Yıl 22  Sayı 290 Şubat 2003
Bu Sayıda
 

 

Aziz okuyucularımız,

 

Irak Savaşı kapıya dayandı ve Amerika artık Saddam’ı vurmak için gün sayıyor. Amerika’nın bölgeye geliş amacını iyi okuyamayan kimilerinin başlattığı Barış Atağı da böylece hitamına ermiş oluyor. Gelinen noktada, AKP iktidarının dış siyaset politikası ise ciddi bir yara almış oluyor. Evet, iktidar ve onun siyasi danışmanları, geleceği iyi okuyamamışlardır ve ‘dış siyasette belirleyici olma’ iddiasıyla başlattıkları girişim, Amerika’nın ufak bir hamlesiyle buharlaşmıştır. Ve bu durum, savaş-sonrasında Türkiye’nin elini zayıflatmıştır. Amerika, silah denetçilerinin raporunda yer almayan deliller sunmak suretiyle hem BM’yi –ve bu bağlamda rakip devletleri- zor duruma düşürmüş hem Barış Atağı’na zımnen onay vermek suretiyle vakit kazanmış, hem de bu oluşumun içinde yer alan ve savaş sonrasında bölgede etkin olmak isteyen devletlerin ellerindeki kozları zayıflatmıştır. Burada Türkiye’nin durumu önem arzetmektedir; çünkü bu atağın öncüsü olması nedeniyle, belki de en çok kayba uğrayacak olan Türkiye’dir. Türkiye’nin dış politikasını tayin edenler, Irak krizinde gerçekten ‘çuvallamışlardır.’ Bundan sonra Amerika’nın yanında yer alma çabaları ise çok fayda etmeyecek ve Amerikalı büyükelçinin dediği gibi: "savaş sonrasında Washington’un telefonları meşgul çalacaktır."  Türkiye’nin dış politika belirleyicileri, Amerika’nın bu kez ciddi olduğunu ve Saddam rejimini devirmek üzere bölgeye geldiğini görememişlerdir. Bunu görmüş olsalardı, asıl şimdi, Özal’ın meşhur "bir koyup üç alma" siyasetini izlemenin zamanı olduğunu da görebilirlerdi. Ama elbette böylesi aktif bir politikanın ‘maliyeti’ ağırdır ve mevcut iktidarın ne o ölçüde ufuk genişliği ne de cesareti vardır! Peki ya, şimdi vaktidir diyerek ne denli "insancıl" olduklarını göstermek isteyen hümanist/laiklerin "çocuklarımız ölmesin, "cebimiz boşalmasın" sloganının peşine takılarak, tepkilerini "düşük-yoğunluklu muhalefet şerhi" düzeyinde tutan eski tüfek radikallere(!) ne demeli? Bunlar, kendi bindikleri dalı kesiyorlar da haberleri yok! Yapıp-ettiklerinin, yarın cihada çıkmak istediklerinde kendi aleyhlerinde kullanılacağını göremiyorlar. Ayrıca Amerikan-karşıtlığının dozajını da ayarlayamıyorlar. Çünkü kime ne için karşı olunur, bunu bilmiyorlar. Halbuki Müminler, Tevhid’e olan hısımlıkları dolayısıyla Amerikan zulmüne karşıdırlar. Her ne olursa olsun "Merg berg Amerika" demek, tepkiselliktir ve bu tepkiselliğin sonucu şimdi olduğu gibi "Saddam muhabbeti"ne neden olabilir! Irak sorununu, Amerikan-karşıtı olduklarını ele güne ispatlamak için bir ‘fırsat’ olarak görüp, buradan stratejik bir fayda temin etmeye çalışanlar, basit bir pragmatizm örneği sergilemektedir ve eylemliliklerinin sonuçsuz kalacağını göreceklerdir.

