|

Recm
Sibel ERASLAN /
09.09.2004 / VAKİT
Geçen haftadan beri bu cümleyi
düşünüyorum... Arif Çevikel yazmıştı. Zina çerçevesindeki yazılar içinde
en ince ve soruları en fazla olan yazıydı bence. Bir kadın, zina yaptığı
itirafıyla Efendimiz (sav)’e geliyor. Efendimiz, "Yok, öyle
olmamıştır..." diyerek hanımı geri döndürüyor ve tevbeye davet ediyor...
Çevikel, kadının birkaç kez gelip ağlayarak; "Temizle beni ya
Resûlallah" dediğini zikrediyor. Benim yaptığım okumalarda dört kez
gelip diliyor temizlenmeyi... Aslında tanığı olmayan bir suç
kadınınki... Fakat, itiraflar tanıklık boyutuna ulaşıyor...
Çevikel’in önemli bir tesbiti de zinaya verilen cezanın örfi
kaynaklarıyla ilgili... Kur’an İslâm’ından önceki şeriat yani
Medine’deki Yahudi örfü "recm" olduğu için cezanın da buna uygun şekilde
infaz edildiğini anladım yazıdan... Yanlış mı anlamışım?
Taşlanarak öldürülme konusunu Çevikel gibi düşünürlerin yazıp çizmesi,
tartışması veya beyan etmesi daha uygun. Bir İslâm toplumunda
yaşamadığım ve bu terbiyeyle büyümediğim ve daha da önemlisi almış
olduğum hukuk eğitimi seküler ve batıcı olduğu için, benim "recm"
cezasını anlamam ve anlatmam çok kolay değil... Bununla birlikte
asılarak veya elektrikli sandalyede yakılarak infaz edilmeyi de çok iyi
anladığım söylenemez. Veya bu şekilde ölüme mahkûm olanların daha az acı
çekip çekmediğini bilmeye de imkan yok...
Burada beni hassasiyete sevk eden cümle: "Temizle beni"dir.
İnsanoğlunun, insan olmakla ilgili en temel kaygısının yaşamak ve
hayatta kalmak olduğu söylenir. Ama bu, canlı olmanın temel özelliği.
Yani hayatta kalmak tutkusu, tek hücreli canlılardan, bitkilere,
hayvanlara ve insanlara kadar, tekamül etmiş karmaşık yapıların tümünün
de ortak özelliği... İnsanı insan olarak diğer organizmalardan farklı
kılan daha temel bir kaygı olarak; vicdan’dan bahsediyorum...
Çok mu subjektif oldu?
Hayır sanmıyorum. Dini, milliyeti, cinsiyeti, ait olduğu toplumsal sınıf
ne olursa olsun, vicdan, insani bir değer olarak her birimizde var.
Hukukun temel varoluş gerekçesi ve dayanağı da içimizdeki bu sesten
besleniyor...
Ama diyeceksiniz, herkes bu kadın gibi, "beni temizle" diye bağırmıyor.
Haklısınız...
Ben de size o zaman "acı eşiklerinden" bahsederim. Hemen herkesin
kendine özel bir acı duyma şifresi var. Aynı mum alevine ellerini uzatan
birkaç kişinin tahammül sınırlarını test ettiğiniz küçük oyunda bile
hemen ortaya çıkacak bir sınırlar manzumesi bu... Hatta seyircilerini de
içine alan bir oyundur bahsettiğim... (Küçük kardeşimle evin içinde
yarışıyorduk ve sanırım dar kapıdan birlikte geçerken onun ayağı takıldı
ve gaz sobasına değen dirseği yandı. Çok ağladı. Ben, ondan daha fazla
ağladım. Çünkü onun düşmesine ben sebep olmuştum... Aradan otuzdan fazla
yıl geçti. Ben hâlâ suçluyum. O ise dirseğindeki küçük izi bile fazla
hatırlamıyor. Gaz sobalarını hâlâ sevmiyorum ve yaşadığım sürece de
sobalı evlerde yaşayan bütün küçük çocuklara göz kulak olmakla
ödevliyim... Kırmızı olan her şeyi bir tutkuyla sevmeme rağmen, küçük
kardeşime verdim o günden sonra, suyu da asla ondan önce içmedim...)
Nasıl temizleneceğiz?
"21 Gram" isimli filmi seyrederken sorulan soru da buydu...
Hesap etmeden içine yuvarlanıverdiğimiz suç veya kötülükler niçin
başımıza gelir? Hadi geldiler... Nasıl baş edeceğiz?
Ama öte yandan bir Müslüman için çok da uzak şey değil bu vicdan azabı
meselesi. Günde en az beş kere "temizlenmeme yardım et..." diye yıkamaya
çalışıyoruz ruhumuzu... İhtiyarlara ve çocuklara iyi davranarak,
yetişkinlere tebessüm ederek, yollardan kimsenin ayağına takılmasın diye
taşları kaldırarak, hastalara, düşkünlere sahip çıkarak, yetimlere kanat
germeye çalışarak, susadığını düşündüğümüz işçilere su vererek...
Temizlenmeye çalışıyoruz. Vicdanen temizlenebilmek, keşke abdest almak
kadar kolay olabilse... O zaman ne yukarıda bahsettiğim kadın... Ne 21
Gram filmindeki katil adam ne de Bir Adam Yaratmak’taki baş oyuncu ölmek
istemezdi belki de... Bazen kendimizi öyle suçlu hissederiz ki...
Yaşamak silinir gözlerimizden... Kimi hayatını vererek... kimi
kırmızıdan vazgeçerek veya suyu hep küçüklere ikram ederek...
temizlenmeyi diler... Hayat çok zor... Allah Yardımcımız olsun |