|

Akif BİLGİR
/ İSTANBUL
Soru 1:
Arkadaşlar arasındaki bir konuşmada farklı iki görüş ortaya çıktı: Bir
kısmı imanlı ölen fakat imanı ile birlikte muhtelif günahları da mevcut
olan bir insanın günahları hesap günü affedilmez ise günahı kadar
cehennemde kalacağı (günahlarının cezasını çektikten sonra) tekrar
cennete gideceğini savunurken; bir kısmı da müminlerin cehenneme hiç
gitmeyeceğini, kişinin ya cennete ya da cehenneme ebedi olarak gideceği
şeklindeki görüşü benimsedi ve böylece iki farklı görüş ortaya
çıktı.(Araftakiler ayrı).
Ben daha sonra da bu konuda birkaç akaid kitabına baktım. Ömer
Nesefi’nin akaid kitabında 1. görüşün hak olduğu savunuluyor (günahkar
müminlerin cehennemde cezasını çektikten sonra cennete gideceği) ve
delil olarak da Tevbe Suresi 72. ayet gösteriliyor. Yine Diyanet
yayınlarından çıkan Maturidi akaidinde ve İmam Teymiyye’nin akaid
üzerine olan kitabında ve ehli sünnet imamlarının tamamında 1. görüşün
doğru olduğu belirtiliyor. İlgili ayetin tefsirlerinde de 1. görüşü
açıklayan bir izahat göremedim.
Benim istediğim bu konuda sizlerin görüşü nedir ve kaynak olarak
bakabileceğim kitap önerebilir misiniz?
Cevap 1:
Konuya girmeden önce şu ayeti okumak istiyoruz!
(Ey Muhammed!) sana vahyolunana sarıl, sen muhakkak doğru yol
üzerindesin. Bu Kur’an sana ve kavmine bir öğüttür. (ondan) hesaba
çekileceksiniz.(43/43-44)
Konuyu bu ayetin ışığında ele almak istiyoruz. Allah'ın elçisine önerisi
Kur’an’a sarılması ve ondan hesaba çekileceğini bilmesidir. Hal böyle
olunca Allah'ın elçisi Kur’an’a sarılırken müslümanlar Kur’an’ın
dışındaki kaynaklara sarılırsa işler iyice çamurlaşır ve içinden
çıkılmaz olur. İtikad gibi bir konuda zanna ve zanni bilgilere asla yer
yoktur. İtikatta hiçbir kimsenin içtihadına da yer yoktur. İtikat
tamamen Kur’an’ın kesin nasslarına dayanmak zorundadır.
Ahiret hayatı gibi gaybi konularda Allah'tan başka kimsenin söyleyeceği
sözü olamaz. Müslümana da ancak Allah'ın sözlerine teslim olmak yakışır.
Bu konuda bakılacak tek kaynak Kur’an’dır. Söze başlarken naklettiğimiz
ayeti yeniden okuyup düşünmeniz size ışık tutacaktır. Geleneksel
kültürün etkisiyle insanlar rotalarını şaşırmakta, neyi nerden alacağını
bilememektedir. İlk Müslümanların Akaid kitabı da ilmihal kitabı da
Kur’an idi Onlar neye nasıl inanacaklarını ve hangi ameli nasıl
yapacaklarını ondan öğreniyorlardı. Onun için onların hepsi Ehl-i
Kur’an’dı. Ne zamanki insanlar Kur’an’dan uzaklaşıp başka eserleri
referans almaya başladılar işte o zaman farklı anlayış ve yaşayışlar
furyasından geçilmez oldu. Bu nedenle diyoruz ki:
Dünyayı, Ahireti, Allah'ı, Peygamberi, itikadı ve ameli doğru bir
şekilde bilmek için önereceğimiz tek kaynak Kur’an olacaktır. Kur’ani
olmayan hiç bir amelin, imanın ve bilginin Allah indinde herhangi bir
kıymet-i harbiyesi yoktur.
Bu minval üzere Kur’an’a baktığımızda iddia edildiği gibi "cehenneme
girip çıkma ve sonra cennete girme" gibi bir olayı görmek mümkün
değildir. Her iki mekana giren de mekanında kalıcı ve ebedidir.
Kur’an’ın vurgusu şudur: Cennet müslümanlar için Cehennem de kafirler
içindir. Günahkar müslümanlar için ise, "iman edip salih amel işlemeleri
ve tevbe etmeleri" kaydıyla bağışlanacağı müjdesi verilmektedir. Tevbe
etmekten kaçınan ve salih amel işlemeyen, Allah'tan bağışlanma dilemeye
tenezzül etmeyenlerin ise, İslam gibi bir derdi yok demektir. Allah'tan
bağışlanma dilemeye tenezzül etmeyene Allah da asla tenezzül etmez.
