Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 308 | Ağustos  2004

                   

 

 


  

Akif BİLGİR / İSTANBUL

Soru 1: Arkadaşlar arasındaki bir konuşmada farklı iki görüş ortaya çıktı: Bir kısmı imanlı ölen fakat imanı ile birlikte muhtelif günahları da mevcut olan bir insanın günahları hesap günü affedilmez ise günahı kadar cehennemde kalacağı (günahlarının cezasını çektikten sonra) tekrar cennete gideceğini savunurken; bir kısmı da müminlerin cehenneme hiç gitmeyeceğini, kişinin ya cennete ya da cehenneme ebedi olarak gideceği şeklindeki görüşü benimsedi ve böylece iki farklı görüş ortaya çıktı.(Araftakiler ayrı).
Ben daha sonra da bu konuda birkaç akaid kitabına baktım. Ömer Nesefi’nin akaid kitabında 1. görüşün hak olduğu savunuluyor (günahkar müminlerin cehennemde cezasını çektikten sonra cennete gideceği) ve delil olarak da Tevbe Suresi 72. ayet gösteriliyor. Yine Diyanet yayınlarından çıkan Maturidi akaidinde ve İmam Teymiyye’nin akaid üzerine olan kitabında ve ehli sünnet imamlarının tamamında 1. görüşün doğru olduğu belirtiliyor. İlgili ayetin tefsirlerinde de 1. görüşü açıklayan bir izahat göremedim.
Benim istediğim bu konuda sizlerin görüşü nedir ve kaynak olarak bakabileceğim kitap önerebilir misiniz?

