Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 303 | Mart 2004

                   

 

Keloğlan’ın Başı Kel midir?*
 

Mustafa Ruhi ŞİRİN


   

Çocuk yazarı dostum, masallarımızı bir yabancı gibi yorumlamaktan üç adım daha ileri giderek şöyle diyor: “Bir tek masal kahramanımız var; onun da başı kel!”
Masal dünyamız içinde en bilinen tip olan Keloğlan’a karşı yapılan haksızlık bu kadar olsa gülüp geçmek mümkündür. Yargılayıcı tutumun bütün masal edebiyatımızı içine alacak biçimde genelleştirilmesi karşısında insan hayretler içinde kalıyor.


Masal geleneğimizi yargılayanların bu tutumu bir komplekse dayanıyor. Bu kompleksin arka planı ise şudur: Yenilikçi Batı masal edebiyatı dünyada etkin konuma gelmiştir ve bu masallar bütün dünya çocukları tarafından sevilerek okunan metinlerdir. Masal geleneğimizi yargılayan bu çevreler cesaretlerini masallarımızı yasaklayan zihniyetten alıyorlar.
Keloğlan’ın başının kel olduğunu ileri sürenlerin Türk masal bilgisi ve kültüründen yoksun olduklarına iki kısa cümle ile cevap vermek mümkündür: Keloğlan, halkın muhayyilesinden doğan ve halkın gerçekliğine uygun bir masal kahramanıdır. Keloğlan’ın kelliği ise bir metafordur.


Keloğlan, halk muhayyilesinde doğmuş, doğduğu ve yaşadığı dönemlerde karşılığı olan bir tiplemedir.
Uzun yıllar Türk masalını yasaklayan ve dışta tutan eğitim anlayışı sonucu, ülkemizde Batı kaynaklı masallar yaygınlaşmıştır: Burada, “Batı kaynaklı masallar niçin bu kadar çok yaygınlaşmıştır?” sorusunu sorabiliriz. Çünkü bu masallar aynı zamanda çocuk modernleşmesinin bir aracı olarak ve bilinçli biçimde kullanılmışlardır.
Bu Batı-yoğun masal sürecinin etkinliği nasıl azaltılabilir? Bunun için önce masal dünyamızla yüzleşmemiz gerekir. Bu yüzleşme ise geleneğin masalında yüksek bir masal edebiyatı özü olduğunu kabul etmeyi de gerektirir.
“Niçin Keloğlan masalları üzerinde durmamız gerekir?” sorusunun cevabından önce ilginç bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Şaşırtıcı fakat gerçek: Türkiye’de en çok okunan masal kitapları Keloğlan masallarından oluşuyor.
Niçin çok okunuyor Keloğlan masalları?


Keloğlan, çocuk yaşta bir masal kahramanı olduğu için çocuğa yakın bir tiptir. Çocukluk döneminde çocuklara arkadaş olmasının en temel nedeni ise daima çocuk kalabilmesi ve hiç ölmemiş olmasıdır.
Keloğlan için bir çok sevilme nedeni daha sıralayabiliriz. Her masalın sonunda mutlaka başarılı olur. Zekâsı ve başarısı ile çirkinliğini örter. Bu yönü ile yoksulların umudu olduğu gibi toplumsal çelişkilere de bir cevaptır. Tarih boyunca olduğu gibi bugün için de zayıf-güçlü, iyi-kötü karşıtlığına çözüm getirmesi, halkın bu tipe ilgi göstermesinin en belirgin nedenidir. İktidarla hesaplaşmanın sembolü olması, halk tarafından benimsenmesinin nedeni olmuştur. Keloğlan, alt tabakadan biri olarak yoksul evinden uzaklaşsa ve kötüler onu güç durumda bıraksa da iyilerin desteği ile kötüleri yener ve onlarla hesaplaşır. Ödülü kazanmadan önce, özellikle de padişah tarafından sınanır. Sonunda yeni bir toplumsal konuma ulaşması ise halkın özlemleri ile örtüşür. Keloğlan masallarından iki temel sonuç çıkarabiliriz: Keloğlan masalları, hayal dünyasında gerçekleştirdiği çözümleme ile hayatın gerçeği içindeki toplumsal çelişkilerle hesaplaşmayı öğretir. Bir insan kahraman olarak Keloğlan çözümlemesi, yoksulların gerçekliğini yansıttığı gibi umudunu ve özlemini de temsil eder.
Keloğlan masallarının sözlü anlatım dönemlerindeki yaygınlığına karşılık bugün de en çok okunan masal türü olmalarını, bu masalların yenilenmesi için bir dayanak noktası kabul edebiliriz. Ancak, bu yaygınlıklarına karşın henüz yazılı masal edebiyatı açısından istenen düzeye ulaştıkları söylenemez. Türk masalı içinde kendine özgü bir anlatı biçimi olan bu masalların yeni bir edebiyata dönüştürülmeleri ise yetenekli masal yazarlarınca başarılabilir. Türkçesiz, yazarsız, çizersiz ve editörsüz kitaplar olmalarına rağmen Keloğlan masallarının en çok okunan masallar olmasının bir teselli mi yoksa acı bir masal gerçeği mi olduğuna da siz karar verin. Keloğlan masallarının yenilenmesi için ise üç farklı yol izlenebilir: Öznesi çocuklar olan Keloğlan masallarının yenilenmesi, bir. Bir anlatı biçimi olarak, okur ayrımı yapılmadan Keloğlan masallarının yazılması, iki. Hâlâ yaşayan bir kahraman olarak yeni Keloğlan masallarının yazılması, üç. Keloğlan masallarının yenilenmesi sürecine Keloğlan’ın başının kel olduğunu iddia eden çocuk yazarımız da katılabilir. Böylece en çok satan bir çocuk kitabına kavuşmuş olur. Bu da az bir “iş” değildir hani!


* virgül/ şubat 2004 / polemik
 

   

...::: Bu site MAX-MIL tarafından hazırlanmıştır :::...