Kıymetli okuyucularımız,
Dergimizin bu sayısında, iki ana konuyu ele aldık. Bunlardan ilki Irak’taki
operasyon, ikincisi ise "İslamcılık" konusu. Dergimiz, 11 Eylül olaylarından
sonra, Amerika’nın kendi tanımladığı önleyici anti-terörizm stratejisi
gereğince, İslam Dünyası üzerindeki baskısını artıracağı ve bu bağlamda
öncelikle ‘eylemci’ gruplar üzerine gideceği değerlendirmesinde bulunmuştuk.
Akabinde Afganistan operasyonu ve Filipinler’deki aktivist Müslüman gruplara
yönelik saldırılar geldi. O dönemde ayrıca sırada Irak’ın olduğuna dair
yorumlarda da bulunmuştuk. Ağustos 2002 sayımızın kapağına da muhtemel Irak
saldırısı için "Az Sonra..." manşetini atmıştık. Bizce, Amerika’nın Irak’a
müdahalesi, yeni benimsediği stratejik konsept gereğince kaçınılmazdı. Fakat
ardından "savaşa hayır" adında ve bizim camiamızdan da pek çok kesimin katıldığı
bir kampanya başlatıldı. Bu kesimler dünya halklarının hissiyatını da
kullanarak, Türkiye’nin ayak diremesi durumunda, Amerikan müdahalesine engel
olunabileceği tezini işlediler. Bu nedenle Amerika’nın bir "B Planı" olmadığı
noktasında bir dönem hükümeti dahi etkileyebildiler. Fakat bu hesap yanlıştı ve
o yüzden de tutmadı. Savaş başladı ve koalisyon güçleri, stratejik hedeflerine
ulaşmak için her türlü yola başvurabileceklerinin de sinyallerini vermek
suretiyle operasyonu sürdürüyorlar. Bu bağlamda bizler, İKTİBAS olarak,
Müslümanların Tevhidi bilinç noktasında hassas olmaları gereken hususlar
üzerinde durduk ve insanımızı uyarmaya çalıştık. Biliyorduk ki, bu tür sıcak
ortamlarda insanlar, doğal olarak, heyecanlarına kapılma riski altındadırlar ve
Müslümanlar da bundan hali değildir. Bunun doğal bir boyutu olduğunun ve fakat
Tevhidi hassasiyetlerin bütün diğer tali boyutların önünde tutulması gereğinin
bilincinde olarak Müslümanların her hal ve durumda Tevhidi hassasiyetlerini
korumalarının elzem olduğunu sürekli vurguladık. Bu tutumumuzun, Müslümanların
bu olayda zeminlerini kaybetmeme noktasında etkili olduğuna da inanıyoruz.
Nitekim, bizim, bu tür ortamlarda, müminlerin iki zalimden birini tercih
zorunluluğu olmadığı; siyasal mücadelede, liderliğin Müslümanların elinde
olmaması durumunda, kazanılacak zaferin, Müslümanların tutsaklığını artıracağı
ve sosyal erozyonu önleme amacı temelinde yürütülen bir mücadelenin sonuç
vermeyeceği yönündeki vurgularımızın camiamızda yankı bulduğunu gözlemledik.
Doğrusu buna seviniyoruz da. Çünkü pek çok savrulmaya rağmen, Müslümanların
içinde feraset sahiplerinin var olduğuna ve bunların öncülüğündeki sahih
girişimlerin hayırlar doğuracağına gönülden inanıyoruz. Ayrıca bizim bu ‘ilkeli’
duruşumuzu, ortamın sıcaklığı nedeniyle iyi anlayamayıp, hakkımızda mesnetsiz
iddialarda bulunan kardeşlerimizin, hadise hitama erdikten sonra bizi daha iyi
anlayacağını da tecrübelerimizle biliyoruz. Bu kardeşlerimiz, bir süre sonra,
bizim "asıl işimizin", başkalarının inisiyatifinde yürüyen süreçlerde üstlenilen
edilgen rolleri oynamak değil, amacını ve hedeflerini kendimizin belirlediği
süreçlerin aktif öznesi olmak ve bunun gereğini yapmak olduğunu fark edecekler
ve biz de bundan memnuniyet duyacağız.
