Yıl 22  Sayı 289 Ocak 2003
Bu Sayıda
 

Bush Casuslarla Dolu Bir Ülke

İstiyor (2)*

 

Alexander Schwabe

 

Çeviren : Selvet AKGÜN

Kaynak: http://www.spiegel.de/22.07.2002

 

11 Eylül saldırılarından yaklaşık bir yıl sonra George W. Bush, ülkeyi casuslarla dolu bir topluma dönüştürmeye çalışıyor. Ağustos’da operasyon TIPS başlayacak, Bush’un terörizme karşı en yeni silahı. Pilot proje başarılı olursa, ABD’de muhbir oranı, zamanında Doğu Almanya Cumhuriyeti’ndekinden çok daha fazla olacak.

Şüpheli terörist aktiviteler

…Resmi daireler casus olarak özellikle kamu hayatının kilit alanlarında yer alan ya da kamu alanının özel alanla kesiştiği bölgelerde faal olan insanları kazanmak istiyorlar. Otobüs şoförleri, postacılar, telefon operatörleri, tır şoförleri, elektrik,- gaz,- ve su tesisatı alanlarında işçi olanlar, garsonlar, kaptanlar ve liman işçileri keskin duyu organlarıyla ve şüpheli bir durumla karşılaşmaları durumunda özel bir ücretsiz numarayı arama iradesiyle dünyada gezecekler.

On şehirde Ağustos’da [2002] pilot-proje başlayacak. Bir Milyon muhbir hemşehrilerini kontrol edecekler. Deney ABD’nin en büyük on şehrinde uygulanırsa bu bir Milyon muhbirin 24 Milyon insana (yaklaşık %4) düştüğü anlamına gelir. Bu durumda büyük şehirlerdeki casusların sayısı Doğu Almanya Cumhuriyeti’ndeki Devlet Güvenlik Polisi (STASİ) için çalışmış casusların sayısından daha fazla oluyor. Orada yaklaşık 17 Milyon nüfusa değişik rakamlara göre 110.00 ila 170.000 - nüfusun yüzde birinden daha az- gayri resmi Devlet Güvenlik Polisi düşüyordu.

McCarthy dönemini hatırlayış

Adalet bakanlığında şüpheli kişiler hakkında dosyaların oluşturulmasının planlanması, ellili yıllardaki FBI-şefi J. Edgar Hoover’ın sözde komünizme sempati duyan yüzlerce insanın ismini kara listelerde tuttuğu Mc-Carthy-dönemini anımsatıyor. Kaydedilen bilgiler polis istasyonları ve gizli servislere açık olacak. Hakkında dosya tutulan vatandaşlar bu durumdan haberdar edilmeyecekler.

Şimdilik bu durumun o dönemde olduğu gibi bir cadı avına dönüşüp dönüşmeyeceği belli değil. Buna rağmen daireler planlanan 11 Milyon muhbirin ispiyonculuk eylemlerinin sınırlarını açık bırakıyorlar. Bir sivil haklar hareketi olan ACLU, vatandaşların geniş çaplı bir şekilde kontrol edilme imkanlarının suistimale kapı açtığı konusunda uyarıda bulunuyor. Özel ispiyoncular ordusu dikkatini nereye yöneltecek? Mal ve ürünlere mi ya da özellikle insanların özel hayatlarına mı ?

‘Bizim blok-liderlerine ihtiyacımız yok’

Orwell’in korkulu rüyası ‘Büyük Birader Sizi İzliyor!’un etkili olup olmayacağı da henüz belli değil. 1992’de Harvard’da yayınlanan bir rapor birçok muhbirin pek de güvenilir bir bilgi kaynağı olmadığını ortaya koyuyor. Bazıları hakikati süsleyerek anlatıyorlar, diğerleri mesela hemcinslerini gammazlamak için havadan uyduruyorlar. Bireyin özgürlüğü için çalışan Cato Enstitüsü’nden Robert Levy, muhtemelen daireleri felce uğratacak değersiz bilgi seliyle karşılaşılacağını hesaplıyor. Kendisi ‘Biz blok-liderleri olmaksızın daha iyi gidiyoruz.’ diyor.

Terörü önleme programı bireyin özgürlük haklarını sınırlandırmak için Patriot Act çerçevesinde bir diğer adımdır. New York’lu anayasa hukukçusu Nancy Chang, Anavatan Kanunu’nun daha çok vatandaşın etnik kökeninden ya da ideolojik kanaatlerinden dolayı kendini kanıtlamak isteyen kişilerin hedef tahtası haline geleceğinden korkuyor. Hatta anayasada sağlama alınmış, mahkemelerde eşit muamele prensibi, özellikle tutuklanan göçmenlerde gevşetildi.

