|

Hristiyan Siyonistler, İşkence,
Hesaplaşma
İbrahim KARAGÜL / 11.05.2004 /
YENİ ŞAFAK
Dünyayı
dehşete düşüren iğrençlikleri sadece Ebu Gureyb'de mi yaptılar? Irak'ta
Amerikalılar'ın kontrolünde on tane daha Ebu Gureyb benzeri cezaevi var.
Buralarda neler yaşandığını bilen var mı? ABD askeri karargahlarında,
güvenlik şirketi altında savaş endüstrisinin pis işlerini yapan paralı
askerlerin üslerinde, Bağdat Havaalanı'nda, şirket adı altında çalışan
ve istihbarat örgütleri adına cinayetler işleyen terör gruplarının
merkezlerinde neler yaşanıyor? Basra Körfezi'ndeki ABD-İngiliz savaş
gemilerinde, Katar'daki ABD üssünde, kaç tane savaş esirinin olduğunu,
ne gibi işkencelere tâbi tutulduklarını duyan var mı?
Iraklı esirlerin başka hangi üslere, hangi ülkelere götürüldüğünü,
kaçının öldürüldüğünü, başka ülkelerden kaçırılan Müslüman gençlerin
kaçının Irak'taki işkence kamplarında tutulduğunu, Kandahar'daki işkence
merkezinde kaç esirin öldürüldüğünü, Guantanamo'da Kur'an nüshalarının
tuvaletlere atılması sonrası kaç kişinin intihara kalkıştığını, kaç
savaş esirinin İncirlik üzerinden taşındığını, kaç Müslüman gencin
kaçırılıp bilinmeyen yerlere götürüldüğünü bilen var mı?
Kunduz'da binlerce kişiyi esir alan ABD-İngiliz güçlerinin, Şibirgan
Cezaevi'ne gelene kadar yüzlercesini öldürdüğünü, her konteynerdan 160
ceset çıktığını, kan ve ceset kokuları nedeniyle konteynerların yanına
yaklaşılamadığını, bu katliamdan kurtulan 600 esirin Mezar-ı Şerif'in
dışına çıkarılıp 30-40 kişilik ABD özel timleri tarafından kurşuna
dizildiğini, Şibirgan Cezaevi'nin dünyanın örneğini az gördüğü bir korku
ve dehşet hapishanesine dönüştüğünü, üç binden fazla insanın öldürülüp
Deşt-i Leyli'deki toplu mezarlara gömüldüğünü, toplu katliamı ABD ve
İngiliz özel timlerinin yaptığını, Cenk Kalesi'nde 600 esirin imhası
için bir şov programı hazırlandığını ve medyanın bunu şanlı bir terörle
mücadele örneği olarak gösterdiğini, kemikleri kırılan, asitle yakılan
bu insanların günahının ne olduğunu sorgulayan var mı?
Kızılhaç Teşkilatı'nın, Irak işgalinden hemen sonra ilk incelemesini
Basra Cezaevinde yaptığını, işkenceleri BM Güvenlik Konseyi üyelerine
rapor ettiğini, bundan sonra her altı ayda bir aynı ülkelere işkence ve
tecavüz raporları verdiğini ancak bunların hasıraltı edildiğini, aslında
işkence ve tecavüzlerden birçok ülkenin ve BM'nin başından bu yana
haberdar olduğunu bilen var mı?
Geçtiğimiz yıl Yeni Şafak'ta tecavüzlerle ilgili ilk haberler
yayınlandığında ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın nasıl diplomatik linç
manevrası başlattığını, sipariş haberler yaptırdığını, aynı dönemde
Türkiye'deki bazı çevrelere Büyük Ortadoğu Projesi'ni ve Osmanlı
Modeli'ni nasıl anlatacaklarına dair brifinglerle meşgul olan Edelman'ın
şimdilerde işkence ve tecavüzlerle ilgili sessizliğini devam
ettirdiğini, hâlâ Samarra'da ne olduğunu kimsenin bilmediğini yazmaya
hakkımız yok mu? ABD yönetimine sunulan Kızılhaç raporlarından
Edelman'ın haberi olmadı mı?
