüphecisinin kendi
arzusunun düşünceleri değil midir ?
Todd: Ben aslında ABD’yi çok severim. Onlar
kısa bir zamana kadar en önemli uluslararası düzen faktörüydüler. Şimdi ise
emniyetsizliğin bir faktörü haline dönüşüyorlar. ABD’nin endüstriyel çekirdeği
tehlikede. Amerika’lıların ticari açığı senede 500 Milyar Dolar tutarında.
Ülkenin günde 1,5 Milyar Dolar yabancı sermaye akımına ihtiyacı var. Bu
bağımlılık ABD’yi dengesinden çıkardı. Onlar artık kendi güçlerine dayanarak
yaşayamıyorlar. İhracat bakımından güçlü olan Avrupa ise bunu pekala
yapabiliyor. Ve Rusya şimdi kendi ülkesinde bir kapitalizm geliştiriyor, gerekli
tabii kaynaklara sahip olarak.
Zeit: Bununla beraber ABD tartışmasız
global lider güç.
Todd: ABD 20. Yüzyılın şüphesiz galibi idi.
Şimdi kendi bağımlılıklarını görme noktasında sorunlar yaşamaktadır. Şimdiye
kadar Avrupa’lılar geri kalmışlardı ve ABD’yi hayat standardı ve teknik
ürünlerinden dolayı kıskanıyorlardı. Bu bizde belli düzeyde bir alçakgönüllülük
oluşturdu. Bugün ABD sadece askeri konularda önde. Birçok başka alanda
Avrupa’lılar tarafından sollandılar.
Zeit: Fakat Avrupa siyasi açıdan tamamen
parçalanmış durumda.
Todd: Avrupa’nın gücü siyasi kararlardan
tamamen bağımsız cereyan eden ekonomik entegrasyonuna dayanmaktadır. Doğu
Avrupa’daki ülkeler ister kabul etsinler ister kabul etmesinler ekonomik
bakımdan Avrupa ve Rusya’ya bağımlılar. Onların Amerika’dan alabileceği tek şey
silah ürünleri, fakat makina ve ürünler alamazlar, çünkü Amerika ihracat
kapasitesine sahip değil. ABD’nin diplomatik oyunu saçmadır. Irak-savaşıyla
birlikte ‘yeni Avrupa’da taraftar topladılar, ancak bunların da gelişim dinamiği
‘eski Avrupa’ ve Rusya’ya bağımlı. Bunu ABD’ye karşı açık mesafe koyan Türkiye
de farketti.
Zeit: Avrupa Fransız Dışişleri bakanı
Dominique de Villepin’nin dediği gibi bir kayıt kasası değil ki.
Todd: Avrupa’nın daha henüz bir dış
politikası yok. Şimdi Almanlar dışpolitikada kendi hareket özgürlüklerini geri
kazandılar. Bu dönüşümün stratejik ve sembolik boyutu dikkatlerden kaçmamalı.
Fransa ile birlikte ABD’den bağımsızlaşan ve bunu yaparken halkın büyük
çoğunluğunun tasvibini alan bir siyasi yenilenmenin çekirdeği oluşmaktadır. Buna
karşın İspanya, İngiltere, İtalya ve Doğu Avrupa’lılar siyasi açıdan yeni değil,
aslında eski Avrupa’yı ifade ediyorlar, çünkü kendi otonomilerine halen
kavuşamadılar.
Zeit: Fransa ve Almanya’nın Britanya ile
zarar gören ilişkileri nasıl tamir edilebilir ?
Todd: Senelerdir Alman-Fransız sürecinin
içine girmeye çalışan Blair, halihazırdaki krizde, her iki ülkenin iş ciddiye
binince sıkı bir şekilde birarada durduklarını ve ona çok az bir nüfuz alanı
bıraktıklarını farketti. Ancak Britanyalıların Avrupalı olmakla beraber ABD ile
reel tarihi ve kültürel bağlarının olduğuna dostça bir anlayış göstermek
gerekir. Ben Britanyalıların tekrar Avrupa’ya geri gelecekleri konusunda
ümitliyim. Bundaki itici güç ABD’nin zorbalığı, istikrarsızlığı ve büyüklük
kompleksi olacak. Bunun üzerine Britanyalılar kendiliklerinden Avrupai değerler
topluluğuna ait olduklarını farkedecekler.
