Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309 | Eylül  2004

                   

 

 


  

Tantan ve Berna Hanım’ın Valizleri

Nuh GÖNÜLTAŞ / 20.08.2004 / ZAMAN

İçişleri Bakanlığı döneminde yapılan yolsuzluk operasyonlarında ilk defa bu olayların "yargı ayağı" olduğunu dile getirmiş bir siyasetçi olan Sadettin Tantan, "Bizim zamanımızdaki değişik operasyonlarda bazı yargı mensupları tutuklanmıştı." diyor. Tantan'a göre, yargı reformu yapılacaksa bunun en önemli ayaklarından biri "Türkiye Başsavcılığı" kurulması olmalı. "O zaman çok güçlü bir arşiv oluşacak, dosyalar sümen altında kalmayacak."

Tantan'ın bu sözleri iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, bazı dosyaların Yargıtay'da kaybolduğunu bizzat Yargıtay Başkanı açıklamış durumda. Ikincisi, Alaattin Çakıcı olayı sebebiyle çeşitli suçlamalara muhatap olan Yargıtay Başkanı ile ilgili dosya her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmiş olsa da yine de onun başkanlık yaptığı kuruma gönderilmiş oldu. Halbuki Türkiye Başsavcılığı olsaydı, bu dosyaya doğrudan orası bakacak, böylece Yargıtay Başkanı bile olsa herkes hakkında en tarafsız soruşturma yapılmış olacaktı.

Ünlü reklamcı Nail Keçili'nin, "Tantan Berna Yılmaz'ı kaçıracaktı" açıklamasına Tantan, "Onu Mahkemeye verdik, avukatlarımız mahkeme işlemlerini başlattı. Onun kim olduğunu kamuoyu biliyor." diyor. Eski Başbakan Mesut Yılmaz, eşi Berna Yılmaz'ın kaçırılması teşebbüsünü doğrularken, bunun Sadettin Tantan'la ilgili olmadığını açıklamış, ama arkasından şu şaşırtıcı cümleleri kullanmıştı: "Tantan değişik bir insan. Berna'nın yurtdışı çıkışlarını kontrol altına aldırmış. Bursa'nın Orhangazi ilçesi kaymakamına talimat vermiş. Berna, zaman zaman yurtdışına Bursa'daki bir havaalanından Bursa'da oturan bir aile dostumuzun uçağıyla gidiyordu. Çıkışlarına baktırmış."

Gerçekten de Istanbul Emniyet Müdürlüğü'nü ait, "Ilgili Makama" başlığını taşıyan 30 Aralık 2000 tarihli bir belgede Berna Yılmaz'ın Istanbul Atatürk Havalimanı'ndan, Bodrum'dan ve Ankara Eseneboğa Havalimanı'ndan 1999-2000 dönemindeki yurtdışı çıkışlarını gösteren bir belge var. Belgede Bursa'dan yapılan çıkışlar yeralmıyor. Onu da Mesut Yılmaz açıklamış oldu. Yılmaz, bu araştırmanın Sadettin Tantan tarafından yaptırıldığını öne sürüyor. Bizim edindiğimiz bilgiler bu dönemde Ankara'daki bazı makamların Berna Hanım'ın  "valizlerine" merak sardığını gösteriyor. Mesut Yılmaz'ın "Bursa'daki aile dostumuz" dediği kişinin de Yalçın Sünnetçioğlu olduğu vurgulanıyor. Çünkü Berna Yılmaz'ın Sünnetçioğlu'nun uçağını zaman zaman kullandığı biliniyor. Peki Berna Hanım'ın seyahatlerini merak eden Sadettin Tantan mıydı? Veya sadece Tantan mıydı? Üçüncü soru ise şöyle olabilir: Acaba Tantan, sadece başka bir makamdan kendisine ulaşan bir isteği mi yerine getirdi? Tantan, Berna Yılmaz'ın yurtdışı seyahatleri ile ilgili araştırmayı kendisinin yaptığını kabul etmiyor:

"Belgenin üstünde 'ilgili makama' yazısı var. Bizim  o zaman oturduğumuz makamın adı belli: Içişleri Bakanlığı. Eğer bu bilgiyi yazılı isteseniz size yazılı olarak gelir. Telefon etseniz, telefon emrinize istinaden aşağıdaki bilgileri size gönderiyorum der. Üst makam nasıl emir vermişse, alt makam bunu ilgi tutarak cevap verir. Orada Içişleri Bakanlığı'na demiyorsa, bilgiyi isteyen biz değiliz. Nasıl olmuş, ben de bilmiyorum. Isteyen makam bunu niye istedi, bir şey için mi kullanacaktı, bunu bilmiyorum. Bursa Yenişehir Havaalanından yapılan çıkışları da Mesut Bey'in açıklamalarından öğrendim."

VALİZLERDE NE VARDI?

Tantan'ın bu açıklamalarından sonra, Berna Hanım'ın valizleri olayı daha da esrarengiz bir boyut kazanıyor. Bizim tanıdığımız Tantan, eğer bu araştırmayı yapan kendisi olsa, bu şekilde kesin olarak reddetmez, mutlaka açık bir kapı bırakırdı. O zaman ister istemez aklımıza "Beyaz Enerji" davası ve "Mavi akım soruşturması" geliyor. Acaba Istanbul Emniyet'inden bu bilgiyi Ankara'da bu soruşturmaları yapan savcılar mı istedi? Tantan veya diğer bir makam değilse o zaman savcılar seçeneği akla geliyor.

Yalnız, Türkiye'de son yıllarda enteresan bir gelişmeye daha dikkat çekelim. Insanların telefon konuşmaları, özel hayatları kadar yurtdışı seyahatleri ve bu seyahatlerde dolaşan valizler de artık fena halde birilerinin ilgi alanına giriyor. Telekulak ile elde edilmiş telefon konuşma bantları, özel hayatları kasetlere alınmış kişiler kadar, valizleri mercek altına alınan kişiler de var. Örneğin böylesi bir ilginç olayı ünlü spor yorumcusu Erman Toroğlu iki hafta önce  şöyle yazdı:

"29 Nisan 2003 tarihinde Prag'da oynanan Çek Cumhuriyleti-Türkiye ümit milli maçından sonra, Prag hava limanında neler oldu? Ingiliz Kemal lakaplı, Ingiltere'de dönercilik yapan Kemal Öz kafilede miydi? Kafiledeki malzeme ve masör çantalarına veya güvenlikten sorumlu kişilerin çantalarına birşeyler konuldu mu? Bir çanta bulunamayınca bayağı bir panik yaşandı mı? Veya bazı şahıslara Istanbul'da alınmak üzere emaneten birşeyler verildi mi? Geçtiğimiz federasyon bu konuda bir araştırma yaptı mı? Veya yeni federasyon geriye dönüp  böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyacak mı? Çünkü kafile başkanı da benim her taşın altından çıkar dediğim Levent Kızıl'dı."

Hemen hatırlatalım. Levent Kızıl, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'na seçilen Levent Bıçakçı'nın listesinde yeraldı ve halen federasyon yönetiminde. Görüyorsunuz, sedace Berna Hanım'ın valizleri merak edilmiyor. Spor kafilelerinin valizleri de artık birilerinin ilgi alanında yer alıyor. Doğal olarak herkes merak ediyor: O valizlerde ne vardı?
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...