Çocuk yazarı
dostum, masallarımızı bir yabancı gibi yorumlamaktan üç adım daha ileri
giderek şöyle diyor: “Bir tek masal kahramanımız var; onun da başı kel!”
Masal dünyamız içinde en bilinen tip olan Keloğlan’a karşı yapılan
haksızlık bu kadar olsa gülüp geçmek mümkündür. Yargılayıcı tutumun
bütün masal edebiyatımızı içine alacak biçimde genelleştirilmesi
karşısında insan hayretler içinde kalıyor.
Masal geleneğimizi yargılayanların bu tutumu bir komplekse dayanıyor. Bu
kompleksin arka planı ise şudur: Yenilikçi Batı masal edebiyatı dünyada
etkin konuma gelmiştir ve bu masallar bütün dünya çocukları tarafından
sevilerek okunan metinlerdir. Masal geleneğimizi yargılayan bu çevreler
cesaretlerini masallarımızı yasaklayan zihniyetten alıyorlar.
Keloğlan’ın başının kel olduğunu ileri sürenlerin Türk masal bilgisi ve
kültüründen yoksun olduklarına iki kısa cümle ile cevap vermek
mümkündür: Keloğlan, halkın muhayyilesinden doğan ve halkın gerçekliğine
uygun bir masal kahramanıdır. Keloğlan’ın kelliği ise bir metafordur.
Keloğlan, halk muhayyilesinde doğmuş, doğduğu ve yaşadığı dönemlerde
karşılığı olan bir tiplemedir.
Uzun yıllar Türk masalını yasaklayan ve dışta tutan eğitim anlayışı
sonucu, ülkemizde Batı kaynaklı masallar yaygınlaşmıştır: Burada, “Batı
kaynaklı masallar niçin bu kadar çok yaygınlaşmıştır?” sorusunu
sorabiliriz. Çünkü bu masallar aynı zamanda çocuk modernleşmesinin bir
aracı olarak ve bilinçli biçimde kullanılmışlardır.
Bu Batı-yoğun masal sürecinin etkinliği nasıl azaltılabilir? Bunun için
önce masal dünyamızla yüzleşmemiz gerekir. Bu yüzleşme ise geleneğin
masalında yüksek bir masal edebiyatı özü olduğunu kabul etmeyi de
gerektirir.
“Niçin Keloğlan masalları üzerinde durmamız gerekir?” sorusunun
cevabından önce ilginç bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Şaşırtıcı fakat gerçek: Türkiye’de en çok okunan masal kitapları
Keloğlan masallarından oluşuyor.
Niçin çok okunuyor Keloğlan masalları?
Keloğlan, çocuk yaşta bir masal kahramanı olduğu için çocuğa yakın bir
tiptir. Çocukluk döneminde çocuklara arkadaş olmasının en temel nedeni
ise daima çocuk kalabilmesi ve hiç ölmemiş olmasıdır.
Keloğlan için bir çok sevilme nedeni daha sıralayabiliriz. Her masalın
sonunda mutlaka başarılı olur. Zekâsı ve başarısı ile çirkinliğini
örter. Bu yönü ile yoksulların umudu olduğu gibi toplumsal çelişkilere
de bir cevaptır. Tarih boyunca olduğu gibi bugün için de zayıf-güçlü,
iyi-kötü karşıtlığına çözüm getirmesi, halkın bu tipe ilgi göstermesinin
en belirgin nedenidir. İktidarla hesaplaşmanın sembolü olması, halk
tarafından benimsenmesinin nedeni olmuştur. Keloğlan, alt tabakadan biri
olarak yoksul evinden uzaklaşsa ve kötüler onu güç durumda bıraksa da
iyilerin desteği ile kötüleri yener ve onlarla hesaplaşır. Ödülü
kazanmadan önce, özellikle de padişah tarafından sınanır. Sonunda yeni
bir toplumsal konuma ulaşması ise halkın özlemleri ile örtüşür. Keloğlan
masallarından iki temel sonuç çıkarabiliriz: Keloğlan masalları, hayal
dünyasında gerçekleştirdiği çözümleme ile hayatın gerçeği içindeki
toplumsal çelişkilerle hesaplaşmayı öğretir. Bir insan kahraman olarak
Keloğlan çözümlemesi, yoksulların gerçekliğini yansıttığı gibi umudunu
ve özlemini de temsil eder.
Keloğlan masallarının sözlü anlatım dönemlerindeki yaygınlığına karşılık
bugün de en çok okunan masal türü olmalarını, bu masalların yenilenmesi
için bir dayanak noktası kabul edebiliriz. Ancak, bu yaygınlıklarına
karşın henüz yazılı masal edebiyatı açısından istenen düzeye ulaştıkları
söylenemez. Türk masalı içinde kendine özgü bir anlatı biçimi olan bu
masalların yeni bir edebiyata dönüştürülmeleri ise yetenekli masal
yazarlarınca başarılabilir. Türkçesiz, yazarsız, çizersiz ve editörsüz
kitaplar olmalarına rağmen Keloğlan masallarının en çok okunan masallar
olmasının bir teselli mi yoksa acı bir masal gerçeği mi olduğuna da siz
karar verin. Keloğlan masallarının yenilenmesi için ise üç farklı yol
izlenebilir: Öznesi çocuklar olan Keloğlan masallarının yenilenmesi,
bir. Bir anlatı biçimi olarak, okur ayrımı yapılmadan Keloğlan
masallarının yazılması, iki. Hâlâ yaşayan bir kahraman olarak yeni
Keloğlan masallarının yazılması, üç. Keloğlan masallarının yenilenmesi
sürecine Keloğlan’ın başının kel olduğunu iddia eden çocuk yazarımız da
katılabilir. Böylece en çok satan bir çocuk kitabına kavuşmuş olur. Bu
da az bir “iş” değildir hani!
* virgül/ şubat 2004 / polemik