Zeit: Ama bunlar savaşların devletler
tarafından değil, fakat kısmen acımasız rejimlerin yardımıyla Batı’ya saldıran
terörist guruplar tarafından başlatıldığı bir zamanda kum sandığı
manevralarıdır.
Todd: Terörizmin her yerde hazır ve
nazırlığı ABD’nin Filipinler’de, Yemen’de ya da Irak’ta kendi
vazgeçilmezliklerini göstermek için oluşturdukları haçlı seferlerini
meşrulaştırmak için kullandıkları dev bir mitosdur. Bu kesintisiz savaş haliyle
ABD Eski Dünyaya rahat ve huzur vermemektedir. Ancak teröristlere karşı askeri
araçlar değil, fakat sadece fonksiyonel olan bir polis ve gizli servis
çalışmaları işe yarar. İkiz Kulelere karşı saldırıdan bu yana bu şekilde
terörist tehlike asgariye düşürüldü, fakat Amerikalıların kollektif psikozu
azaltılamadı.
Zeit: Siz olayı basitleştiriyorsunuz. Cerba
ve Bali’deki saldırılar ne oluyor o zaman ?
Todd: Bunlar dünya polikası açısından
tehdit potansiyeli içermeyen korkunç kıyımlardı. İslam ülkelerindeki bu
saldırılar aslında katillerin kendi terörlerini Batı’ya doğru ihraç etme
konusundaki yeteneksizliklerini göstermektedir. Avrupa’da 11 Eylül’den sonra
saldırı olmadı. Ben bir demografım ve verilere bağlı kalırım: Ben ölüleri
sayıyorum. Toplam olarak bakıldığında islami terör bu bölgelerin barbarlığa
doğru düşüşleri değil, fakat modernizm sürecindeki transformasyon krizinin
sonucudur. Dünyanın bütün ülkeleri yazı yazma oranının yükseltilmesi ve doğum
kontrolü sonucunda oluşan bu dönüşümlerden geçmektedirler. Fakat bütün İslam
ülkeleri zayıf oldukları için orada Avrupa’da eskiden olduğu gibi bir büyük güç
oluşamaz. Bu ülkeler sadece demografik devrimin bitimi ile eşzamanlı olarak
kendiliğinden silinecek olan terörizmi üretebiliyorlar.
Zeit: Peki kitle imha silahları ne oluyor ?
Todd: Bunlar gerçekte hiç bir rol
oynamıyorlar. Şimdiye kadar New York’da düzenlenen en tehlikeli terörist saldırı
zehirli gazlarla değil, bıçaklarla ve sivil uçaklarla gerçekleştirildi. Buna
karşı sadedce polis ve gizli servis çalışmaları etkili olabilir. Şarbon
saldırıları ise Amerika’nın kendi içinden geldi. Aslında şimdi Amerikalıların
Irak’ı işgal etmeleri sonucu terörizmin daha da tahrik edileceğinden
korkulmaktadır. Aynı zamanda Amerika’nın hava üstünlüğüne sahip olması, bu
silahların yeniden akımına yol açacak. Çünkü ancak bu şekilde bazı ülkeler
kendilerini Amerikan bombardımanlarına karşı emniyette hissedebilecekler.
Zeit: Teröristleri destekleyen haydut
devletlerle ne yapılmalı ?
Todd: Taliban’ın Afganistan’ı, ABD’nin ve
Rusya’nın inşa çalışmalarının ürünü idi. Buna karşın Irak kanlı bir
diktatörlüktü, ancak teröristleri destekleyen bir haydut devlet değildi. İran da
bir haydut devlet değil, fakat çoğulcu bir sisteme doğru modernize oluyor. Ve
Küba da şer eksenin diğer ucunda teröristleri desteklemiyor.
Zeit: Uluslararası hukuku bekleyen sorunlar
nelerdir?
