Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 309| Eylül  2004

                   

 

 


  

Öykücü

Sefer GÖLTEKİN

I

öncesi yoktu öykülerinin bir çoğunun sonrası yoktu büyük harfle başlamıyor sanki bir solukta anlatabilmek için koşarcasına anlatıyor sadece virgüllere yaslanıyor neresinden başladığını hatırlamadığı cümlelerini nerede bitireceğini de bilemediğinden herhangi bir kelimenin nihayetinde bırakıveriyordu

anlata anlata anlatamadıklarına yaklaştığını söylüyor "bir görmeliydiniz nasıl da dudakları titriyordu elleri titriyordu saçları diken dikendi gözlerini açmış faltaşı gibi bir gözlerime bir yere bakıyordu" diyor kendisine anlatılandan çok anlatanın fotoğrafını kazıyordu belleğine

bazen gelip sessizce oturuyor sorular sormamızı istiyor öyküler anlatmasını istediğimizi hissettirmemizi bekliyor sonra "hiçbirini yaşamadım aslında" deyip dalıyor söz denizine "beni nasıl bilirsiniz evet evet beni nasıl bilirsiniz yaşayamadıklarını anlatan beni nasıl bilirsiniz şimdi ölüversem şuracıkta beni taşıyacak dört inanmış adam hanginiz halbuki ben öykülerinizi kimseye anlatmasam da taşıdım her yere taşıdığım öykülerinizin hatırına beni nasıl bilirsiniz

beni bilir misiniz beni

II

yine böyle bir gündü hafiften yağmur çiseliyordu güneş de vardı ama koşuyordular birileri sağa sola telaşlıydılar oturuyorduk çay bahçesinde yaz yağmurudur şimdi geçer diyorduk aldırmıyorduk çay içiyorduk o anlatıyordu durmadan biz ise anlıyorduk da anladık diyemiyorduk

"bir gün yine böyle bir gün geldiler gözlerini diktiler gözlerimize evirdiler çevirdiler ağıza alınmayacak şarkılar söylediler sonra astılar suratlarını kalbimizi dövdüler gözyaşlarımızı kurutup gözlerimizden çekip gittiler

bir başka gün bildiriler gönderdiler çekip gidin dediler ellerimizde broşürler ayaklarımızda yalın yürümelerden kalan kan izleri döndük dolaştık hesapladık ince ince herşeyi ve terk edemedik hiçbir yerimizi

bir sonraki gün gelmediler ellerinde silahları ve gözlerindeki korkuyla ürkütmeye çocuklarımızı gelmediler de anladık bir daha da gelmeyeceklerini ve derinden nefesler çektik ciğerlerimize korkularımız tükendi gün gün tükendikçe korkularımız tükendik yavaş yavaş

sonra son gücümüzle korkulu öyküler ürettik yeniden yürüyebilmek için kendi topraklarımızda"

evet böyle bir gündü ve o anlattı anlattı öncesi olmayan küçük harfle başlayan ve aniden bitiveren öykülerini

düşününce bir gün öleceğini ne yapacaktık öykücünün anlattığı öyküleri

sadece şöyle dedi bir gün "yazmayın bu anlattıklarımı yazarsanız okuyan olmazsa gözlerim açık kalır anlatın bu anlattıklarımı anlaşılmasın anlatamadıklarımı anlattığım sözde kalsın uçsun dursun uçsun dursun değil mi ki söz uçar

Yolcu, Sayı: 31
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...