|

Sebatayist (!) Marx
Fatih YAŞLI /
09.09.2004 / RADİKAL
Alev Alatlı'nın son kitabı
"Aydınlanma Değil Merhamet"e göre, Karl Marx Sabetayist, Engels, Lenin,
Herzen ve Troçki de mason Sabetayizm mevzuunun yalnızca islami
çevrelerde tartışılan bir konu olmaktan çıkıp daha geniş bir okur yazar
kitlesinin gündemine oturması Yalçın Küçük'ün artarda yayımlanan
kitapları ile söz konusu oldu. Bu kitaplar öylesine etkili olmuştu ki,
tanıdığım birçok insanın, işi biraz da şakaya vurarak, Küçük'ün verdiği
Sabetayist isim-soyadı listelerine baktıklarına ve böylelikle
kendilerinin Sabetayist olup olmadıklarını anlamaya çalıştıklarına şahit
oldum; aynı şeyi kendim de yaptım ve hemen herkes gibi benim ismimin de
listede olduğunu gördüm. Şimdi bu listeye bir isim daha, üstelik
yurtdışından bir isim daha eklendi: Karl Marx. Üstelik eklemeyi yapan
Yalçın Küçük değil, son günlerde en az onun kadar popüler bir isim olan
Alev Alatlı.
Alatlı'nın yeni kitabı "Gogol'un İzinde" dörtlemesinin ilk cildi
"Aydınlanma Değil Merhamet" geçtiğimiz ay piyasaya çıktı ve baskı
adedine bakılırsa büyük bir ilgiyle karşılandı. Ancak bu satış
başarısına karşın, Türk mütefekkirler henüz yaz rehavetinden
sıyrılamamış olacaklar ki, kitap üzerine benim görebildiğim kadarıyla
henüz yeterince yazı yayınlanmadı. Halbuki hem edebiyat eleştirisi
açısından hem de Alatlı'nın ileri sürdüğü birçok iddia nedeniyle
"Aydınlanma Değil Merhamet"in yoğun bir şekilde tartışılması gerekiyor.
Böyle bir tartışma için ise, yazarın kitapta Marx'a ilişkin söyledikleri
bir çıkış noktası olarak ele alınabilir.
Büyük bomba
Alatlı, 501 sayfalık kitap boyunca, Rus tarihinin ve toplumunun pek
bilinmeyen yönlerine eğiliyor ve "derin Rusya"ya ait gözlemlerini bir
Türk aydını ile onun Rus dostlarının perspektifinden bizlere aktarmaya
çalışıyor. Mevzu elbette ki çoğu kez, sosyalizme, Ekim Devrimi'ne ve
Bolşeviklere geliyor, oradan da Marx'a uzanıyor. Ancak, Alatlı "büyük
bombayı" en sona saklıyor. Kitabın bitmesine sadece sekiz sayfa kala,
kitabın anlatıcı rolünü de üstlenen kahramanı Güloya, bir Rus prensi
olan arkadaşı Aleksi'ye soruyor: "Marx, farmason muydu?" Aleksi şöyle
yanıtlıyor bu soruyu: "Fransız Büyük Doğu Locası. Karl Marks, otuz
ikinci derece farmasondu. Engels, Lenin, Stalin, Herzen, Troçki de Grand
Orient'ten." Ancak, konu burada kapanmıyor. Yedi sayfa sonra, Güloya'nın
bir başka arkadaşı Nadya şu yorumda bulunuyor Marx'ın masonluğu
hakkında: "Otuz ikinci derece, Büyük Doğu Locası. Dedesi hahamdı, amcası
hahamdı, annesi Meier Katzellenbogen'in ahfadından, tüm sülalesi
hahamdı. Marx, o kitabı Frank'ın reformlarına bilimsel altyapı teşkil
etsin diye yazdı." Frank'ın kim olduğunu ise Aleksi'den öğreniyoruz:
"Jacob Frank. Sabetayist Frankist tarikatının kurucusu."
Marx'ın Yahudiliği üzerinden yürütülen spekülasyonları, bir arama
motoruna Marx ve Yahudi sözcüklerini yazarak, bazı internet siteleri
üzerinden takip edebilirsiniz; hatta bu sitelerden Marx'ın "satanist
olduğunu" da öğrenebilirsiniz! Ancak Marx'ı Sabetayist ilan etme
onuruna, en azından bu topraklarda, ilk olarak Alev Alatlı'nın nail
olduğunu söyleyebiliriz: Marx masondur ve Frankist tarikatının da
üyesidir, tarikatın kurucusu Frank ise Sabetayisttir, dolayısıyla Marx
da Sabetayisttir.