Todd: BM çoğunluk olarak Irak-savaşına
karşıydı. Buna rağmen ABD bu savaşı yaptı ve uluslararası hukuku çiğnedi. BM
önceki zamandan daha fazla şu an gündemde. Hiçbir zaman onun rolü bu kadar
önemli olmadı. Irak-krizinin çözümünde başarısız kalmasının sebebi ABD’nin
tehlikeli ve gayri meşru bir politika takip etmesidir. ABD’nin
istikrarsızlaşması muvacehesinde BM’nin New York’da kalması üzerinde yeniden
düşünmek gerekmektedir, salt delegelerin emniyeti açısından bile. BM Avrupa’ya
bile taşınabilir, belki İsviçre’ye.
Zeit: BM’de de birçok haydut devletler
bulunmaktadır.
Todd: BM ne yazık ki demokrasiler kulübü
değil, fakat devletler arası sorunları çözmek için görevlendirilmiş bir
organizasyondur. Dünyanın bütün uluslarında yazı yazma oranının yükselmesi,
kadınların özgürleşmesi sonucu dışarıdan zorla dayatılması mümkün olmayan bir
demokratikleşmeye doğru dev adımlar atılıyor. Demokrasiyi sokmak için Suriye ya
da Çin’e karşı bir savaş başlatılamaz.
Zeit: ABD kendi değerlerini ihraç eden
ideal demokratik bir evrenselciliğin tek devleti olarak gözükmektedir.
Todd: Avrupa’ya nisbeten Amerika’daki
demokrasi ve sivil haklar bugün oradan ihraç edilemeyecek kadar çok
daraltılmıştır. Irak-savaşı jeo-politik bir güç gösterisi idi, fakat bir hasbi
demokratik misyon değildi. Tam tersine şimdi Avrupalılar ABD’den Irak’ta
demokrasi konusunda icraata geçmelerini taleb etmeliler. Saddam’ın devrilmesiyle
Amerikan iki yüzlülüğünün sonu geldi. Bunu söylerken birçok Fransız’ın
derinliğinde yatan Amerikan-karşıtlığından çok uzaktayım. Benim dedem
Avusturyalı bir Yahudi ve Amerikan vatandaşı idi. Annem İkinci Dünya savaşında
ABD’ye kaçtı. Benim Amerika’ya karşı temelde bir pozitif tutumum vardır. Fakat
şimdi biz barışın, düzenin ve özgürlüğün garantörünün, düzensizliğin ve savaşın
faktörü olma konusundaki dönüşümünü anlamakta güçlük çekiyoruz.
Biz artık ABD’den bir büyük demokrasi
olarak bahsedemeyiz. Seçim sistemi krizde. İçteki eşitsizlikler artıyor. Zengin
bir Amerikalı artık zengin bir Avrupalı ile kıyaslanamıyor. Orada şimdi Amerikan
rüyasına zarar veren yeni bir plütokrasi var. Ekonomideki skandallardan sonra
serbest piyasaya olan inanç eskiden komünizme olan inancın harab olması gibi
harab oldu. Bu mitosun patlaması Amerika’yı çok büyük bir manevi krize soktu.
ABD kendi iç parçalanmasını dünyaya yansıtıyor.
Zeit: Fakat Amerika son 50 senede dünyadaki
düzeni sağlamayı büyük çapta tek başına omuzladığından dolayı da zayıflamış
olamaz mı ?
Todd: Bu tarihi verilerle hiç bir ilgisi
bulunmayan ahlaki bir değerlendirmedir. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD dünya
çapında müthiş bir dayanışma gördü. O zamana kadar global emniyetin garantörü
olan devletin, ulusun tehdit edilmesi bütün devletlerde korkulara yol açtı.
Herkes yardım etmek istedi, Rusya’dan Nato’ya kadar. Fakat bunu Amerikalılar
istemediler, çünkü bunu kendi zayıflıklarının bir göstergesi olarak
hissederlerdi. Onlar gitgide daha az müttefiklerine kulak vermeye başladılar ve
büyüklendikçe büyüklendiler.
