|

Allah ile Dolar Arasında
Peter Issig
Çeviren : Suna AYDIN
Welt am Sonntag, 06.06.2004
Eşikte olan ülkeden sanayi ülkesine
doğru: Tanrı devleti İran, bölgede ekonomi alanında süper güç olmak için
Irak krizinden yararlanmak istiyor
Heyecanlı bir sohbet içinde iki bayan İsfahan’ın Eneglab Meydanı’ndaki
beş yıldızlı oteli Abbasi’ye doğru yol alıyorlar. Hafif makyajlı,
pardesülerinin beli modaya uygun oyuk, ayakkabıları İtalya’dan olan
İranlı bayanlar özgüven ve şıklık içindeler. Otel girişinde ihtişamlı
fantazi üniforması içinde bir kapıcının kulaklarına bir şey
fısıldamasıyla birlikte bayanların yüzleri bir anlık kararıyor. Hiçbir
şey söylemeden başörtülerini alınlarına doğru çekiyorlar ve daha sıkı
bağlıyorlar. Anlaşılan uygun olanın sınırını aşmışlardı. Çok fazla ten,
çok fazla saç görülmüştü. Fakat birkaç adım ilerledikten sonra başörtüsü
sanki kendiliğinden tekrar açılıyor ve arkaya kayıyor.
Ahlak bekçisinin uyarısı kalıcı bir etki bırakmadı – Bunlar, İslam
cumhuriyetinin katı kurallarıyla alakalı hoşnutsuzluğa işaret eden
güncel sinyaller. İran’da batı liberalliğine karşı istek artmakta.
Kendisini bu kapıcı gibi ahlak bekçiliğine atayanlar hala varolsa da,
artık ülkede çok şeye göz yumuluyor. Şubat’taki seçimlerden beri
muhafazakarların toplam 290 sandalyenin 200’ünü alarak mecliste
çoğunluğu teşkil etmeleri bile liberalleşme sürecini durdurmadı. Tam
tersine, yabancı ekonomi temsilcileri şaşırtıcı bir yeni açıklık
gözlemliyorlar. Batı demokrasilerinin icaplarına uymayan rejimin harpçı
siyasi hitabetinin ardında "serbest piyasa alış verişine" karşı büyük
bir ilgi saklı. "Perdahlanmış uluslararası görgü kuralları, büyük
müzakere yeteneği ve espiri ile karşımıza çıkan aşırı sağcı
parlamenterlerle görüştük – hiçbir şey Mullah rejimini hatırlatmıyor"
diye, 500 milyon dolarlık bir ihale için uğraşan ve bu bağlamda İranlı
muhataplarının rahat pragmatizmine sevinen orta sınıf bir Alman
girişimcisi anlatıyor.
Karanlık Tanrı devleti klişesi pratik tecrübede onaylanmıyor her zaman.
Gholamadel Haddad Adel’in parlamento sözcüsü olarak seçilmesi de
muhafazakarların arasında teknokratların çoğaldığının belirtisi olarak
değerlendiriliyor. Felsefe profesörü olan Adel, bu görevde yer alan ilk
amatör olmakla birlikte, çanak anteni yasağının kaldırılmasıyla alakalı
görüşünden dolayı dikkat çekmişti. Ekonomik alanda Batı’ya açılma
iradesini, uluslararası meselelerle görevli bakan vekili Mohammad
Khazaei Torshizi de vurguluyor: "Ortak çıkarlar her zaman uluslararası,
diplomatik düzeydeki atmosferden daha güçlüdür." Bakanın Tahran’ın şehir
merkezinde bulunan görev yeri bir Alman P.T.T. başmüdürlüğünün cazibesi
ile donatımlı. Ne de olsa bina, 30’lu yıllarda Alman-İran ilişkilerinin
bayağı sıkı olduğu bir dönemde Alman mimarlar tarafından tasarlanmıştı.
Bakanı Almanya ile bağlayan, BMW ve Mercedes’in arabalarına olan özel
sevgisi. Almanların Avrupalı rakiplerine meydanı bırakmalarına şaşan
bakan, başkentin kalabalık sokaklarını, ülkede inşa edilen eski İngiliz
Hillman arabaları ve yeni Renault ve Peugeot modellerinin doldurduğunu,
fakat Alman markalarının da beğenildiğini anlatıyor.
