|

Şeytanın Altını
Erich
Wiedemann
Çeviren : Cemal YAŞAR
Spigel, 22/2004
Batı Afrika
sahilinin önünde Amerika’nın kendine has gelişme için yardımı var:
Oradaki Petrol yataklarını sömürüyorlar.
Artan yakıtlardan biraz kendilerine almak için zayıf erkekler ve
kadınlar lastik terlikleriyle aşağıya doğru tırmanıyorlar.
Bir bira kamyonu benzin bidonlarıyla bayır aşağı düşmüş. Şimdi tekerüstü
suda. Başlarındaki benzinle dolu teneke kaplarıyla Port Harcout ve Warri
arasındaki yolun iki tarafında insanlar sallanarak eve yürüyor.
Petrol ve Benzin çalmak Nijer-deltasında doğal oldu. Bundan dolayı
azalma imalatta tahminlere göre devlet bazında %15’e kadar çıkmış. Çoğu
doğrudan petrol borularından sızdırılıyor. Karaborsacılar bunun
hırsızlık olmadığını söylüyorlar. Sonuçta topraktaki petrol uluslararası
petrol şirketlerinin değil onlarınmış.
Batı Afrika sahillerinde tahminlere göre 105 Milyon varil petrol olduğu
düşünülüyor. ABD Fildişi sahilinden Angola’ya kadar olan bölgeyi kendi
"milli çıkarlarına ait bölge" olarak tanımladı. Siyah Afrika en geç
2015’e kadar ABD’nin petrol ihtiyacını karşılayacak.
Geçen yaz Afrika kıtasını gezen ABD Başbakanı George W. Bush "Afrika
gönlümüzün bir parçasıdır, çünkü bizim etik görevimiz umutsuzluğun hakim
olduğu beldelere ümit taşımamızdır" diyordu. Ama burada kim kimin için
ümit taşıyor, belli!
Ortadoğu istikrara kavuşamadığı için ve Orta Asya’daki yeni petrol
yatakları beklenildiği kadar bol akmadığı için, Guinea Körfezi’ndeki
petrol kaynakları Amerikan petrol sanayisi için Tanrı’nın lütfu gibi
geliyor. Bu kaynaklar Arab kaynaklarının yerini alamaz. Fakat bunlar
Amerika’nın Ortadoğu’ya bağımlılığını azaltmada yardımcı olur. Bundan
dolayı Amerika için gelecek yıllarda bu beldelerin üretime açılması ve
araştırılması için ayrılan 60 Milyar Dolar çok fazla para değil.
Batı Afrika’dan petrol alma Amerika için neredeyse bütünüyle avantajlı.
Çünkü oradan alınan petrolde daha az kükürt var ve dolayısıyla daha
uygun işlenebiliyor. Guinea Körfezi’nden Texas’daki Galveston petrol
limanına bir tanker İran Körfezi’ne ulaşım zamanının yarısında ulaşıyor.
Bir önemli husus daha: Batı Afrika petrol devletleri – Nijerya hariç-
OPEC-Karteline mensup değiller. Onlar için fiyatı dünya çapındaki tarife
değil talep belirliyor.
Petrole dair ilgi artarken başka diğer bir yüksek konjonktür söz konusu:
Nijerya tahminen 5 milyar metreküp doğalgaz hazinesine sahip. Bu gaz şu
ana kadar yararsız şekilde yakılıyordu ve bundan sonra hepsi 2010’a
kadar pazarlanacakmış.
Bonny Island’ta Shell, Agip, Total ve Nijerya Ulusal Petrol Sirketi
(NNPC)’den oluşan bir konsorsiyum bu yüzden çok büyük bir gaz
sıvılaştırma fabrikası kurdular. Burada gaz eksi 162 dereceye
indiriliyor ve özel petrol tankerlerine sevkediliyor. Eski haline
getirmek için sadece ısıtmak gerekiyor.
Bonny Island’daki yaşam standartı tam Amerikan stadartı. Buna rağmen
Nijeryalıların üçte ikisi günde 1 Dolardan az bir miktarla yaşıyorlar.
Ijaw ve Itsekiri köylerinde ise sefillik diz boyu. Birçok çocuğun
karınları siş ve saçları portakal rengi- bunlar da aşırı gıdasızlığın
alametleri.
Kabileler ellerindeki imkanlarla kendilerini savunuyorlar.
Itsekiri’lerin kabile vatanı olan Ugborodo’da 2002 yazında kadınlar
ChevronTexaco’ya ait petrol çıkarma terminallerini işgal etmişlerdi. Bir
feribot’u zaptederek terminale girip ve böylece işçilerin çıkmasına
engel olmuşlardı. İşgal edenlerin en yaşlısı 90 yaşındaymış.
