Sevinç
Bize, Dövünmek Onlara...
Demet
TEZCAN / 25.03.2004 / VAKİT
“O felçli
ve oturak bir adam, ama onun felçli ve oturak olmayan aklı ve dili var.
Aynı zamanda bir örgüt adamı ve lider konumunda. Etkinlik sahibi biri.
İsrail açısından ona güvenilemez.” (İşgalci bir yargıç )
Onu,
yaşını bahane ederek köşesine çekilenlere anlatacağız; “Bir Ahmed Yasin
vardı, katledildiğinde 68 yaşındaydı. O yaşına bakmadan Filistin’in
özgürlüğü için mücadele ediyordu ve işgalciler ondan korkuyordu”
diyeceğiz.
Onu,
sağlık durumundan şikâyetçi olup başka hiçbir mesuliyeti yokmuş gibi
sağlık durumunu hayatının tek merkezi ve gayesi haline getirenlere
anlatacağız. “Onun felç olmayan yalnızca aklı vardı” diyeceğiz. Yalnızca
boynunu kımıldatabiliyordu.
Onu,
“Elimiz kolumuz bağlı, biz ne yapabiliriz ki!” diyerek çaresizlik
edebiyatının ardına sığınanlara anlatacağız. Bir Ahmed Yasin vardı.
Zindanlara atılmıştı. Ülkesi işgal altındaydı. Bulunduğu bölge semt
semt, karış karış tanklarla, işgalci askerlerin kontrol noktalarıyla
çevriliydi. Ülkesinde evler yıkılır, gece baskınlar, bombardımanlar
yaşanır, bebeklere bile tahammül edilemeyerek katledilirdi.
Fakat o
mazeret üretmez, bahane aramaz, felçli olmayan tek azası kafası, hep
davası için ne yapabileceğini düşünür, fikir üretir, direnç aşılardı
halkına.
Öyle
karizma falan aranmazdı o topraklarda. İmajmeykırlara da ihtiyaçları
yoktu kendilerini halden hale sokup pazarlayacak. Salih bir amel ve
sebattı aranan tek vasıf liderlerinde.
Allah’a
olan kulluk borcunun bilinci ile katledildiği güne kadar gayrette idi.
Tüm bedeni
sapasağlam olanlardan daha gayretli, daha azimliydi.
İşgalci
İsrail, onu katlettiği günü bu ümmetten daha çok lanetle anacak. Onu
katletme kararına binler kere pişman olacak. O sel gibi taşkın bir
kitlenin önünde itidalin temsilcisiydi. Karşısında duran bentleri
yıkmıştır işgalciler. Bundan böyle korku onlara, bin pişmanlık kararmış
kalplerine…
Kinin,
nefretin tohumunun en büyüğünü saçmıştır. Ve günü geldiğinde ektiğini
bir bir derleyecektir işgalci İsrail. Rüzgâr ekenin fırtına biçeceği
değişmez bir yazgı, ezeli bir tecrübedir. Fırtına biçecektir İşgalci, en
şiddetlisinden.
Şeyh Ahmed
Yasin, doğacak çocukların bedeninde yaşayacaktır. Yolundan gidenlerin
ruhunda… İşgalciler bundan böyle karşılarına çıkan her Filistinlinin ve
Filistin halkının dostlarının gözlerine bakmaktan imtina etsin. Çünkü
orada Ahmed Yasin’i, onun küçümseyen bakışını, onun tehdidini
görecektir.
Yüce
Rabbimiz (cc) müjdeliyor: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz.
Bilakis onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.”
İşgalci
İsrail bilsin ki, 22 Mart 2004 sabahı Şeyh Ahmed Yasin’i öldürememiştir.
Onun aziz
bedenini parçalayarak Filistin intifadası için çarpan milyonlarca
yürekte yaşamak üzere tohum olarak kendi elleri ile saçmıştır.
Her şehid
bir tohumdur. Bir ölüp bin dirilmek üzere aramızdan ayrılırlar. Sağına
ve soluna iyi baksın işgalci teröristler, her yanda bir Ahmed Yasin
görecekler.
Onun hasta
bedeninden korkacak kadar paranoyak, psikopat olan işgalciler, kendi
elleri ile ne de çok Ahmed Yasin’e vesile olduklarını, başlarını
ördükleri utanç duvarına vurarak müşahade edecekler.
Dövünmek,
yas tutmak bize değil onlara bu gün! Ağlasınlar akıbetlerine. “ Zalimler
nasıl bir inkılapla devrileceklerini görecekler!”
ABD mi
varmış arkasında?.. O da akıbetini beklesin. Hesapların üstünde hesabı
olan, bir gün bir bir soracaktır. Hem ABD’den, hem konjonktür icabı
dostluk ilan edenlerden.
Zalimler
için yaşasın cehennem.
Şehadetin
mübarek olsun ey kutlu yolcu... Binler Fatiha ruhuna…