Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 308| Ağustos  2004

                   

 

 


  

Al Hepimizi Koy Kantarına!

Selim ŞEVKİOĞLU

Bir taraftan direksiyon sallarken bir taraftan düşünüyordu yine. İkisini bir arada yapmayı becerebildiklerinin arasında düşünmek eylemi muhakkak vardı. Yazmak ve düşünmek, çalışmak ve düşünmek, okumak ve düşünmek, gezmek ve düşünmek. Dost ya da düşman olduğunu artık çözemediği pusudaki arkadaşı fırsat kollardı beynine üşüşmek için. Söküp atamadığı, acıtıyor olmasına rağmen kurtulmak da istemediği yareni ise hüzün. Bir ko-pilot süratiyle, güzergâhtaki anlamlı imgelerin hiç birini ıskalamadan haber verirdi ona. "Yalnız hüznü vardı kalbi olanın."
İlk işittiği günden beri işlemişti bu cümle yüreğine. Efkârlı bir türkünün tekrarlanan nakaratı gibi dolanmıştı diline. Altında dolaştığı gökyüzü bedenini nasıl sarıp sarmalamışsa işte tam da öyle. Arz ile sema arasında, bastığı toprakta, gözünün iliştiği bilumum menzilde o vardı. Üstgeçitte, yol kenarında, evlerin pencerelerinde ve dahi Arnavut kaldırımlarının üzerinde. Uzun süredir hasım bellediği mutluluk ile arasına onulmaz bir ayrılık girmişti. Mutlu olunca ideallerine ihanet etmiş olacaktı sanki. Hiç özlemediğini söylemek elbette mümkün değildi. "Sevgili bir dert" diyerek teskin etmeye çalışıyordu kendini. Biraz haylaz ama müşfik bir dost olarak kabullenmekte bulmuştu teselliyi. Belki başka çaresi olmadığı için böyle yapıyordu. Belki de başka bir yolunu bulamadığı içindi tüm söyledikleri. Bu hali yüzünden bazen duymazdı hiçbir şeyi ve bazen görmezdi gözünün önündekileri. Bir hayli dalgın olmasına rağmen bir yanının tetikte oluşu hayret edilecek nitelikteydi. Kâh kulağına değen bir martı sesi, kâh gözüne ilişen dikkate değer bir obje onu hemen kendine getirmeye kâfi geliverirdi. Gözünün önünde duran nesneyi görmemesine rağmen, aslında çok şeyi görüyor olduğunu herkes anlamayabilirdi. Çattığı kaşlarının arasına sıkıştırdığı düşüncelerin derinliğinde beslediği bir rikkate sahipti. Bir yandan direksiyon sallarken, bir yandan derin düşünceler içerisine girmesi tehlikeli değil miydi? Zamanın tecrübe ettikleri, durumun pek de böyle olmadığını söylemekteydi.
İş icabı bir hayli dışına çıktığı şehre gerisin geri dönmek üzere henüz yola koyulmuştu. Ve iç âleminde, rızk meşgalesinin kombinasyonlu muhasebesini yapmaya başlayıverdi. Rızk tedariki için harcadığı zaman ile ihtiyaçlarının orantısı neydi. İhtiyaç denen şey zaruretin ne kadar üzerinde olabilirdi. Paralel oluşları acaba bire bir miydi? Rızkın tedariki için harcanan zamanın ne kadarı israftı. Yeterince üzerine eğilmiyor muydu yoksa? Ticari arenanın a’dan z’ye hemen her yanına sirayet etmiş olan yalan dolanlardan ne kadar sakınabiliyordu. Gözünün içine baka baka yalan söyleyen esnaflarla olan ilişkilerini daha ne kadar devam ettirebilirdi. Ticaret adamı olmak için aynı zamanda kurt da mı olmak gerekmekteydi. Kurt olmadan ticaret yapabilmek ne kadar mümkündü. Kırmızı başlıklı kızın temsil ettiği saf ve temiz oluşun maslahatı icabı ticareti bırakıp kendi için daha uygun nitelikte olan başka bir işle mi uğraşsa idi. Kazandıklarının ne kadarını israf etmekteydi ve harcamaları hususunda biraz daha dikkatli olabilir miydi?