Ülkenin problemlerinin hızla büyümesi nedeniyle İran hükümeti, uzun
zamandır yoğun bir şekilde yeni ticari ortaklar aramakta. Hala
ekonomisinin yüzde 60’ı devlete ait ve böylelikle cansız. İran sanayi ve
ticaret odası başkanı Seyedalinaghi Khamoushi, yazın güncelleştirilecek
olan beş yıllık planın öngördüklerine yönelik, senede 800.000 yeni iş
yeri yaratmaları gerektiğini söylüyor. Fakat resmi hesaplamalara göre
bile, son beş senede sadece 1,5 milyon iş yeri oluştu. Nüfus artışının
hızlanması İran hükümetinin üzerindeki baskıyı artırıyor. Genç olan İran
toplumunda, nüfusun yüzde 70’i 30 yaşın altında. Okul ve
üniversitelerdeki eğitim, (okuyanların 60%’ı kadın) çok iyi olarak
değerlendiriliyor.
İşte bu iyi eğitimli gençlik devlete karşı uzak duruyor. "Din
adamlarının kuralları ne kadar sıkı ise, o kadar az inanıyorlar" diyor
Tahranlı bir iş adamı. Batı yaşam tarzına yakınlık duyan ve ona ulaşmak
için yeni yollar bulan genç elitlerle birlikte paralel dünyalar
oluşuyor. 25 yaşındaki bir genç anlatıyor: "Diskolar bizde tabii ki yok.
Ama her haftasonu, velileri evde olmayan bir arkadaşımızın evinde
buluşuyoruz. Orada müzikli ve kızlı partiler düzenliyoruz, tabii ki
alkol da oluyor." Komşulardan biri şikayet ederse polis geliyor ve
duruma göre geceyi karakolda geçirmek gerekiyormuş. "Ama risk fazla
büyük değil, yoksa zaten herkes yapmazdı."
İş adamları da İslami kuralların belirlemediği iş görüşmelerinden
bahsediyorlar: "Sokak kapısının ardında ayrı bir dünya başlıyor." Ve
işler çiçek açıyor. Ekonomi, Mart 2002 ile Mart 2003 arasında (İran
takvimine göre 1381 yılı) 6,4 % oranında büyüdü: 2004 için 6,8 ila 8 %
arasında büyüme bekleniyor. Fakat halkın ekonomik durumunu köklü bir
şekilde düzeltmek için iç ekonomi için teşvikler zayıf kalıyor. Resmi
sayılara göre işsizlik oranı 16%. "Management and Planning Organisation"
(MPO- İşletme ve Planlama Örgütü)’ya göre geçen yıl 3,1 milyon insan
işsiz olarak kayıtlıydı.
Özellikle başkentin güneyinde en çok rastlanan yoksulluk, hükümet
yanlısı medyada da gizlenmiyor. Alkol ile yasadışı pazarlık ve gayet
uygun fiyatta komşu ülke Afganistan’dan alınan afyon da durumu
istikrarsızlaştırıyor– nereye bakılsa görülen polislerin de bu konuda
ellerinden bir şey gelmiyor. Toplumsal koşulları düzeltmek için ülkenin
petrol sektöründen bağımlılığı azaltılmak isteniyor. Öncelik olarak
endüstriyel temelin güçlendirilmesi geliyor. Zengin petrol yatakları ve
artan varil fiyatları devlet hazinesine para yağdırıyor. Gelirler gayri
safi yurtiçi hasılanın 20%’sini, bütçe gelirlerinin 57% ve ihracat
gelirlerinin 81%’ini teşkil ediyor. Fakat hammadde ihracatına güvenmek
istemiyorlar. Daha önce Kanada elçisi olan ekonomik sorunlardan sorumlu
dışişleri bakanı yardımcısı Adeli, İran’ın alıcı piyasasından üretici
piyasasına geçmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun için fazlaca para
harcamaya hazır olan hükümetin planlarını Adeli şöyle anlatıyor:
"Planlamak, gerçekleştirmek, üretmek, piyasaları fethetmek." Böylece
enerji bakanı yardımcısı Reza Amrollahi cömertçe tekliflerde
bulunabiliyor. Geçen hafta Almanya’nın Bavyera eyaletinin ekonomi bakanı
Otto Wiesheu ve delegasyonunu karşıladığında vakit geçirmeden konuya
geliyor: Jasd’ın etrafındaki vilayet (devlet başkanı Mohammed Hatemi’nin
memleketi) model proje olarak planlanmış. Buna daha iyi bir enerji
temini de dahil: "O yüzden kömür enerji santrali satın almak istiyoruz
ve rüzgar enerjisi tesisatlarına ilgimiz var. Enerji santrallerini inşa
etmek istiyorsanız edin. Biz ürettiğiniz tüm elektriği satın alırız."
Wiesheu teklifi kontrol ettirecek, fakat özellikle siyasi açıdan önemli
buluyor. "Açılmaya yönelik zorunluluk büyük, aynı zamanda yabancı
ortaklara karşı ilgi de. Artan ekonomik bütünleşme, siyasi alanda da
anlaşmak için en iyi temeldir."