Bu açıdan Kur’an’a baktığımızda müslümanların cehenneme girmeleri ile
alakalı bir ayet olmadığı gibi, girenlerin çıkmalarıyla da ilgili bir
ayet yoktur. Her iki mekanın mensubu olanlar girdikleri yerde ebedi
kalıcılar olarak takdim
edilmektedir.(40/75-76,39/71/72-73-74,25/15-16-24-75-76,35/33-34-35)
Bununla beraber Cennet’e ve Cehennem’e henüz girmemiş fakat A’raf
denilen bir mekanda bulunan bir grup daha vardır ki bunlar her iki
tarafı da görüp, onların halini seyrediyorlar. Her iki tarafta da
simalarından tanıdığı insanlar var ve onlarla konuşuyorlar. Bunlar henüz
Cennet’e girememiş ama oraya girmeyi uman kimselerdir.
(7/46-47-48-49-50-51) Cehennemi gördüklerinde "Ya Rabbi! Bizi zalimlerle
beraber bulundurma" derler. (7/47) Burada ne kadar kalırlar Allah bilir,
ama takdir edilen zaman dolunca onlara Allah şöyle buyurur: "Cennete
girin, size korku yoktur mahzun da olmayacaksınız."(7/491)
Bu ayetlerin ifadelerine bakarak insanların hesap günü üç guruba
ayrılacağını görüyoruz, Cennet’e gidenler, Cehennem’e gidenler, Araf’ta
bekletilenler. Bunların da bir miktar bekledikten sonra Cennet’e
girecekleri belirtilmektedir. Bu gurubun kimliği yeterince açık
olmamakla birlikte Müslüman oldukları kesin ancak Cennet’e doğrudan
girmeyi hak edemeyenler olsa gerek diyoruz; doğrusunu ancak Allah bilir
kaydıyla.
Bu sonuçların hepsi dünyada yapmış oldukları amel ve inançlarının
sonucuna göre takdir edilmektedir. Yani Allah, zerre kadar da olsa iyi
ve kötü her şeyi değerlendirmekte hiçbirinden geçmemektedir.
Cennet ve Cehennem’deki sakinlerin karşılaşacağı azap ve mükafat da eşit
değildir. (15/41-44,55/46,47/15,13/35) Amelleriyle orantılı olarak
verileceği vadedilmektedir.(43/74-78) Cehennem’in en alt tabakasından
bahsedildiği gibi kat kat ateşten de bahsedilmektedir.(36/16)
Bahse konu olan "zerre miktarı hayır ve şerrin karşılığı görülecekse
günahkar olan müslümanlar nasıl bir ceza çekerek kurtulacaklar?" Ceza
çekmeleri için Cehennem’e girmeleri gerekmez mi? Bizlere bu konuda ışık
tutan ayetler şunlardır:
"Ey iman edenler Allah'tan nasıl korkulması gerekiyor ise öyle korkun.
Müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin,"(3/102) Böylece
kurtuluşun ilk şartı müslüman olarak ölmek, ikincisi ise Allah'a şirk
koşmamaktır.
"Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Ondan başka
günahları dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün
sapıtmıştır."(4/116)
"Kendisine ortak koşmaksızın Allah’ın hanifleri olun. Kim Allah'a ortak
koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış,
yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş gibi olur." (22/31)
"Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler başkadır. Allah
onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır.
Engin merhamet sahibidir."
"Kim tevbe edip salih amellerde bulunursa şüphesiz o, tevbesi kabul
edilmiş olarak Allah'a döner,"(25/70-71)
"İman edip salih amel işleyenlerin geçmiş kötülüklerini elbette örteriz
ve onlara yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz."(29/07,46/15)
"...İşte yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını
bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu kendilerine
verilen doğru bir sözdür." (46/16)
"Eğer yasakladığımız büyük günahlardan sakınırsanız, sizin küçük
günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız." (4/31)
"Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkiyeti Allah'a aittir. Dilediğini
bağışlar, Allah her şeye hakkıyla kadirdir." (5/40)
"Burada Allah Müminlere şu formülü veriyor: Ey iman edenler, Allah'tan
nasıl korkulması gerekiyor ise öylece korkun. Sakın Müslüman olmaktan
başka bir sıfatla can vermeyin."(3/102) Yusuf (A.S)da "...Ya Rabbi beni
Müslüman olarak öldür ve Salih kullarının arasına kat"
buyuruyor.(12/101) Allah tarafından bağışlanmak ve de Cennet’e
gidebilmek için Müslüman olarak ölmeyi başarmak gerekmektedir.Allah
daima cenneti Müslümanların; Cehennem’i de kafirlerin mekanı olarak
vermektedir. Müslüman olarak ölmeyenlerin ise Allah katında Cehennem’den
başka karşılığı yoktur. Müslüman olarak ölenleri ise bir biçimde
bağışlayarak Cennet’e koyacağını açıkça beyan ediyor.(4/31) Müslüman
olarak ölmeyenlerin ise; onların Cehennem’e girip çıkmaları gibi bir
şanslarının olmadığını, aksine orada ebediyen kalacaklarını da açıkça
beyan ediyor. Ancak Yahudilerin "Ateş bize sayılı günlerin dışında
dokumayacak" iddiası gibi günahımız kadar yanıp çıkacağız iddiası da bu
ümmetin Yahudileşme temayülü ve züğürt tesellisidir diyor; hepinizi
Allah'a emanet ediyoruz.
Selam ve dua
ile...
|
 |
|