|

Felluce'den mesaj
var...
İbrahim KARAGÜL
/ Yeni Şafak 18 Kasım 2004
Irak'ta,
özellikle de Felluce'de neler yaşandığını sadece Amerika'nın izin
verdiği kadarıyla biliyoruz. Bugün bu köşeyi Felluce halkına ve
direnişçilere bırakıyorum. Aşağıdaki mesaj 16 Kasım Salı gecesi
gönderildi:
"... Amerika, Felluce'de tamamen sivilleri hedef alan ve sizlerin
haberlerde gördüğünüzden çok daha şiddetli bir intikam savaşı yürütüyor.
Amerikalılar sadece kentin batı bölgesinde hakim. Orayı da saldırıların
ilk günü ele geçirdiler. Cavlan, En-Nezar, eş-Şüheda ve Endüstri
bölgelerine giremediler. Ele geçirdikleri bölgedeki bütün evleri,
apartmanları ve camileri havaya uçurdular. Kayıpların yüzde 90'ından
fazlasını siviller oluşturuyor. Ölenlerin cesetleri toplu mezarlara
gömülüyor. Amerika'nın ve sözde Irak ordusunun kayıpları,
açıkladıklarından kat kat fazla. Bu nedenle medyanın Felluce'ye
girmesine izin vermiyorlar. "Allavi askerleri" ele geçirilen bölgede
yağma yapıyor. Taşıyabildikleri her şeyi alıp arabalara yükleyip Felluce
dışına çıkardılar. Onlar sadece ana caddeyi, hastane çevresini ve Ramadi
yolunu kontrol altında tutuyorlar. Allah'a şükür, metanetimizi
koruyoruz. Onlara ölümün bütün çeşitlerini tattıracağız..."
16 Kasım: "... Amerikan keskin nişancıları, kentin batı kesimindeki
Tartar Caddesi'nde ve Fırat Nehri kıyısındaki yüksek binalarda yedi
noktada pozisyon aldı. Onlarca keskin nişancı içme suyu ve yiyecek temin
etmek için dışarı çıkan herkese ateş açıyor. Sokaklarda parçalanmış
cesetler var. İnsanlar yakınlarını toprağa veremiyor. Bazıları keskin
nişancılar nedeniyle cesetleri evlerinin içine gömüyor. Direnişçiler
sürekli pozisyonlarını değiştiriyor. Farklı direniş grupları farklı
semtlere gidiyor, sürekli hareket ediliyor. ABD askerinin saldırdığı
bölgeye hemen yardıma gidiliyor. Direnişçiler Felluce içinde rahatça
hareket edebiliyor. Keskin nişancıları devre dışı bırakmak için karşı
binalara yerleşen direnişçiler Apache'lerin yoğun saldırısına
uğruyor..."
16 Kasım, Felluce Mücahitler Konseyi'nin açıklaması. "... Amerika'nın
Felluce'yi kontrol altına aldığı iddiaları tamamen yalan. Direnişçiler
kentin ana caddesini ve merkezi noktalarını savunulması zor olduğu için
kendileri terkedip mahallelere çekildiler. ABD sadece buralarda hakim.
ABD askerleri bu bölgelere girmeye cesaret edemiyor, çatışmayı göze
alamıyor, ağır zayiat vereceğinden korkuyor. Kenti sadece uzaktan
bombalayıp enkaza çeviriyor. ABD'nin bin direnişçi öldürdüğü iddiaları
yalan. Şu ana kadar sadece 100 direnişçi şehid oldu. Bombardıman
sivilleri öldürüyor. Dünya medyasını gerçekleri görmesi için Felluce'ye
davet ediyoruz. Amerika bir medya krizi yaratıyor çünkü bazı bölgelerde
direnişçiler tarafından kuşatıldılar. Dört yüz ABD askeri öldü, yüz
elliye yakını esir alındı. Helikopterler ve F-17 savaş uçakları
düşürüldü. Çatışma bölgeleri ABD tanklarının enkazıyla dolu.
"...Sadece Felluce'de değil, Sünni bölgedeki bütün kentlerde direniş tek
bir komuta altında yönetiliyor. Tek merkezden idare edilen bir savaş
stratejisi yürütülüyor..."