Arabanın teybine ney taksimi bir kaseti henüz takmıştı ki yareni, kaldırımda oturan ve buram buram Anadolu kokan kantarcı amcayı işaret ediverdi. Kantarının hemen yanına iliştirdiği kağıtta tartı ücretinin "elli bin lira" olduğu uzaktan seçilmekteydi. Büyükçe ve beyaz olan karton kağıt, pano şekline getirilmiş ve rakamlar tükenmez kalemle karalanarak belirginleştirilmişti. Beyninin aktivitesi o kadar hızlanmıştı ki; üç beş saniye içinde nice kıyaslamalar yapılmış ve yorumun envai çeşidine ulaşılmıştı bile. Bugün hiç sadaka vermediğini hatırladı aniden. Bundan iyi fırsat olamayacağını düşünerek firene basıp aracı geri vitese taktı. Plan hazırdı. Önce tartılacak, daha sonra elindeki kağıt parayı amcanın eline tutuşturup oradan uzaklaşacaktı hemen. Her şey tasarladığı gibi cereyan etmişti. Parayı verdikten sonra, amcanın bir şey söylemesine fırsat vermeden hızla arabasına doğru yöneldi.
Tam yola koyulmuştu ki, bagajındaki fotoğraf makinesini hatırlayıverdi. Trilyonları hortumlayan müsrif ve müfsitlerin yanında namus abidesi gibi duran bu adamın fotoğrafını çekip yanına iliştirdiği birkaç satırla birlikte ibreti âlem için yayımlamalıydı muhakkak.
Önce yavaşladı, sonra bu durumdan sıkılarak tekrar gaza yüklendi. Hem amcayı tedirgin etmekten, hem de bu kareyi malzeme olarak kullanmaktan dolayı kendinden utanmaktaydı..
Kutsallık ve masumiyetten yana ihanet dürtüleri beynine hücum etmişti. İhanet ile ibret için ayan etme arasındaki düşüncelerle birlikte bir yola bir amcanın yanına doğru gidip gelmekteydi.
Durup geri döndüğünde galip gelenin ne olduğunu dahi bilemedi. Makinesini almadan önce yanına sokulup, fotoğraf çekmek için izin istedi. Teklifi amcanın hoşuna bile gitmişti.
Bu durumu Anadolu insanının saf ve temiz oluşuna yorumlayarak deklanşöre defalarca bastı.
Amcanın memnuniyetindeki sır perdesi de dilinden dökülen kelimelerle aralandı.
"Biz daha zam yapmadık"
Bu cümle zihninin duvarlarında defalarca yankılandı. "Ah amcam" diye geçirdi içinden.
"Ne kadar da saf ve temizsin. Bizden olduğundan emin misin!".
Fotoğrafını çekme isteğimi anlamlandırmandaki yanılgın bile farklılığa, temiz kalışına işaret ediyor.
Zam yapmadığın için değil amca.
Bundan çok ama çok daha fazlası için çekiyorum fotoğrafını.
Elli bin liraya talim eden fakirliğin ile hayata tutunmaya çalışmana gıpta ettiğim için,
Senin hakkını sömürenler, yüzündeki beyazlıkta kendi kirlerini görsünler için,
Har vurup harman savuranlar akıllarını başlarına devşirsinler için,
Kendim için,
Hâlâ elli bin liraya kantarcılık yaparak onurunla yaşamayı tercih ettiğin için,
Çalmak ya da istismar etmek yerine aza kanaat edişin için,
Hali pür melalimizi anlamaktan yana mukayese imkanına sahip olmak için.
Zam yapmadığın için değil amca
Bundan çok fazlası
ama çok daha fazlası için
Kaybettiklerimizi senin tezgahında bulabilmek adına
al hepimizi koy kantarına
Tart ve söyle;
Kaç kiloyuz biz
Kaç kiloyuz amca !
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...