New York
Times’da geçen hafta sonu çıkan Irak’ın yeni başbakanı İyad Allawi
hakkındaki bir makale ‘Terörizme karşı savaş’ın ve Bush hükümetinin
Irak’a demokrasi getirme iddiasının bir yalandan ibaret olduğunu tekrar
gösterdi.
Allawi’nin özellikle kirli bir geçmişi var. Müreffeh bir Şii ailenin
oğlu olarak, Bağdat’da on sene boyunca Baas Partisinin coşkulu bir
üyesiydi. 1975’de İngiltere’de bulunurken partiden ayrıldı, Saddam
Hüseyin’in bir muhalifi oldu ve CIA ve MI6 gibi çeşitli gizli
servislerle uzun yıllar sürecek olan bir işbirliğine girişti. Washington
1990’da eski müttefikleri Hüseyin’e karşı yöneldiğinde ve Birinci Körfez
savaşına başladığında, Allawi, ordu mensupların ve gizli servis
ajanlarının da aralarında bulunduğu, daha çok dışlanmış Baasçılardan
oluşan Organisation Iraqi National Accord (İNA)’yı kurdu. O böylece yeni
ortaya çıkan imkanlardan yararlanmak istiyordu.
INA ve
Allawi bunu bir sır olarak görmüyorlar zaten. Allawi daha geçenlerde,
CIA ve diğer gizli servislerle olan bağlantılarından dolayı utanmadığını
ifade etmişti. Ancak New York Times’daki makale, Allawi ve İNA’nın 90’lı
yılların başlarında CIA’in yönlendirmesiyle Saddam rejimini
istikrarsızlaştırmak için çeşitli faaliyetlerde bulunduğunu gün ışığına
çıkardı. Bu o kadar ileri gitmişti ki, arabalara bomba koymuşlar ve
Allawi ve ABD’nin bugün ‘terörizm’ diyerek mahkum edecekleri
faaliyetlerde bulunmuşlar.
Makalenin kaynaklarının çoğu, adı zikredilmeyen Amerikan gizli
servisçileri. Onların enformasyonları gerçi tasdiklenmemiş, fakat ne
Bush hükümeti ne de Allawi onların hakikat değerlerini yalanladı.
İNA’nın bombalı saldırıları 1992 ila 1995 arasında gerçekleşmiş ve
patlayıcı maddeleri Kuzey Irak’tan ‘Uçuş yasağı bölgesi’ üzerinden
getirilmiş. Bu yasak ABD tarafından konulmuştu ve 90’lı yıllarda bu
bölge CIA’nin fitneleri için mümbit bir topraktı.
Amerikan
gizli servis ajanları sivil kurbanların sayısını küçük gösterdiler.
Iraklı sürgün gruplarıyla beraber çalışmış olan eski CIA ajanı Robert
Baer anımsıyor: ‘Bir bomba bir okul otobüsünü havaya uçurdu. Öğrenciler
öldü.’ O, INA’nın bunu yapıp yapmadığı konusunda emin değil, fakat diğer
gizli servis ajanları New York Times’a, o zamanlarda INA’nın tek grup
olarak böyle faaliyetlerinin olduğunu söylediler.
New York
Times’in haberi İngiliz Independent’in 1997’de yayınlanmış bir
makalesine dayanıyor. Bu makale, kendisini INA’nın bomba biriminin
yöneticisi olarak takdim eden Ebu Anmeh el-Hadami ile yapılmış olan
videoda kayıtlı bir söyleşiye dayanıyor. Patrick ve Andrew Cockburn’un
‘Saddam: Bir Amerikan Korkulu Rüyası’ isimli kitablarında ortaya çıkan
videonun detayları INA’nın iştiraki konusunda başka bilgiler içeriyor:
‘Hiç
kimse 1994 ve 1995’te Bağdat’ı sarsan bombalı saldırıların sorumluluğunu
üstlenmedi. Bir bomba bir sinemada patlamıştı, diğeri bir camide. Baas
partisinin bir gazetesinin bürosunun önünde bombayla patlatılan araç çok
sayıda yayayı yaraladı ve bir çocuk öldü. Bombalı saldırılar toplam
olarak 100’e yakın sivilin ölümüne mal oldu.’
Kitap,
INA’nın bir lideri olan eski Iraklı general Adnan Nuri’nin Hadami’nin
bir Kürt hapishanesinden nasıl serbest bırakıldığını ve böylece bombalı
saldırıları planladığını açıklıyor. Oniki kişilik bir ekibe emreden
Hadami’ye göre kampanyanın hedefi ‘Nuri’nin CIA’deki sponsorlarına
kendilerini kanıtlamak ve finanse ettikleri organizasyonun operasyonel
çapını göstermekti’. Raporda, Hadami’nin video kaydını Nuri’ye şüpheyle
bakmaya başladıktan sonra yaptığı açıklanıyor. Onun kamera önünde kendi
elebaşının ona yeterli derecede para ve patlayıcı madde vermediğine dair
şikayette bulunduğu ifade ediliyor.
