Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 311 | Kasım  2004

                   

 

 


  

Profan Kutsallık

Rasim ÖZDENÖREN / 07.10.2004 / YENİ ŞAFAK

Kutsallık isnat edilen bir kurum veya kavram meşruiyet zeminini bağlantı kurduğu kutsal kaynağında bulur. Kutsallık izafe veya isnat edilen bir kurum veya kavram, meşruiyetini kendi aslî referans noktasına izafe etmekten mahrum bulunuyorsa, ortaya yalnızca sahte kutsallıkların çıkartılmış olduğunu söyleyebiliriz.
"Modern çağ", aslında, bütün kurumların ve kavramların kutsal muhtevasından boşaltılması bakımından bir anlam (veya belki daha yerinde bir deyimle anlamsızlık) taşırken, bu işi başarabilmek için, yani kurumların ve kavramların kutsal muhteviyatını boşaltabilmek için, kendine göre yeni kutsallar icat etmek zorunda kalmıştır. En başta, işbu "modern" kavramı kendiliğinden kutsal bir muhteviyata sahipmiş gibi bir muameleye tâbi tutulmak istenmiştir. Geleneğin gerçek kutsallığından arınmak isteyen modern çağ uydurma (cali) kutsallar icat etme durumuna düşmüştür.
Kendi devletine kutsallık izafe etmek isteyen bir anayasa böyle bir yetkiyi nerden ve kimden almış olabilir? Bu yetkinin halktan veya yönetilenlerden alındığı ileri sürülecek olursa, bu durumda da, halkın veya yönetilenlerin kutsallık bahşetme hakkını ve yetkisini nerden aldığı, yani kendisinin bu bağlamdaki yetkisinin neye (nereye) dayandığı sorusu ortaya çıkacaktır. Kaldı ki, yönetenlere, yönetilenler tarafından yönetme yetkisinin tevdi edilmesinin kabul gördüğü bir rejimin kendisi, bizzat kendini, aslında kutsal olandan boşandırmış değil midir? Kendisi kutsal sayılmayan bir kaynak, nasıl olur da başka bir şeyi kutsal hale getirebilir?
Gariptir ki, sahte (uydurma) kutsallar da, kendi "kutsal" kişilerini, "kutsal" kavramlarını, "kutsal" ritüellerini ortaya çıkartmakta gecikmiyor. Cenazelerin alkışlarla götürülmesi, bazı kişilere tabu muamelesi yapılması gibi süreçler sahte kutsamalar cümlesindendir.
Modern zamanın kendi içinde taşıdığı çelişki şurada ki, bir yandan geleneğe mahsus gerçek ve meşru kutsallar gözden düşürülmeye çalışılırken, bir yandan da sahte ve gayrımeşru kutsallar icat etme mecburiyetiyle karşılaşılıyor: örtünme gözden düşürülürken çıplaklık kutsanıyor; insanlar sürüleşirken sürü üyesinin oyu kutsallaştırılıyor; nikah gözden düşürülürken nikahsız birliktelik kutsanıyor.
Bu sürece kutsalın ve murdarın yer değiştirmesi de denilebilir. Geleneğin gerçek kutsal kurum ve kavramları, modernlerin uydurma ve yapma kutsallarıyla yer değiştirmeye zorlanırken, gündelik hayatımız artan bir ivmeyle "profan kutsalların" istilası ve tasallutu altında tutuluyor. Gerçek kutsallığın içini boşaltmak isteyenler, böylece, kendi uydurdukları cali kutsallarına perestiş etmek zorunda kalıyor. Çünkü kutsallık kendisine boş bir lâf gözüyle bakanı affetmiyor, belki en çok onu affetmiyor.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...