Fransa‘da
yaşayan Arap yazar
Washington’da ‘Abant’ Toplantısı
Nuray MERT
/ 29.04.2004 / RADİKAL
Adamlar,
gelmiş bir Ortadoğu ülkesini işgal etmişler, sivilleri katlediyorlar,
camilerde adam öldürüyorlar. Bizimkiler, hiç utanıp sıkılmadan, bu
adamların Müslümanlara çekidüzen verme projelerinin peşinde koşuyor.
Son olarak
Washington'da yapılan Abant toplantısından söz ediyorum. Onursal
başkanlığını Fethullah Gülen'in yaptığı Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar
Vakfı, yıllardır Abant'ta, farklı çevrelerden entelektüel, gazeteci ve
yazarların katıldığı, din, laiklik ve demokrasi ilişkilerinin
tartışıldığı toplantılar düzenliyor. İyi, güzel, fakat bu sene bu
toplantı, ABD'nin güzide eğitim kurumu John Hopkins Üniversitesi ile
birlikte, Washington'da düzenlendi.
Katılımcılar listesinin detaylarına girmiyorum, günlerdir gazetelere
yansıyan haber ve yorumlardan izlemişsinizdir; bakanlardan nevi şahsına
münhasır CHP milletvekili Kemal Derviş'e, ondan Fener Rum Patriği'ne
kadar herkes oradaymış. Eminim çok 'faydalı' bir toplantı olmuştur.
Bakıyorum,
bazı Müslüman çevreler Soğuk Savaş döneminde yüklendikleri misyonu devam
ettirmekte azimliler.
Dün,
'komünizmle mücadele' adı altında, ABD politikalarına ucuz hizmet
verenler, şimdi de, ABD'nin çıkarları ve hedefleri doğrultusunda, İslam
dünyasına çekidüzen verme işine gönüllü yazılmış durumdalar. Neyi
tartışmışlar biliyor musunuz; 'Türkiye'deki laiklik, İslam dünyasına
model olabilir mi?' ve 'Fransız modeli mi, Anglosakson modeli mi'
sorularını. Bu, 'Fransız modeli mi, Anglosakson modeli mi' başlığının
iddiasına bakıp aldanmayın, ipe sapa gelmez bir tartışmadır ve en az 50
yıldır sağ çevrelerin bulanık zihinlerini meşgul etmiştir. Ta, Demokrat
Parti döneminde, şimdiki muhafazakâr demokratların fikir babalarından
Ali Fuad Başgil'in meşhur ettiği bir tartışmadır ve Türkiye ve Müslüman
dünya açısından hiç bir anlamı yoktur. Zira, Anglosakson modeli, dinin
büyük ölçüde bireysel ve toplumsal hayattan çekilmesi, sekülerleşmesiyle
oluşan ortamda mümkün olabilir.
Hürriyet
Pazar ekinde Washington toplantısından özetlenen görüşlere göre,
Başbakan 'Anglosakson modeline sıcak'mış, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı
Burhan Kuzu'ya göre, 'Anglosakson tipi laikliğe geçmeli'ymişiz. Sanki
tercihli yolda şerit değiştiriyoruz veya araba modeli seçiyoruz.
Türkiye'de ısmarlama laiklik modeli biçeceğiz, sonra da, bunu İslam
dünyasına giydirmeleri için mankenlik yapacağız. Bakmayın siz, çok tepki
topluyor diye, içlerinden ara sıra çıkış yapma ihtiyacı duyanların,
itiraz eder gibi yapmalarına, Türkiye'ye biçilen ve başta iktidar
partisi olmak üzere bazı dindar çevrelerin gönüllü yazıldıkları proje
bu.
'İslamcı
terör' bahanesi ile sürdürülecek savaşta cepheye sürülecek Müslümanlara
ihtiyaç var, Soğuk Savaş, yeşil kuşak siyasetlerine hizmet vermiş
olanlar, ister istemez tecrübeleriyle öne çıkacaklar. Bakın, bir
hatırlatma yapayım, Fethullah Gülen, 15 yıl önce, İzmir'de yaptığı bir
konuşmada; 'Anarşistlerin oyununa gelmeyin. Biz muhabbet fedaileriyiz.
Huzur ve imtinanın emniyet ve güvenin yanındayız' demiş. Anarşist
dedikleri kim biliyormusuz? Başörtüsü için eylem yapan kızlar! Fethullah
Hoca'ya göre, 'Sultanahmet'te olan hadisenin arkasında esas din
düşmanları var... Sözde türban adına yürüyorum diyenler' (zikreden:
Ruşen Çakır, 'Ayet ve Slogan' 110-3).
'İslami
terör'le savaşta, 'emniyet ve güven' adına başörtülü kızların yürüyüşünü
'anarşi' olarak görenlerden iyi müttefik olur mu? Üstelik şimdi,
Türkiye'de, bir de, onların ötesinde gayretler içinde olan bir
muhafazakâr demokrat iktidar var. Türkiye gerçekten de, ABD için 'model'
bir müttefik, neyin modeli olduğuna tarih karar verecek.