
Onuncu Günde Kaplanlar
-Arap Öykücülüğünün Canlı Tanığı-
Mehmet Hakkı SUÇİN
Antolojiler
edebiyatın canlı tanıklarıdır. Herhangi bir edebiyatı “muhakeme” etmek
istiyorsanız görgü tanıkları konumundaki antolojilerden işe başlayabilirsiniz.
Antolojinin
bünyesinde topladığı metinler araştırmacının “corpus”u durumundadır. Antoloji,
bu “corpus” metinler aracılığıyla okuyucunun önüne ham örnekçeler koyar. Ancak
bunları istatistiksel verilere dökmez, kendi sonuçlarını okura dayatmaz. Her
okur (ya da yorumlayıcı) kendi “metinlerarası” deneyimi sayesinde metni kendisi
anlamlandırır, yorumlar, yeniden “oluşturur”. Okuyucunun her okuması, yeni bir
yorumdur ya da eski yorumların dönüşüme uğramasıdır. Metin bu özelliği sayesinde
sürekli dinamik bir varlık olarak “yaşar”. İşte antolojiler böylesi “hayati” bir
işlev üstlenmektedir.
Ülkemizde Arap
öykücülüğüne ilişkin antolojiler bir elin beş parmağını geçmez. Arap
öykücülüğüne olan ilgi, çoğunlukla sistematik olmayan bölük pörçük yayınlarla
tatmin edilmeye çalışılmıştır. Türk okuyucusu, Arap öykücülüğünü iki kaynaktan
tanıma fırsatı bulmuştur. Bunlardan ilki ve belki de en yaygın olanı İngilizce
ya da Fransızca gibi ikinci dillerden yapılan “çevirinin çevirileri”dir.
İkincisi ise doğrudan kaynak dilden, yani Arapça’dan yapılan çevirilerdir ki
özellikle son yıllarda bu tip çevirilerde bir artış gözlenmektedir. “Çevirilerin
çevirileri”, okunabilirlik açısından “makul” düzeyde olmalarına karşın bir çok
“teknik” sorunları da beraberinde getirmiştir. Ancak Arapça’dan yapılan
çeviriler genelde “çevirilerin çevirileri”nden daha az okunabilir” olmuştur.
Oldukça başarılı bir kaç örnek dışında Arap edebiyatının devleri adeta “acemi
yazarlara” dönüştürülmüştür. Bununla birlikte son yıllarda bu alanda başarılı
çevirilerin ortaya çıkması sevindiricidir.
Geçtiğimiz günerde
Meneviş Yayınları “Onuncu Günde Kaplanlar” adıyla bir Arap öykü seçkisi
yayınladı. 27 öyküden oluşan kitap, Arap Dili ve Edebiyatı uzmanı Erdinç Doğru
tarafından seçilip çevrilmiş. Çevirmen, -muhtemelen akademisyen tavrının
dürtüsüyle- kitaba Arap hikayeciliğinin gelişimiyle ilgili bir de çeviri-giriş
eklemiş.
Seçkide yer verilen
öyküleri üç kategoride sınıflandırmak mümkündür. Birincisi, Arap öykücülüğünün
emekleme dönemini yansıtan öyküler, isabetli bir seçimle Muhammed Teymur ve
Mahmut Teymur tarafından temsil edilmiştir. İkinci kategorideki öyküler Arap
öykücülüğünün dev isimleri Necib Mahfuz, Zekeriyya Tamir, Hanna Mina tarafından
temsil edilmiştir. Bunlara Mihail Nu’ayma ve İhsan Abdulkuddus da dahil
edilebilir. Üçüncü kategoride genç kuşak öykücülere yer verilmiştir ki bu
antolojinin getirdiği önemli bir yeniliktir.
Bir akademisyen
titizliğiyle çevrilen “Onuncu Günde Kaplanlar” okumaya değer ve kitaplığımızda
bulunması gereken seçkin bir eser.