|

Beyaz Kefenler İçinde Yanyana ve
Upuzun Yatan Çocuk Ölüleri...
Hilmi YAVUZ / 23.05.2004 / ZAMAN
O meş’um
fotoğraf duruyor önümde. Beyaz kefenlere bürünmüş, upuzun yatan çocuk
cesedleri! Yanyana ve upuzun! Filistinli çocuklar...
Gazeteler haberi şöyle verdi: ‘İsrail tank ve helikopterleri Gazze
Şeridi’ndeki Refah Mülteci Kampı’nda iki gündür süren operasyonu
protesto eden göstericilere ateş açtı: En az 15 ölü, 50’den fazla yaralı
var.’
İsrail tankları ve helikopterlerinin füzeler ve top mermileriyle
acımasızca saldırdıkları bu insanlar, silahsız insanlardı, silahsızdılar
evet, ve İsrail işgalini barışçı bir biçimde kınamak üzere
toplanmışlardı. İsrail ordusu, mülteci Filistinlilerin evlerini yıkmaya
başlamıştı çünkü; -evlerinin yıkılmasını protesto etmek için, silahsız
ve barışçı bir yürüyüş yapıyorlardı. Silahsızdılar evet, aralarında
çocuklar vardı. O şimdi Refah Hastanesi’nin morgunda, beyaz kefenler
içinde, upuzun yatan Filistinli çocuklar. Yanyana ve upuzun...
Gazeteler haberi şöyle verdi: ‘Katliam gibi saldırı, İsrail ordusunun
önceki sabah Refah’taki Tel Sultan mahallesini işgal etmesinin ardından
düzenlenmişti. Dün, işgali kınayan Filistinliler protesto için
toplanınca, İsrail helikopter ve tankları göstericiler üzerine ateş
açtı. Tel Sultan’a doğru ilerleyen kalabalığa ayrıca makineli tüfeklerle
yaylım ateşi açıldı. İsrail, ‘Gökkuşağı Operasyonu’nun [bu meş’um
saldırının adı buydu!] ilk 36 saatinde de 24 Filistinliyi öldürmüştü.’
Ölenlerin çoğu, çocuktu: Dün, Refah Hastanesi’nin morgunda, beyaz
kefenlere sarılmış, öyle yanyana ve upuzun yatıyorlardı...
Şu siyaset söylemi ne kadar alçakça, ama ne kertede alçakçaysa, o
kertede ironik ve galiba zevahiri kurtarmaya da o kertede yardımcı
olabiliyor. ‘Gökkuşağı Operasyonu’ndan sonra İsrail Parlamentosu’nda
konuşan İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Zeev Boim, ‘çok sayıda
Filistinli sivilin ölmesinden üzüntü duyduğunu’ söylemiş! Gerçekten
üzüntü duymak’la, üzüntü duyduğunu söylemek arasında ne kadar uzun ve
erdemli bir insan açısından ahlaken ne kadar meşakkatli bir yol vardır,
nasıl bilmezsiniz Bay Zeev Boim! Siz, evlerinin yıkılmasını kınamaktan
öte bir amaçları olmayan bu masum ve silahsız (evet, silahsız!)
insanlara acımasızca, füzeler, makineli tüfekler ve toplarla saldırı
emrini vereceksiniz, hemen arkasından da ‘üzüntü duyduğunuzu’
söyleyeceksiniz! Hepsi bu kadar mı Bay Zeev Boim? Refah Hastanesi’nin
morgunda, öyle yanyana ve upuzun, beyaz kefenleri içinde yatan çocuk
cesedlerinin yüzlerine nasıl bakacaksınız? Evet, nasıl bakacaksınız
yüzlerine onların? İnsan, asıl, ölülerin yüzüne bakınca utanır Bay Zeev
Boim? Biz, Belsen’deki, Treblinka’daki, Matthausen’deki toplama
kamplarında ölen Yahudilerin yüzlerine bakarken çok utanmıştık
insanlığımızdan Bay Boim;- acaba siz de utanacak mısınız?
O mülteci kamplarında (yoksa, ‘toplama kampları’ mı demeliydim?) yersiz
yurtsuz ve yoksul, tel örgüler arkasında büyümüş, masum ve ölü
çocukların yüzleri, en sahih aynalardır. O aynaya bakarken , orada,
Belsen’de, Treblinka’da, Matthausen’de acımasızca telef edilen masum ve
ölü Yahudi çocuklarının yüzlerini nasıl görmezsiniz, Bay Zeev Boim?
Ya Bay Bush’a ne demeli? O da demeç vermiş. Gazeteler haberi şöyle
verdi: ‘ABD Başkanı George W. Bush, olayı kınamadı, ancak İsrail’den
açıklama beklediğini söyledi ve taraflara itidalli olma çağrısında
bulundu. Bush, gazetecilere yaptığı açıklamada, barışa ulaşmada masum
yaşamlara saygı duyulmasının temel ilke olduğunu belirtti.’
Bush ve ‘masum yaşamlara saygı’! ‘Masum insanların katledildiği’ bu
operasyonu yalan da olsa ‘kınama’ nezaketini göstermeyen Bush’tan ‘masum
yaşamlara saygı’ sözünü işitmek, ironik değil, düpedüz komik oluyor.
Ve çocuk ölüleri! Yanyana ve upuzun...
|
 |
|