Yıl 22  Sayı 289 Ocak 2003
Bu Sayıda
 

 

Onuncu Günde Kaplanlar

 

-Arap Öykücülüğünün Canlı Tanığı-

 

Mehmet Hakkı SUÇİN

 

 

Antolojiler edebiyatın canlı tanıklarıdır. Herhangi bir edebiyatı “muhakeme” etmek istiyorsanız görgü tanıkları konumundaki antolojilerden işe başlayabilirsiniz.

Antolojinin bünyesinde topladığı metinler araştırmacının “corpus”u durumundadır. Antoloji, bu “corpus” metinler aracılığıyla okuyucunun önüne ham örnekçeler koyar. Ancak bunları istatistiksel verilere dökmez, kendi sonuçlarını okura dayatmaz. Her okur (ya da yorumlayıcı) kendi “metinlerarası” deneyimi sayesinde metni kendisi anlamlandırır, yorumlar, yeniden “oluşturur”. Okuyucunun her okuması, yeni bir yorumdur ya da eski yorumların dönüşüme uğramasıdır. Metin bu özelliği sayesinde sürekli dinamik bir varlık olarak “yaşar”. İşte antolojiler böylesi “hayati” bir işlev üstlenmektedir.

Ülkemizde Arap öykücülüğüne ilişkin antolojiler bir elin beş parmağını geçmez. Arap öykücülüğüne olan ilgi, çoğunlukla sistematik olmayan bölük pörçük yayınlarla tatmin edilmeye çalışılmıştır. Türk okuyucusu, Arap öykücülüğünü iki kaynaktan tanıma fırsatı bulmuştur. Bunlardan ilki ve belki de en yaygın olanı İngilizce ya da Fransızca gibi ikinci dillerden yapılan “çevirinin çevirileri”dir. İkincisi ise doğrudan kaynak dilden, yani Arapça’dan yapılan çevirilerdir ki özellikle son yıllarda bu tip çevirilerde bir artış gözlenmektedir. “Çevirilerin çevirileri”, okunabilirlik açısından “makul” düzeyde olmalarına karşın bir çok “teknik” sorunları da beraberinde getirmiştir. Ancak Arapça’dan yapılan çeviriler genelde “çevirilerin çevirileri”nden daha az okunabilir” olmuştur. Oldukça başarılı bir kaç örnek dışında Arap edebiyatının devleri adeta “acemi yazarlara” dönüştürülmüştür. Bununla birlikte son yıllarda bu alanda başarılı çevirilerin ortaya çıkması sevindiricidir.

Geçtiğimiz günerde Meneviş Yayınları “Onuncu Günde Kaplanlar” adıyla bir Arap öykü seçkisi yayınladı. 27 öyküden oluşan kitap, Arap Dili ve Edebiyatı uzmanı Erdinç Doğru tarafından seçilip çevrilmiş. Çevirmen, -muhtemelen akademisyen tavrının dürtüsüyle- kitaba Arap hikayeciliğinin gelişimiyle ilgili bir de çeviri-giriş eklemiş.

Seçkide yer verilen öyküleri üç kategoride sınıflandırmak mümkündür. Birincisi, Arap öykücülüğünün emekleme dönemini yansıtan öyküler, isabetli bir seçimle Muhammed Teymur ve Mahmut Teymur tarafından temsil edilmiştir. İkinci kategorideki öyküler Arap öykücülüğünün dev isimleri Necib Mahfuz, Zekeriyya Tamir, Hanna Mina tarafından temsil edilmiştir. Bunlara Mihail Nu’ayma ve İhsan Abdulkuddus da dahil edilebilir. Üçüncü kategoride genç kuşak öykücülere yer verilmiştir ki bu antolojinin getirdiği önemli bir yeniliktir.

Bir akademisyen titizliğiyle çevrilen “Onuncu Günde Kaplanlar” okumaya değer ve kitaplığımızda bulunması gereken seçkin bir eser.

 

 
 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'