CHP
gerçekten bir fare tutmak istiyor ise son otuz senedir, yani askerî
darbe ve CHP iktidarları da dahil olmak üzere, bu bölgede görev yapan ve
görev tanımı itibarı ile eroin kaçakçılığı ile mücadele etmesi gereken
kişilerin görev sonrası ya da emekliliklerinde ne yaptıklarını, banka
hesaplarını bir incelemeye girişse kanımca bugünkü devlet itibarı
kurtarmak adına yapılan faaliyetten çok daha yararlı bir iş
gerçekleştirmiş olur.
Geçtiğimiz ay Van ilimizde yaşanan, Malatya Emniyeti ile bağlantılı ve
aklı başında her yurttaşı, insanı üzen gelişmeler sonrası basının,
aydınların, TBMM'nin ve özelilkle ana muhalefet partisinin dikkatleri
tekrar Van ilimize ve bölgenin özel sorunlarına çekildi.
Geçtiğimiz ay yaşanan olaylar hafızalarda çok taze olduğu için bu acı
olayları tekrar özetlemek istemiyorum; zira konuya ilgi duyan herkes
olayları en küçük ayrıntıları ile biliyor. Zaten kişisel kanım meseleye
bakmaya çalıştığım açının eski TBMM üyesi Mustafa Bayram'ın oğlunu
polisin elinden kurtarmak için karakol basmasından çok daha önemli
olduğunu düşünüyorum ve bu düşüncelerimi bu yazımda sizler ile paylaşmak
istiyorum.
Bir
aşiretin karakol basarak bir tutukluyu kaçırması gerçekten devletimiz
açısından son derece acı, daha doğrusu traji-komik bir görüntü. Bu son
örnek "güçlü Türk devletinin" aslında kimlere karşı ancak güçlü
olabildiğinin, hangi alanlarda ise yelkeni indirdiğinin çok net bir
kanıtı.
Bizler
çok uzun bir süredir güçlü olduğu iddia edilen Türk devletinin gücünün
yanlış alanlara teksif edildiğini yani devletin güçlü olması gerektiği
alanlarda mesela adalet, yargı, güvenlik, eğitim, sağlık gibi konularda
büyük hem de çok büyük zaaflar ile malul olduğunu, olmayacak alanlarda
da büyük güç gösterileri yaptığını, mesela sansür, kitap toplatma,
MİT'in düşünmeye ve üretmeye çalışan yurttaşlarını izlemesi gibi,
defalarca yazdık ve yazmaya devam edeceğiz.
Lüks ve
sefalet bir arada...
Olaylara
ana muhalefet partisi CHP büyük tepki gösterdi, bunu doğal ve gerekli
buluyorum, bir rapor hazırladı, basına sundu ve konuyu TBMM'ye
taşıyacağını ifade etti.
CHP'yi
bu konuda kutlamak gerekiyor ama Pazar (8 Ağustos) sabahı TV
kanallarında sayın Baykal'ı izler iken aklıma bir dizi de soru gelmedi
değil ve bendeniz de bu yazıda bu soruları sizler ile paylaşmak
istiyorum.
Yıllar
önce ilk kez Van iline gittiğimde farklı bir yere gittiğimi daha
Yeşilköy'den uçağa biner iken fark ettiğimi hatırlıyorum zira uçak
müşterilerinin tipi başka hiçbir iç hat uçuşunda göremeyeceğiniz kadar
farklı idi; lütfen bu farkı bana burada sormayın, bir kez Van uçağına
binmeniz ne demek istediğimi size anlatır.
Van'a
gitmeden önce il ekonomisi ile ilgili bilgi toplamaya çalışmış idim ve
daha sonra da bu ilin ekonomisine yönelik ilgim sürdü. Van Türkiye'nin
en geri kalmış illerinin başında geliyor; yaşanan yoğun iç göç de bu
fakirleşme sürecini çok daha belirgin hale getirmiş durumda.
Van
ilimizin civar mahallelerinde yaşanan sefalet ile Calcutta arasında
büyük bir fark olmadığını düşünüyorum.
Uçaktan
inip kente girdikten sonra ise iki şey dikkatinizi çekiyor: Büyük bir
sefalet ve bu sefalet ile hiç ama hiç bağdaşmayan bir lüks.
Ana
caddeden bir arka sokağa girdiğinizde sokakta akan kanalizasyonlar, bu
kanalizasyonlar içinde oynayan çocuklar; ama yanlarından geçen ve Paris,
Berlin sokaklarında görmekte zorlanacağınız Mercedes'ler, BMW'ler ve
direksiyonlarda da sabah uçakta karşılaştığınız o garip görüntülü; ama
mutlaka güneş gözlüklü, siyah gömlekli adamlar ve bu arabaların ve o
garip görüntülü adamların sayısı Van ilimizde az buz değil.
CHP’nin
derdi üzüm yemek değil...
