Yıl 22  Sayı 290 Şubat 2003
Bu Sayıda
 

Şairin Ölümü

 

 

Halil S. BEKİROĞLU

 

 

1976 yılında yayın hayatına başlayan "Kriter" dergisi kadrosunda şiirleri çıkmaya başlamıştı. Dergideki ilk şiiri Ağustos 76 tarihli "Felsefenin Ölümü(3)" ile başlamıştı. Sabri Kelemeroğlu’nun şiirinin yanında şöyle bir not gözden kaçmıyordu. “Daha evvel Diriliş ve Edebiyat dergilerinde yazan şair bundan böyle Kriter’de”. Kelemeroğlu’nu böyle tanıdılar okurlar.

Onun felsefeyi eleştiren şiir denemeleri, derginin çıkışında kapanış yılı olan "Ekim 1984"e kadar aralıksız devam etti. Sabri Kelemeroğlu’nun şiir anlayışını kainattaki her zerreden ilham alarak oluşturduğunu söylerken bunun ancak aileden gelen bir iman değil, tabiatta kokladığı bir çiçeğin "daha öz bir imana" yükseldiğini belirterek şiirin kaynağını vermiş oluyordu. Elbette Felsefenin Ölümü başlığını boşuna koymamıştı. Bir nedeni vardı. O’na göre belki de bunalımın kaynağı bu felsefeydi. "Allah’a sonsuz şükürler olsun ki Felsefenin Ölümü başlığı altındaki uzun şiir dizelerim mısra mısra felsefe denen şeye vuruyor." (Kriter 1977, sayı 2/14)

70’li yıllarda tartışılan konulardı bunlar. Felsefi bir anlayış olarak düşünceyi kemiren, emen, kökleşen kuşkuyu eleştirmek O’na göre birinci plandaydı. Eğer insan kainatta olan biten hadiselerden ibret almıyorsa, görmüyor, düşünmüyorsa bu insan mutlak ziyan içindeydi. Felsefenin yaptığı bu tahribatın önüne geçmek bir şair için ancak şiirle eleştirilirdi. "Felsefenin Ölümünde eğer felsefe varsa felsefeyi, felsefe ile öldürebilme başarısı çıkmaz mı?" derken okuyucudan da destek istiyordu. (Kriter 77, 2/14)

Şair hassasiyeti "‘Haşa’ mı?" adlı yazıda bahsettiğim konulara uzun uzadıya değinir. O’na göre şiir yazarken de aynı hassas duygular içinde "Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğu şuurunu kavradım" diyerek belirtiyor.

Sabri Kelemeroğlu Malatyalıdır, sert mizacı onun gerek şiirlerinde gerekse düz yazılarında açıkça görülür. Hata olarak gördüğü herhangi bir şeyi hemen anında yakalar, eleştirir, çürütmeye çalışır. Yine o özeleştiride bulunarak kendinde bir şey varsa "Felsefenin Ölümün’de İslam’ı incitecek eğer bir görüş çıksa okuyucu önünde boşamaya hazırım" der.

Sabri Kelemeroğlu sadece "Felsefenin Ölümü" ile şiir serisi yapmadı. O, şiirinin ana damarının beslendiği kaynağın neresi olduğunun bilincindeydi. Şiirinin ana temasını kurarken bu ana temayı, özü yakalamıştı. Nitekim "Galerideki Tufan" şiiri dikkatle incelendiğinde Nuh tufanının şiirsel dille anlatımını görmek mümkündür.

"Nuh’a verilen gemi projesi kesinlik

Kazanmış bir bürhandı.

O’nun tatlı sözleri, okşayıcı gözleri

Ölümsüz bir limandı" (Kasım 83, sayı 37)

Serbest vezinde yazdığı şiirlerin ana kaynağı Kur’an olduğunu anlamak mümkündür. Yukarıda alıntıladığımız şiiri daha açık daha net bir şekilde ortadadır. Diğer şiirlerinin aralarına serpiştirdiği şiirsel anlamdaki bu düşünceler O’nun bu anlayışta şiirler yazdığının bir göstergesidir. O belki de Kur’an’dan aldığı yahut özümsediği fikri hamulesinde yoğurduğu düşünceleri bu şekilde sergiliyordu. Şiir dizelerine dönüştürüyordu.

