Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 308 | Ağustos  2004

                   

 

 


  

Şeytanın Altını

Erich Wiedemann

Çeviren : Cemal YAŞAR
Spigel, 22/2004

Batı Afrika sahilinin önünde Amerika’nın kendine has gelişme için yardımı var: Oradaki Petrol yataklarını sömürüyorlar.
Artan yakıtlardan biraz kendilerine almak için zayıf erkekler ve kadınlar lastik terlikleriyle aşağıya doğru tırmanıyorlar.
Bir bira kamyonu benzin bidonlarıyla bayır aşağı düşmüş. Şimdi tekerüstü suda. Başlarındaki benzinle dolu teneke kaplarıyla Port Harcout ve Warri arasındaki yolun iki tarafında insanlar sallanarak eve yürüyor.
Petrol ve Benzin çalmak Nijer-deltasında doğal oldu. Bundan dolayı azalma imalatta tahminlere göre devlet bazında %15’e kadar çıkmış. Çoğu doğrudan petrol borularından sızdırılıyor. Karaborsacılar bunun hırsızlık olmadığını söylüyorlar. Sonuçta topraktaki petrol uluslararası petrol şirketlerinin değil onlarınmış.
Batı Afrika sahillerinde tahminlere göre 105 Milyon varil petrol olduğu düşünülüyor. ABD Fildişi sahilinden Angola’ya kadar olan bölgeyi kendi "milli çıkarlarına ait bölge" olarak tanımladı. Siyah Afrika en geç 2015’e kadar ABD’nin petrol ihtiyacını karşılayacak.
Geçen yaz Afrika kıtasını gezen ABD Başbakanı George W. Bush "Afrika gönlümüzün bir parçasıdır, çünkü bizim etik görevimiz umutsuzluğun hakim olduğu beldelere ümit taşımamızdır" diyordu. Ama burada kim kimin için ümit taşıyor, belli!
Ortadoğu istikrara kavuşamadığı için ve Orta Asya’daki yeni petrol yatakları beklenildiği kadar bol akmadığı için, Guinea Körfezi’ndeki petrol kaynakları Amerikan petrol sanayisi için Tanrı’nın lütfu gibi geliyor. Bu kaynaklar Arab kaynaklarının yerini alamaz. Fakat bunlar Amerika’nın Ortadoğu’ya bağımlılığını azaltmada yardımcı olur. Bundan dolayı Amerika için gelecek yıllarda bu beldelerin üretime açılması ve araştırılması için ayrılan 60 Milyar Dolar çok fazla para değil.
Batı Afrika’dan petrol alma Amerika için neredeyse bütünüyle avantajlı. Çünkü oradan alınan petrolde daha az kükürt var ve dolayısıyla daha uygun işlenebiliyor. Guinea Körfezi’nden Texas’daki Galveston petrol limanına bir tanker İran Körfezi’ne ulaşım zamanının yarısında ulaşıyor. Bir önemli husus daha: Batı Afrika petrol devletleri – Nijerya hariç- OPEC-Karteline mensup değiller. Onlar için fiyatı dünya çapındaki tarife değil talep belirliyor.
Petrole dair ilgi artarken başka diğer bir yüksek konjonktür söz konusu: Nijerya tahminen 5 milyar metreküp doğalgaz hazinesine sahip. Bu gaz şu ana kadar yararsız şekilde yakılıyordu ve bundan sonra hepsi 2010’a kadar pazarlanacakmış.
Bonny Island’ta Shell, Agip, Total ve Nijerya Ulusal Petrol Sirketi (NNPC)’den oluşan bir konsorsiyum bu yüzden çok büyük bir gaz sıvılaştırma fabrikası kurdular. Burada gaz eksi 162 dereceye indiriliyor ve özel petrol tankerlerine sevkediliyor. Eski haline getirmek için sadece ısıtmak gerekiyor.
Bonny Island’daki yaşam standartı tam Amerikan stadartı. Buna rağmen Nijeryalıların üçte ikisi günde 1 Dolardan az bir miktarla yaşıyorlar. Ijaw ve Itsekiri köylerinde ise sefillik diz boyu. Birçok çocuğun karınları siş ve saçları portakal rengi- bunlar da aşırı gıdasızlığın alametleri.
Kabileler ellerindeki imkanlarla kendilerini savunuyorlar. Itsekiri’lerin kabile vatanı olan Ugborodo’da 2002 yazında kadınlar ChevronTexaco’ya ait petrol çıkarma terminallerini işgal etmişlerdi. Bir feribot’u zaptederek terminale girip ve böylece işçilerin çıkmasına engel olmuşlardı. İşgal edenlerin en yaşlısı 90 yaşındaymış.
