Yıl 22  Sayı 295 Temmuz 2003
Bu Sayıda
 

Şair Alaeddin Özdenören Hakk’a Yürüdü

 

 

Cevat AKKANAT

 

 

Bir süre Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü'nde tedavi gördükten sonra, taburcu olan ve ikamet ettiği Balıkesir'e dönen şair Alaeddin Özdenören 26.06.2003, Perşembe akşamı Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Rahmetli şairin cenazesi 27 Haziran 2003 günü Cuma namazını müteakip Balıkesir Bahçelievler Camii'nden kaldırılarak Başçeşme Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Edebiyatımızın önde gelen hikayecilerinden Rasim Özdenören'in ikizi olarak 20 Mayıs 1940'ta Kahramanmaraş'ta dünyaya gelen Alâeddin Özdenören ilk ve orta öğrenimini Maraş, Tunceli, Malatya ve İstanbul'da tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü 1966'da bitiren Özdenören, İstanbul, Maraş, Çorum, Mersin ve Ankara'da çeşitli okullarda öğretmen olarak görev yapmıştır. 1991 yılında Kültür Bakanlığı Müşavirliği'ne atanan Özdenören bu görevindeyken emekli olmuştur. Şair, emekliliğinden sonra Balıkesir'e yerleşmişti.

Lise yıllarında ikiz kardeşi Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu ve Erdem Bayazıt ile Maraş'ta çıkardıkları Hamle dergisi ile mahalli gazeteler için hazırladıkları edebiyat sayfalarında edebiyata başlayan Alâeddin Özdenören daha sonraları Yeni İstiklal, Diriliş ve Edebiyat dergileri ile, 1976'da kurucuları arasında yer aldığı Mavera dergisinde yazmaya devam etmiştir. Özdenören, son yıllarda ise Edebiyat Ortamı, Yedi İklim, Hece, Ay Vakti, Ünlem, Yansıma gibi dergilerde görünmüştür. Şair, kimi zaman kendi adıyla, kimi zaman da Bilal Davut müstearıyla Yeni Devir, Milli Gazete, Zaman, Tutanak ve Sağduyu gazetelerinde de fikrî ve kültürel yazılar kaleme almıştır.

Özdenören'in şiirlerine hüzün, ayrılık, ölüm, keder gibi duygular hakimdir. Bu duygular, ince bir lirizm ile sağlam bir şiirsel yapı oluşturur. Daha çok şairlik yönüyle tanıdığımız Alâeddin Özdenören'in deneme, inceleme, hatıra ve deneme alanlarında da eserleri vardır. Bu eserleri şu şekilde sıralayabiliriz:

ŞİİR: Güneş Donanması (1974), Yalnızlık Gide Gide (1996), Şiirler/ Bütün Şiirleri: 1975-1999 (1999), Bütün Şiirler (2002)

DENEME: İnsan ve İslâm (1982), Batılılaşma Üzerine (1983), devlet ve insan (1986), Yakın Çağ Batı Dünyası ve Türkiye'ye Yansımaları (1986)

İNCELEME: Şiirin Geçitleri (1996).

HATIRA: Unutulmuşluklar (1999).

Siz değerli okurlarımıza Alâeddin ÖZDENÖREN’in Bilâl DAVUT  müsterarıyla yayımladığı bir şiirini  takdim ediyoruz:

 

AFGANİSTAN SAVAŞIMIZ

 

Afgan dağlarında savaş var

Bu savaş benzemez başka savaşlara

Allahım bu savaşta inanç var.

Bu savaşta senin yolunda

Dağınık saçlar tozlu ayaklar var.

 

Afgan dağlarına yağan kar

Duamız ol

Sıcak tut kardeşlerimizi

Bilirsin onlar

Fakir sabahlara uyanırlar.

 

Afgan dağlarında esen rüzgar

Gün olur herşey durulur

Kalplere yalnız

Allahın zinciri vurulur

Sen de erit dualarımızı içinde

Sıcak tut savaşan kardeşlerimizi

 

Afgan dağlarında akan ırmak

Dualarımızı içine almaktasın

Çok garip bir diyarda akmaktasın

Düşüp kalkarak

Başını taştan taşa çarparak

Allahı anmaktasın.

 

Afgan dağlarında çarpışan çocuk

Şüphesiz Allahadır bu yolculuk

Yüzüne gözüne batıyor dikenler

Çıkarsın onları melekler.

 

Afgan diyarında evler ekinler ağıllar

Gitti gider

Bir ben kalırım öyle darmadağın

Başım karanlıklara değer.

 

(Yeni Devir Gazetesi, 19 Aralık 1979, Bilal DAVUT müsterarıyla.)

Cahit Zarifoğlu’ndan ...

STAD

 

Çoğu alabildiğine koşuyordu yönlere

Ve doğu yoktu ve batı yoktu

Ve güney ve kuzey yoktu

Belki varırız diyorlardı oysa

'nereden' 'nereye' de yoktu

 

(kadınlar hamile kadınlar asla

çocuklar için kavranır mutluluklar dolu

köşeler ağaçlar izinler)

 

Stadîler var mı yok mu bilemedikleri çoğalmayan

bitmeyen pürüzsüz

gölgesiz

ve beşerin tanımadığı bir idrakle

Apaçık ve kesin

Biliyorlardı.

bilmemek elde değil uyumadan asla

uyuyamadan

zira beyinlerinin içine bildiriliyordu

etlerinin acıyı duyabileceği ve bu mutlaktı

 

evet sokakta

günübirlik bir anda

 

ağrıyı duyabilirlik ve kaçamamazlık ondan

duyuyordu karşılarında içlerinde her şeylerinde

ve azap yaklaşıyordu onlara

ve hiçbir şey karşı durmuyordu buna

Şehvet ve erkeğin çekip unutturması

Şehvet ve kadının unutturması

Ne ölüm korkusu

Ne de 'inandık' demek o anda

 

şiirler - beyan yay. - 4. baskı

 

 


 

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'