Ayrıca, dergimizin bu sayısında, son günlerde hem İslami camianın hem de genel
kamuoyunun gündeminde yer alan "İslamcılık" tartışmalarını, bir "Soruşturma
Dosyası" tarzında ele almayı uygun bulduk. Bu bağlamda, konu hakkında farklı
yaklaşımları olan isimlere, konu ile ilgili sorular yönelttik. Burada amacımız,
konuyu enine-boyuna siz okuyucularımızın dikkatlerine sunmak ve tartışmanın
hangi noktalarda yoğunlaştığı hususunda sizleri bilgilendirmekti. Biz, İKTİBAS,
olarak, sorularımıza cevap veren değerli katılımcıların kanaatleri hakkında
görüş beyan etmek yerine, sunuş yazımızda, bazı hassasiyetlerimize ilişkin
değinilerde bulunmayı yeterli gördük. Çünkü burada amacımız, kendi görüşümüzü
öne çıkarmaktan çok, tartışmanın farklı boyutlarını ortaya koyarak,
okuyucularımızın düşünce ufkunu genişletmekti. Umuyoruz ki bu amacımıza
ulaşmışızdır. Bundan böyle, bu tür gündem oluşturan konularda, benzeri
Soruşturma Dosyaları hazırlamayı yayın programımıza almış bulunuyoruz. Bu
vesileyle, siz okuyucularımızın, değerlendirilmesini yararlı bulduğunuz konular
hakkındaki tavsiyelerinizi beklediğimizi de bilmenizi istiyoruz.
Bu sayımızın YORUM bölümünde, Irak Operasyonu vesilesiyle yapılan yanlışların,
daha sonra dönüp-dolaşıp bizi vuracağı hususu üzerinde durduk ve bu konuda
dirayetli bir duruş sergileyebilmek için gerçek anlamda muktedir olunması
gerektiğinin altını çizdik. KAVRAM bölümünde ise muhafazakarlığı işledik. Batı
düşüncesinin ürettiği bir kavram olarak Muhafakazarlığın İslami yaşam tarzına
ters düştüğünü ve varolanı meşrulaştırıcı işlevi olduğunu vurguladık. DÜŞÜNCE
yazıları bölümünde, Irak operasyonu ve muhtemel sonuçları üzerinde durduk. Cemal
Çağlak, hangi türden olursa olsun, Müslümanların zulme meyletmemesi gerektiğini
ifade etti ve özellikle bizdenmiş gibi görünen zalimlere karşı Müslümanların
uyanık olması gerektiğini söyledi. Hüseyin Alan, Amerika’nın Irak’a yönelik
saldırısının, beklentilerin aksine neticeler verebileceğini belirttiği
yazısında, bu olayın, Müslümanların uyanışına vesile olabilecek boyutlar
taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Mehmet Durmuş ise, Amerika’nın, Saddam’ın
zulmünü bahane ederek Irak’a başlattığı saldırıyı "cami duvarına işemek"e
benzetti ve bu olay vesilesiyle Müslümanların önlerindeki tuzaklara dikkat
etmesi ve bir kafiri def edip bir başka kafire kul olmamak noktasında dikkatli
olunması gerektiği hususuna da vurguda bulundu. Erhan Aktaş, Irak Savaşı’nın
aslında bir değerler sistemi savaşı olduğu değerlendirmesinde bulunduğu
yazısında, savaşın sonucunun, demokrasinin hanesine yazılacağı tespitinde
bulundu. ÇEVİRİ ve SANAT-EDEBİYAT bölümüne, Soruşturma Dosyası’nın hacimli
olması nedeniyle bu sayıda yer veremedik. MEKTUPLAR bölümünde ise, İslam’da
halife seçimi ve bunun esasları konusunda görüşlerimizi açıkladık. Bu konuda
tarihsel etkilerden uzak bir değerlendirmenin zaruretine vurguda bulunduk ve
İslami anlamda bir yönetimin esaslarını tayin ederken, sahabenin icraatlarından
ders çıkarılması gerektiğinin altını çizdik. GÜNDEM bölümümüz ise, yer
darlığımız yüzünden biraz sınırlı kaldı. Ama yine de geçtiğimiz ayın gündemine
ilişkin okunmasında fayda gördüğümüz birkaç yazı ve yorumu istifadenize sunmaya
çalıştık.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz...