|

İran ve Çin: Asrın Anlaşması
16.11.2004 / ZAMAN
İran’ın nükleer programı konusunda
Almanya, İngiltere ve Fransa arasında yaklaşık bir aydır süren çetin
müzakerelerden son anda bir anlaşma çıktı. Bu anlaşmaya göre İran,
şiddetli bir baskıya maruz kaldığı uranyum zenginleştirme faaliyetlerini
söz konusu üç Avrupa ülkesi ile devam eden müzakereler sonuçlanana kadar
askıya almış bulunuyor.
Askıya alma kararını açıklayan İran Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Genel
Sekreteri Hüccetülislam Hasan Ruhani, kararın yazılı olarak da
Milletlerarası Atom Enerji Ajansı (IAEA)’na iletildiğini ifade etti
önceki gün. Bu kararla İran, nükleer zenginleştirme faaliyetleri
konusunda kendisinden bu yönde bir karar bekleyen IAEA’yı da tatmin
etmiş ve konunun BM Güvenlik Konseyi’ne şimdilik havale edilmesini de
hemen hemen önlemiş bulunuyor.
Esasen IAEA, İran’ın nükleer programını Güvenlik Konseyi’ne havale etmiş
olsaydı da İran Konsey’de Amerika karşısında o kadar yalnız kalmayacak,
muhtemelen Konsey’den herhangi bir ortak kararın çıkmasını da önleyecek
durumda olacaktı. İran, şüphesiz bunu Rusya ve Çin’in yardımıyla
başaracaktı.
Rusya’nın İran’ın nükleer tesislerini inşa etmekte olduğu, bu yüzden bu
ülkenin İran’a herhangi bir müeyyide uygulanmasına karşı olduğu öteden
beri bilinen bir gerçek; ama Çin’in İran’ı destekleyen tavrının ortaya
çıkması ise nispeten yeni bir gelişme.
Bu yeni gelişmenin ana motoru da yaklaşık 10 gün kadar önce İran ve Çin
arasında yapılan, bazı yorumculara göre ‘asrın anlaşması’ olarak
nitelenen çok önemli, çok büyük bir anlaşma.
İran Petrol Bakanı Bican Zangene ile Çin Milli Kalkınma ve Reform
Komisyonu Başkanı Ma Kai’nın Bejin’de imzaladıkları bu anlaşmanın esası
Çin’in İran’dan petrol ve gaz alması ve İran’da önemli bir petrol
yatağının geliştirilmesini kapsıyor. Anlaşmanın ayrıntılarında ise
şunlar var: Çin önümüzdeki 25 yıllık bir dönem içinde İran’dan yılda10
milyon metrik ton sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alacak, ayrıca Çin
Devlet Petrol Şirketi (SİNOPEC) vasıtasıyla İran’ın petrol ve doğalgaz
sahalarında sondaj, arama, geliştirme faaliyetlerine katılabilecek,
petro-kimya ve gaz sanayiinde, boru hatlarında, bunlarla ilgili
hizmetlerde yatırım yapabilecek, ortaklıklar kurabilecek ve başka ilgili
faaliyetlere de katılabilecek. Petrol alanında varılan anlaşmayla
SİNOPEC, İran’ın Yadavaran petrol sahasını geliştirecek. Bu saha çok
önemli ve zengin bir saha. Yapılan tahminlere göre, bu sahadan
önümüzdeki 4 yıl içinde günde 300 bin varil ham petrol çıkabilecek ki
bunun 150 bin varili Çin’e ihraç edilecek ve böylece Çin, artan petrol
ihtiyacının önemli bir yüzdesini İran’dan garantili bir şekilde elde
etmiş olacak.
Çin bugün günde 2,4 milyon varil ham petrol ithal ediyor ve bugün bu
miktarın yaklaşık yüzde 15 kadarı da İran kaynaklı. Dört yıl sonra
Yadavaran petrol sahasının geliştirilmesinden sonra Çin’in İran’dan
alacağı petrol miktarı bu yüzde 15’in çok üzerinde olacak ve Çin, İran
sayesinde enerji güvenliğinde önemli bir mesafe kaydetmiş olacak.
Sıvılaştırılmış doğalgaz alımı, Yadavaran sahasının geliştirilmesi ve
diğer unsurlarla birlikte İran ve Çin’in vardıkları anlaşmanın mali
boyutu şimdiden 100 milyar dolar olarak hesaplanırken önümüzdeki
yıllarda bu 100 milyar doların 200 milyar dolara kadar yükseleceğine
muhakkak gözüyle bakılıyor şimdiden. İşte bu yüzden söz konusu anlaşmaya
‘asrın enerji anlaşması’ deniyor.
Bu anlaşmanın başkalarını ilgilendiren pek çok başka yönü de var. Mesela
İran’ın Çin’e satacağı LNG’nin taşınacağı özel tankerler. İran, bu
tankerlerden 10 adet satın almış bulunuyor; ama 2010 yılına kadar 87
adet daha lazım. Bu tankerleri kim yapıp satıyor, bilmiyorum; ama bu
işin paralı bir iş olduğu muhakkak. Belki ilgilenenler olur diye bu
konudan burada söz etmiş olayım.
İran ve Çin arasındaki ‘asrın anlaşması’ jeopolitik yönü de güçlü olan
bir anlaşma. Bu anlaşmanın milletlerarası arenayı şimdiden birçok
bakımdan etkileyeceği de muhakkak.
|