Pragmatikleşen Müslümanlar
Mukaddes ÖZKAN
Allah sana rahmet
eylesin koca adam. Biz seni çok özlüyoruz. Ailen özlüyor, arkadaşların
özlüyor. Hayattayken seninle ters düşenler bile artık sana hak vermeye
başladılar. Onlar bile senin gözü karalığını, lafı gediğine koyuşunu, kararlı
tavırlarını arar oldu. Düşüncelerin, fikirlerin, her an daha taze, daha
gerçek, daha canlı olarak karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar şüpheyle bakılan
iddiaların bütün gerçekliği ile karşımıza dikiliyor. Sen 70’li yıllarda
başladın ve aramızdan ayrılana dek, bu yolla İslam’a ulaşılamayacağını
söyledin durdun hep.
İki bin üçün
ocağına geldik. Bu ayın yirmibeşinde, sensiz geçen sekiz yılı arkada
bırakıyoruz. Bu sekiz yıl da senin yaşadığın yıllar da pek farklı değil.
Sadece, Demokrasi girdabı daha çok müslümanı içine aldı, hatta daha çok
yerine, tamamına yakınını demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Müslümanlar
muhafazakarlıkla İslam’ı ayırdetmeyi kabul etmedikleri sürece bu yanılgıyı
yaşamaktan kurtulamayacaklar. İslam, muhafazakarlık değildir, İslam, demokrasi
değildir, İslam sosyalizm değildir. Müslüman muhafazakar olamaz, müslüman
demokrat olamaz, müslüman sosyalist olamaz, müslüman pragmatik de olamaz.
Olursa bugünkü manzaradan kurtulmak mümkün olmaz. Olursa, bugünkü
yaşadıklarımızdan başka şeyler yaşamamız mümkün olmaz.
Bu konuda bir örnek
vermek kaçınılmaz oldu diye düşünüyorum.
Bu ülkenin müslüman
insanlarının, coşturulan İslami duyguları sonucu iktidar olan hükümetin,
yetkili ağızları göreve gelir gelmez, müslümanların en büyük sorunu haline
gelen tesettür problemi yerine, Dünya güzeli seçilen dilberi tebrikle işe
başladı. Bu arada şov yıldızlarından birini de çok beğendiğini söylemeden
edemedi. Bunlar müslümanların pragmatikleşme çabalarının onları düşürdüğü
açmazlar. Eşi tesettürlü bir başbakanın Allah’ın haram kıldığı bir yol
izleyerek, dünya güzeli seçilen bir dilberi makamına çağırarak tebrik etmesi,
ne biçim çelişkiler içinde olduklarının göstergesi değil de ne?! İşte bu
pragmatik davranma, pragmatik düşünme çabalarının ortaya çıkardığı acı tablo.
Bütün bunların
sonuçları hafife alınır gibi değil. Bu partiyi iktidara taşıyan muhafazakar
kesim, gençlerine bu konuda ne diyecek acaba? Kadının kendini teşhir etmesinin
İslam’da yasak olduğunu söylese, abdestli namazlı başbakanın, o dilberi tebrik
etmesinin ne anlama geldiğini nasıl açıklayacak? Bu davranış güzellik
müsabakalarının meşruiyyetinn tescili anlamına gelmez de ne olur?
Daha önceleri bu
aykırılıkların suçunu hep dini imanı kaale almayanların, toplumu İslam’dan
uzaklaştırmak isteyenlerin çabaları olarak görürdük. Globalleşen dünyada
ahlaki anlayış, bunun diğer ifadesi (batılı ahlak anlayışı) din dışı bir dünya
mafyasının eline geçmiş durumda. Bu da apaçık gösteriyor ki, dünyalı olmak
demek, yani küreselleşen dünyanın bir parçası olmak demek, dünyanın bozuk
ahlak anlayışını benimsemek demek oluyor. Yani şu andaki bozuk, İslam dışı
yaşamın, bizi içine çeken yanı Dünya ile paylaştığımız sistem. Müslümanlar,
İslam’ı bırakıp küfrün girdabına kendilerini bıraktıkları sürece kurtuluş
yolları onlar için kapanmış olacaktır.
Ne yazık ki gün
geçtikçe, insanımızın batıya ve küfre olan hayranlığı artıyor. Bunun sonucunda
da batılı ahlak anlayışı ile zaten İslam’dan uzaklaşan bizdeki ahlak anlayışı
süratle yer değiştirmeye başladı. Bu gidişe dur demek için de muhafazakar
olmak yetmiyor. Olan bitenler bunu gösteriyor.
Bu gidişe dur
demenin tek yolu İslam, İslami bilinçlenme, sistemin tuzaklarından kurtulup
Allah’ın ipine sıkı sarılmakla olur.
Müslümanlar
İslam’ı, iktidarda zannediyorlar ne yazık ki! Ama bunun böyle olmadığını
görecekler...
“Müminler arasında
hayasızlığın yayılmasının arzu edenler, dünyada da ahirette de can yakıcı bir
azaba uğrayacaklardır. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.” (Nur,19)