Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 304 | Nisan 2004

                   

 

 


  

Tepkisizlik Ahlaksızlıktır

 

 

Atasoy MÜFTÜOĞLU

 

 

Aziz Şehid, Şeyh Ahmed Yasin'in aziz anısına

 

Bugünün tarihi büyük bir vahşet'in tarihidir. Vahşet her geçen gün sıradanlaşmaktadır, vahşet hayatın ve siyasetin bir parçası olmaktadır. Hayal ürünü öyküler, hayal ürünü senaryolar yazarak, masallar uydurarak, yalana dayalı değerlendirmelerle, tarihte benzeri görülmemiş sahtekarlıklarla, yasadışı, akıldışı, ahlakdışı, keyfi ve gereksiz savaşlar çıkarılmakta, işgal ve istilalar gerçekleştirilmekte, katliamlar yapılmaktadır. Bir yanda bu vahşi savaşlar, katliamlar, işgal ve istilalar yaşanırken, bir diğer yanda, bu katliamlara direnen, savaşlara, işgal ve istilalara direnenler; insani, İslami, ahlaki, vicdani görevlerini, sorumluluklarını yerine getirmeye çalışanlar “terörist” olarak damgalanabilmektedir.

İçerisinde yaşadığımız dünya, aklın, vicdanın ve ahlakın denetiminden çıkmış bir dünyadır. Bugün her zamandan daha çok, doğru düşünen doğru tercihler yapan tarafta olmak çok önem kazanmaktadır. Müslümanlar olarak yüreğimizi dağlayan acılar yaşıyoruz; çarpıcı, sarsıcı zulümlere maruz bırakılıyoruz. Tek yanlı egemenlik büyük dengesizliklere, adaletsizliklere, militarizm ve faşizmlere neden oluyor. Bütün bunlar karşısında İslam Dünyası toplumları, sanki ahlaki bir çölde bulunuyor gibidir. Toplumsal çözülme, ahlaki düşüş, ahlaki bilinçsizlik, ahlaki duyarsızlık; şifa bulmaz bir algı bunalımı, kimi İslami çevrelerde, kimi İslami liderliklerde yaşanıyor. Masalsı bir hizip dili ve söylemi ile ulusallığı ve toprağı sömürerek, ulusallığa ve toprağa bir din gibi inanarak, yeni bir mitoloji oluşturan bu çevreler, bilinçli ve kalbi tercihleriyle cihadı ve şehadeti seçen direnişçileri takbih ve tahfif edebiliyorlar. İslami hareketler, bu hareketlerin liderlikleri ve eylemleri hakkında, İslami yorumlar, eleştiriler yapmak yerine; bu kesimler; İslami hareketleri, liderlikleri ve eylemlerini, en büyük terörü ve terörizmi üreten Siyonist Militarizmin bakış açılarıyla yargılayabilmektedirler.

Mübarek ve muazzez kavramlarımıza ilişkin hassasiyetlerimizi ve dikkatimizi kaybediyoruz. Duyarlılıklarımız ve bilincimiz yozlaşıyor. Hayatımızı kısa vadeli çıkarlar belirliyor. Hedefsizlik ve adamsendecilik yayılıyor. Koşullar, kirli başlangıçları ve kirli değişimleri tahrik ediyor. Kalbimizin ve ruhumuzun yetileri zayıflıyor. Tepki verme yeteneğimiz yok ediliyor. “Terörle Savaş” stratejileri daha büyük, daha kapsamlı yeni bir terörizmi doğurarak, korkunç acılar ve korkunç yıkımlar üretiyor. Travmatik olaylar ve politikalar karşısında bulunuyoruz. Hiç bir ahlaki, vicdani standarda tabi tutulması mümkün olmayan siyasal uygulamalara tanık oluyoruz. İdeolojik amaçlar, ırkçı amaçlar, her türlü kötülük aracına başvurmayı meşru sayabiliyor.

Düşünce özgürlüklerinin, ifade özgürlüklerinin, siyasal özgürlüklerin; ahlaki, vicdani, insani değerlerle dengelenmeleri gerekir. Değerden bağımsız düşünce olamaz, bilim olamaz, siyaset olamaz. Yaşanmayan, gereği gibi temsil edilemeyen ve ifade edilemeyen bir inancın, düşüncenin ve değerler sisteminin bir kıymeti olamaz.

