Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 310 | Ekim  2004

                   

 

 


  

Recm

Sibel ERASLAN / 09.09.2004 / VAKİT

Geçen haftadan beri bu cümleyi düşünüyorum... Arif Çevikel yazmıştı. Zina çerçevesindeki yazılar içinde en ince ve soruları en fazla olan yazıydı bence. Bir kadın, zina yaptığı itirafıyla Efendimiz (sav)’e geliyor. Efendimiz, "Yok, öyle olmamıştır..." diyerek hanımı geri döndürüyor ve tevbeye davet ediyor... Çevikel, kadının birkaç kez gelip ağlayarak; "Temizle beni ya Resûlallah" dediğini zikrediyor. Benim yaptığım okumalarda dört kez gelip diliyor temizlenmeyi... Aslında tanığı olmayan bir suç kadınınki... Fakat, itiraflar tanıklık boyutuna ulaşıyor...
Çevikel’in önemli bir tesbiti de zinaya verilen cezanın örfi kaynaklarıyla ilgili... Kur’an İslâm’ından önceki şeriat yani Medine’deki Yahudi örfü "recm" olduğu için cezanın da buna uygun şekilde infaz edildiğini anladım yazıdan... Yanlış mı anlamışım?
Taşlanarak öldürülme konusunu Çevikel gibi düşünürlerin yazıp çizmesi, tartışması veya beyan etmesi daha uygun. Bir İslâm toplumunda yaşamadığım ve bu terbiyeyle büyümediğim ve daha da önemlisi almış olduğum hukuk eğitimi seküler ve batıcı olduğu için, benim "recm" cezasını anlamam ve anlatmam çok kolay değil... Bununla birlikte asılarak veya elektrikli sandalyede yakılarak infaz edilmeyi de çok iyi anladığım söylenemez. Veya bu şekilde ölüme mahkûm olanların daha az acı çekip çekmediğini bilmeye de imkan yok...
Burada beni hassasiyete sevk eden cümle: "Temizle beni"dir.
İnsanoğlunun, insan olmakla ilgili en temel kaygısının yaşamak ve hayatta kalmak olduğu söylenir. Ama bu, canlı olmanın temel özelliği. Yani hayatta kalmak tutkusu, tek hücreli canlılardan, bitkilere, hayvanlara ve insanlara kadar, tekamül etmiş karmaşık yapıların tümünün de ortak özelliği... İnsanı insan olarak diğer organizmalardan farklı kılan daha temel bir kaygı olarak; vicdan’dan bahsediyorum...
Çok mu subjektif oldu?
Hayır sanmıyorum. Dini, milliyeti, cinsiyeti, ait olduğu toplumsal sınıf ne olursa olsun, vicdan, insani bir değer olarak her birimizde var. Hukukun temel varoluş gerekçesi ve dayanağı da içimizdeki bu sesten besleniyor...
Ama diyeceksiniz, herkes bu kadın gibi, "beni temizle" diye bağırmıyor.
Haklısınız...
Ben de size o zaman "acı eşiklerinden" bahsederim. Hemen herkesin kendine özel bir acı duyma şifresi var. Aynı mum alevine ellerini uzatan birkaç kişinin tahammül sınırlarını test ettiğiniz küçük oyunda bile hemen ortaya çıkacak bir sınırlar manzumesi bu... Hatta seyircilerini de içine alan bir oyundur bahsettiğim... (Küçük kardeşimle evin içinde yarışıyorduk ve sanırım dar kapıdan birlikte geçerken onun ayağı takıldı ve gaz sobasına değen dirseği yandı. Çok ağladı. Ben, ondan daha fazla ağladım. Çünkü onun düşmesine ben sebep olmuştum... Aradan otuzdan fazla yıl geçti. Ben hâlâ suçluyum. O ise dirseğindeki küçük izi bile fazla hatırlamıyor. Gaz sobalarını hâlâ sevmiyorum ve yaşadığım sürece de sobalı evlerde yaşayan bütün küçük çocuklara göz kulak olmakla ödevliyim... Kırmızı olan her şeyi bir tutkuyla sevmeme rağmen, küçük kardeşime verdim o günden sonra, suyu da asla ondan önce içmedim...)
Nasıl temizleneceğiz?
"21 Gram" isimli filmi seyrederken sorulan soru da buydu...
Hesap etmeden içine yuvarlanıverdiğimiz suç veya kötülükler niçin başımıza gelir? Hadi geldiler... Nasıl baş edeceğiz?
Ama öte yandan bir Müslüman için çok da uzak şey değil bu vicdan azabı meselesi. Günde en az beş kere "temizlenmeme yardım et..." diye yıkamaya çalışıyoruz ruhumuzu... İhtiyarlara ve çocuklara iyi davranarak, yetişkinlere tebessüm ederek, yollardan kimsenin ayağına takılmasın diye taşları kaldırarak, hastalara, düşkünlere sahip çıkarak, yetimlere kanat germeye çalışarak, susadığını düşündüğümüz işçilere su vererek... Temizlenmeye çalışıyoruz. Vicdanen temizlenebilmek, keşke abdest almak kadar kolay olabilse... O zaman ne yukarıda bahsettiğim kadın... Ne 21 Gram filmindeki katil adam ne de Bir Adam Yaratmak’taki baş oyuncu ölmek istemezdi belki de... Bazen kendimizi öyle suçlu hissederiz ki... Yaşamak silinir gözlerimizden... Kimi hayatını vererek... kimi kırmızıdan vazgeçerek veya suyu hep küçüklere ikram ederek... temizlenmeyi diler... Hayat çok zor... Allah Yardımcımız olsun

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...