Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 310 | Ekim  2004

                   

 

 


  

Allah ile Dolar Arasında

Peter Issig
Çeviren : Suna AYDIN
Welt am Sonntag, 06.06.2004

Eşikte olan ülkeden sanayi ülkesine doğru: Tanrı devleti İran, bölgede ekonomi alanında süper güç olmak için Irak krizinden yararlanmak istiyor
Heyecanlı bir sohbet içinde iki bayan İsfahan’ın Eneglab Meydanı’ndaki beş yıldızlı oteli Abbasi’ye doğru yol alıyorlar. Hafif makyajlı, pardesülerinin beli modaya uygun oyuk, ayakkabıları İtalya’dan olan İranlı bayanlar özgüven ve şıklık içindeler. Otel girişinde ihtişamlı fantazi üniforması içinde bir kapıcının kulaklarına bir şey fısıldamasıyla birlikte bayanların yüzleri bir anlık kararıyor. Hiçbir şey söylemeden başörtülerini alınlarına doğru çekiyorlar ve daha sıkı bağlıyorlar. Anlaşılan uygun olanın sınırını aşmışlardı. Çok fazla ten, çok fazla saç görülmüştü. Fakat birkaç adım ilerledikten sonra başörtüsü sanki kendiliğinden tekrar açılıyor ve arkaya kayıyor.
Ahlak bekçisinin uyarısı kalıcı bir etki bırakmadı – Bunlar, İslam cumhuriyetinin katı kurallarıyla alakalı hoşnutsuzluğa işaret eden güncel sinyaller. İran’da batı liberalliğine karşı istek artmakta. Kendisini bu kapıcı gibi ahlak bekçiliğine atayanlar hala varolsa da, artık ülkede çok şeye göz yumuluyor. Şubat’taki seçimlerden beri muhafazakarların toplam 290 sandalyenin 200’ünü alarak mecliste çoğunluğu teşkil etmeleri bile liberalleşme sürecini durdurmadı. Tam tersine, yabancı ekonomi temsilcileri şaşırtıcı bir yeni açıklık gözlemliyorlar. Batı demokrasilerinin icaplarına uymayan rejimin harpçı siyasi hitabetinin ardında "serbest piyasa alış verişine" karşı büyük bir ilgi saklı. "Perdahlanmış uluslararası görgü kuralları, büyük müzakere yeteneği ve espiri ile karşımıza çıkan aşırı sağcı parlamenterlerle görüştük – hiçbir şey Mullah rejimini hatırlatmıyor" diye, 500 milyon dolarlık bir ihale için uğraşan ve bu bağlamda İranlı muhataplarının rahat pragmatizmine sevinen orta sınıf bir Alman girişimcisi anlatıyor.
Karanlık Tanrı devleti klişesi pratik tecrübede onaylanmıyor her zaman. Gholamadel Haddad Adel’in parlamento sözcüsü olarak seçilmesi de muhafazakarların arasında teknokratların çoğaldığının belirtisi olarak değerlendiriliyor. Felsefe profesörü olan Adel, bu görevde yer alan ilk amatör olmakla birlikte, çanak anteni yasağının kaldırılmasıyla alakalı görüşünden dolayı dikkat çekmişti. Ekonomik alanda Batı’ya açılma iradesini, uluslararası meselelerle görevli bakan vekili Mohammad Khazaei Torshizi de vurguluyor: "Ortak çıkarlar her zaman uluslararası, diplomatik düzeydeki atmosferden daha güçlüdür." Bakanın Tahran’ın şehir merkezinde bulunan görev yeri bir Alman P.T.T. başmüdürlüğünün cazibesi ile donatımlı. Ne de olsa bina, 30’lu yıllarda Alman-İran ilişkilerinin bayağı sıkı olduğu bir dönemde Alman mimarlar tarafından tasarlanmıştı. Bakanı Almanya ile bağlayan, BMW ve Mercedes’in arabalarına olan özel sevgisi. Almanların Avrupalı rakiplerine meydanı bırakmalarına şaşan bakan, başkentin kalabalık sokaklarını, ülkede inşa edilen eski İngiliz Hillman arabaları ve yeni Renault ve Peugeot modellerinin doldurduğunu, fakat Alman markalarının da beğenildiğini anlatıyor.