Bu noktada, ilk olarak, yazarın bir roman yazdığından, bu iddiaları dile
getirenin onun roman kişilerinden biri olduğundan ve kurgusal bir metnin
mutlaka gerçekleri dile getirmek zorunda olmayışından bahsedilebilir.
Ancak bu, söz konusu olan tarihsel bir kişilik ise kesinlikle geçerli ve
ahlâki değildir. Üstelik yazar, kitaba epigraf olarak Mark Twain'in
"Gerçek, kurgu'dan daha acayiptir, çünkü kurgu, olabilirlikleri gözetmek
durumundadır; gerçeğin öyle bir zorunluluğu yoktur" sözünü seçerek
anlattıklarının gerçek olduğunu zaten söylüyor. Dolayısıyla "sadece"
Alatlı'nın kahramanları değildir Marx konusundaki iddiaların sahibi,
Alatlı da inanıyor kendi yazdıklarına ve dolayısıyla konunun muhatabı
durumundadır.
Sosyalist komplo
İkinci olarak söylenebilecek olan ise "Evet ne olmuş?" minvalindedir:
"Ne olmuş Marx masonsa ya da Frankist ise? Bu Marx'ın felsefesini ya da
teorisini çürütmez ki!" Bu itiraz da kanımca son derece yanlıştır. Çünkü
Alatlı, örneğin Marx'a ait bir zaaftan ya da bir davranış bozukluğundan,
yani onun felsefesini doğrudan ilgilendirmeyen bir olgudan bahsetmiyor
ki, basitçe "bu neyi değiştirir?" diyebilelim. Marx'ın mason olduğunu ya
da bir tarikat üyesi olduğunu söylemek bir anda hem onun teorisini hem
de siyasi pratiğini geçersiz kılmak, hadi Alatlı'nın o çok sevdiği
sözcükle söyleyelim "hükümsüzleştirmek" değilse nedir? Tarihsel
materyalist felsefenin kurucusu bir düşünürü, gizli bir tarikatın üyesi,
enternasyonalin kurucusu bir eylem adamını, bir mason ilan ettikten
sonra geride sahiden de hükmü olan bir şey kalmamış demektir. Ve elbette
ki Marx'ın takipçileri olan isimleri, Engels'i, Lenin'i ve diğerlerini
mason ilan edip, aynı locaya üye olduklarını söylemek, sosyalizmi de
büyük bir komplonun parçası yapmak ve bir kenara fırlatmaktan başka bir
anlama gelebilir mi?
Alatlı eğer bu iddialarını kitabın satışını artıracak bir unsur olarak
görmüyorsa ve bize "diğer ciltleri bekleyin" demeyecekse, iddialarına
temel olan argümanları ve kanıtları, yazacağı bir makale ile bizlerle
paylaşmalı. Ancak bunlar internetteki anti-semitik ya da ezoterik
sitelerdeki listelerden farklı, Alatlı'nın bilim insanı kimliğine
yakışır nitelikte olmalıdır. Böyle bir makale yazılmalı, çünkü söz
konusu olan herhangi bir felsefe, dünya görüşü ya da ideoloji değildir.
Söz konusu olan geçmişte ve bugün milyonlarca insanın uğruna ölüme
gitmekten imtina etmediği bir gelecek tasarımı, üzerine binlerce kitap
yazılan bir bilim, dünyayı anlamanın anahtarını hâlâ daha elinde
bulunduran bir felsefedir. Böyle bir makale yazılmalı, çünkü özellikle
11 Eylül sonrası başımıza musallat olan tüm insanlık tarihinin komplo
teorileri ve dünyayı yöneten gizli güç odakları üzerinden yazılmaya
çalışılması girişimlerinin de artık ciddi bir şekilde tartışılması
gerekiyor. Yıllar önce Alatlı "Orda Kimse Var mı?" diye sormuştu
hepimize, şimdi aynı soruyu "Aydınlanma ve Merhamet"in ardından,
Alatlı'nın kendisine yöneltmek gerekiyor: Orda kimse var mı? |