Yıl 22  Sayı 289 Ocak 2003
Bu Sayıda
 

 

Aziz okuyucularımız,

Dergimiz İKTİBAS, elinizdeki sayı ile, 22. yayın dönemine başlamış bulunuyor. Bu dönem, daha önceki yıllarda olduğu gibi, dergimizin çizgisini sürdürdüğüne şahit olacaksınız. Biz dergicilik açısından bakıldığında, bu konuya, diğer tüm hususlardan daha önem veriyoruz ve üzerinde titriyoruz. Zira dergilerin teknik açıdan zaman içinde bazı yenilikler yapmaları olağandır ve hatta gereklidir de. Ancak fikri düzeyin korunması, çizgiden sapılmaması ve istikrar üzere dosdoğru yürümek, bir fikir organı için her şeyden önemlidir. Biz de, bu hususun bilincinde olarak, çizgimizi değiştirmeden bugünlere kadar gelmeyi başardık, Rabbimize hamdolsun. Bu konuda, siz değerli okuyucularımızın katkılarını da hep dile getirdik. Dergimiz bu fedakar okuyucuları sayesinde yayınını sürdürdü, bundan sonra da inşallah sürdürecek. Bizler, siz okuyucularımızdan, sadece maddi destek de istemiyoruz. Beğendiğiniz yazılar konusunda takdir hislerinizi açıklamanın yanında, sizden, özellikle hatalarımız konusunda uyarıcılık görevinizi yapmanızı da istiyoruz. Bilesiniz ki, "siz bu görevinizi yapmıyorsanız sizde hayır yoktur, biz uyarılarınıza kulak asmıyorsak bizde hayır yoktur." Bu bilinci korumanızı ve gerektiğinde "eğri kılıçlarınızla düzeltme" sorumluluğunuzu kuşanmanızı istiyoruz. Ki böylece daha iyi yerlere gelelim ve doğrularımızın sahiplenicisi olabilelim...

