Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309 | Eylül  2004

                   

 

 


  

Sudan’da Çok Para Var

 

Jürgen Elsässer

Çeviren : Şahinde ULUPINAR
Kaynak: http://www.heise.de/06.08.2004
 

Petrol çıkarları iç savaşların bir motoru ve çatışmanın insani hedefleri arkasındaki bir parçası BM-Güvenlik Konseyinde Sudan konusunda iki karşıt blok oluşmuş durumda. Bir yanda merkezi hükümete karşı seri bir yaptırım isteyen ve askeri müdahaleyi de ima eden Almanya ve Ingiltere. Diger yanda ise dışarıdan gelecek olan bir müdahaleyi kabul etmeyen başını Çin ve Rusya’nın çektiği blok.
Bu iki güç hoşlarına gitmeyen bir karara veto koyarak engelleyebildiklerinden uzun bir halat çekişmesi sonucu Güvenlik Konseyi’nde Haziran sonunda sadece bir uzlaşma çözümü karara bağlandı: Hartum'a kriz bölgesi Darfur’da tehcir ve katliamlardan sorumlu tutulan Djandawid-milislerinin silahsızlandırılmaları için 30 gün süre tanınacak. Daha sonra, öyle görülüyor ki, BM’deki bloklar tekrar birbirlerine girebilirler.
Fakat Hartum hükümeti rıza gösteriyor gibi görünüyor. Kofi Annan'in özel temsilcisi Jan Pronk Sudan hükümeti ile bir anlaşmaya vardı ve onu mültecilere ulaşımları için yardım kuruluşlarına maniasız geçit verdikleri icin övdü. Sudan hükümeti Darfur'a daha çok polis yerleştirmiş. Milislerin şu günlerde silahsızlandırılması ameliyesine başlanacak.
Tony Blair hükümeti Temmuz sonunda İngiliz-Avustralyalı bir ordu kontenjanını seferber edeceğini ima etmişti. Daha iki hafta önce Sudan Dışişleri bakanı Mustafa Osman İsmail ''Darfur konusunda Almanya en serkeş devletlerden bir tanesi'' diye eleştirmişti. Sahidende Yeşiller’den olan Dışişleri bakanlığı devlet sekreteri olan Kerstin Müller, daha geçtiğimiz yılın Aralık ayında bir askeri müdahelenin sözünü etmişti.
Federal Gelişim Yardımı bakanı yardımcısı Heidemarie Wieczorek-Zeul Mayıs’dan beri Afrika’lı askerlerden oluşması istenilen ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilmesi düşünülen bir askeri müdahele birliğinin gönderilmesi icin propaganda yapıyor. Hür Demokrat Parti’nin politikacısı Gerhard Baum Haziran ortalarında Almanya’nın da dahil olacağı Uluslararası bir askeri müdahaleden bahsetmişti. Gerçi Amerikan Kongresi de Haziran sonunda Bush hükümetinden 'ciddi bir şekilde multilateral veya hatta unilateral müdaheleyi göze almayı’ talep etmişti. Beyaz Saray ise halen bu istikamette hareket etmiyor.
Kitle medyasında askeri müdahele için insani argümanlarla propaganda yapılırken, tamamen dünyevi, başka sebepler de var ortada. FAZ gazetesinde Haziran sonunda 'Sudan’da çok para kazanılabilir’ başlıklı bir yazı kaleme alınmıştı. ‘Sebebi ise sahip olduğu petrol ve bununla beraber potansiyel ödeme gücü. Petrol rezervleri dikkatli tahminlere göre yaklaşık iki Milyar varil civarında, bunların arasından 700 milyon varilin varlığı ispatlanmış durumda... Sudan’daki günlük üretim oranı şu anda yükselen tandansla 312 000 varil ham petrol. 2005 yılının sonuna kadar üretim miktarı 500 000 varile kadar yükseltilecekmiş…’
Mukayese yapabilmek için: Dünya petrol sampiyonları Suudi-Arabistan ve Rusya'nın günlük üretim oranları 8 milyon varil kadar.
Mevcut petrolun büyük çogunluğu Sudan’ın merkezinde ve güneyinde bulunuyor. Güneydeki Hristiyan-animist isyancılar yirmi seneyi aşkın bir zamandır merkezdeki ve kuzeydeki halkın müslüman çoğunluğundan ayrılmak için çatışıyorlar. Her iki taraftada acımasızca sürdürülen sivil savaşda ölü sayısı 1,5 Milyonu buldu. Daha geçen sene taraflar müzekerelere başlamışken, Güney isyancıları ile ittifak halinde bulunan Bati vilayeti Darfur'daki asiler silahlara sarıldılar.
Mayıs sonunda her iki tarafdan kıskaca alınan Hartum'daki hükümet bir geçiş döneminden sonra Güney isyancılarının da kendi devletlerini ilan edebilme ve böylece kendilerine petrol üzerindeki kontrolü üstlenme imkanı veren bir barış anlaşmasına razı oldu.
Bu arada yapışkan kara sıvı Darfur isyancılarının da iştahını kabarttı ve şimdi onlar ileride elde edilecek ‘petrol gelirinin yüzde onüçünü’ talep ediyorlar. Halbuki Batı bölgesindeki petrolün miktarı daha henüz tartışmalı. Buna rağmen Kuzey Darfur'dan bir bölgenin (Blok 6 ismiyle maruf) Merkez Afrika Cumhuriyetine kadar uzandığı kanıtlandı.
 

