Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309 | Eylül  2004

                   

 

 


  

Irak Bir Avlanma Sahası mı?

Fehmi HUVEYDİ / 17.08.2004 / RADİKAL

ABD, elindeki gelişmiş gözleme cihazlarına rağmen Irak direnişine katılmak isteyenlerin sınırlardan içeri sızmasına neden engel olmuyor?

Acaba ABD, Irak'ı teröristlerin avlanma sahası olmasını mı istemekte? Bu soru daha önce aklıma gelmemişti, ancak 'Aydınlar Barış İçin' örgütünün Ürdün'ün başkenti Amman'daki son toplantısında bir Amerikalı aydından bu manada bir görüş dinlemiş ve ele alınıp tartışılmasından ziyade dikkate almaya değer bir düşünce olduğunu düşündüm.

Amerikan Harvard Üniversitesi'nde profesör olan arkadaşımız, 50 dünya aydınının önünde, teröristlerin avlanmasının ve Irak'ta toplanmasının bir Amerikan hedefi olduğunu ve başta ABD'nin elinde gelişmiş kontrol ve gözetleme araçları olmasına rağmen Irak ile Irak'a komşu ülkeler arasındaki sınırları kontrol etmemesi veya kapatmaması, hatta gözlerini kapatması ve sınırın ülkeye sızmak ve Irak direnişine katılmak isteyenlere açık olarak kalmasında ısrar etmesi konusunun oluşturduğu birçok kanıtın bu hedefe işaret ettiğini ifade etti.

Profesör Amerika'nın böylelikle teröristlerin dört bir yandan sınırların açılmasıyla birlikte ülkedeki kaosun yayılmasını fırsat bilerek akın etmesini ve içlerinden büyük bir oranın Irak topraklarında toplanmasını istediğini belirtmekte.

Bu durum ezici askeri güce sahip Amerikalılara, onlara, yani teröristlere öldürücü darbe indirme imkânı verecek ve nihayetinde Irak, teröristlere mezar olacak.

Durum bu doğrultuda kesinlik kazanana kadar terörist grupların Irak'a çekilmesi/cezp edilmesi ve oradaki Amerikalıların karargâhlarına yönelmesi, dikkatlerini ABD içinde faaliyetlerde bulunmaktan alıkoyacak.

Zira Irak'taki Amerikan güçlerinin varlığı, teröristler için Amerikalılara kendi ülkelerinde meydan okuma macerasının zorluklarına katlanmaksızın istediklerini verecek özel bir tahrik unsuru oluşturmakta.

11 Eylül öngörülemezdi

Irak'ta ABD'nin attığı zekâya muhtaç birçok adıma rağmen bu düşüncenin -şayet doğruysa- birçok sebepten ötürü geçerli sayılabileceğini düşünmekteyim. Zira ABD, 11 Eylül'den itibaren adı 'terör' olan bir sorunla yaralı zaten. Bu olayda önemli olan, sadece gerçekleşmesi ve yarattığı ürkütücü şok değil, aynı zamanda hayal edilmesi. Çünkü sivil uçakların dev saatli bombalara dönüşeceği, gökdelenleri yıkmakta ve milyonlarca Amerikalıyı korkutmakta kullanılacağı düşünülemezdi. Bu ürkütücü hayal, ABD'deki ilgili kesimleri tehlikenin hiç hesap etmedikleri bir yönden gelebileceğine ikna etti.

Buradan hareketle teröre karşı savaşları onlara daha fazla korku verdi. Zira bu savaş yönü belli olmayan bir tarafa karşı açılmıştı ve sonra bu taraf, akıllarına gelmeyen şekilde kendilerine bir kez daha sürpriz yapabilirdi. Bu durum teröre karşı savaşı sonsuz ve bütün ihtimallere açık hale getirmekte.

Bu şekilde bir tutumla karşı konulması içinde Irak'ın kapılarının El Kaide örgütünün ve diğer terör gruplarının kutuplaşması için açılması, çatışmayı Amerikalıların büyük bir sorununu çözecek belirli bir alana ve açık hedeflere getirecektir. Bu durumda bu örgütleri zayıflatma ve bitirme imkânları doğacaktır Amerikalıların. Zira Irak sahası teröristlere açık bir ağ ve sürekli bir pusu mesabesinde olacaktır.