Söylediklerimize paralel bir şiir de Kriter’in Ocak 84, 39. sayısındaki Kuşdili şiiridir. Bu şiir Kelemeroğlu’nun dört sayfa tutarında en uzun şiiridir. Derginin o zamana kadar yayınladıkları şiirler genellikle bir sayfayı geçmeyen şiirlerdi. "Sebe" suresinden ilham alınarak yazılan bu uzun şiir; "Allah (c.c.) var olan tüm varların yapısıyla başbaşa, O bize şah damarımızdan daha yakın, olunca şiirin de menşei, filizi bu değil mi?" derken estetik anlayışını açıklıyordu.

.....

"Alemlere Rab olan

Varedici Allah’ın adıyla başlıyorum

Herşeyi yaratan O

Varlığını var olan şeylerle anlatan O"

.....

(Ocak 84, sayı:39)

Dergide kimler yoktu ki: Said Çekmegil, Bahaeddin Bilhan, Selami Çekmegil, M. Önal Mengüşoğlu, Nuri Birtek, İzzettin Hanifi, Kadir Gültekin, Sermet Salih, Ökkeş Kekeç, Vahdettin Yiğitcan. O dönemde dergide diyebilirizki eleştiri yazıları daha ağırlıklıydı. Gerek kitap eleştirileri, gerekse şiirle ilgili eleştiri yazıları görmek mümkündür.

İzzettin Hanifi "Dergilerde Sanat ve Edebiyat" adlı bir yazısında Sabri Kelemeroğlu’nu kıyasıya eleştirmişti. "... Kelemeroğlu’nun şiiri eski şiir. Hatta eski şiirin yeni vezne uydurulmuşu niteliğinde. Mazmunlar eski, şiir serbest olsa da..." (Şubat 84, sayı: 40)

Kısa bir alıntı yaptığımız bu eleştiriye Kelemeroğlu çok ağır bir yazı kaleme aldı. Ertelemeye gelmezdi, mutlaka cevap verecekti. O’na göre yazıyı kaleme alan şahıs, eleştirmen olamazdı. "... Şiirlerim hassastır, duyguludur, derindir, göznurum, alın terim, kısaca kaderimdir, kalbimi kırdırmam." Kelemeroğlu bir defa kılıcı çekmişti, fırsat bu fırsattı. "Sayın yazar, benim şiirlerimin nasıl bir şiir olduğunu sanatsever okuyucularımdan öğrenerek bir yargıya varırsa, eleştirici yönü bir ağırlık kazanır." diyordu (Şubat 84, sayı: 40).

Kelemeroğlu mizaç itibariyle asabiydi. İzzettin Hanifi’nin kısa eleştirisine cevabı kendini tatmin etmemişti. Fırsat kolluyordu kendince.

Dergide kim olursa olsun birileriyle tartışmak istiyordu. Nitekim, Haziran (1984, sayı: 44) sayısında Metin Önal Mengüşoğlu’nun "Thales Geometrisi ve Şaşkın Adam" şiirini kendine yönelik bir şiir olarak algıladı.

"Acil" adlı şiiri (Temmuz 84, sayı: 41) ile M. Önal Mengüşoğlu’nu doğrudan hedef almıştı.

Şair olarak Kelemeroğlu derginin en sadık müdavimlerindendi. Daha sonraki sayılarda, “Şehmuz, Çizgilerin Yankısı, Ölümsüzleşen” adlı şiirleri yayınlanmıştır.

Vakit gazetesinde O’nun ölümüyle ilgili bir yazı yayınlandı. (17 Ocak 2003) Şevket Başıbüyük yazısında O’nun kısa özgeçmişinden bahsederken ne şiirlerinin eleştirisine bir giriş ne de O’nun sanat anlayışına değinir. Merhum şairin Kriter’in çıkışından kapanış yılı olan Ekim 1984 yılına kadar yazdığı bu derginin adından bahsetmemesi düşündürücü olsa gerek.

Ona Rahmet olsun.

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'