Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309 | Eylül  2004

                   

 

 


  

Van Olayları ve CHP

Eser KARAKAŞ / 11.08.2004 / ZAMAN

CHP gerçekten bir fare tutmak istiyor ise son otuz senedir, yani askerî darbe ve CHP iktidarları da dahil olmak üzere, bu bölgede görev yapan ve görev tanımı itibarı ile eroin kaçakçılığı ile mücadele etmesi gereken kişilerin görev sonrası ya da emekliliklerinde ne yaptıklarını, banka hesaplarını bir incelemeye girişse kanımca bugünkü devlet itibarı kurtarmak adına yapılan faaliyetten çok daha yararlı bir iş gerçekleştirmiş olur.

Geçtiğimiz ay Van ilimizde yaşanan, Malatya Emniyeti ile bağlantılı ve aklı başında her yurttaşı, insanı üzen gelişmeler sonrası basının, aydınların, TBMM'nin ve özelilkle ana muhalefet partisinin dikkatleri tekrar Van ilimize ve bölgenin özel sorunlarına çekildi.

Geçtiğimiz ay yaşanan olaylar hafızalarda çok taze olduğu için bu acı olayları tekrar özetlemek istemiyorum; zira konuya ilgi duyan herkes olayları en küçük ayrıntıları ile biliyor. Zaten kişisel kanım meseleye bakmaya çalıştığım açının eski TBMM üyesi Mustafa Bayram'ın oğlunu polisin elinden kurtarmak için karakol basmasından çok daha önemli olduğunu düşünüyorum ve bu düşüncelerimi bu yazımda sizler ile paylaşmak istiyorum.

Bir aşiretin karakol basarak bir tutukluyu kaçırması gerçekten devletimiz açısından son derece acı, daha doğrusu traji-komik bir görüntü. Bu son örnek "güçlü Türk devletinin" aslında kimlere karşı ancak güçlü olabildiğinin, hangi alanlarda ise yelkeni indirdiğinin çok net bir kanıtı.

Bizler çok uzun bir süredir güçlü olduğu iddia edilen Türk devletinin gücünün yanlış alanlara teksif edildiğini yani devletin güçlü olması gerektiği alanlarda mesela adalet, yargı, güvenlik, eğitim, sağlık gibi konularda büyük hem de çok büyük zaaflar ile malul olduğunu, olmayacak alanlarda da büyük güç gösterileri yaptığını, mesela sansür, kitap toplatma, MİT'in düşünmeye ve üretmeye çalışan yurttaşlarını izlemesi gibi, defalarca yazdık ve yazmaya devam edeceğiz.

Lüks ve sefalet bir arada...

Olaylara ana muhalefet partisi CHP büyük tepki gösterdi, bunu doğal ve gerekli buluyorum, bir rapor hazırladı, basına sundu ve konuyu TBMM'ye taşıyacağını ifade etti.

CHP'yi bu konuda kutlamak gerekiyor ama Pazar (8 Ağustos) sabahı TV kanallarında sayın Baykal'ı izler iken aklıma bir dizi de soru gelmedi değil ve bendeniz de bu yazıda bu soruları sizler ile paylaşmak istiyorum.

Yıllar önce ilk kez Van iline gittiğimde farklı bir yere gittiğimi daha Yeşilköy'den uçağa biner iken fark ettiğimi hatırlıyorum zira uçak müşterilerinin tipi başka hiçbir iç hat uçuşunda göremeyeceğiniz kadar farklı idi; lütfen bu farkı bana burada sormayın, bir kez Van uçağına binmeniz ne demek istediğimi size anlatır.

Van'a gitmeden önce il ekonomisi ile ilgili bilgi toplamaya çalışmış idim ve daha sonra da bu ilin ekonomisine yönelik ilgim sürdü. Van Türkiye'nin en geri kalmış illerinin başında geliyor; yaşanan yoğun iç göç de bu fakirleşme sürecini çok daha belirgin hale getirmiş durumda.

Van ilimizin civar mahallelerinde yaşanan sefalet ile Calcutta arasında büyük bir fark olmadığını düşünüyorum.

Uçaktan inip kente girdikten sonra ise iki şey dikkatinizi çekiyor: Büyük bir sefalet ve bu sefalet ile hiç ama hiç bağdaşmayan bir lüks.

Ana caddeden bir arka sokağa girdiğinizde sokakta akan kanalizasyonlar, bu kanalizasyonlar içinde oynayan çocuklar; ama yanlarından geçen ve Paris, Berlin sokaklarında görmekte zorlanacağınız Mercedes'ler, BMW'ler ve direksiyonlarda da sabah uçakta karşılaştığınız o garip görüntülü; ama mutlaka güneş gözlüklü, siyah gömlekli adamlar ve bu arabaların ve o garip görüntülü adamların sayısı Van ilimizde az buz değil.

CHP’nin derdi üzüm yemek değil...