Chevrontexaco polisi yerlilerin dediği gibi “Kill and go (katlet ve git)"leri çağırabilirdi. Fakat şirket şefi David O’Reilly sansasyon istemedi. Kendisi su tesisati, elektrik, toplumevi ve elektrik jeneratörü için ayda 18 varil dizel vaad etti.
Piyasa lideri Shell’de bir şeyler yapıyor. Port Harcourt’tan bir saatlik uzaklıkta olan Shell’in örnek çiftligi çiftçilik için mükemmel bir örnek. Lakin bu bir örneklik teşkil etmiyor, çünkü çiftçilik ve hayvancılık doğu’da geri kalmışlığın simgesi olarak görülüyor. İnsanlar daha ziyade çabuk erişebilinen paranın peşindeler.
Nijerya’nin eski Maliye bakani Nedadi Osman "Petrol bizi tembelleştirdi" diyor. "Eskiden aklımızı kullanmak mecburiyetindeydik; gençler artık bunu yapmiyor ve rüşvetçi oldular".
Petrol sanayinin siyasete ve topluma dair etkisini araştıran Stanford Üniversitesi Profesörü Terry Lynn Karl "Petrolün üçüncü dünyada uzun vadede olumlu bir sonuca götürdügüne dair tek bir müspet misal yok" diyor.
Nijer-Delta’sın’daki oldukça gergin durum 20 yıldır sürüyor. Merkezi Afrika Piskopos Konferansı bir demecinde petrol şirketlerinin "Politikacılarla İşbirliğini" bırakmalarını istediler. Rüşvetçi rejimleri dışarıda bırakmalarını taleb ettiler. Ama bu nasıl gerçekleşsin? Şayet bir şirket öyle davransa bile başka birisi hemen yerini alıyor.
Çad’ta büyük şirketler başka birşey denediler. ExxonMobil, ChevronTexaco ve Malezyalı Petronas’dan oluşan EssoChad konsorsiyumu halkın da kendi petrol zenginliğinden faydalanmasını sağlayan bir öneri sundu. Güneybatı’daki Doba Havzası’nın gelirinin yüzde 70’den fazlası eğitim, sağlık ve zirai gelişme icin kullanılacakmış.
Petrol geliri ile gerçekten okullar, sosyal daireler ve hastaneler kuruldu. Lakin rejimin bu meblağ ile ne yaptığı kontrol edilmedi. Bu mukavele yürürlüğe geçmeden önce Cumhurbaşkanı İdris Deby Amerika‘dan gelen ilk dört buçuk milyon çeki ile– ki bu çek eletrik jeneratörleri, su pompaları ve yol inşaati için öngörülmüştü- ülkenin kuzeyindeki ihtilalcilere karşı savaş için silah almıştı.
Beklentiler iş piyasasındaki seli Çad'da karşılamadı. İnşaatlar için yaklaşık 3500 yeri kişi işe alındı. Şimdi petrol aktığı için sadece 1000 kişiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa istasyonu 'Kome 5'in yanında işsizler baraka köyü kurdular ve birilerinin kendilerine muhtaç olmasını beklemeye başladılar. Onlar, 'attend'i kast ederek, Athen diyorlar, (Almancası: beklemek).
Yabancılar, piyasalarda istenilen fiyatları verebildikleri için, fiyatları yukarıya taşıdılar. Et, süt, un, yağ: Daha önceye göre herşey üç kat daha pahalı oldu. Hayat kadınları bile şehir kenarında bulunan Dalgabakir-Kerahanesinde fiyatlarını yükselttiler.
Afrika kıtasında bir sonraki Petrol-Doradosu cüce ülke olan Ekvatoriyal Guinea'da oynanacak. Jeologlar toprakta bulunan ham petrolü yaklaşık dört milyar varil tahmin ediyorlar. Edilecek bu gelirden insanlar nasiplerini alabilecekler mi bu da belirsiz. Cumhurbaşkanı Teodoro Nguema'nin 'Los Angeles Times'in araştırmasına göre Washington'da bulunan hesabında 500 Milyon Dolar toplandığı belirtiliyor. Oysa ki onun vatandaşları hiç olmazsa şehir suyu ve elektriğin olmasına bile şükredecekler.
Halbuki bu cüce ülkede herkesi zengin etmek çok kolay. Bu dağılım neden bu kadar adil olmuyor cevabını Londra’da Center for Global Energy Studies'te baş ekonomist olan Leonidas Drollas çok basit açıklıyor: "Petrol şeytanın altını."

 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...