En büyük sorumluluğumuz, ahlaki sorumluluklarımızdır.

Tepkisizlik de büyük bir ahlaksızlıktır.

Kişi her zaman ve her koşulda bireysel bütünlüğünü koruyabilmelidir. Koşullara göre düşüncelerini, davranışlarını ve tercihlerini değiştirenler utanç verici bir durum içerisinde olduklarını bilmelidir. Nerede olursak olalım ahlaki bilincimizi hassasiyetle koruyabilmeliyiz. Gündelik ilgilerin ve hassasiyetlerin ucuz, bayağı dünyasını aşabilmeliyiz.

Sorunların ruhunu yakalamak ve sorunların kalbine inmek durumundayız.

Siyonist Militarizmin bütün insanlığa ve dünyaya meydan okuduğu, İsrail devlet terörünü durduracak bir politik/diplomatik müeyyidenin bulunmadığı bir zamanda; maalesef kimi İslami oluşumlar, konjonktürel ve küresel bürokrasiler tarafından rehin alınmış bulunuyor. Kimi temel tercihlerimiz konjonktürel gelişmeler karşısında buharlaşıyor. Günümüzde radikal bir dönüşüm, bilinçli, ahlaklı ve birikimli bir Ümmet dayanışması ile sağlanabilir. En büyük erdem birlikte olmaktır. Yerel ölçeklerin, duyarlıkların sınırları içerisinden bakılınca dünyayı gereği gibi göremeyeceğimiz aşikardır.

Egemen söylemin amaçlarına uygun olarak pazarlanan düşüncelere itibar edilemez. Nükleer silahlara dayalı barbarlığın, vahşetin ve dehşetin iktidarına teslim olunamaz.

Ebedi anlamlara ve değerlere dayalı gerçek bir dayanışma karşısında, hiç bir güç tutunamaz.

İslam dünyasını, toplumlarını yeniden tanımlamak ve bir yenilenme çağrısı yapmak gerekir.

Geçmişin anılarına kapanan kültürler, yeni bir dinamizm oluşturamazlar.

Yalnızlık bölünmüşlük ve güçsüzlük acı veriyor.

Köksüz, mevsimlik ilgiler ve düşüncelere acı veriyor.

İnançlarımızı bir özlem olmaktan çıkararak gerçeğe dönüştürmek için çok büyük yoğunluklara ihtiyacımız vardır.

İnançlarımız, düşüncelerimiz, eylemlerimiz ve hayatımız iç içe geçmelidir. İnsan, inandığı düşünceler, ilkeler ve ölçüler için mücadele etmiyorsa ve direnmiyorsa, bu inancını gözden geçirmelidir.

Kendi değerlerimizi, ölçülerimizi, ilişki biçimlerimizi gereği gibi yaşatmazsak, hayatta kalamayız. Bugünün gerçekliği karşısında romantik, nostaljik dile sığınmak asla bir çözüm olamaz.

İdeolojik ve kültürel ırkçılık düşüncesinin merkeziliğine inanan vahşi bir ideoloji, özellikle Filistin'de caniyane boyutlara ulaşan uygulamalarını sürdürüyor. Terörizm konusunda, çok özel, çok farklı, çok amaçlı, önyargılı ve tek yanlı ölçütler, kavramlar kullanılıyor ve bu kavramlar emperyalizme hizmet edecek, aynı zamanda aziz İslam'ı etkisizleştirecek şekilde tasarlanıyor.

Bugünün dünyası ancak dehşetle izleyebileceğimiz bir dünyadır. Bir yanda dünya emperyalist, faşist propaganda yöntemleriyle denetim altına alınırken; bir diğer yanda da İslam Dünyası toplumları, hiç bir şekilde sorgulanmayan, eleştirilemeyen, kutsallaştırılmış önderlik kültleri aracılığı ile denetlenmekte, güçsüzleştirilmekte ve küresel iktidarın tanımladığı sınırlar/çerçeveler içerisine çekilmeye çalışılmaktadır.

Efsanevi ve hamasi geçmişle oyalanan, geçmişte kalan bir kültürün, bugüne teslim olmaktan başka yapabileceği bir şey olamaz.

   

...::: Bu site MAX-MIL tarafından hazırlanmıştır :::...