Bu görüntü Van'da yeni değil kanımca DİE verileri ile hiç ama hiç uyuşmayan bu kısmi yaşam tarzı Van ilimiz için bir özellik oluşturuyor ve bu garip özellik Türkiye'de hiç ama hiç sorgulanmıyor ve geçmişte de sorgulanmadı. Van'ı İran'a ve İran üzerinden Afganistan tarlalarına bağlayan bir de meşhur sınır kapısı var, bu sınır kapısı tüm utançları ile batının dokümanter macera yazarlarının romanlarına dek yansımış durumda ve bu konuya da ne basınımızda ne de TBMM'de büyük bir ilgi yoktur. CHP de Van'daki ünlü sınır kapısında yaşananlar ile bildiğim kadarı ile bir soru önergesi bugüne dek üretmemiştir.

Van'a gidenler ve bu konu ile ilgili insanlara soru soranlar mal ticaretinin devletin helikopterleri ile bile yapılabildiğini duymuşlardır; ama bu da CHP'nin soru önergeleri arasında yer almamıştır.

Van'da yaşayan, Van'ı gören herkes o ilimizde DİE'nin ekonomik verilerini sıradan kayıtdışı işlemlerden çok daha fazla aşan bir yasadışı faaliyetin varlığını çok iyi bilirler; ama bu konu nedense gündeme pek taşınmaz.

Söz konusu yasadışı faaliyetin yıllık hacmi konusunda tevatür muhtelif; ama benim en benimsediğim yaklaşım bir eroin bulutunun ülkemize Van ve çevresi üzerinden transit girdiği ve batıya yöneldiği; ama bu bulutun senede elli milyar dolar düzeyinde de bir yağmuru ülkemiz toprakları üzerine akıttığı.

Elli milyar dolar yağmur da azımsanacak bir rakam değil ve bu paranın nasıl üleşildiği tam da bilinmiyor, ama yansıma alanının çok da geniş olduğuna hiç kuşku yok. Bu güneş gözlüklü ve garip renklerde gömlekler giyen adamlar da akşamları bir yerde eğleniyorlar ve maalesef gariban garson ve komiler de böylece bu en kara paradan ekmek yiyorlar; bu yansıma mekanizmasının nerelere kadar uzandığı çok karışık bir mevzu.

Tüm bu yaşananlar aslında dünyanın ve Türkiye'nin gözleri önünde senelerdir olağan bir süreçmişçesine yaşanıyor ve CHP de bugüne dek Van ilinin ekonomisi hakkında hiç gensoru vermedi.

CHP gensoruyu otuz siyah elbiseli ve kravatlı adam bir karakolu basıp polis dövüp bir tutukluyu güpegündüz devletin elinden aldıktan sonra yani yörede devlet imajı doğrudan yara aldıktan sonra verdi ve açıklamalar da sanki bu çirkefler bu ilde senelerdir yaşanmıyormuş da yeni olmuş gibi aktarıldı.

Herkesin bildiği gerçekler...

CHP gerçekten bir fare tutmak istiyor ise son otuz senedir, yani askerî darbe ve CHP iktidarları da dahil olmak üzere, bu bölgede görev yapan ve görev tanımı itibarı ile eroin kaçakçılığı ile mücadele etmesi gereken kişilerin görev sonrası ya da emekliliklerinde ne yaptıklarını, banka hesaplarını bir incelemeye girişse kanımca bugünkü devlet itibarı kurtarmak adına yapılan faaliyetten çok daha yararlı bir iş gerçekleştirmiş olur. Yukarıdaki cümle ile bölgede görev yapan tüm kamu görevlilerini ve özellikle iş tanımı eroin ticareti ile mücadele etmeyi gerektiren kamu görevlilerini kastettiğim sakın anlaşılmasın, ama Van sınır kapısında ve civarında yıllardır yaşananları bildiğiniz için ortada çok ciddi bir görev zafiyetinin olmadığını kimse iddia edemez diye düşünüyorum.

Söz konusu kamu görevlilerinin, sivil ya da askerî, bir bölümünün de eroin işinden ciddi parsalar almadığını da söylemek herhalde kolay değil. Tüm bunlar aslında Türkiye'de herkesin çok iyi bildiği ama kamu önünde konuşmaya pek heves etmediği konular. Kimsenin elinde çok belirgin kanıtlar herhalde yok, ama yukarıda değindiğim gibi Van ilinde yarım saatlik bir gezintinin size ve vicdanınıza istemediğiniz kadar delil üreteceğine de kuşku yok.

Tüm Türkiye'nin bildiği, ama konuşmaya heveslenmediği konuları CHP'nin bilmemesine pek olanak yok, ama CHP de bölge sorunlarını ve özellikle eroin sorununu gündeme getirme konusunda pek istekli olmamış bugüne kadar. Ama CHP'nin katlanamayacağı yani bu partinin kırmızı çizgisi "eroin baronlarının" karakol basarak devleti aşağılamaları.

Söz konusu "eroin baronları" karakol basmadan ya da oğullarını doğrudan işin içine sokmadan işlerini yürütebilseler idi kanımca CHP raporu da TBMM'ye gelmeyecek idi.
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...