17 Kasım 2004: "... Harabeye dönen kentte trajedi yaşanıyor. Sokaklarda
çok sayıda ceset var. Köpekler cesetleri yiyor. Dün ve önceki gün ABD
keskin nişancıları tarafından öldürülen çocukların cesetleri hâlâ
sokakta. Köpekler tarafından oradan oraya sürükleniyorlar. Ne aileleri
ne de direnişçiler, keskin nişancıları nedeniyle cesetleri toplayamıyor.
Amerikan güçleri binaları içindekilerle birlikte ateşe veriyor..."
"... İşgal güçleri kadın ve çocukları direnişçilere karşı canlı kalkan
olarak kullanıyor. Salı günü daha önce hiç görmediğimiz bir manzara ile
karşılaştık. Amerikan askerleri bir kadını ve çocukları tanka kalkan
yapmışlar. Tank bu halde Tartar Caddesi'ne girdi. Kadının ve
çocuklarının imdat çığlıklarını hepimiz duyduk. Bazı direnişçiler acı
içinde gözlerini kapatıp ağlamaya başladı. Şehir tarihin görmediği bir
vahşete sahne oluyor..."
I7 Kasım: "Direnişçiler Felluce'nin büyük bölümünü ellerinde tutuyor.
Ancak sivil kayıp çok. Salı günü yapılan toplantıda bundan sonra nasıl
bir yol izleneceği tartışıldı. Bazı gruplar açık savaşa devam etme
kararı aldı. Bazıları sivillerin kuşatmaya ve ağır zayiata artık
dayanamayacağını belirterek başka bölgelerde savaşmak gerektiğini
belirtti. Bazı gruplar ise, kentten çıkıp ABD güçlerine ikmal
yollarından saldırıyı önerdi. Ancak kentin düşmesine neden olacağından
bu tez reddedildi. Toplantıdan sonra bazı direniş grupları ağır sivil
kayıplara ve kentteki büyük yıkıma yol açmamak için açık savaşı bıraktı.
Felluce içinde ve dışında ABD güçlerine saldırmak için taktik
değiştirdi. Bu gruplar Samarra opsiyonunu tercih etti. Samarralı
kardeşlerimiz de aynı gerekçelerle taktik değiştirip bazı bölgelerden
çekilmişti. (Samarra ABD ile direnişçiler arasında üç kez el
değiştirdi.)
Büyük direniş grupları ise açık savaşa devam edecek. Bunlardan biri
Mücahitler Konseyi Başkanı Şeyh Abdullah Canibi'nin grubu. Mücahitler şu
an kentin yüzde 60'ını ellerinde tutuyor. Kalan bölgeler savaş alanı.
Buralarda direnişçilerle ABD askerleri arasında yoğun çatışmalar
yaşanıyor. Direnişçiler ele geçirdikleri tanklarla ABD mevzilerine
saldırıyor ve ciddi başarılar kazanıyor. Çatışma alanlarının 12
noktasında Irak bayrağı dalgalanıyor. Irak bizim neler yapabileceğimizi
görecek. Zafer bütün Irak'ın olacak. İntifada artık kontrol altına
alınamayacak kadar büyük..."
Felluce'den kaçan mültecilerin El Amiriye'deki kampının güvenliğinden
sorumlu olan 60 yaşındaki Ebu Leys'in İslam-Online adlı haber sitesine
yazdığı ifade aynen şöyle: Saldırının üçüncü günü Amerikan uçakları
birkaç kez Felluce'ye kimyasal silah ve toz attılar. Ancak Allah'ın
takdiri yağmur başladı ve bu zehirleri etkisiz hale getirdi. Bağdat'taki
doktorlar, Felluce'den yaralı gelip ölenlerin bedenlerinde kimyasal
silah izleri olduğunu belirterek, bütün dünyayı bunu görmeye çağırdılar.
Dünya Felluce'de neler olduğunu Pentagon'un izin verdiği kadarıyla
biliyor. Camideki infaz görüntüleri vahşetin sadece küçük bir örneği.
Felluce, Bağdat, Musul, Ramadi, Bakuba, Samarra, Beyci ve daha birçok
bölgede seçimlerin yapılacağı ocak ayına kadar daha ne tür vahşet
örnekleriyle yüzleşeceğiz? Daha ne kadar susacağız? |