Ülkenin problemlerinin hızla büyümesi nedeniyle İran hükümeti, uzun zamandır yoğun bir şekilde yeni ticari ortaklar aramakta. Hala ekonomisinin yüzde 60’ı devlete ait ve böylelikle cansız. İran sanayi ve ticaret odası başkanı Seyedalinaghi Khamoushi, yazın güncelleştirilecek olan beş yıllık planın öngördüklerine yönelik, senede 800.000 yeni iş yeri yaratmaları gerektiğini söylüyor. Fakat resmi hesaplamalara göre bile, son beş senede sadece 1,5 milyon iş yeri oluştu. Nüfus artışının hızlanması İran hükümetinin üzerindeki baskıyı artırıyor. Genç olan İran toplumunda, nüfusun yüzde 70’i 30 yaşın altında. Okul ve üniversitelerdeki eğitim, (okuyanların 60%’ı kadın) çok iyi olarak değerlendiriliyor.
İşte bu iyi eğitimli gençlik devlete karşı uzak duruyor. "Din adamlarının kuralları ne kadar sıkı ise, o kadar az inanıyorlar" diyor Tahranlı bir iş adamı. Batı yaşam tarzına yakınlık duyan ve ona ulaşmak için yeni yollar bulan genç elitlerle birlikte paralel dünyalar oluşuyor. 25 yaşındaki bir genç anlatıyor: "Diskolar bizde tabii ki yok. Ama her haftasonu, velileri evde olmayan bir arkadaşımızın evinde buluşuyoruz. Orada müzikli ve kızlı partiler düzenliyoruz, tabii ki alkol da oluyor." Komşulardan biri şikayet ederse polis geliyor ve duruma göre geceyi karakolda geçirmek gerekiyormuş. "Ama risk fazla büyük değil, yoksa zaten herkes yapmazdı."
İş adamları da İslami kuralların belirlemediği iş görüşmelerinden bahsediyorlar: "Sokak kapısının ardında ayrı bir dünya başlıyor." Ve işler çiçek açıyor. Ekonomi, Mart 2002 ile Mart 2003 arasında (İran takvimine göre 1381 yılı) 6,4 % oranında büyüdü: 2004 için 6,8 ila 8 % arasında büyüme bekleniyor. Fakat halkın ekonomik durumunu köklü bir şekilde düzeltmek için iç ekonomi için teşvikler zayıf kalıyor. Resmi sayılara göre işsizlik oranı 16%. "Management and Planning Organisation" (MPO- İşletme ve Planlama Örgütü)’ya göre geçen yıl 3,1 milyon insan işsiz olarak kayıtlıydı.
Özellikle başkentin güneyinde en çok rastlanan yoksulluk, hükümet yanlısı medyada da gizlenmiyor. Alkol ile yasadışı pazarlık ve gayet uygun fiyatta komşu ülke Afganistan’dan alınan afyon da durumu istikrarsızlaştırıyor– nereye bakılsa görülen polislerin de bu konuda ellerinden bir şey gelmiyor. Toplumsal koşulları düzeltmek için ülkenin petrol sektöründen bağımlılığı azaltılmak isteniyor. Öncelik olarak endüstriyel temelin güçlendirilmesi geliyor. Zengin petrol yatakları ve artan varil fiyatları devlet hazinesine para yağdırıyor. Gelirler gayri safi yurtiçi hasılanın 20%’sini, bütçe gelirlerinin 57% ve ihracat gelirlerinin 81%’ini teşkil ediyor. Fakat hammadde ihracatına güvenmek istemiyorlar. Daha önce Kanada elçisi olan ekonomik sorunlardan sorumlu dışişleri bakanı yardımcısı Adeli, İran’ın alıcı piyasasından üretici piyasasına geçmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun için fazlaca para harcamaya hazır olan hükümetin planlarını Adeli şöyle anlatıyor: "Planlamak, gerçekleştirmek, üretmek, piyasaları fethetmek." Böylece enerji bakanı yardımcısı Reza Amrollahi cömertçe tekliflerde bulunabiliyor. Geçen hafta Almanya’nın Bavyera eyaletinin ekonomi bakanı Otto Wiesheu ve delegasyonunu karşıladığında vakit geçirmeden konuya geliyor: Jasd’ın etrafındaki vilayet (devlet başkanı Mohammed Hatemi’nin memleketi) model proje olarak planlanmış. Buna daha iyi bir enerji temini de dahil: "O yüzden kömür enerji santrali satın almak istiyoruz ve rüzgar enerjisi tesisatlarına ilgimiz var. Enerji santrallerini inşa etmek istiyorsanız edin. Biz ürettiğiniz tüm elektriği satın alırız." Wiesheu teklifi kontrol ettirecek, fakat özellikle siyasi açıdan önemli buluyor. "Açılmaya yönelik zorunluluk büyük, aynı zamanda yabancı ortaklara karşı ilgi de. Artan ekonomik bütünleşme, siyasi alanda da anlaşmak için en iyi temeldir."
