|

Evren-Evrensel İnsan ve Müslüman*
M. Said ÇEKMEGİL
Evren; kainat-kozmos. Ay, güneş,
bütün yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız dünya hepsi de evreni oluşturur.
İnsan, yaratıcısına abid olsunlar diye var kılınan özel yaratılmıştır.
Çocuklar, mükellefiyetten düşmüş yaşlılar, deliler bir yana, insan
Rabbine muhatap kılınmak gibi bir şeref taşıyan, en güzel yaratılmıştır.
Evren de insanın istifadesine sunulmuştur.
İşte insan bunca nimetlerden dolayı Rabbine müteşekkir kalıp izzete
yükselen ya da şükretmeyi akletmeyerek nankörlüğe düşen bir varlıktır;
talip olma hürriyetiyle, kendine kendisini tanıtacak imtihanlara tabi
tutulmuştur. İmtihanda aldığı belgeye göre ya en yüksek ya da en alçak
bir mahluk.
Yer küremizde halifeler olma istidadıyla yaratılan insanoğlu iki ana
bölümde görülmektedir. Bir bölümünde şükredebilen Müslüman, diğer
bölümde nimetlere teşekkür etmeyi akletmeyen kafiran yaşar.
Bu görüntüyle arzımız evrenseldir; haklıyı da haksızı da üzerinde tutar.
Ay ve güneş evrenseldir; mü’mine de doğar münkire de ışık verir.
Hava evrenseldir; hiçbir ayrım yapmadan her insanın ciğerine dolar.
Su evrenseldir; tüm midelere akar, ateş evrenseldir; herkesin ocağını
yakar, ısıtır, iyinin de kötünün de yemeğini pişirir.
Kanaryalar evrenseldir; kafeslendiği her evde de, genel evde de öter
durur.
Çiçek evrenseldir; çocuğun elinde de, büyüğün elinde de koku saçar.
Hindunun ineği de evrenseldir; hiçbir ayrım yapmadan kendisini her
sağanı besler.
Despotun köpeği de evrenseldir; kendisinin önüne kemik atan -kafir ve
mü’min demeden- her insanı sahiplenir.
Ya insan? İnsan öyle mi ya; o kendisi gibi inanmayanı dışlar, kendi
benzerlerine ağuşunu açar da açar.
Hele insan müslümansa, onun evrensel olması hiçbir zaman düşünülemez. O
Cennet ehliyle Cehennemlikleri bir tutmaz. O hiçbir zaman bir müşrikle
nikahlanmaz. Mü’minden zekat isterken münkirden cizye alır. Mü’mine
sevgi beslerken, münkire acır. O Allah’a, Peygamber’e ve kendinden olan
emîre itaatı severken tağutlaşan nanköre itaatten nefret eder.
Yaratıcı evrenden değil, insandan iman istemiştir.
Müslüman evrensel olamaz. Çünkü o ay değil, güneş değil, yani cemadat
değil; nebatat değil, behimiyyattan değil, insandır. Hele insanlığına
ihanet etmemiş; Müslümanlığını koruyabilmişse hiçbir dönemde evrensel
olmaz. Nasıl ki yüce modelleri Asr-ı Saadet’te de evrensel olmamışlardı.
Onlar her yaratılmışa karşı adil davranmış, fakat bilenle bilmeyeni bir
tutmamıştır.
Kolayına mı ilim adamları evrensellik, "Hiçbir zaman bir araya gelmeyen
iki zıt kutbu, kuvvetle zaafı, kudretle aczi, ilerilikle geriliği bir
araya getirme safsata"sı demişler. Onlar evrensele "düşkün kimseleri
aldatmak için kullanılan sözcük” demişlerdir.
(Bunları İslam’ın Gerçeği adlı eserimizde vermiştik).
Haksız mı demişler!??
• M. Said Çekmegil, Malatya’dan Ses – Sanih yayınları Bülteni: 30 |