Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 312 | Aralık  2004

                   

 

 


  

İran ve Çin: Asrın Anlaşması

16.11.2004 / ZAMAN

İran’ın nükleer programı konusunda Almanya, İngiltere ve Fransa arasında yaklaşık bir aydır süren çetin müzakerelerden son anda bir anlaşma çıktı. Bu anlaşmaya göre İran, şiddetli bir baskıya maruz kaldığı uranyum zenginleştirme faaliyetlerini söz konusu üç Avrupa ülkesi ile devam eden müzakereler sonuçlanana kadar askıya almış bulunuyor.
Askıya alma kararını açıklayan İran Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Hüccetülislam Hasan Ruhani, kararın yazılı olarak da Milletlerarası Atom Enerji Ajansı (IAEA)’na iletildiğini ifade etti önceki gün. Bu kararla İran, nükleer zenginleştirme faaliyetleri konusunda kendisinden bu yönde bir karar bekleyen IAEA’yı da tatmin etmiş ve konunun BM Güvenlik Konseyi’ne şimdilik havale edilmesini de hemen hemen önlemiş bulunuyor.
Esasen IAEA, İran’ın nükleer programını Güvenlik Konseyi’ne havale etmiş olsaydı da İran Konsey’de Amerika karşısında o kadar yalnız kalmayacak, muhtemelen Konsey’den herhangi bir ortak kararın çıkmasını da önleyecek durumda olacaktı. İran, şüphesiz bunu Rusya ve Çin’in yardımıyla başaracaktı.
Rusya’nın İran’ın nükleer tesislerini inşa etmekte olduğu, bu yüzden bu ülkenin İran’a herhangi bir müeyyide uygulanmasına karşı olduğu öteden beri bilinen bir gerçek; ama Çin’in İran’ı destekleyen tavrının ortaya çıkması ise nispeten yeni bir gelişme.
Bu yeni gelişmenin ana motoru da yaklaşık 10 gün kadar önce İran ve Çin arasında yapılan, bazı yorumculara göre ‘asrın anlaşması’ olarak nitelenen çok önemli, çok büyük bir anlaşma.
İran Petrol Bakanı Bican Zangene ile Çin Milli Kalkınma ve Reform Komisyonu Başkanı Ma Kai’nın Bejin’de imzaladıkları bu anlaşmanın esası Çin’in İran’dan petrol ve gaz alması ve İran’da önemli bir petrol yatağının geliştirilmesini kapsıyor. Anlaşmanın ayrıntılarında ise şunlar var: Çin önümüzdeki 25 yıllık bir dönem içinde İran’dan yılda10 milyon metrik ton sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alacak, ayrıca Çin Devlet Petrol Şirketi (SİNOPEC) vasıtasıyla İran’ın petrol ve doğalgaz sahalarında sondaj, arama, geliştirme faaliyetlerine katılabilecek, petro-kimya ve gaz sanayiinde, boru hatlarında, bunlarla ilgili hizmetlerde yatırım yapabilecek, ortaklıklar kurabilecek ve başka ilgili faaliyetlere de katılabilecek. Petrol alanında varılan anlaşmayla SİNOPEC, İran’ın Yadavaran petrol sahasını geliştirecek. Bu saha çok önemli ve zengin bir saha. Yapılan tahminlere göre, bu sahadan önümüzdeki 4 yıl içinde günde 300 bin varil ham petrol çıkabilecek ki bunun 150 bin varili Çin’e ihraç edilecek ve böylece Çin, artan petrol ihtiyacının önemli bir yüzdesini İran’dan garantili bir şekilde elde etmiş olacak.
Çin bugün günde 2,4 milyon varil ham petrol ithal ediyor ve bugün bu miktarın yaklaşık yüzde 15 kadarı da İran kaynaklı. Dört yıl sonra Yadavaran petrol sahasının geliştirilmesinden sonra Çin’in İran’dan alacağı petrol miktarı bu yüzde 15’in çok üzerinde olacak ve Çin, İran sayesinde enerji güvenliğinde önemli bir mesafe kaydetmiş olacak.
Sıvılaştırılmış doğalgaz alımı, Yadavaran sahasının geliştirilmesi ve diğer unsurlarla birlikte İran ve Çin’in vardıkları anlaşmanın mali boyutu şimdiden 100 milyar dolar olarak hesaplanırken önümüzdeki yıllarda bu 100 milyar doların 200 milyar dolara kadar yükseleceğine muhakkak gözüyle bakılıyor şimdiden. İşte bu yüzden söz konusu anlaşmaya ‘asrın enerji anlaşması’ deniyor.
Bu anlaşmanın başkalarını ilgilendiren pek çok başka yönü de var. Mesela İran’ın Çin’e satacağı LNG’nin taşınacağı özel tankerler. İran, bu tankerlerden 10 adet satın almış bulunuyor; ama 2010 yılına kadar 87 adet daha lazım. Bu tankerleri kim yapıp satıyor, bilmiyorum; ama bu işin paralı bir iş olduğu muhakkak. Belki ilgilenenler olur diye bu konudan burada söz etmiş olayım.
İran ve Çin arasındaki ‘asrın anlaşması’ jeopolitik yönü de güçlü olan bir anlaşma. Bu anlaşmanın milletlerarası arenayı şimdiden birçok bakımdan etkileyeceği de muhakkak.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...