Amerika’nın gururu nedir ?

Ancak bireyler için muhtemelen beklenen olumsuzlukların dışında daha fazla tehlikeler de bulunuyor. Nancy Chang, Bush 26 Ekim 2001 tarihinde ‘Terörizmle mücadele için Amerika’nın birliğini ve güçlenmesini sağlayıcı ölçülü tedbirler’ kanununu imzaladığından beri, -ki bu kanun Temsilciler meclisinden 66 oya karşı 356 oyla geçmişti, Senato’da ise bir oya karşı 98 oyla geçmişti- Amerikan Gururu’nun dayandığı temel hakları tehlikede görüyor. Anayasayı Koruma Dairesi’nin merkezinde yönetici avukat olarak çalışan Chang şunu soruyor: ‘Haklar Bildirgesi’ni ayaklar altına almanın neresi vatanperverliktir ?’

Chang’a göre, Patriot Act, benzersiz bir ölçüde ‘bizim siyasi özgürlüğümüzü ulusal güvenlik adına kurban ediyor’. Demokratik değerler polis organlarının gözetme imkanları ve gizli servislerin yetkileri korkunç bir şekilde güçlendirilmek suretiyle, bir çırpıda hiçe sayılıyor.

Kriz dönemlerinde çokça olduğu gibi Yargı siyasetçilerin çıkarları karşısında boyun eğiyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında mesela Yüksek Mahkeme Kurulu, sosyalist Eugene Debs’in ABD’nin savaşa katılımını protesto etmesi nedeniyle mahkum edilişini onaylamıştı. Anayasa aslında her Amerikalı’nın hür konuşmasını garanti altına aldığı halde, hakimler, -Harvey olayında olduğu gibi, Debs’in şiddetsizlik için girişimini tolere etmeyi kabullenemediler.

Pearl Harbor’un bombalanmasından sonra da vatandaşların önemli temel hakları yürürlükten kaldırılmıştı. O dönemde Amerikan Yüksek Mahkemesi, 100.000 Japon göçmenin ve Japon-kökenli Amerikan vatandaşlarının gözaltına alınmasının hukuka uygun olduğunu karara bağlamıştı. Her vatandaşın kanun karşısındaki eşitliğini temin eden temel hak bu kriz döneminde de pek önemli değildi!

New York’daki Anayasa Hukuku Merkezi’nde, kaygılı bir şekilde, 11 Eylül olaylarının, yüksek hakimler tarafından da Birinci Dünya Savaşı ve Pearl Harbor örneklerine benzediği tesbit edilmektedir. Temel hakların en yüksek koruyucusu olan Yüksek Mahkeme hakimesi Sandra Day O’Connor bile, vatandaşların özgürlük hakları için tam gayret beklenemeyeceğinden bahsediliyor. O’Connor Ground Zero’da durduğunda şunları söylemişti: "Biz muhtemelen bu ülkede daha önce hiç olmadığı şekliyle bireyin özgürlüklerinin güçlü bir şekilde sınırlandırılmasına şahit olacağız."

Terörist rolünde gizli servis uzmanları

Bayan hakim, öyle görülüyor ki haklı çıkacak. Daha geçen hafta Bush, vatanın terör saldırılarına karşı korunmasının hükümetinin en önemli misyonu olduğunu tekrarlıyordu. Bunun için uzun bir önlemler listesi açıkladı: Silahlı kuvvetler bundan böyle ABD’nin içinde de harekete geçebilecekler, Federal devletlerdeki taşıt ehliyetleri düzenlemesi aynılaştırılacak, diğer devletlerle suçlu iadesi anlaşmaları genişletilecek, ABD’deki ve yabancı limanlardaki gemiler daha titizce teftiş edilecek, hükümet dairelerinin işleri daha iyi koordine edilecek, ülkenin aşı depoları daha da zenginleştirilecek.

Hatta vatanı koruma planı, "gizli tehdit birimleri" kurulmasını öngörüyor. Gizli servis uzmanlarından oluşan ‘Kızıl ekipler’ terörist rolüne girip saldırı planlayacaklar ve böylece oradan kazanılan tecrübelerden böyle saldırıları mümkün mertebe önleyecek metodların geliştirilmesi hedeflenecek.

*Bu tercüme İktibas Dergisi’nin Kasım Ayı 287. sayısındaki tercümenin devamıdır. (s. 46)

 

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'