Olayın
detaylarını doğrulama imkanı olmasa da, bu terör saldırılarını INA’nın
CIA’nin desteğiyle gerçekleştirdiği konusunda bir şüphe bulunmamaktadır.
90’lı yılların başında Allawi ile beraber çalışmış olan bir Amerikalı
memur New York Times’a şu bilgiyi aktarıyor: ‘Kimse o dönemde
Bağdat’daki sabotajlarla ilgilenmiyordu... Bence kimse o zamanlar,
olayların nasıl gelişeceğini bilemezdi.’
1996’da
Allawi ve INA Saddam Hüseyin’e karşı acınacak bir şekilde fiyaskoyla
sonuçlanan bir darbe girişiminde bulundular. Irak’ın gizli servisi INA
ağına girmiş, plandan haberdar olmuş ve 100’den fazla komplocuyu
tutuklamıştı. Fakat CIA Allawi ile sıkı ilişkisine devam ediyordu. Bu
adam, MI6 ve Suud gizli servisi ile de bağlantılarını devam ettiriyordu.
INA, Ürdün’de bürolar açıyor ve bir radyo yayını kuruyordu.
Kukla
hükümetinin diğer yeni tayin edilmiş üyeleri gibi Allawi de Washington’u
uzun zamandan beri destekledi ve Irak işgalinin propagandasını yaptı.
Fakat onu Başbakanlık makamı için uygun kılan özel yeteneklerinin
arasında, 90’lı yılların başlarındaki bombalı saldırılara karışması da
yer alıyor. Amerikan işgal rejiminin her gün saldırılara maruz kaldığı
bir ortamda, Washington, Allawi’nin denenmiş gaddarlığını süregelen
silahlı direnişin yıkılması için belirleyici şart olarak görüyor. Eski
CİA analizcisi Kenneth Pollack New York Times’a şu yorumu yapmıştı: ‘Bir
hırsızı yakalamak için, bir hırsızı görevlendir.’
Allawi
‘emniyeti’ en üstün öncelik olarak belirledi. Amerikan işgaliyle ilgili
şimdiye kadar tek eleştirisi, Washington’un Bağdat’taki valisi Paul
Bremer’in Saddam Hüseyin’in zulüm aygıtını dağıtması oldu. Allawi şimdi
büyük bir gayretle, eski Baasçı rejimin yapı taşlarını Irak ordusu,
polisi ve gizli servislerine eklemeye çalışıyor. Bunların yardımıyla
ABD’ye ve yerel kuklalarına karşı halk arasında yaygın olan muhalefeti
bastırmayı ümit ediyor.
Geçen
hafta resmi bir vesileyle Allawi Iraklı güvenlik birimlerini yeniden
inşa etme ve ölüm cezasını yürürlüğe koyma planlarını açıkladı.
Muhabirlerin karşısında şunları söyledi: ‘Bizim iç güvenlik için MI5 ve
FBI tipi tutuklama ve sorgulama otoritesi olan bir aygıtımız olmalı.’
Uygulaması başladı bile. Geçen sene Aralık ayında Allawi ve INA üyesi
bir başka yönetici olan İbrahim el-Canabi ABD’ye CIA-merkezine CIA
direktörü George Tenet ve diğer üst düzey görevlilerle iç istihbarat
servisinin yeniden inşası konuusunda istişarede bulunmak için
uçmuşlardı. Canabi New York Times’a yeni dairenin Hüseyin’in meşhur
gizli polisi Muhaberat’ın eski üyelerini de çalıştıracağını ifade etti.
O gerçi bunların sayısını küçük göstermeye çalıştı, ancak Muhaberat
üyelerinin paha biçilmez bağlantıları olduğunun ve bu oranda da bilgi ve
becerilerinin bulunduğunun altını çizdi.
Aynı
toplantıda Allawi Philadelphia Inquirer’in bir köşe yazarına ‘Ben haşin
bir köpeğim’ dedi. Eski Irak ordusunun her biri 10.000 askeri olan beş
tümenini yeniden inşa edeceğini açıkladı.’Tüm birlikler tekrar geri
gelmeyecekler’ dedi ve ekledi: ‘fakat ordunun yüzde 40 ila 50’si orta ve
düşük rütbelerden yüksek kurmaylara kadar tekrar oluşturulacak ve göreve
hazır hale getirilecekler.’
Bu
durum, Bush hükümetinin, Irak’ta demokrasiyi kökleştirme iddiasını
geçersiz kılmaktadır. Washington ABD’ye karşı sadakati ve gaddarlığıyla
tanınan bir adamı iş başına getirdi. Onun vazifesi, düşman bir halkı
bütün mevcut araçlarla itaat edene kadar korkutmak ve terörize etmektir.
Onun Baas rejiminin eski işkencecilerini, cellatlarını ve kavgacılarını
tekrar görev başına getirmesi bir tesadüf değil.