Bu değerlendirmeler çerçevesinde, ayın YORUM’unda, Irak Operasyonu çerçevesinde gelişen olayları değerlendirdik ve Türkiye’nin bu son krizle birlikte iyice kuşatıldığının ve yine bir bedel ödemek durumunda bırakılabileceğinin altını çizdik. Bu arada bölgede bir Kürt devletinin kurulmasının, siyasi dengeler açısından pek mümkün olmadığı ve Amerika’nın stratejik müttefikini zora düşürecek bir politika izlemeyeceği tespitinde bulunduk. KAVRAM bölümünde ise "Siyasal İslam’ı işledik ve bu kavramın "iktidar talebi olan İslam"ı karşıladığını ve bu yüzden statükonun ve işbirlikçilerinin hücumuna maruz kaldığını vurguladık. Bu bağlamda, İslam-siyaset ilişkisini inceledik ve İslam’ın özünde ‘siyasal’ olduğu değerlendirmesinde bulunduk. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde, Metin Önal Mengüşoğlu, Müslümanların amelden önce iman üzerinde yoğunlaşmasının gerektiğini vurguladığı yazısında, ibadetin ancak bu temel üzerine bina olunması durumunda anlamlı olacağının altını çizdi. Mehmet Durmuş ise, Müslüman-Demokrat bir çizgide hükümet olma çabası gösteren ve küresel demokrat şebekenin yeni bir elemanı olma azmindeki AKP’nin yeni kimliğinin, Davos Zirvesi’nde daha net bir şekilde görüldüğüne dikkatleri çekti. Mukaddes Özkan, içeriği boşaltılan ve bir ritüel durumuna düşürülmüş Hacc’ın gerçek anlamlarını duyumsamanın gerekliliğine vurguda bulundu. Hüseyin Alan ise, İslam’ı her hal ve durumda yaşama azmi gösteren müminlerin sahipsiz olmadığını ve Rablerine olan imanlarını yitirmemeleri durumunda, gerçek anlamda ‘üstün olanın’ Muvahhidler olduğunu ifade etti. Cemal Çağlak ise, Müminlerin her çağda yalnız bırakılan müminlerin, zorlu imtihanda sabretmeleri durumunda kazançlı çıkacaklarının altını çizdi. DEĞERLENDİRME bölümünde M. Kürşad Atalar, "Savaşa Hayır!" diyen geniş kitlelerin ilkesel tutarsızlıklarına dikkatleri çekti ve Amerika’nın muhtemel operasyonu muvacehesinde müminlerin nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğine dair değerlendirmelerde bulundu. ÇEVİRİ bölümünde, Amerika’daki İsrail lobisinin mahiyeti ve Amerikan politikasındaki etkisi üzerine bir analiz bulacaksınız. Ayrıca, alternatif petrol kaynağı arayışındaki Amerika’nın Rusya Federasyonu ile geliştirmeye çalıştığı ilişkiler ve 11 Eylül saldırısında cevaplanmamış sorular üzerine iki ayrı çeviriden de istifade edeceğinizi umuyoruz. SANAT-EDEBİYAT bölümünde Cuma Kelebek’in güncel şiir üzerine değerlendirmelerini  ayrıca Halil S. Bekiroğlu Şair Sabri Kelemeroğlu’nun sanatı, kişiliği, şair yönünü ele alan yazılarını bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, Allah’ın gücünün her şeye yeteceğinin ve Amerika vb. süpergüçlerin de bu kapsamda olduğunun altını çizdik. GÜNDEM bölümünde ise, her zaman olduğu gibi, ayın önemli konu başlıklarını değerlendiren haber ve yorumları sizlerin istifadenize sunduk.Bu arada abonelerimizle ilgili bir hatırlatmada bulunmayı faydalı görüyoruz. Bazı abonelerimiz 2001 yılı borçlarını hala ödememiş durumdadırlar. Bu abonelerimiz, en kısa sürede borçlarını ödesinler. 2001 yılına ait borçlarını ödemeyen abonelerimizin, aboneliklerinin silineceğini buradan duyurmak istiyoruz. Ayrıca hangi döneme ait olursa olsun, borçları bulunan okuyucularımızın da borçlarına sadık kalmalarını ve sözlerinin gereğini yerine getirmelerini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Bu vesile ile okuyucularımızın ve tüm Müslümanların Kurban Bayramı’nı da tebrik ediyor ve bu günlerin bizleri Rabbimize biraz daha yaklaştırıcı boyutlarının bilincine varma temennimizi ifade ediyor ve hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'