Yıl 22  Sayı 292 Nisan 2003
Bu Sayıda
 

Kıymetli okuyucularımız,

 

Dergimizin bu sayısında, iki ana konuyu ele aldık. Bunlardan ilki Irak’taki operasyon, ikincisi ise "İslamcılık" konusu. Dergimiz, 11 Eylül olaylarından sonra, Amerika’nın kendi tanımladığı önleyici anti-terörizm stratejisi gereğince, İslam Dünyası üzerindeki baskısını artıracağı ve bu bağlamda öncelikle ‘eylemci’ gruplar üzerine gideceği değerlendirmesinde bulunmuştuk. Akabinde Afganistan operasyonu ve Filipinler’deki aktivist Müslüman gruplara yönelik saldırılar geldi. O dönemde ayrıca sırada Irak’ın olduğuna dair yorumlarda da bulunmuştuk. Ağustos 2002 sayımızın kapağına da muhtemel Irak saldırısı için "Az Sonra..." manşetini atmıştık. Bizce, Amerika’nın Irak’a müdahalesi, yeni benimsediği stratejik konsept gereğince kaçınılmazdı. Fakat ardından "savaşa hayır" adında ve bizim camiamızdan da pek çok kesimin katıldığı bir kampanya başlatıldı. Bu kesimler dünya halklarının hissiyatını da kullanarak, Türkiye’nin ayak diremesi durumunda, Amerikan müdahalesine engel olunabileceği tezini işlediler. Bu nedenle Amerika’nın bir "B Planı" olmadığı noktasında bir dönem hükümeti dahi etkileyebildiler. Fakat bu hesap yanlıştı ve o yüzden de tutmadı. Savaş başladı ve koalisyon güçleri, stratejik hedeflerine ulaşmak için her türlü yola başvurabileceklerinin de sinyallerini vermek suretiyle operasyonu sürdürüyorlar. Bu bağlamda bizler, İKTİBAS olarak, Müslümanların Tevhidi bilinç noktasında hassas olmaları gereken hususlar üzerinde durduk ve insanımızı uyarmaya çalıştık. Biliyorduk ki, bu tür sıcak ortamlarda insanlar, doğal olarak, heyecanlarına kapılma riski altındadırlar ve Müslümanlar da bundan hali değildir. Bunun doğal bir boyutu olduğunun ve fakat Tevhidi hassasiyetlerin bütün diğer tali boyutların önünde tutulması gereğinin bilincinde olarak Müslümanların her hal ve durumda Tevhidi hassasiyetlerini korumalarının elzem olduğunu sürekli vurguladık. Bu tutumumuzun, Müslümanların bu olayda zeminlerini kaybetmeme noktasında etkili olduğuna da inanıyoruz. Nitekim, bizim, bu tür ortamlarda, müminlerin iki zalimden birini tercih zorunluluğu olmadığı; siyasal mücadelede, liderliğin Müslümanların elinde olmaması durumunda, kazanılacak zaferin, Müslümanların tutsaklığını artıracağı ve sosyal erozyonu önleme amacı temelinde yürütülen bir mücadelenin sonuç vermeyeceği yönündeki vurgularımızın camiamızda yankı bulduğunu gözlemledik. Doğrusu buna seviniyoruz da. Çünkü pek çok savrulmaya rağmen, Müslümanların içinde feraset sahiplerinin var olduğuna ve bunların öncülüğündeki sahih girişimlerin hayırlar doğuracağına gönülden inanıyoruz. Ayrıca bizim bu ‘ilkeli’ duruşumuzu, ortamın sıcaklığı nedeniyle iyi anlayamayıp, hakkımızda mesnetsiz iddialarda bulunan kardeşlerimizin, hadise hitama erdikten sonra bizi daha iyi anlayacağını da tecrübelerimizle biliyoruz. Bu kardeşlerimiz, bir süre sonra, bizim "asıl işimizin", başkalarının inisiyatifinde yürüyen süreçlerde üstlenilen edilgen rolleri oynamak değil, amacını ve hedeflerini kendimizin belirlediği süreçlerin aktif öznesi olmak ve bunun gereğini yapmak olduğunu fark edecekler ve biz de bundan memnuniyet duyacağız.

