|

Teşekkürler Dubby!
Uni Avnery
Çeviren : Kamil CENGİZ
Telepolis, 21.06.2004
Aslında ne dediği niçin dediğinden ziyade hangi dünya görüşünün ifadesi
olduğu daha önemli. Şimdiye kadar herkes Ariel Şaron’un en samimi dostu
olan Dov (‚Dubby’) Weisglass’la yapılan söyleşiyi analiz etmeye çalıştı.
Fakat burada analiz edilecek fazla bir şey yok. Onun görüşü ayna gibi
açık: ‚Geri çekilme planı’ bir Filistin’li devlet kurma imkanına bütün
zamanlar için son vermek için barış sürecini gelecek on yıllar için ‚buz
altına almayı’, bütün barış planlarını ‚Formaldehyd’ içine almayı
amaçlıyor.
Bir düzine küçük yerleşim birimi, pratikte 250 000 Batı Şeria’lı
yerleşimcileri bulundukları yerde tutmak için ortadan kaldırılıyor.
İsrail 1948’in Filistin’in % 1,3’ü olan ‚Gazze Şeridi’ni ‚teslim
edecek’, böylece 16 kat daha büyük olan Batı Şeria’yı süresiz zimmetine
geçirecek. Gazze Şeridi karadan, sudan ve havadan dünyadan kopacak –
tıpkı Batı Şeria’da yeni oluşan yedi ya da sekiz Filistin’li yerleşim
gibi.
‘Dubby’ bu planı neden açıkladı ? Bu açıklama Şaron’un İşçi Partisinin
yüzüne kendisine en çok muhtaç olduğu anda tükürüyor ! Cevap basit:
Şaron sağ kanadı ikna etmek istiyor – solculara sadece hor bir bakışı
var. Knesset’deki Likud fraksiyonun 40 üyesinden 13’ü, oylamanın konusu
onun önemsiz bir konuşmasıyla ilgili bir karar olduğu halde kararsız oy
kullandı. Şaron partisinin aşırı sağ kanadına ‚geri çekilme’nin bir
barış planından ziyade bir savaş planı olduğu, toprak ‚vermekten’ çok
toprak ilhak etmek olduğu, Batı Şeria yerleşimlerinin hızlı bir şekilde
yayılmasına Gazze Şeridi’ndeki yerleşimleri kaldırmaktan daha fazla önem
veren bir plan olduğunu açıklamak istiyor.
Şaron bunu George W. Bush’u gülünç duruma düşürmemek için kendisi
söyleyemiyor. Bu yüzden güvenilir bir teğmenini kendi yerine bunu
söylemek için gönderdi. Yerleşimciler ‚Dubby’nin ‚efendisinin ağzı’
olduğunu elbette biliyorlar. Şaron solcuları horlamayla cezalandırmayı
göze alabilir. Delil olarak Şimon Peres’in gösterişi hizmet etti: O
Weisglas’ın beyanatını ikna edici bir Knesset konuşmasında analiz etti
ve Şaron’u keskin bir şekilde kınadı. Hemen bunun üzerine İşçi
partisinin Knesset fraksiyonunu topladı ve Şaron’a karşı yapılacak
oylamada kararsız oy kullanmalarını istedi. Fakat üyeler onun
konuşmasından o kadar çok ikna olmuşlardı ki, yaptığı teklifi ona dokuz
oyla reddettiler. Peres ‚Konuşma çok başarılıydı’ diyerek şikayetini
dile getirmişti. Daha sonra iki ‚solcu’-parti, Labor(İşçi) ve Yakhad
(eskiden Meretz) eğer Şaron Knesset’e açarsa, geri çekilme planına
onaylarını vereceklerini açıkladılar. Hiçbir beyanatın kendilerini buna
karşı mesafeli durmaya itemeyeceğini bildirdiler. Şaron kendisini
onların zayıflığına dayayabileceğini biliyordu – ve ne kadar da haklı
çıktı.
Sadece Weisglass’ın kendisi bir bedel ödeyecek. Dubby ile Condy’nin,
Weis ile Rice’ın harika dostluğunun onun kendisini kamuoyunda adeta
teşhir etmesinden sonra devam edeceğini düşünmek hiçte inandırıcı değil.
Fakat bütün bunlar gerçekte önemli değil; zira Weisglass Şaron’un
niyetlerini bilenlere, yeni bir şey açıklamadı. Asıl önemli olan
Şaron’un Weisglass’la yapılan uzun söyleşiden ortaya çıkan dünya
görüşüdür. Eğer Şaron’un düşünme tarzını ortaya çıkarıyorsa, temel
kanaatleri ve tasavvurlarına ışık tutuyor demektir. Şaron’un dünyası
tek-boyutlu, tıpkı Galileo’dan önceki düz dünya gibi. Vahşi gücün –
sadece vahşi gücün egemen olduğu bir dünya. Bu geçmişi ve geleceği
olmayan, tarihten çıkarılmış dersi bulunmayan ve gelecekte olacak
hadiselere ferasetle bakamayan bir dünyadır. Bugün var olan, hep var
olacak. Bu insanlığın görüşlerinin hiçe sayıldığı, ahlaki güçten mahrum
bir dünyadır. Bir zamanlar aşağılayarak şu soruyu soran Stalin’in
dünyası: ‘Papa’nın kaç tümeni var ?’