Ticari bilanço ve finans akımları
bakımından ABD çoktan bütün dünyanın gerisinde kalmıştır. Buna rağmen realiteyi
inkar edecek dereceye varıncaya kadar bir güç ispatı içerisinde kendilerini
tatmin ediyorlar. Buna karşı Avrupalılar dostça yaklaşamazlar, fakat daha
talebkar olmalılar ve sanayii ve finansal kaynaklarla karşı koymalılar. Onlar
Irak’dan Amerikan nüfuzunu uzak tutmanın kendi çıkarlarına olduğunu görmeliler,
çünkü Avrupa’nın enerji ihtiyacı oraya bağlı.
Zeit: Güç dengesizliği ABD’nin lehine daha
da artmayacak mı ?
Todd: Amerikan militarizmine karşı koyacak
bir güç olmazsa, -bunu Avrupa’lılar kendi savaşlarından çok iyi biliyorlar-
savaş götüren devlet başka bir savaş başlatır. Bu süreç Suriye ile başlıyor
bile. Buna karşın Avrupa ve Rusya istikrarlı bir stratejik yapı oluşturmak
zorundalar. Sözkonusu olan eski ittifakların alt üst edilmesi değil,
tamamlanmasıdır. Atlantik ekseninin kayıtsız imtiyazlılığı artık iş görmüyor.
Zeit: Rusya güvenilir bir partner mi ?
Todd: Rusya artık tehlikeli değil. Bunu
Almanlar tabi Ruslarla daha az sorunları olmuş Fransızlardan daha farklı
görüyorlar. Rus kültüründe Franda’da olduğu gibi istikrarlı bir evrenselcilik ve
aile ve toplumla ilgili eşitlikçi bir anlayış hakim. Bu evrensel eşitliğin
yayılmacı aşamalarında – önce 1789 ve sonra 1918- Almanya peşpeşe iki taraftan
sıkıştırıldı. Fakat bugün Rusya zayıf durumda ve Almanya ve Fransa’nın içinde
bulunduğu demografik krizin benzerini yaşamaktadır. Bugün Rusya’nın içinde
bulunduğu noktada eski evrenselcilikten geriye kalan, dengesi bulunan bir
dünyaya çok kutuplu bir bakıştır.
Zeit: ABD ile bir kırılma mı istiyorsunuz ?
Todd: Hayır, ben Anglosakson kültürüne Rus
kültüründen daha yakın duruyorum. Ancak bizim ABD’nin gücünü dengeleyecek bir
güce ihtiyacımız var. Mevzu bahis olan kırılma değil, otonomidir. ABD ile
sorunlu bir ilişki içine girmekten kaçınmak için Büyük Britanya’nın geriye
gelmesi lazım. O zaman Avrupa hiç de Amerika-karşıtı olamaz. Bunun aksine
Amerika’nın sorunlu ve Avrupa-karşıtı bir ülke olma tehlikesi daha çok
muhtemel. AB ve BM güçlüler, fakat NATO anlamsızlaştı. Bugün Rusya Avrupa’nın
emniyeti açısından daha büyük bir garantör durumuna geldi.
Zeit: Amerika sizin tarafınızdan dile
getirilen yıkıma karşı ne yapabilir ?
Todd: Şu sıralar ABD askeri el kol
hareketleri yapma yolunu seçti. Onlar için yeniden üretken olabilmek için
endüstriyel bir yeni kurgulanma ve teknolojik yenilenmeyi hedeflemek daha iyi
olurdu. Dünya ABD’nin Irak’daki galibiyetinden sonra dünyadaki liderliği ele
geçirdiğini zannediyor. Fakat onlar askeri araçlarla askeri olmayan bir probleme
karşı hareket ettiler. Ben onların bu suretle kendi güçlerini kaybettiklerine
inanıyorum.
51 yaşında olan antropolog ve tarihçi
Emmanuel Todd, Paris’de National d’Etudes Demographiques Enstitüsünde nüfus
bilimcisi olarak çalışmaktadır. En son ‘Dünya gücü ABD. Bir Anma Nutku ’isimli
eseri yayınlandı. Söyleşiyi Michael Mönninger gerçekleştirdi.