İşkence ve tecavüzlerin bir devlet politikası olduğunu, ABD'nin yeni
küresel düzeninin terörü ve işkenceyi meşru yöntem olarak tanıdığını,
"devlet terörü"nü uluslararası geleneğe dönüştürdüğünü, Türkiye dahil
birçok ülkede büro açan FBI'ın birçok ülkenin iç güvenliğinde söz sahibi
hale geldiğini, ABD-İngiliz-İsrail istihbaratının ürünü cinayetlerin,
infazların, sabotajların yaygınlaştığını, mezhep çatışması çıkarmak için
kanlı katliamların planlandığını ne zaman tartışacağız?
Evangelist terör...
ABD'nin insanlığa karşı suç işleyenleri yargılamak için kurulan
Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanımadığını, tanıyan ülkeleri tehdit
ettiğini, ABD askerlerini bu mahkemelere şikayet eden ülkelere askeri
yaptırım uygulamak için yasa çıkardığını, birçok ülkeyle ikili
anlaşmalar yaptığını ve resmen işkence ve katliam hakkı elde ettiğini,
mahkemeyi tanımaması için Türkiye'ye bile baskı yaptığını, işkence ve
tecavüzlerden ABD ile anlaşma imzalayan bütün ülkelerin sorumlu olduğunu
bilmeyen var mı? ABD ordusu askerlerin işkenceler için hazırlanan Taguba
raporunu okumalarını neden yasakladı?
Küçük çocuklara işkence ve tecavüzler, Müslüman kadın ve erkeklere
ölümden beter uygulamalar, öyle birkaç kişinin, bir çevrenin ya da
güvenlik şirketine mensup paralı askerlerin fiilleriyle sınırlı değil.
Bir imamı kadın giysileri giydirip Müslüman kadın esirlerle aynı hücreye
kapatmanın, kendisine saygı gösteren kadınların karşısında aşağılamanın,
Müslümanlar'ın değerlerine ilişkin ne varsa ayaklar altına almanın
suçlusu birkaç kendini bilmez değil. Sorgulama ve bilgi alma amacını da
içermiyor. Sistemli bir devlet politikası, Iraklılar'ın Müslüman olma,
millet olma bilincini yok etme girişimi var.
Afganistan işgalinden bu yana bütün planlarının, askeri
operasyonlarının, İslam'ı terörle özdeşleştirmelerinin, İslam'ı kontrol
altına almaya ve Müslümanlar'ı dönüştürmeye yönelik projelerinin bir
Haçlı zihniyeti ile yapıldığını onlar tartışıyor da bizler neden
tartışmıyoruz? İslam coğrafyasına savaş açan, dünya savaşı seferberliği
yürüten, İslam'ı ve Müslümanlar'ı kuracakları yeni küresel düzen için en
büyük tehdit ilan eden Hristiyan Siyonistler'in ABD ordusu içinde
giderek artan ağırlığına dikkat eden var mı?
Bu kişilerin Irak işgalini bir medeniyet savaşı olarak gördüğünü,
İslam'a ve Müslümanlar'a ait her şeye savaş açtıklarını, işkence ve
tecavüzleri böyle bir ruh haliyle yaptıklarını, eylemlerini Bush'un da
lideri olan Evangelist öncüler Jerry Falwell-Pat Robertson-Franklin
Graham gibi isimlerin doktrinlerine göre belirlediklerini, bu kişilerin
yaşananları Haçlı Savaşı olarak gördüğünü ve bir Mesih inancıyla ABD
kamuoyunu ve ordusunu harekete geçirdiklerini, aynı kişilerin İslam'ı
şeytanlık ve Hz. Muhammed'i de terörist lider olarak gösterdiklerini,
kitleleri Kudüs merkezli bir savaşa çağırdıklarını, işkence ve
tecavüzleri tarihi hesaplaşma güdüsüyle yaptıklarını, ABD'nin yeni
sömürge valisi olarak tayin ettiği John D. Negroponte'nin aslında bir
savaş suçlusu olduğunu, bunun da Irak için korkunç bir geleceğe işaret
ettiğini tartışmamalı mıyız?
|
 |
|