Şaron’a göre tek geçerli olan İsrail’in ve Yahudi kavmin çıkarıdır. Onun
çıkarı Akdenizle Ürdün arasındaki bölgeleri –en azından- mülkiyetinde
bulundurmak. Filistin’liler bayılmış vaziyetteler. Bu yüzden onlar
istenildiği kadar itilip kakılan eşyadan farksızlar.
Avrupa heyecanlı bir yığın – Allah belasını versin. Dünyada tek gerçek
bir güç var: ABD. Onlar dünya-meneceri. Dünyanın bütün gücü Beyaz
Sarayda toplanmış. Cumhurbaşkanı ve bir avuç adam menecerler. Bu bugün
böyle – ve gelecekte de böyle kalacak. Bu yüzden bizim için sadece bir
şey var: İsrail ordusunun gücü ve Beyaz Saray’la olan ittifakımızı devam
ettirmek. Geri kalan her şey saçmadır, entellektüellerin fantazisidir.
İsrail ordusu ve Beyaz Saray – işte bu zafer kombinasyonudur. Bununla
bütün ülkeyi elimize geçireceğiz. Barış süreci gereksiz. Barış gereksiz
! Filistin’liler gözardı edilebilecek bir faktördür. Önümüzdeki zamanlar
içinde bırakın gettolarında sefalet içinde ömür sürsünler. Zamanı
geldiğinde kendiliğinden ülkeden defolacaklar.
Bu – serbest tercümeyle- Weisslass’a göre Şaron’un dünyasıdır. Yüzeysel
bakıldığında gerçekçi bir resim. Şaron’un düşünceleri ilkel ve belki bu
yüzden onun eşyayı olduğu gibi gördüğü sanılabilir. Gerçekten mi ?
Gerçekten bu hakiki tablo mu? Tarih vahşi askeri gücün kompleks
sorunları çözemeyen kör bir araç olduğunu gösteriyor. Bütün güvenini ona
dayayan bir lider onun uzanan elleri yaralayan bir kırık boruya
benzediğini keşfedecektir.
Thomas Jefferson’un Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde ‚insanlığın
görüşüne karşı hassas bir saygı’ hakkında yazdıkları sadece boş birer
söz değildi. Bu gerçekçi bir değerlendirmeydi: Dünya kamuoyu binbir
tarzda ulusların ve hükümetlerin davranışlarını etkiliyor. Bunun çok
uzun vadeli sonuçları olabilir. Biritanya’lı bir şaire göre ‚kalem
kılıçtan daha güçlüdür’. Ve Papa’nın gerçekten de tümenleri var, her ne
kadar resmi geçit yürüyüşünde bulunmasalarda. Askeri güç dünyada aktif
güçlerden sadece bir tanesidir. Ekonomik gücün nüfuzu daha az değil–
uzun vadede onların nüfuzu hakikatte çok daha büyük. Ahlaki güçler
görünmez, fakat sonuçları hadsiz hesapsız. Tarihin en büyük askeri
liderlerinden olan Napoleon bunun bilincinde idi. İnsanın hürriyete olan
iştiyakı yenilmez ve bu yüzden ezilen ulusların hürriyet savaşı da. Bunu
gözardı etmek realizm değildir – bilakis körlüktür. Hatta Şaron’dan daha
az ilkel ve vahşi olmayan George W. Bush bile Irak’daki bataklıkta
batmaya başladığından dolayı şimdi ‚dünya yönetiminin’ sınırları
olduğunu öğreniyor.
İsrail’in sorunlarının sadece ve dünya meneceriyle bağlantılı olarak
çözüleceğine dair inanç hayalidir. Her ne kadar bir ülke çarpıcı bir
askeri üstünlük elde ettiyse de dünya tek boyutlu değildir – o çok
kompleks bir yerdir; zira sayısız güç etki yapıyor, hiçbir şey yerinde
durmuyor. Filozof Heraklit’in dediği bir ‚Her şey akıntı içinde’.
Hamlet’ten iktibas yapmaya zorlanıyor insan: ‚ Gök ve yer arasında senin
felsefende düşler dünyasında topladığından o kadar çok şey var ki’.
Bu yüzden ilk bakışta gerçekçi gözüken Şaron’un dünya bakışı realizmin
tam tersidir. Bu eşyaya bir musibetle sonuçlanacak şekilde bakmaktır.
Ve sana Dubby, bunu bize –hangi sebepten olursa olsun- açığa
çıkardığından dolayı teşekkürler. |