Pekin'e karşı Berlin
Alman hükümetinin Hartum hükümetine karşı böyle tek taraflı cephe alması ve açlık bölgelerindeki hümaniter krizden isyancıların payına düşen sorumlulukları konu edinmemesinin bir Alman şirketinin isyancılar tarafından Milyarlar ağırlığında bir sipariş almasıyla alakalı olabilir. Burada mesele petrolün çıkartılması değil, petrolün nakliyatıdır. Siparişi alan firma Bad Oldesloe'deki Thormählen Kaynak Tekniği; bu firma örneğin 2002'de Köln ile Frankfurt arasındaki azami sürat baglantısını inşa etmişti. Temmuz ayının başında Kenya'nın başkenti Nairobi'de anlaşma imzalanmıştı - ayrıca devlet sekreteri Müller'in ziyaretinden kısa bir süre sonra. Thormählen Güney Sudan’daki Jube şehrinden Uganda'dan üzerinden Kenya'ya varan bir demiryolu bağlantısı inşa edecekmiş. Tank vagonları Sudan petrolünü 2.500 kilometrelik bir mesafeden Kenya'daki liman sehri Mombasa'ya taşıyacakmış.
Böylece Alman şirketi Sudan'ın bölünmesini desteklemiş oluyor. Güney Sudan isyancı hareketinin (SPLM/A) lideri Costello Garang ''Bu bağımsızlığımızın candamarı'' diye sözleşmenin imzanlanmasını alkışlıyor. Kenya'nin 'The Nation' gazetesi bu ifadelere ‘Bu demiryolları bağlantısı kıtanın siyasi ve coğrafi haritasını değiştirebilir’ diyerek katılıyor.
Her ne kadar şimdiye dek Sudan petrolü başlıca ülkenin güneyinden ve merkezinden çıkarılsa da, tamamı ülkenin kuzeyinde kalan bir limandan ülke dışına çıkartılıyor - Kızıldeniz'deki Port Sudan limanından. Bu Kuzeygüney ekseni boyunca kurulan petrolboru hattı devleti şimdiye kadar birarada tutuyor ve bu yüzden hükümet onu genişletmek için herşeyini ortaya koyuyor. Bu konuda önde gelen ortagi Çin cumhuriyeti - ki bunlar Alman politikasının tam zıt kutbunu oluşturuyor, çünkü ekonomik menfaatlerini sadece merkezi hükümet ile yaptıkları işbirliğinde görüyorlar. Bu şekilde Çin Ulusal Petrolyum Company'si petrol üretiminde önemli imtiyazlara sahip ve şimdi ayriyeten Darfun'daki Blok 6 bölgesini de eline geçirdi. İki Çin mühendisinin kriz bölgesi Djanjavid'de kaçırıldıktan sonra Hartum'un müdahalesi sonucu hemen serbest bırakılmaları hiçte şaşılacak bir durum değil.
Temmuz sonunda Çin’li bir konsorsiyum Port Sudan'a giden yeni bir petrol boru hattı konusunda bir anlaşma imzaladı. 1,7 Milyar Dolar ile Hartum ancak Güney isyancılarının Thormählen’e Mombasa’ya giden demiryolları geçidi icin gözden çıkardıkları 3 milyar doların yarısından az fazlasını Çin’lilere teklif edebildiler.
Zamana karşı yarış: Sudan hükümetine istikrar kazandıracak olan Çin’li konsorsiyum tarafından planlanmış olan Kuzey boru hattı mı ilk olarak bitecek ? Yoksa onu muhtemelen parçalayacak olan güneye demiryolları geçidi mi ?
Hartum hükümeti Batı’dan gelen müdahelelerle güçsüzleştirildikçe ikinci varyant dahada ihtimal kazanıyor. Herhalde askerlerini, onlara başka yerlerde muhtaç olduğundan ve (sözde) terörle mücadele konusunda Sudan işbirliği yaptığından, henüz seferber etmemiş olan Amerikan hükümetinin tavrı belirleyici olacak.
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...