Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309 | Eylül  2004

                   

 

 


  

Reagan, Halkımın Kasabı

 

Miguel D’Escoto

Çeviren : Kamil CENGİZ
Kaynak: Democracy Now! / ZNet 09.06.2004
 

Managua, Nikaragua. Önce şunu ifade etmeme müsade edin ki, Reagan şimdi öldü, ve ben onun hakkında iyi konuşanların ilki olmak isterdim. Cumhurbaşkanı Reagan için üzüntü duyan birçok Amerikan vatandaşlarının duygularını yaralamak istemiyorum, fakat şu an, Tanrı’dan sonsuz merhameti ve bağışlayıcılığı ile Reagan’i halkımın kasabı ve 50 000 Nikaragua’lının ölümünden sorumlu olduğundan dolayı bağışlaması için dua ederken, yanlış bir şekilde ‘özgürlük ve demokrasi’ etiketini yapıştırdığı bir şey adına yaptığı cinayetleri unutamayız ve unutmamalıyız.

Belki Reagan dünyada birçok insanı diğer Cumhurbaşkanları’ndan çok daha fazla ABD’nin bir sahtekarlık ve büyük bir yalan olduğu konusunda ikna etti. O (ABD) sadece demokrasiye aykırı hareket etmedi, fakat aslında halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkının en büyük düşmanıydı. Reagan ‘büyük bir iletişimci’ olarak bilinir, ancak benim kanaatime göre eğer büyük iletişimci büyük yalancı anlamına geliyorsa bu doğrudur. Büyük bir yalancı olduğu ise kuşkusuzdur. Kirpiklerini hareket ettirmeden en büyük yalanları söyleyebiliyordu.

Onun bizimle ilgili, sözde Yahudileri takip ettiğimiz ve –mevcut olmayan- Sinagogları yaktığımıza dair sözlerini duyunca gerçekten de onun şeytanlar tarafından çarpıldığına inanma eşiğine gelmiştim. Açıkça söylemek gerekirse Reagan –bugün Bush da olduğu gibi – gönderilme bilinci (manifest destiny) şeytanı ile doluydu. Elbette, ben bunları söylerken, bu sözlerin ‘Project for a New American Century’nin insanları için büyük bir hayal kırıklığı ifade ettiğini biliyorum. Zira, Reagan ve zihinsel varisi George W. Bush tarafından dünya bugün daha çok emniyetsiz ve tehlikeli hale geldi.

Hakikaten Reagan uluslararası bir kanunsuzdu. O, ABD’nin Nikaragua’ya bir yarım asır zorla benimsettikleri diktatör Somoza’nın Sandinista Liberation Front liderliğindeki Nikaragua’lı Milliyetçiler tarafından alaşağı edildikten kısa bir zaman sonra ABD’nin Cumhurbaşkanı oldu. Reagan için şimdi, Nikaragua’yı yeniden geri fethetmek önplandaydı. O Carter’e Nikaragua’yı kaybettiği suçlamasını yöneltiyordu – sanki Nikaragua o zamana kadar kendi halkından başkalarına ait imiş gibi. Bu Reagan’ın icad ettiği, kurduğu, finanse ettiği ve yönettiği savaşın startı idi: Contra’ların savaşı. Mütemadiyen kendi halkına yalan söyledi ve böylece ABD halkının yeryüzünde en bilgisiz halk olmasını sağladı. Dikkat edin ‘zekasız’ demiyorum, ‘bilgisiz’ diyorum. Fakat ABD’nin dış ülkelerde yaptıklarını bilme konusunda en bilgisiz halk.

İnsanlar daha henüz kavramaya bile başlamadılar. Aksi takdirde isyan ederlerdi. Ve böyle insanlara yalanlar düzdü, Bush’un bugün insanları aldattığı gibi, ve onlar buna devam ediyorlar, ABD’nin hem beşerin hem Tanrı’nın kanunlarının üstünde olduğunu düşünüyorlar.

Fakat biz, ABD’yi –Reagan’ın ABD’sini, onun hükümetini- mahkemeye verdik, Milletlerarası Adalet Divanı’na verdik. Ben o zamanlar Nikaragua’nın Dış işleri bakanıydım. Bunun sorumluluğu benim üzerimdeydi. ABD hükümeti en katı hükmü, bu Divan’ın tarihinde en sert tel’ini yedi. Erken 20’li yıllardan beri ABD dünyaya karşı, diğer ülkelere nisbeten ahlaki üstünlüklerinin delili olarak kendilerinin uluslararası hukuka bağlı olduklarını ve Milletlerarası Adalet Divanı’na uyduklarını öne sürüyorlardı. Fakat ABD Nikaragua tarafından mahkemeye verildiğinde ve yargılandığında çıkan hükümle hiç ilgilenmediler. Onların Nikaragua’ya şimdi halen 20 000 ila 30 000 Milyon Dolar borçları var. Bizim hükümeti bıraktığımız zamanda Reagan-savaşının yol açtığı zarar 17 Milyar civarındaydı – bu tahmin ılımlı olan ‘United Nations Economic Commission for Latin America’, Howard University, Oxford University ve Paris Üniversitesinde görevli zarar tahkikatçıları tarafından yapılmıştı. ABD, zararı ödeme yükümlülüğüne tabi tutuldu. Fakat Bush benimle bu konuyu konuşmaya bile tenezzül etmedi. Ben dedim ki: ‘Peki, Adalet Divanı tarafından size yüklenen cezanın ödenmesi konusunda bir buluşma gerçekleştirelim.’ İki farklı mektupta bana konuşulacak bir şeyin olmadığını bildirdi.

Evet, Reagan Nikaragua’ya öyle bir ölçülemez zarar verdi ki, bütün beni dinleyenler bunu akıllarında tasavvur edemezler. Bu cinai ve korkunç müdahelelerin dalgası benim ülkemde 50 sene sonra bile hissedilebilecek. 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...