|

Sudan’da Çok Para Var
Jürgen Elsässer
Çeviren : Şahinde ULUPINAR
Kaynak: http://www.heise.de/06.08.2004
Petrol çıkarları iç savaşların bir motoru ve
çatışmanın insani hedefleri arkasındaki bir parçası BM-Güvenlik
Konseyinde Sudan konusunda iki karşıt blok oluşmuş durumda. Bir yanda
merkezi hükümete karşı seri bir yaptırım isteyen ve askeri müdahaleyi de
ima eden Almanya ve Ingiltere. Diger yanda ise dışarıdan gelecek olan
bir müdahaleyi kabul etmeyen başını Çin ve Rusya’nın çektiği blok.
Bu iki güç hoşlarına gitmeyen bir karara veto koyarak
engelleyebildiklerinden uzun bir halat çekişmesi sonucu Güvenlik
Konseyi’nde Haziran sonunda sadece bir uzlaşma çözümü karara bağlandı:
Hartum'a kriz bölgesi Darfur’da tehcir ve katliamlardan sorumlu tutulan
Djandawid-milislerinin silahsızlandırılmaları için 30 gün süre tanınacak.
Daha sonra, öyle görülüyor ki, BM’deki bloklar tekrar birbirlerine
girebilirler.
Fakat Hartum hükümeti rıza gösteriyor gibi görünüyor. Kofi Annan'in özel
temsilcisi Jan Pronk Sudan hükümeti ile bir anlaşmaya vardı ve onu
mültecilere ulaşımları için yardım kuruluşlarına maniasız geçit
verdikleri icin övdü. Sudan hükümeti Darfur'a daha çok polis
yerleştirmiş. Milislerin şu günlerde silahsızlandırılması ameliyesine
başlanacak.
Tony Blair hükümeti Temmuz sonunda İngiliz-Avustralyalı bir ordu
kontenjanını seferber edeceğini ima etmişti. Daha iki hafta önce Sudan
Dışişleri bakanı Mustafa Osman İsmail ''Darfur konusunda Almanya en
serkeş devletlerden bir tanesi'' diye eleştirmişti. Sahidende
Yeşiller’den olan Dışişleri bakanlığı devlet sekreteri olan Kerstin
Müller, daha geçtiğimiz yılın Aralık ayında bir askeri müdahelenin
sözünü etmişti.
Federal Gelişim Yardımı bakanı yardımcısı Heidemarie Wieczorek-Zeul
Mayıs’dan beri Afrika’lı askerlerden oluşması istenilen ve Avrupa
Birliği tarafından finanse edilmesi düşünülen bir askeri müdahele
birliğinin gönderilmesi icin propaganda yapıyor. Hür Demokrat Parti’nin
politikacısı Gerhard Baum Haziran ortalarında Almanya’nın da dahil
olacağı Uluslararası bir askeri müdahaleden bahsetmişti. Gerçi Amerikan
Kongresi de Haziran sonunda Bush hükümetinden 'ciddi bir şekilde
multilateral veya hatta unilateral müdaheleyi göze almayı’ talep etmişti.
Beyaz Saray ise halen bu istikamette hareket etmiyor.
Kitle medyasında askeri müdahele için insani argümanlarla propaganda
yapılırken, tamamen dünyevi, başka sebepler de var ortada. FAZ
gazetesinde Haziran sonunda 'Sudan’da çok para kazanılabilir’ başlıklı
bir yazı kaleme alınmıştı. ‘Sebebi ise sahip olduğu petrol ve bununla
beraber potansiyel ödeme gücü. Petrol rezervleri dikkatli tahminlere
göre yaklaşık iki Milyar varil civarında, bunların arasından 700 milyon
varilin varlığı ispatlanmış durumda... Sudan’daki günlük üretim oranı şu
anda yükselen tandansla 312 000 varil ham petrol. 2005 yılının sonuna
kadar üretim miktarı 500 000 varile kadar yükseltilecekmiş…’
Mukayese yapabilmek için: Dünya petrol sampiyonları Suudi-Arabistan ve
Rusya'nın günlük üretim oranları 8 milyon varil kadar.
Mevcut petrolun büyük çogunluğu Sudan’ın merkezinde ve güneyinde
bulunuyor. Güneydeki Hristiyan-animist isyancılar yirmi seneyi aşkın bir
zamandır merkezdeki ve kuzeydeki halkın müslüman çoğunluğundan ayrılmak
için çatışıyorlar. Her iki taraftada acımasızca sürdürülen sivil savaşda
ölü sayısı 1,5 Milyonu buldu. Daha geçen sene taraflar müzekerelere
başlamışken, Güney isyancıları ile ittifak halinde bulunan Bati vilayeti
Darfur'daki asiler silahlara sarıldılar.