Ocak sayımızda, dergimizin kurucusu olan ve 8 yıl önce aramızdan ayrılan Rahmetli Ercümend Özkan’ın hayatı, mücadelesi, düşünceleri ve Türkiye’deki İslami hareket’e katkıları üzerine yazılar bulabileceksiniz. Bu arada belirtmemiz gerekiyor ki, bazı okuyucularımız, Rahmetli hakkında dergimizde yer alan bu bölüme istinaden, bizim de diğer pek çok kesim gibi, ölüler kutsama yanlışına düşmememiz konusunda bizi uyarıyorlar. Biz, okuyucularımızın bu hassasiyetinden memnun oluyoruz ve hiçbir kulun kutsanmaması gerektiğini de çok iyi biliyoruz. Bu nedenledir ki, şimdiye kadar bize kimse ‘şucu, bucu’ demedi, diyemedi. Biz sadece Türkiye’deki İslami Uyanış sürecinde çok önemli izler bırakan Rahmetli Ercümend Özkan’ın "fikirlerini tanıtmak ve sahiplenilmesini sağlamak için" bu yayınları yapıyoruz. Ayrıca bu toprakların böylesi mücahid ve muvahhidler çıkarmış olmasından da seviniyoruz. Yozlaşmanın alıp-başını gittiği dönemlerde bu tür ‘hatırlatmalar’da bulunmanın yararına da inanıyoruz. Bu gerekçelerle, ERCÜMEND ÖZKAN’I ANARKEN bölümünde, Mukaddes Özkan, kimi müslümanların giderek pragmatikleştiği bir dönemde, Ercümend Özkan’ın tavizsiz, dimdik duruşunun örnek alınması gereğine işaret etti. Özkan’ın eğilip-bükülmeyen şahsiyetinin bir ‘örneklik’ bıraktığının altını çizen Ahya Aras ise, onun Kur’an-Sünnet ilişkisi, hadisler, tasavvuf, demokrasi ve laiklik konularındaki düşüncelerini değerlendirdi ve bu konulardaki görüşlerinin İslami kesime etkilerini ele aldı. Hüseyin Alan, "Sünnet" kavramı temelinde Özkan’ın hayatı ve mücadelesini değerlendirdi ve bu örnekliğin "Sünnet’e ittiba"nın ne demek olduğuna dair güzel bir açılım olarak yorumlanabileceğinin altını çizdi. Bu ayın YORUM bölümünde, Türkiye’de çeşitli entelektüeller ve teologlar tarafından desteklenen ‘değişim süreci’ni ve bunun muhtemel etkilerini değerlendirdik. "Demokrasi İslam’la çelişmez" temelinde yürütülen çabaların, son siyasal gelişmelerle ivme kazandığının altını çizdik ve bu bağlamda, AB, Kıbrıs ve Kuzey Irak’taki gelişmeleri sizler için değerlendirdik. Özellikle "savaşa hayır!" mitingleri bağlamında ise şu hususun altını çizme gereği duyduk: "Türkiye’deki reel-politiği gereğince anlamadan, "bağımsızlık", "müslüman kardeşliği", "savaş karşıtlığı" vb. müphemleştirilmiş kavramlara dayalı söylemlerle gündemi yorumlamak, abesle iştigalden başka bir anlam ifade etmemektedir." Mü’minler örneğin, "savaşma, seviş" sloganıyla hareket eden liberal, laik, sosyalist çevrelerden uzak olmalıdır, zira müminlerin her hal ve durumda –örneğin cihad/harb dönemlerinde- savaş-karşıtı olması mümkün değildir. Aksi taktirde boş bir "savaş-karşıtlığı" yapılmış olur. KAVRAM bölümünde, Kur’ani bir buyruk olan "emrolunduğun gibi dosdoğru olmak" konusunu işledik. Bilinmelidir ki, müminler, sadece zorlu zamanlarda değil, feth, nusret, bolluk, refah vb. ‘hayr musibetleri’ ile de imtihan edilirler. Bu imtihanı da sabr ile karşılamak lazımdır. Ancak son günlerde bir başka örneğini siyaset arenasında gördüğümüz gibi, bazan bu tür imtihan daha zordur ve pek çoklarının ayaklarının kaymasına neden olur. Bu nedenle, her hal ve durumda "emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmayı" öğrenmeliyiz. Aksi taktirde kaybedenlerden olma tehlikesi vardır. DÜŞÜNCE bölümünde ise, M.Önal Mengüşoğlu, İslam’ı asli hüviyetine döndürme çabalarının, Müslümanlığını iddia eden çevrelerin kurduğu parti ile yara aldığını vurguladı ve bu bağlamda sahih İslam’a yönelmek yerine Osmanlı İslamı’nı diriltme çabalarının da bu süreci olumsuz yönde etkilediğinin altını çizdi. Mehmed Durmuş ise,  Küresel Demokratik Şebekenin yeni taşeronluğunu üstlenen Ak Parti’nin, bu ülke insanına Tevhidi ilkeler yerine, belirli bir amaca ulaşmak için her türlü aracın mübah olduğu temel yaklaşımına dayanan bir pragmatizmi, fırsatçılığı, kolaycılığı hediye ettiğini ifade etti. Hüseyin Alan ise, bugün pek çoklarımızın yetişmesine katkıda bulunan sohbet ortamlarına olan ihtiyacı dile getirdi ve son dönemlerdeki çözülmeyi aşmanın bir yolu olarak bu türden pratiklerin üretilmesinin gerekliliğine vurguda bulundu. "Salih’in devesi"nin, mütreflerden haklarını talep eden mazlumları temsil ettiğinin altını çizen Cemal Çağlak, mal çoğaltma yarışının arkasına saklanan ve "özgürlük" ilahına tapan günümüz müstekbirlerinin, Semud’un mele’sinden pek farkının olmadığı hususuna değindi. M. Kürşad Atalar ise, kavramların İslamileştirilmesinde bir ‘yöntem önerisi’nde bulunduğu yazısında, "kök-anlam" temelinde bir çözüme ulaşılabileceği görüşünü dile getirdi ve bu bağlamda, demokrasi, özgürlük ve İslami Hareket kavramlarını irdeledi. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, "Birleşik Avrupa Fikrinin Temelleri", Oktay Candan, "Küreselleşme:Satılmış Dünya" ve Selvet Akgün: "Bush Casuslarla Dolu Bir Ülke İstiyor (2)" başlıklı tercümeleriyle bu sayıya katkıda bulundular. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Halil S. Bekiroğlu, “Kaybolan Belleğimiz yahut Beyin Empotansı” adlı yazısında müslümanların diğer milletlerden kardeşlerinin başına gelen felaketlerle ilgilenmesi ve onların acılarını yüreklerinde hissetmelerinin gereği üzerinde durdu. Cevat Akkanat ise vefat eden şair Nazir Akalın’ı, hayatını ve eserlerini anlatan bir yazı kaleme aldı. MEKTUPLAR bölümünde ise, infak ve israf kavramlarının özellikleri ve hudutları ile mazlumlarla dayanışma konusundaki ilkeler konularında açıklamalarda bulunduk. GÜNDEM bölümünde, ayın önemli konu başlıkları ile ilgili haber ve yorumları içeren ve sizlere "fikir veren" yazılar bulabileceksiniz. Umuyoruz ki beğeneceksiniz...

Bu arada geçtiğimiz ay vefat eden ve İslami ilimlerin belirli alanlarında değerli eserler vermiş olan Muhammed Hamidullah’a Allah’tan rahmet diliyor ve gayretinin karşılığını alanlardan olmasını temenni ediyoruz.

Dergimizin bir sonraki sayısında buluşmak üzere, Allah’a emanet olunuz...

 
 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'