Chevrontexaco polisi yerlilerin dediği gibi “Kill and go (katlet ve
git)"leri çağırabilirdi. Fakat şirket şefi David O’Reilly sansasyon
istemedi. Kendisi su tesisati, elektrik, toplumevi ve elektrik
jeneratörü için ayda 18 varil dizel vaad etti.
Piyasa lideri Shell’de bir şeyler yapıyor. Port Harcourt’tan bir saatlik
uzaklıkta olan Shell’in örnek çiftligi çiftçilik için mükemmel bir
örnek. Lakin bu bir örneklik teşkil etmiyor, çünkü çiftçilik ve
hayvancılık doğu’da geri kalmışlığın simgesi olarak görülüyor. İnsanlar
daha ziyade çabuk erişebilinen paranın peşindeler.
Nijerya’nin eski Maliye bakani Nedadi Osman "Petrol bizi tembelleştirdi"
diyor. "Eskiden aklımızı kullanmak mecburiyetindeydik; gençler artık
bunu yapmiyor ve rüşvetçi oldular".
Petrol sanayinin siyasete ve topluma dair etkisini araştıran Stanford
Üniversitesi Profesörü Terry Lynn Karl "Petrolün üçüncü dünyada uzun
vadede olumlu bir sonuca götürdügüne dair tek bir müspet misal yok"
diyor.
Nijer-Delta’sın’daki oldukça gergin durum 20 yıldır sürüyor. Merkezi
Afrika Piskopos Konferansı bir demecinde petrol şirketlerinin
"Politikacılarla İşbirliğini" bırakmalarını istediler. Rüşvetçi
rejimleri dışarıda bırakmalarını taleb ettiler. Ama bu nasıl
gerçekleşsin? Şayet bir şirket öyle davransa bile başka birisi hemen
yerini alıyor.
Çad’ta büyük şirketler başka birşey denediler. ExxonMobil, ChevronTexaco
ve Malezyalı Petronas’dan oluşan EssoChad konsorsiyumu halkın da kendi
petrol zenginliğinden faydalanmasını sağlayan bir öneri sundu.
Güneybatı’daki Doba Havzası’nın gelirinin yüzde 70’den fazlası eğitim,
sağlık ve zirai gelişme icin kullanılacakmış.
Petrol geliri ile gerçekten okullar, sosyal daireler ve hastaneler
kuruldu. Lakin rejimin bu meblağ ile ne yaptığı kontrol edilmedi. Bu
mukavele yürürlüğe geçmeden önce Cumhurbaşkanı İdris Deby Amerika‘dan
gelen ilk dört buçuk milyon çeki ile– ki bu çek eletrik jeneratörleri,
su pompaları ve yol inşaati için öngörülmüştü- ülkenin kuzeyindeki
ihtilalcilere karşı savaş için silah almıştı.
Beklentiler iş piyasasındaki seli Çad'da karşılamadı. İnşaatlar için
yaklaşık 3500 yeri kişi işe alındı. Şimdi petrol aktığı için sadece 1000
kişiye ihtiyaç duyuluyor. Pompa istasyonu 'Kome 5'in yanında işsizler
baraka köyü kurdular ve birilerinin kendilerine muhtaç olmasını
beklemeye başladılar. Onlar, 'attend'i kast ederek, Athen diyorlar,
(Almancası: beklemek).
Yabancılar, piyasalarda istenilen fiyatları verebildikleri için,
fiyatları yukarıya taşıdılar. Et, süt, un, yağ: Daha önceye göre herşey
üç kat daha pahalı oldu. Hayat kadınları bile şehir kenarında bulunan
Dalgabakir-Kerahanesinde fiyatlarını yükselttiler.
Afrika kıtasında bir sonraki Petrol-Doradosu cüce ülke olan Ekvatoriyal
Guinea'da oynanacak. Jeologlar toprakta bulunan ham petrolü yaklaşık
dört milyar varil tahmin ediyorlar. Edilecek bu gelirden insanlar
nasiplerini alabilecekler mi bu da belirsiz. Cumhurbaşkanı Teodoro
Nguema'nin 'Los Angeles Times'in araştırmasına göre Washington'da
bulunan hesabında 500 Milyon Dolar toplandığı belirtiliyor. Oysa ki onun
vatandaşları hiç olmazsa şehir suyu ve elektriğin olmasına bile
şükredecekler.
Halbuki bu cüce ülkede herkesi zengin etmek çok kolay. Bu dağılım neden
bu kadar adil olmuyor cevabını Londra’da Center for Global Energy
Studies'te baş ekonomist olan Leonidas Drollas çok basit açıklıyor:
"Petrol şeytanın altını."
|
 |
|