Bu
görüntü Van'da yeni değil kanımca DİE verileri ile hiç ama hiç uyuşmayan
bu kısmi yaşam tarzı Van ilimiz için bir özellik oluşturuyor ve bu garip
özellik Türkiye'de hiç ama hiç sorgulanmıyor ve geçmişte de
sorgulanmadı. Van'ı İran'a ve İran üzerinden Afganistan tarlalarına
bağlayan bir de meşhur sınır kapısı var, bu sınır kapısı tüm utançları
ile batının dokümanter macera yazarlarının romanlarına dek yansımış
durumda ve bu konuya da ne basınımızda ne de TBMM'de büyük bir ilgi
yoktur. CHP de Van'daki ünlü sınır kapısında yaşananlar ile bildiğim
kadarı ile bir soru önergesi bugüne dek üretmemiştir.
Van'a
gidenler ve bu konu ile ilgili insanlara soru soranlar mal ticaretinin
devletin helikopterleri ile bile yapılabildiğini duymuşlardır; ama bu da
CHP'nin soru önergeleri arasında yer almamıştır.
Van'da
yaşayan, Van'ı gören herkes o ilimizde DİE'nin ekonomik verilerini
sıradan kayıtdışı işlemlerden çok daha fazla aşan bir yasadışı
faaliyetin varlığını çok iyi bilirler; ama bu konu nedense gündeme pek
taşınmaz.
Söz
konusu yasadışı faaliyetin yıllık hacmi konusunda tevatür muhtelif; ama
benim en benimsediğim yaklaşım bir eroin bulutunun ülkemize Van ve
çevresi üzerinden transit girdiği ve batıya yöneldiği; ama bu bulutun
senede elli milyar dolar düzeyinde de bir yağmuru ülkemiz toprakları
üzerine akıttığı.
Elli
milyar dolar yağmur da azımsanacak bir rakam değil ve bu paranın nasıl
üleşildiği tam da bilinmiyor, ama yansıma alanının çok da geniş olduğuna
hiç kuşku yok. Bu güneş gözlüklü ve garip renklerde gömlekler giyen
adamlar da akşamları bir yerde eğleniyorlar ve maalesef gariban garson
ve komiler de böylece bu en kara paradan ekmek yiyorlar; bu yansıma
mekanizmasının nerelere kadar uzandığı çok karışık bir mevzu.
Tüm bu
yaşananlar aslında dünyanın ve Türkiye'nin gözleri önünde senelerdir
olağan bir süreçmişçesine yaşanıyor ve CHP de bugüne dek Van ilinin
ekonomisi hakkında hiç gensoru vermedi.
CHP
gensoruyu otuz siyah elbiseli ve kravatlı adam bir karakolu basıp polis
dövüp bir tutukluyu güpegündüz devletin elinden aldıktan sonra yani
yörede devlet imajı doğrudan yara aldıktan sonra verdi ve açıklamalar da
sanki bu çirkefler bu ilde senelerdir yaşanmıyormuş da yeni olmuş gibi
aktarıldı.
Herkesin
bildiği gerçekler...
CHP
gerçekten bir fare tutmak istiyor ise son otuz senedir, yani askerî
darbe ve CHP iktidarları da dahil olmak üzere, bu bölgede görev yapan ve
görev tanımı itibarı ile eroin kaçakçılığı ile mücadele etmesi gereken
kişilerin görev sonrası ya da emekliliklerinde ne yaptıklarını, banka
hesaplarını bir incelemeye girişse kanımca bugünkü devlet itibarı
kurtarmak adına yapılan faaliyetten çok daha yararlı bir iş
gerçekleştirmiş olur. Yukarıdaki cümle ile bölgede görev yapan tüm kamu
görevlilerini ve özellikle iş tanımı eroin ticareti ile mücadele etmeyi
gerektiren kamu görevlilerini kastettiğim sakın anlaşılmasın, ama Van
sınır kapısında ve civarında yıllardır yaşananları bildiğiniz için
ortada çok ciddi bir görev zafiyetinin olmadığını kimse iddia edemez
diye düşünüyorum.
Söz
konusu kamu görevlilerinin, sivil ya da askerî, bir bölümünün de eroin
işinden ciddi parsalar almadığını da söylemek herhalde kolay değil. Tüm
bunlar aslında Türkiye'de herkesin çok iyi bildiği ama kamu önünde
konuşmaya pek heves etmediği konular. Kimsenin elinde çok belirgin
kanıtlar herhalde yok, ama yukarıda değindiğim gibi Van ilinde yarım
saatlik bir gezintinin size ve vicdanınıza istemediğiniz kadar delil
üreteceğine de kuşku yok.
Tüm
Türkiye'nin bildiği, ama konuşmaya heveslenmediği konuları CHP'nin
bilmemesine pek olanak yok, ama CHP de bölge sorunlarını ve özellikle
eroin sorununu gündeme getirme konusunda pek istekli olmamış bugüne
kadar. Ama CHP'nin katlanamayacağı yani bu partinin kırmızı çizgisi
"eroin baronlarının" karakol basarak devleti aşağılamaları.
Söz
konusu "eroin baronları" karakol basmadan ya da oğullarını doğrudan işin
içine sokmadan işlerini yürütebilseler idi kanımca CHP raporu da TBMM'ye
gelmeyecek idi.