İran, eşik ülkeden sanayi ülkeye geçebilmek için yabancı ortaklara ihtiyaç olduğunu biliyor. Yatırım koruma anlaşması ve vergi reformu bunun için iyi şartlar oluşturdular: Vergi oranının 25%’e düşmesi, İran’dan gelen ihracatların vergiden muaf tutulması ve 100%’e kadar varan çoğunluğun katılımıyla ortak girişimcilik yapmak mümkün. Bölgesel alanda yatırımlar için 25 seneye kadar vergi indirimi yapılıyor. Bankacılığın özelleştirilmesi başlatıldı. Dünya Ticaret Örgütü’ne katılma isteği, usandırıcı gümrük mevzuatını kaldırma yönünde baskı oluşturacaktır. Ve hükümet sonsuz büyüme oranları bekliyor: Elektrik ihtiyacı beklendiği üzere her sene 3000 megawatt artacak. Şimdiden Tahran, ışıklı reklamlar ve yoğun sokak ışıklandırmalarıyla rengarenk bir ışığa bürünüyor. Mobil telefon sistemi de geliştirilmeye elverişli. Şimdilik Tahran’da veya Isfahan’da işadamlarının cep telefonlarının durmadan çalması bir lüks gösterisi. Ne de olsa sim kartın fiyatı 1000 dolar. Araba imalatı da orta vadede bir milyona arttırılmak isteniyor. Alman araba üreticileri şimdilik sadece kamyon piyasasında görülüyorlar. Yerel minibüslerin çevre temizliğine uygun yakıta doğru yeniden düzenlenmesi dolayısıyla MAN şirketi doğal gaz motorları için büyük ölçekli sipariş ümit ediyor. IDEM (Iranian Diesel Engine Manufacturing Co.-İran Dizel Motor Fabrikaları Şti.) Tebriz kentinin dış mahallelerinde Azerbaycan ilinde Mercedes-Diesel parçaları üretiyor. Senede 13000 motor üreten fabrikada, alet ve makinelerin üstü Almanca yazılı ("İran için şebeke bağlantısı şalteri") ve işçilerin üzerinde aynı renkte mavi iş elbisesi var. Artan Doğu-Batı transit trafiği revaç göreceğe benziyor. İran demiryollarında da genişleme hedef alınıyor: Bulunan 7200 ray kilometresi iki misline çıkartılmak isteniyor. Hazar Denizi’nden Basra Körfezi’ne ve Suriye’den Akdeniz’e kadar hat güzergahları planlanıyor.
Bundan anlaşılan şu: İran dünyanın lider ülkesi olmayı hedefliyor. İran sanayi ve ticaret odası başkanı Kamoushi önümüzdeki 25 yıl için "sınırsız imkanlar"dan bahsediyor. Sevilmeyen komşu ülke Irak’ta durum hala istikrarsızken, İran zamanı değerlendirmek istiyor. Liderlik isteği güçlü. Alman-İran ticaret odası başkanı Butagh Khanbodaghi bu durumu Alman işveren arkadaşlarına yönelttiği bir öneri ile belli ediyor: "Bu bölgede iş yapan çoğu insan Dubai’de bir büro açıyor. Bunu yapmamalarını tavsiye ediyorum, çünkü burada bu konuda çok hassasız."
Fakat kuruluşlar, ABD’nin 2006’ya kadar uzatılan yaptırımlarına (Iran Lybia Sanctions Act) da hassas tepki gösteriyorlar. Etkileri çelişkili olan yaptırımlar, ülkenin rafineri tekniğinin teknolojinin en son noktasında olmasını engelliyor. Bu yüzden benzin ihtiyacının üçte birinin ithal edilmesi gerektiği söyleniyor. Diğer taraftan Avrupalı işverenler ABD’nin "katı himayeci politikası”ndan şikayetçiler. Çünkü yaptırımlar "geri satın alma" anlaşmalarıyla dolaylı yoldan deliniyor. Böylece herkes, Tahran’da en yeni Microsoft programlarını nerede bulabileceğini biliyor. "Ve bu gerçeğe, Tahran’daki inşaat makinaları fuarında en büyük katılımcının Amerikan inşaat makinaları imalatçısı Caterpillar’ın olduğu da dahil" diye anlatıyor, Alman-İran ticaret odasından Michael Tuckoss. Cepheler yumuşuyor: İslami kurallar türü yaptırımlar deliniyor. Bunlar, çoğu insan için İran’ın açıldığının bir işareti. Şimdilik İranlı kadınlar başörtüsünü tam çıkartmak için sabrediyorlar. Ve bugün Lufthansa uçağının Tahran havaalanına inmesini bekliyorlar...

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...