Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 310 | Ekim  2004

                   

 

 


  

Felluce'den mesaj var...
 

İbrahim KARAGÜL / Yeni Şafak  18 Kasım 2004

Irak'ta, özellikle de Felluce'de neler yaşandığını sadece Amerika'nın izin verdiği kadarıyla biliyoruz. Bugün bu köşeyi Felluce halkına ve direnişçilere bırakıyorum. Aşağıdaki mesaj 16 Kasım Salı gecesi gönderildi:

"... Amerika, Felluce'de tamamen sivilleri hedef alan ve sizlerin haberlerde gördüğünüzden çok daha şiddetli bir intikam savaşı yürütüyor. Amerikalılar sadece kentin batı bölgesinde hakim. Orayı da saldırıların ilk günü ele geçirdiler. Cavlan, En-Nezar, eş-Şüheda ve Endüstri bölgelerine giremediler. Ele geçirdikleri bölgedeki bütün evleri, apartmanları ve camileri havaya uçurdular. Kayıpların yüzde 90'ından fazlasını siviller oluşturuyor. Ölenlerin cesetleri toplu mezarlara gömülüyor. Amerika'nın ve sözde Irak ordusunun kayıpları, açıkladıklarından kat kat fazla. Bu nedenle medyanın Felluce'ye girmesine izin vermiyorlar. "Allavi askerleri" ele geçirilen bölgede yağma yapıyor. Taşıyabildikleri her şeyi alıp arabalara yükleyip Felluce dışına çıkardılar. Onlar sadece ana caddeyi, hastane çevresini ve Ramadi yolunu kontrol altında tutuyorlar. Allah'a şükür, metanetimizi koruyoruz. Onlara ölümün bütün çeşitlerini tattıracağız..."

16 Kasım: "... Amerikan keskin nişancıları, kentin batı kesimindeki Tartar Caddesi'nde ve Fırat Nehri kıyısındaki yüksek binalarda yedi noktada pozisyon aldı. Onlarca keskin nişancı içme suyu ve yiyecek temin etmek için dışarı çıkan herkese ateş açıyor. Sokaklarda parçalanmış cesetler var. İnsanlar yakınlarını toprağa veremiyor. Bazıları keskin nişancılar nedeniyle cesetleri evlerinin içine gömüyor. Direnişçiler sürekli pozisyonlarını değiştiriyor. Farklı direniş grupları farklı semtlere gidiyor, sürekli hareket ediliyor. ABD askerinin saldırdığı bölgeye hemen yardıma gidiliyor. Direnişçiler Felluce içinde rahatça hareket edebiliyor. Keskin nişancıları devre dışı bırakmak için karşı binalara yerleşen direnişçiler Apache'lerin yoğun saldırısına uğruyor..."

16 Kasım, Felluce Mücahitler Konseyi'nin açıklaması. "... Amerika'nın Felluce'yi kontrol altına aldığı iddiaları tamamen yalan. Direnişçiler kentin ana caddesini ve merkezi noktalarını savunulması zor olduğu için kendileri terkedip mahallelere çekildiler. ABD sadece buralarda hakim. ABD askerleri bu bölgelere girmeye cesaret edemiyor, çatışmayı göze alamıyor, ağır zayiat vereceğinden korkuyor. Kenti sadece uzaktan bombalayıp enkaza çeviriyor. ABD'nin bin direnişçi öldürdüğü iddiaları yalan. Şu ana kadar sadece 100 direnişçi şehid oldu. Bombardıman sivilleri öldürüyor. Dünya medyasını gerçekleri görmesi için Felluce'ye davet ediyoruz. Amerika bir medya krizi yaratıyor çünkü bazı bölgelerde direnişçiler tarafından kuşatıldılar. Dört yüz ABD askeri öldü, yüz elliye yakını esir alındı. Helikopterler ve F-17 savaş uçakları düşürüldü. Çatışma bölgeleri ABD tanklarının enkazıyla dolu.

"...Sadece Felluce'de değil, Sünni bölgedeki bütün kentlerde direniş tek bir komuta altında yönetiliyor. Tek merkezden idare edilen bir savaş stratejisi yürütülüyor..."

