Yıl 22  Sayı 289 Ocak 2003
Bu Sayıda
 

Pragmatikleşen Müslümanlar

 

Mukaddes ÖZKAN

 

Allah sana rahmet eylesin koca adam. Biz seni çok özlüyoruz. Ailen özlüyor, arkadaşların özlüyor. Hayattayken seninle ters düşenler bile artık sana hak vermeye başladılar. Onlar bile senin gözü karalığını, lafı gediğine koyuşunu, kararlı tavırlarını arar oldu. Düşüncelerin, fikirlerin, her an daha taze, daha gerçek, daha canlı olarak karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar şüpheyle bakılan iddiaların bütün gerçekliği ile karşımıza dikiliyor. Sen 70’li yıllarda başladın ve aramızdan ayrılana dek, bu yolla İslam’a ulaşılamayacağını söyledin durdun hep.

İki bin üçün ocağına geldik. Bu ayın yirmibeşinde, sensiz geçen sekiz yılı arkada bırakıyoruz. Bu sekiz yıl da senin yaşadığın yıllar da pek farklı değil. Sadece, Demokrasi girdabı daha çok müslümanı içine aldı, hatta daha çok yerine, tamamına yakınını demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Müslümanlar muhafazakarlıkla İslam’ı ayırdetmeyi kabul etmedikleri sürece bu yanılgıyı yaşamaktan kurtulamayacaklar. İslam, muhafazakarlık değildir, İslam, demokrasi değildir, İslam sosyalizm değildir. Müslüman muhafazakar olamaz, müslüman demokrat olamaz, müslüman sosyalist olamaz, müslüman pragmatik de olamaz. Olursa bugünkü manzaradan kurtulmak mümkün olmaz. Olursa, bugünkü yaşadıklarımızdan başka şeyler yaşamamız mümkün olmaz.

Bu konuda bir örnek vermek kaçınılmaz oldu diye düşünüyorum.

Bu ülkenin müslüman insanlarının, coşturulan İslami duyguları sonucu iktidar olan hükümetin, yetkili ağızları göreve gelir gelmez, müslümanların en büyük sorunu haline gelen tesettür problemi yerine, Dünya güzeli seçilen dilberi tebrikle işe başladı. Bu arada şov yıldızlarından birini de çok beğendiğini söylemeden edemedi. Bunlar müslümanların pragmatikleşme çabalarının onları düşürdüğü açmazlar. Eşi tesettürlü bir başbakanın Allah’ın haram kıldığı bir yol izleyerek, dünya güzeli seçilen bir dilberi makamına çağırarak tebrik etmesi, ne biçim çelişkiler içinde olduklarının göstergesi değil de ne?! İşte bu pragmatik davranma, pragmatik düşünme çabalarının ortaya çıkardığı acı tablo.

Bütün bunların sonuçları hafife alınır gibi değil. Bu partiyi iktidara taşıyan muhafazakar kesim, gençlerine bu konuda ne diyecek acaba? Kadının kendini teşhir etmesinin İslam’da yasak olduğunu söylese, abdestli namazlı başbakanın, o dilberi tebrik etmesinin ne anlama geldiğini nasıl açıklayacak? Bu davranış güzellik müsabakalarının meşruiyyetinn tescili anlamına gelmez de ne olur?

Daha önceleri bu aykırılıkların suçunu hep dini imanı kaale almayanların, toplumu İslam’dan uzaklaştırmak isteyenlerin çabaları olarak görürdük. Globalleşen dünyada ahlaki anlayış, bunun diğer ifadesi (batılı ahlak anlayışı) din dışı bir dünya mafyasının eline geçmiş durumda. Bu da apaçık gösteriyor ki, dünyalı olmak demek, yani küreselleşen dünyanın bir parçası olmak demek, dünyanın bozuk ahlak anlayışını benimsemek demek oluyor. Yani şu andaki bozuk, İslam dışı yaşamın, bizi içine çeken yanı Dünya ile paylaştığımız sistem. Müslümanlar, İslam’ı bırakıp küfrün girdabına kendilerini bıraktıkları sürece kurtuluş yolları onlar için kapanmış olacaktır.

Ne yazık ki gün geçtikçe, insanımızın batıya ve küfre olan hayranlığı artıyor. Bunun sonucunda da batılı ahlak anlayışı ile zaten İslam’dan uzaklaşan bizdeki ahlak anlayışı süratle yer değiştirmeye başladı. Bu gidişe dur demek için de muhafazakar olmak yetmiyor. Olan bitenler bunu gösteriyor.

Bu gidişe dur demenin tek yolu İslam, İslami bilinçlenme, sistemin tuzaklarından kurtulup Allah’ın ipine sıkı sarılmakla olur.

Müslümanlar İslam’ı, iktidarda zannediyorlar ne yazık ki! Ama bunun böyle olmadığını görecekler...

“Müminler arasında hayasızlığın yayılmasının arzu edenler, dünyada da ahirette de can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.” (Nur,19)

 

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'