Cevap 1: Konuya girmeden önce şu ayeti okumak istiyoruz!
(Ey Muhammed!) sana vahyolunana sarıl, sen muhakkak doğru yol üzerindesin. Bu Kur’an sana ve kavmine bir öğüttür. (ondan) hesaba çekileceksiniz.(43/43-44)
Konuyu bu ayetin ışığında ele almak istiyoruz. Allah'ın elçisine önerisi Kur’an’a sarılması ve ondan hesaba çekileceğini bilmesidir. Hal böyle olunca Allah'ın elçisi Kur’an’a sarılırken müslümanlar Kur’an’ın dışındaki kaynaklara sarılırsa işler iyice çamurlaşır ve içinden çıkılmaz olur. İtikad gibi bir konuda zanna ve zanni bilgilere asla yer yoktur. İtikatta hiçbir kimsenin içtihadına da yer yoktur. İtikat tamamen Kur’an’ın kesin nasslarına dayanmak zorundadır.
Ahiret hayatı gibi gaybi konularda Allah'tan başka kimsenin söyleyeceği sözü olamaz. Müslümana da ancak Allah'ın sözlerine teslim olmak yakışır. Bu konuda bakılacak tek kaynak Kur’an’dır. Söze başlarken naklettiğimiz ayeti yeniden okuyup düşünmeniz size ışık tutacaktır. Geleneksel kültürün etkisiyle insanlar rotalarını şaşırmakta, neyi nerden alacağını bilememektedir. İlk Müslümanların Akaid kitabı da ilmihal kitabı da Kur’an idi Onlar neye nasıl inanacaklarını ve hangi ameli nasıl yapacaklarını ondan öğreniyorlardı. Onun için onların hepsi Ehl-i Kur’an’dı. Ne zamanki insanlar Kur’an’dan uzaklaşıp başka eserleri referans almaya başladılar işte o zaman farklı anlayış ve yaşayışlar furyasından geçilmez oldu. Bu nedenle diyoruz ki:
Dünyayı, Ahireti, Allah'ı, Peygamberi, itikadı ve ameli doğru bir şekilde bilmek için önereceğimiz tek kaynak Kur’an olacaktır. Kur’ani olmayan hiç bir amelin, imanın ve bilginin Allah indinde herhangi bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Bu minval üzere Kur’an’a baktığımızda iddia edildiği gibi "cehenneme girip çıkma ve sonra cennete girme" gibi bir olayı görmek mümkün değildir. Her iki mekana giren de mekanında kalıcı ve ebedidir.
Kur’an’ın vurgusu şudur: Cennet müslümanlar için Cehennem de kafirler içindir. Günahkar müslümanlar için ise, "iman edip salih amel işlemeleri ve tevbe etmeleri" kaydıyla bağışlanacağı müjdesi verilmektedir. Tevbe etmekten kaçınan ve salih amel işlemeyen, Allah'tan bağışlanma dilemeye tenezzül etmeyenlerin ise, İslam gibi bir derdi yok demektir. Allah'tan bağışlanma dilemeye tenezzül etmeyene Allah da asla tenezzül etmez.
Bu açıdan Kur’an’a baktığımızda müslümanların cehenneme girmeleri ile alakalı bir ayet olmadığı gibi, girenlerin çıkmalarıyla da ilgili bir ayet yoktur. Her iki mekanın mensubu olanlar girdikleri yerde ebedi kalıcılar olarak takdim edilmektedir.(40/75-76,39/71/72-73-74,25/15-16-24-75-76,35/33-34-35) Bununla beraber Cennet’e ve Cehennem’e henüz girmemiş fakat A’raf denilen bir mekanda bulunan bir grup daha vardır ki bunlar her iki tarafı da görüp, onların halini seyrediyorlar. Her iki tarafta da simalarından tanıdığı insanlar var ve onlarla konuşuyorlar. Bunlar henüz Cennet’e girememiş ama oraya girmeyi uman kimselerdir. (7/46-47-48-49-50-51) Cehennemi gördüklerinde "Ya Rabbi! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler. (7/47) Burada ne kadar kalırlar Allah bilir, ama takdir edilen zaman dolunca onlara Allah şöyle buyurur: "Cennete girin, size korku yoktur mahzun da olmayacaksınız."(7/491)
Bu ayetlerin ifadelerine bakarak insanların hesap günü üç guruba ayrılacağını görüyoruz, Cennet’e gidenler, Cehennem’e gidenler, Araf’ta bekletilenler. Bunların da bir miktar bekledikten sonra Cennet’e girecekleri belirtilmektedir. Bu gurubun kimliği yeterince açık olmamakla birlikte Müslüman oldukları kesin ancak Cennet’e doğrudan girmeyi hak edemeyenler olsa gerek diyoruz; doğrusunu ancak Allah bilir kaydıyla.
Bu sonuçların hepsi dünyada yapmış oldukları amel ve inançlarının sonucuna göre takdir edilmektedir. Yani Allah, zerre kadar da olsa iyi ve kötü her şeyi değerlendirmekte hiçbirinden geçmemektedir.
Cennet ve Cehennem’deki sakinlerin karşılaşacağı azap ve mükafat da eşit değildir. (15/41-44,55/46,47/15,13/35) Amelleriyle orantılı olarak verileceği vadedilmektedir.(43/74-78) Cehennem’in en alt tabakasından bahsedildiği gibi kat kat ateşten de bahsedilmektedir.(36/16)
Bahse konu olan "zerre miktarı hayır ve şerrin karşılığı görülecekse günahkar olan müslümanlar nasıl bir ceza çekerek kurtulacaklar?" Ceza çekmeleri için Cehennem’e girmeleri gerekmez mi? Bizlere bu konuda ışık tutan ayetler şunlardır:
"Ey iman edenler Allah'tan nasıl korkulması gerekiyor ise öyle korkun. Müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin,"(3/102) Böylece kurtuluşun ilk şartı müslüman olarak ölmek, ikincisi ise Allah'a şirk koşmamaktır.
"Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Ondan başka günahları dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır."(4/116)
"Kendisine ortak koşmaksızın Allah’ın hanifleri olun. Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş gibi olur." (22/31)
"Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır. Engin merhamet sahibidir."
"Kim tevbe edip salih amellerde bulunursa şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner,"(25/70-71)
"İman edip salih amel işleyenlerin geçmiş kötülüklerini elbette örteriz ve onlara yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz."(29/07,46/15)
"...İşte yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu kendilerine verilen doğru bir sözdür." (46/16)
"Eğer yasakladığımız büyük günahlardan sakınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız." (4/31)
"Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkiyeti Allah'a aittir. Dilediğini bağışlar, Allah her şeye hakkıyla kadirdir." (5/40)
"Burada Allah Müminlere şu formülü veriyor: Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkulması gerekiyor ise öylece korkun. Sakın Müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin."(3/102) Yusuf (A.S)da "...Ya Rabbi beni Müslüman olarak öldür ve Salih kullarının arasına kat" buyuruyor.(12/101) Allah tarafından bağışlanmak ve de Cennet’e gidebilmek için Müslüman olarak ölmeyi başarmak gerekmektedir.Allah daima cenneti Müslümanların; Cehennem’i de kafirlerin mekanı olarak vermektedir. Müslüman olarak ölmeyenlerin ise Allah katında Cehennem’den başka karşılığı yoktur. Müslüman olarak ölenleri ise bir biçimde bağışlayarak Cennet’e koyacağını açıkça beyan ediyor.(4/31) Müslüman olarak ölmeyenlerin ise; onların Cehennem’e girip çıkmaları gibi bir şanslarının olmadığını, aksine orada ebediyen kalacaklarını da açıkça beyan ediyor. Ancak Yahudilerin "Ateş bize sayılı günlerin dışında dokumayacak" iddiası gibi günahımız kadar yanıp çıkacağız iddiası da bu ümmetin Yahudileşme temayülü ve züğürt tesellisidir diyor; hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.

Selam ve dua ile...
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...