17 Kasım 2004: "... Harabeye dönen kentte trajedi yaşanıyor. Sokaklarda çok sayıda ceset var. Köpekler cesetleri yiyor. Dün ve önceki gün ABD keskin nişancıları tarafından öldürülen çocukların cesetleri hâlâ sokakta. Köpekler tarafından oradan oraya sürükleniyorlar. Ne aileleri ne de direnişçiler, keskin nişancıları nedeniyle cesetleri toplayamıyor. Amerikan güçleri binaları içindekilerle birlikte ateşe veriyor..."

"... İşgal güçleri kadın ve çocukları direnişçilere karşı canlı kalkan olarak kullanıyor. Salı günü daha önce hiç görmediğimiz bir manzara ile karşılaştık. Amerikan askerleri bir kadını ve çocukları tanka kalkan yapmışlar. Tank bu halde Tartar Caddesi'ne girdi. Kadının ve çocuklarının imdat çığlıklarını hepimiz duyduk. Bazı direnişçiler acı içinde gözlerini kapatıp ağlamaya başladı. Şehir tarihin görmediği bir vahşete sahne oluyor..."

I7 Kasım: "Direnişçiler Felluce'nin büyük bölümünü ellerinde tutuyor. Ancak sivil kayıp çok. Salı günü yapılan toplantıda bundan sonra nasıl bir yol izleneceği tartışıldı. Bazı gruplar açık savaşa devam etme kararı aldı. Bazıları sivillerin kuşatmaya ve ağır zayiata artık dayanamayacağını belirterek başka bölgelerde savaşmak gerektiğini belirtti. Bazı gruplar ise, kentten çıkıp ABD güçlerine ikmal yollarından saldırıyı önerdi. Ancak kentin düşmesine neden olacağından bu tez reddedildi. Toplantıdan sonra bazı direniş grupları ağır sivil kayıplara ve kentteki büyük yıkıma yol açmamak için açık savaşı bıraktı. Felluce içinde ve dışında ABD güçlerine saldırmak için taktik değiştirdi. Bu gruplar Samarra opsiyonunu tercih etti. Samarralı kardeşlerimiz de aynı gerekçelerle taktik değiştirip bazı bölgelerden çekilmişti. (Samarra ABD ile direnişçiler arasında üç kez el değiştirdi.)

Büyük direniş grupları ise açık savaşa devam edecek. Bunlardan biri Mücahitler Konseyi Başkanı Şeyh Abdullah Canibi'nin grubu. Mücahitler şu an kentin yüzde 60'ını ellerinde tutuyor. Kalan bölgeler savaş alanı. Buralarda direnişçilerle ABD askerleri arasında yoğun çatışmalar yaşanıyor. Direnişçiler ele geçirdikleri tanklarla ABD mevzilerine saldırıyor ve ciddi başarılar kazanıyor. Çatışma alanlarının 12 noktasında Irak bayrağı dalgalanıyor. Irak bizim neler yapabileceğimizi görecek. Zafer bütün Irak'ın olacak. İntifada artık kontrol altına alınamayacak kadar büyük..."

Felluce'den kaçan mültecilerin El Amiriye'deki kampının güvenliğinden sorumlu olan 60 yaşındaki Ebu Leys'in İslam-Online adlı haber sitesine yazdığı ifade aynen şöyle: Saldırının üçüncü günü Amerikan uçakları birkaç kez Felluce'ye kimyasal silah ve toz attılar. Ancak Allah'ın takdiri yağmur başladı ve bu zehirleri etkisiz hale getirdi. Bağdat'taki doktorlar, Felluce'den yaralı gelip ölenlerin bedenlerinde kimyasal silah izleri olduğunu belirterek, bütün dünyayı bunu görmeye çağırdılar.

Dünya Felluce'de neler olduğunu Pentagon'un izin verdiği kadarıyla biliyor. Camideki infaz görüntüleri vahşetin sadece küçük bir örneği. Felluce, Bağdat, Musul, Ramadi, Bakuba, Samarra, Beyci ve daha birçok bölgede seçimlerin yapılacağı ocak ayına kadar daha ne tür vahşet örnekleriyle yüzleşeceğiz? Daha ne kadar susacağız?

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...