|

Öykücü
Sefer
GÖLTEKİN
I
öncesi
yoktu öykülerinin bir çoğunun sonrası yoktu büyük harfle başlamıyor
sanki bir solukta anlatabilmek için koşarcasına anlatıyor sadece
virgüllere yaslanıyor neresinden başladığını hatırlamadığı cümlelerini
nerede bitireceğini de bilemediğinden herhangi bir kelimenin nihayetinde
bırakıveriyordu
anlata
anlata anlatamadıklarına yaklaştığını söylüyor "bir görmeliydiniz nasıl
da dudakları titriyordu elleri titriyordu saçları diken dikendi
gözlerini açmış faltaşı gibi bir gözlerime bir yere bakıyordu" diyor
kendisine anlatılandan çok anlatanın fotoğrafını kazıyordu belleğine
bazen
gelip sessizce oturuyor sorular sormamızı istiyor öyküler anlatmasını
istediğimizi hissettirmemizi bekliyor sonra "hiçbirini yaşamadım
aslında" deyip dalıyor söz denizine "beni nasıl bilirsiniz evet evet
beni nasıl bilirsiniz yaşayamadıklarını anlatan beni nasıl bilirsiniz
şimdi ölüversem şuracıkta beni taşıyacak dört inanmış adam hanginiz
halbuki ben öykülerinizi kimseye anlatmasam da taşıdım her yere
taşıdığım öykülerinizin hatırına beni nasıl bilirsiniz
beni
bilir misiniz beni
II
yine
böyle bir gündü hafiften yağmur çiseliyordu güneş de vardı ama
koşuyordular birileri sağa sola telaşlıydılar oturuyorduk çay bahçesinde
yaz yağmurudur şimdi geçer diyorduk aldırmıyorduk çay içiyorduk o
anlatıyordu durmadan biz ise anlıyorduk da anladık diyemiyorduk
"bir gün
yine böyle bir gün geldiler gözlerini diktiler gözlerimize evirdiler
çevirdiler ağıza alınmayacak şarkılar söylediler sonra astılar
suratlarını kalbimizi dövdüler gözyaşlarımızı kurutup gözlerimizden
çekip gittiler
bir
başka gün bildiriler gönderdiler çekip gidin dediler ellerimizde
broşürler ayaklarımızda yalın yürümelerden kalan kan izleri döndük
dolaştık hesapladık ince ince herşeyi ve terk edemedik hiçbir yerimizi
bir
sonraki gün gelmediler ellerinde silahları ve gözlerindeki korkuyla
ürkütmeye çocuklarımızı gelmediler de anladık bir daha da
gelmeyeceklerini ve derinden nefesler çektik ciğerlerimize korkularımız
tükendi gün gün tükendikçe korkularımız tükendik yavaş yavaş
sonra
son gücümüzle korkulu öyküler ürettik yeniden yürüyebilmek için kendi
topraklarımızda"
evet
böyle bir gündü ve o anlattı anlattı öncesi olmayan küçük harfle
başlayan ve aniden bitiveren öykülerini
düşününce bir gün öleceğini ne yapacaktık öykücünün anlattığı öyküleri
sadece
şöyle dedi bir gün "yazmayın bu anlattıklarımı yazarsanız okuyan olmazsa
gözlerim açık kalır anlatın bu anlattıklarımı anlaşılmasın
anlatamadıklarımı anlattığım sözde kalsın uçsun dursun uçsun dursun
değil mi ki söz uçar
Yolcu,
Sayı: 31
|
 |
|