İran, eşik ülkeden sanayi ülkeye geçebilmek için yabancı ortaklara
ihtiyaç olduğunu biliyor. Yatırım koruma anlaşması ve vergi reformu
bunun için iyi şartlar oluşturdular: Vergi oranının 25%’e düşmesi,
İran’dan gelen ihracatların vergiden muaf tutulması ve 100%’e kadar
varan çoğunluğun katılımıyla ortak girişimcilik yapmak mümkün. Bölgesel
alanda yatırımlar için 25 seneye kadar vergi indirimi yapılıyor.
Bankacılığın özelleştirilmesi başlatıldı. Dünya Ticaret Örgütü’ne
katılma isteği, usandırıcı gümrük mevzuatını kaldırma yönünde baskı
oluşturacaktır. Ve hükümet sonsuz büyüme oranları bekliyor: Elektrik
ihtiyacı beklendiği üzere her sene 3000 megawatt artacak. Şimdiden
Tahran, ışıklı reklamlar ve yoğun sokak ışıklandırmalarıyla rengarenk
bir ışığa bürünüyor. Mobil telefon sistemi de geliştirilmeye elverişli.
Şimdilik Tahran’da veya Isfahan’da işadamlarının cep telefonlarının
durmadan çalması bir lüks gösterisi. Ne de olsa sim kartın fiyatı 1000
dolar. Araba imalatı da orta vadede bir milyona arttırılmak isteniyor.
Alman araba üreticileri şimdilik sadece kamyon piyasasında görülüyorlar.
Yerel minibüslerin çevre temizliğine uygun yakıta doğru yeniden
düzenlenmesi dolayısıyla MAN şirketi doğal gaz motorları için büyük
ölçekli sipariş ümit ediyor. IDEM (Iranian Diesel Engine Manufacturing
Co.-İran Dizel Motor Fabrikaları Şti.) Tebriz kentinin dış
mahallelerinde Azerbaycan ilinde Mercedes-Diesel parçaları üretiyor.
Senede 13000 motor üreten fabrikada, alet ve makinelerin üstü Almanca
yazılı ("İran için şebeke bağlantısı şalteri") ve işçilerin üzerinde
aynı renkte mavi iş elbisesi var. Artan Doğu-Batı transit trafiği revaç
göreceğe benziyor. İran demiryollarında da genişleme hedef alınıyor:
Bulunan 7200 ray kilometresi iki misline çıkartılmak isteniyor. Hazar
Denizi’nden Basra Körfezi’ne ve Suriye’den Akdeniz’e kadar hat
güzergahları planlanıyor.
Bundan anlaşılan şu: İran dünyanın lider ülkesi olmayı hedefliyor. İran
sanayi ve ticaret odası başkanı Kamoushi önümüzdeki 25 yıl için
"sınırsız imkanlar"dan bahsediyor. Sevilmeyen komşu ülke Irak’ta durum
hala istikrarsızken, İran zamanı değerlendirmek istiyor. Liderlik isteği
güçlü. Alman-İran ticaret odası başkanı Butagh Khanbodaghi bu durumu
Alman işveren arkadaşlarına yönelttiği bir öneri ile belli ediyor: "Bu
bölgede iş yapan çoğu insan Dubai’de bir büro açıyor. Bunu yapmamalarını
tavsiye ediyorum, çünkü burada bu konuda çok hassasız."
Fakat kuruluşlar, ABD’nin 2006’ya kadar uzatılan yaptırımlarına (Iran
Lybia Sanctions Act) da hassas tepki gösteriyorlar. Etkileri çelişkili
olan yaptırımlar, ülkenin rafineri tekniğinin teknolojinin en son
noktasında olmasını engelliyor. Bu yüzden benzin ihtiyacının üçte
birinin ithal edilmesi gerektiği söyleniyor. Diğer taraftan Avrupalı
işverenler ABD’nin "katı himayeci politikası”ndan şikayetçiler. Çünkü
yaptırımlar "geri satın alma" anlaşmalarıyla dolaylı yoldan deliniyor.
Böylece herkes, Tahran’da en yeni Microsoft programlarını nerede
bulabileceğini biliyor. "Ve bu gerçeğe, Tahran’daki inşaat makinaları
fuarında en büyük katılımcının Amerikan inşaat makinaları imalatçısı
Caterpillar’ın olduğu da dahil" diye anlatıyor, Alman-İran ticaret
odasından Michael Tuckoss. Cepheler yumuşuyor: İslami kurallar türü
yaptırımlar deliniyor. Bunlar, çoğu insan için İran’ın açıldığının bir
işareti. Şimdilik İranlı kadınlar başörtüsünü tam çıkartmak için
sabrediyorlar. Ve bugün Lufthansa uçağının Tahran havaalanına inmesini
bekliyorlar... |