Mayıs sonunda her iki tarafdan kıskaca alınan Hartum'daki hükümet bir
geçiş döneminden sonra Güney isyancılarının da kendi devletlerini ilan
edebilme ve böylece kendilerine petrol üzerindeki kontrolü üstlenme
imkanı veren bir barış anlaşmasına razı oldu.
Bu arada yapışkan kara sıvı Darfur isyancılarının da iştahını kabarttı
ve şimdi onlar ileride elde edilecek ‘petrol gelirinin yüzde onüçünü’
talep ediyorlar. Halbuki Batı bölgesindeki petrolün miktarı daha henüz
tartışmalı. Buna rağmen Kuzey Darfur'dan bir bölgenin (Blok 6 ismiyle
maruf) Merkez Afrika Cumhuriyetine kadar uzandığı kanıtlandı.
Pekin'e karşı Berlin
Alman hükümetinin Hartum hükümetine karşı böyle tek taraflı cephe
alması ve açlık bölgelerindeki hümaniter krizden isyancıların payına
düşen sorumlulukları konu edinmemesinin bir Alman şirketinin isyancılar
tarafından Milyarlar ağırlığında bir sipariş almasıyla alakalı olabilir.
Burada mesele petrolün çıkartılması değil, petrolün nakliyatıdır.
Siparişi alan firma Bad Oldesloe'deki Thormählen Kaynak Tekniği; bu
firma örneğin 2002'de Köln ile Frankfurt arasındaki azami sürat
baglantısını inşa etmişti. Temmuz ayının başında Kenya'nın başkenti
Nairobi'de anlaşma imzalanmıştı - ayrıca devlet sekreteri Müller'in
ziyaretinden kısa bir süre sonra. Thormählen Güney Sudan’daki Jube
şehrinden Uganda'dan üzerinden Kenya'ya varan bir demiryolu bağlantısı
inşa edecekmiş. Tank vagonları Sudan petrolünü 2.500 kilometrelik bir
mesafeden Kenya'daki liman sehri Mombasa'ya taşıyacakmış.
Böylece Alman şirketi Sudan'ın bölünmesini desteklemiş oluyor. Güney
Sudan isyancı hareketinin (SPLM/A) lideri Costello Garang ''Bu
bağımsızlığımızın candamarı'' diye sözleşmenin imzanlanmasını alkışlıyor.
Kenya'nin 'The Nation' gazetesi bu ifadelere ‘Bu demiryolları bağlantısı
kıtanın siyasi ve coğrafi haritasını değiştirebilir’ diyerek katılıyor.
Her ne kadar şimdiye dek Sudan petrolü başlıca ülkenin güneyinden ve
merkezinden çıkarılsa da, tamamı ülkenin kuzeyinde kalan bir limandan
ülke dışına çıkartılıyor - Kızıldeniz'deki Port Sudan limanından. Bu
Kuzeygüney ekseni boyunca kurulan petrolboru hattı devleti şimdiye kadar
birarada tutuyor ve bu yüzden hükümet onu genişletmek için herşeyini
ortaya koyuyor. Bu konuda önde gelen ortagi Çin cumhuriyeti - ki bunlar
Alman politikasının tam zıt kutbunu oluşturuyor, çünkü ekonomik
menfaatlerini sadece merkezi hükümet ile yaptıkları işbirliğinde
görüyorlar. Bu şekilde Çin Ulusal Petrolyum Company'si petrol üretiminde
önemli imtiyazlara sahip ve şimdi ayriyeten Darfun'daki Blok 6 bölgesini
de eline geçirdi. İki Çin mühendisinin kriz bölgesi Djanjavid'de
kaçırıldıktan sonra Hartum'un müdahalesi sonucu hemen serbest
bırakılmaları hiçte şaşılacak bir durum değil.
Temmuz sonunda Çin’li bir konsorsiyum Port Sudan'a giden yeni bir petrol
boru hattı konusunda bir anlaşma imzaladı. 1,7 Milyar Dolar ile Hartum
ancak Güney isyancılarının Thormählen’e Mombasa’ya giden demiryolları
geçidi icin gözden çıkardıkları 3 milyar doların yarısından az fazlasını
Çin’lilere teklif edebildiler.
Zamana karşı yarış: Sudan hükümetine istikrar kazandıracak olan Çin’li
konsorsiyum tarafından planlanmış olan Kuzey boru hattı mı ilk olarak
bitecek ? Yoksa onu muhtemelen parçalayacak olan güneye demiryolları
geçidi mi ?
Hartum hükümeti Batı’dan gelen müdahelelerle güçsüzleştirildikçe ikinci
varyant dahada ihtimal kazanıyor. Herhalde askerlerini, onlara başka
yerlerde muhtaç olduğundan ve (sözde) terörle mücadele konusunda Sudan
işbirliği yaptığından, henüz seferber etmemiş olan Amerikan hükümetinin
tavrı belirleyici olacak.
|