Yıl 22  Sayı 295 Temmuz 2003
Bu Sayıda
 

Sen Ahbap, Ben Çavuş Öyleyse Zarifoğlu Kim?

 

 

Cengiz COŞKUN

 

 

Türk insanı olarak her alanda ahbap çavuş ilişkilerine alışığız. Sanat-Edebiyat dünyası da bu ilişkilerden beri değil. Nöbetçi ve kadrolu şairlere sahip "şiir şölenleri, şiir dinletileri", hangi kıstaslara göre verildiği asla belli olmayan Türkiye Yazarlar Birliği ödülleri bu durumun en bilinen örnekleri. Hele bir de şairlerin, yazarların gazetelerde, dergilerde yazdıkları kitap tanıtım yazıları, ropörtajlar var ki, evlere şenlik.

Bu arada üstadların genç şairler hakkında (biraz da birilerinin zorlamasıyla) yazdıkları yazıları anmadan geçmek olmaz. Şiir hamuru taşıyan gençleri harcamak için etkili bir yöntem. "Süleyman Çobanoğlu; heyhat!" yazısından sonra Çobanoğlu'nun nerelerde olduğu malum.

Ahbap çavuş ilişkilerinin dar alanda kısa paslaşmalar yaratmak, babil kuleleri, cam fanuslar oluşturmak gibi sonuçları da var. Aslında bir tarafından bakarsanız iyi de bir şey. Düşünsenize; kendilerini dünyanın merkezi sanan, aynı çevre içerisinde dönenip duran bir sürü adam bu sayede mutlu olabiliyorlar ve hayata karşı siperler kazanabiliyorlar. Şairlerin, yazarların gerçek dünyaya tutunamama gibi bir problemlerinin olduğunu göz önüne alırsak bu tür ilişkilerin faydalı olduğunu bile söyleyebiliriz.

Bütün bunlara alıştım.

Fakat alışamadığım şeyler de var.

Birincisi; henüz yaşıyorken öldürülen üstatlara ithaf edilen dergi özel sayıları. En hafif tabiriyle haksızlık olarak nitelenebilecek böyle bir şeyi yıllar önce Yedi İklim Nuri Pakdil'e yapmıştı. Son örneği ise Hece'nin Sezai Karakoç'a ettikleri...

Bir sürü kelli felli adam, sözettikleri şahıs sanki ölmüş gibi yazıyorlar, konuşuyorlar, ülkemiz ve dünya için ne kadar önemli fikirleri olduğundan dem vuruyorlar, kurtuluş reçetelerinin sahiplenilmesini istiyorlar.

Edep ya Hu.

Söylediklerinize, yazdıklarınızda gerçekten samimi iseniz o fikirlerin sahibi ölmedi ki, hala yaşıyor ve durduğu yerde duruyor. Fikirlerine gerçekten önem veriyorsanız gidin etrafında halkalanın, birlikte çalışın, bir şeyler yapın da herkes görsün. Yok, adam yerinde duruyor da siz dağılmışsanız, maddi ve manevi dünyalık peşinde koşmaktan başka şeylere fırsat bulamıyorsanız o başka.

Ve ikincisi; bazı ahbap çavuş ilişkilerine bu durumu hiç haketmeyecek insanların isimlerinin alet edilmesi.

Bunun son örneği bu yıl ilki düzenlenen "Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü"nde yaşandı.

Burada ödülü alan kişilerin şairliklerini tartışacak değilim. Ben kendi hesabıma şairliklerini önemsiyorum. Fakat ortaya çıkan durum feci şekilde 'al takke ver külah' kokuyor.

Malumunuz üzere durum şu;

Etkinliğin başını çeken en önemli isim; Cevdet Karal Kaşgar dergisini çıkaran iki kişiden biri, aynı zamanda jüri üyesi.

Büyük ödülü kazanan isim, Ömer Erdem Kaşgar dergisini çıkaran iki kişiden diğeri.

Gelecek vaad eden şair veya özendirme ödülü; Bünyamin K. (bildiğim kadarıyla uzun bir soyadı var) Kaşgar dergisi şairi. 35 yaş civarında. Bir şair 30 yaşından sonra nasıl bir gelecek vaad edebilir ve neye özenir?

Birileri birilerine ödül vermek istiyorsa, ön plana çıkarmak istiyorsa düzenler törenini verir ödülünü.

Alışık olduğumuz için kimsenin diyeceği bir şey olmaz.

Ama A. Cahit Zarifoğlu gibi ismi bu gibi durumlara hiç yakışmayacak birileri bu karenin odak noktasına yerleştirilirse bir çok insanın söyleyeceği bir çok şey olur.

Sen ahbap, ben çavuş ise Zarifoğlu'nun bu fotoğrafta yeri olmamalı.

(www.dergibi.com’ dan alınmıştır.)

 

 


 

 

 


'Fikrinize Ve Hayatınıza Yön Verecek Kitaplar.'