Ayrıca, dergimizin bu sayısında, son günlerde hem İslami camianın hem de genel kamuoyunun gündeminde yer alan "İslamcılık" tartışmalarını, bir "Soruşturma Dosyası" tarzında ele almayı uygun bulduk. Bu bağlamda, konu hakkında farklı yaklaşımları olan isimlere, konu ile ilgili sorular yönelttik. Burada amacımız, konuyu enine-boyuna siz okuyucularımızın dikkatlerine sunmak ve tartışmanın hangi noktalarda yoğunlaştığı hususunda sizleri bilgilendirmekti. Biz, İKTİBAS, olarak, sorularımıza cevap veren değerli katılımcıların kanaatleri hakkında görüş beyan etmek yerine, sunuş yazımızda, bazı hassasiyetlerimize ilişkin değinilerde bulunmayı yeterli gördük. Çünkü burada amacımız, kendi görüşümüzü öne çıkarmaktan çok, tartışmanın farklı boyutlarını ortaya koyarak, okuyucularımızın düşünce ufkunu genişletmekti. Umuyoruz ki bu amacımıza ulaşmışızdır. Bundan böyle, bu tür gündem oluşturan konularda, benzeri Soruşturma Dosyaları hazırlamayı yayın programımıza almış bulunuyoruz. Bu vesileyle, siz okuyucularımızın, değerlendirilmesini yararlı bulduğunuz konular hakkındaki tavsiyelerinizi beklediğimizi de bilmenizi istiyoruz.

Bu sayımızın YORUM bölümünde, Irak Operasyonu vesilesiyle yapılan yanlışların, daha sonra dönüp-dolaşıp bizi vuracağı hususu üzerinde durduk ve bu konuda dirayetli bir duruş sergileyebilmek için gerçek anlamda muktedir olunması gerektiğinin altını çizdik. KAVRAM bölümünde ise muhafazakarlığı işledik. Batı düşüncesinin ürettiği bir kavram olarak Muhafakazarlığın İslami yaşam tarzına ters düştüğünü ve varolanı meşrulaştırıcı işlevi olduğunu vurguladık. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde, Irak operasyonu ve muhtemel sonuçları üzerinde durduk. Cemal Çağlak, hangi türden olursa olsun, Müslümanların zulme meyletmemesi gerektiğini ifade etti ve özellikle bizdenmiş gibi görünen zalimlere karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğini söyledi. Hüseyin Alan, Amerika’nın Irak’a yönelik saldırısının, beklentilerin aksine neticeler verebileceğini belirttiği yazısında, bu olayın, Müslümanların uyanışına vesile olabilecek boyutlar taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Mehmet Durmuş ise, Amerika’nın, Saddam’ın zulmünü bahane ederek Irak’a başlattığı saldırıyı "cami duvarına işemek"e benzetti ve bu olay vesilesiyle Müslümanların önlerindeki tuzaklara dikkat etmesi ve bir kafiri def edip bir başka kafire kul olmamak noktasında dikkatli olunması gerektiği hususuna da vurguda bulundu. Erhan Aktaş, Irak Savaşı’nın aslında bir değerler sistemi savaşı olduğu değerlendirmesinde bulunduğu yazısında, savaşın sonucunun, demokrasinin hanesine yazılacağı tespitinde bulundu. ÇEVİRİ ve SANAT-EDEBİYAT bölümüne, Soruşturma Dosyası’nın hacimli olması nedeniyle bu sayıda yer veremedik. MEKTUPLAR bölümünde ise, İslam’da halife seçimi ve bunun esasları konusunda görüşlerimizi açıkladık. Bu konuda tarihsel etkilerden uzak bir değerlendirmenin zaruretine vurguda bulunduk ve İslami anlamda bir yönetimin esaslarını tayin ederken, sahabenin icraatlarından ders çıkarılması gerektiğinin altını çizdik. GÜNDEM bölümümüz ise, yer darlığımız yüzünden biraz sınırlı kaldı. Ama yine de geçtiğimiz ayın gündemine ilişkin okunmasında fayda gördüğümüz birkaç yazı ve yorumu istifadenize sunmaya çalıştık.

Bir sonraki sayıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz...

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'