Aynı zaman zarfında Irak her iki taraf için çatışmanın model sahası sayılabilir. Terörist örgütlerin temel ağırlığı Asya'da bulunmakta ve unsurlarının ekseriyeti ya Afganistan'da ya da Pakistan, Çeçenistan veya Orta Asya'da. Dolayısıyla Irak'a gelmeleri çok kolay, uçağa, vizeye veya Avrupa kapılarını geçme risklerine ihtiyaç duymamakta. Ayrıca terörist gruplar Irak'ta İngiliz askerleri dışında El Kaide yönetiminin 'Haçlılar ve Yahudiler' olarak sınıfladığı 130 binin üzerinde Amerikan askeri gibi bir başka avantaj daha bulmaktalar. Bu coğrafik yakınlığa eklenen bir başka baştan çıkarıcı unsuru oluşturmakta.

Direniş Irak'ta hapsolacak

Amerikalılar açısından direniş unsurlarından mümkün olduğunca fazlasını Irak'ta toplamak kendilerini çatışmada rahatlatacaktır. Askeri üstünlüğe güvenmelerine karşın teröristleri bitirme güçleri olduğunu düşünmekteler. Çatışmaların minimum noktada sürmesi onları Irak'taki savaşı kazanacakları yönünde yoğunlaştıracak ve dolayısıyla teröristlerin ABD ile hesaplarını kendi topraklarında görme isteklerini hafifletecektir.

Bu durumun Irak içinde kaosu yayacağı doğru ancak kaos zaten var ve iyice yerleşmiş durumda. Çatışmanın göstergeleri ise bu kaosun varlığı sebebiyle artmıyor ve dolayısıyla yeni gelişme, çatışmanın türünde değil derecesinde olacaktır.

Gazetelerin şu günlerde El Kaide'nin ABD ve Avrupa'da bazı hedeflere saldırıda bulunma hazırlığında olduğuna dair bilgilerin sızması karşısında ABD'de ve bazı Avrupa ülkelerindeki artan gerginlikle ilgili yazdıklarıyla bu görüşe yanıt verilmekte.

ABD'nin son olarak olağanüstü hal derecesini yükseltmek için aldığı uygulamalar, El Kaide'nin ABD'den çekilmediğinin ve beklenildiği üzere faaliyetlerini Irak üzerinde yoğunlaştırmadığının kanıtı. Aynı zaman zarfında birçok Batı ve Asya başkentinde El Kaide unsurlarının veya adı karışanlarının yakalanması operasyonları halen sürmekte. Bunun anlamı; El Kaide'nin tehlikesi özellikle de dünyanın dört bir yanına yayılma boyutunda halen sürmektedir.

Kaide sadece Irak'ta değil

Bunun dışında yukarıdaki ifadelere birçok açından yanıt vermek mümkün. Birincisi El Kaide'nin Amerikan hedeflerine yönelik saldırılarıyla ilgili çıkan bilgiler doğru ve El Kaide'nin bazı Batılı ülkelerdeki unsurlarının düzenlemesi olabilir. Dolayısıyla bütün El Kaide unsurlarının işgali takip eden kısa vadede Irak'a akın etmesi düşünülemez.

İkincisi, medya organlarının gündeme taşıdığı bu planlar belki de kısmen eskiydi ve son zamanlarda ulaşılan itiraflar ve zabıtlar aracılığıyla daha yeni bilinmekte.

Üçüncüsü ise konuşulan bu planların aslı astarı yoktur ve güvenlik organları Amerikalar nezdinde tehlike duygusunu yaymak ve önümüzdeki başkanlık seçimlerinde teröre karşı savaşa önderlik eden, Afganistan ve Irak'ı vurmakta tereddüt etmeyen güçlü adam başkan Bush etrafında buluşmalarını sağlamak gibi siyasi sebepler için bu bilgileri sızdırmış olabilir. (Bu son gözlem ABD'de çok tekrarlanmış ve güvenlik bakanı yalanlamıştı.)

Düşünceyi savunma niyetinde değilim ancak Irak'taki Amerikan hedeflerine dikkat çekmek babından kaydediyorum. Savaş öncesi ve sırasında Irak'ta yaşananları çevrele-yen gizemliliğin, savaş sonrasının Irak'ının da izini sürdüğü görülüyor.

(Londra'da yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 11 Ağustos 2004)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...