|


Aziz
okuyucularımız, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında yürüyen
tartışma, geçtiğimiz ay da gündemin önemli maddeleri arasında yer aldı.
Konuyu bu sayımızda daha detaylı bir şekilde değerlendirdik ve YORUM’da
bu konuyu işledik. Projenin, bölge kaynaklarını kullanmak ve muhtemel
tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla, serbest piyasa ekonomisi ve
demokrasinin bölgeye yerleştirilmesi amacını taşıdığını vurguladık. Bu
bağlamda, daha önce yine Batı’nın desteklediği otoriter rejimler için
zorlu günlerin başladığını söylemek mümkündür. Ayrıca seçim sonuçlarının
ardından ülke siyasetinin yeniden dizaynı yönünde bir takım gelişmeler
olabileceğinin de altını çizmek gerekir. Nitekim, CHP-merkezli bir takım
tartışmalar daha şimdiden başlamıştır. Siyasetin yeniden dizaynı
noktasında görülebilecek değişimlerin, bir boyutuyla da, bölge için
tasarlanan plan çerçevesinde yürüyeceği de gözden ırak tutulmamalıdır.
Ayın önemli bir gelişmesi olarak Şeyh Ahmet Yasin’in İsrail askerlerince
düzenlenen roketli saldırıda şehid edilmesini de sayabiliriz. Burada
altı çizilmesi gereken nokta, İsrail’in daha önce de yapabileceği bir
saldırıyı niçin bugün gerçekleştirdiği hususudur. Bu bağlamda
Amerika’nın ‘teröre karşı savaş’ adı altında geliştirdiği BOP projesiyle
bağlantı kurulabilir. Amerika, İsrail aracılığıyla, terörle mücadelede
ciddi olduğu yönünde bir mesaj vermek istemektedir. Saldırının bugün
gerçekleşmesinin ardında, Hamas içinde bir takım zaaflar görmüş olması
ve hareketi parçalama isteği yatabilir. Gelişmeler, amacın bu
olup-olmadığını gösterecektir. Bu bağlamda, Ahmet Yasin’in Filistin
mücadelesindeki rolü bazında değerlendirmeler yapmak yerine, sakat bir
insana roketli saldırı düzenlenmesinin ‘gayr-i insaniliği’ni öne çıkaran
romantik yorumlara da itibar edilmemesi gerektiğini hatırlatmakta yarar
görüyoruz. Şeyh Yasin’e beslenecek sempatinin gerekçesi, sakat bir
adamın maruz kaldığı zulüm değil, o haliyle yıllarca İsrail zulmüne
karşı direnme azmi göstermiş olmasıdır. Elbette düşmanla mücadelede başa
her türlü musibet gelebilir. Mücadele insanları, bu konuda hazırlıklı
olmalı ve musibete sabr etmesini bilmelidirler. Şeyh Yasin’in şehadeti
elbette müminleri üzmüştür; ancak şehadetinin mücadeleye güç
kazandırması ihtimalinin yüksek olduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır.
Kendisine Rabbimizden mağfiret diliyor; şehadetinin Filistin’deki
mücadelenin hayırlı amaçlarına hizmet etmesini temenni ediyoruz. KAVRAM
bölümünde ise ‘tevazu’yu işledik. Tevazuyu, kişinin, Allah’a karşı
kibirlenmeyi hak edecek bir konumda olmadığının idrak edilmesi olarak
tanımladık ve ancak miskinlik, zillet ve uzlaşmanın da tevazu ile
alakası olmadığının altını çizdik. DÜŞÜNCE bölümünde, Atasoy Müftüoğlu,
küresel zulmün kuşatması altındaki müslümanların, kendi kavram ve
değerlerine sahip çıkarak, tepkilerini gerektiği gibi vermeleri hususuna
vurguda bulundu ve mevsimlik düşüncelerden köklü ideallere hicret
etmenin gereğine dikkatleri çekti. Mehmed Durmuş, Zaman gazetesinde
Nuriye Akman’ın Fethullah Gülen’le yaptığı röportajın, Büyük Ortadoğu
Projesi’nin Nurcu ayağı olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Cemal
Çağlak, İslami mücadele sürecinin tedrici ama kararlı bir yol izlediğini
vurguladığı yazısında, şirkten yüz çevirmenin keskin ve bilinçli olması
gerektiğini ifade etti. Erhan Aktaş, Şeyh Yasin’in katli çerçevesinde
“suçlu kim?” sorusuna cevap aradığı yazısında, asıl suçun, üzerlerindeki
sorumluluğu gereğince yerine getirmeyen Müslümanlarda olduğu tespitinde
bulundu. DEĞERLENDİRME bölümünde M. Kürşad Atalar, İslamcılık
tartışmalarına değindi ve İslamcılığın modernizmin bir versiyonu olduğu
yönündeki yeni-gelenekçi iddianın bir temeli olmadığını belirtti. BİR
DERGİ BİR ALINTI bölümünde Nida Dergisi’nin Ulvi Alacakaptan’la
gerçekleştirmiş olduğu söyleşiyi, gündemdeki meselelerle ilgili önemli
tespitlerde bulunduğu gerekçesiyle alıntılamayı uygun bulduk. ÇEVİRİ
bölümünde ise, Der Spiegel’in Hamas’ın yeni lideri Rantisi ile yaptığı
ve Taz’ın Irak üzerine Noam Chomsky ile gerçekleştirdiği söyleşileri
bulabileceksiniz. Ayrıca Şeref Şimşek’in uluslararası istihbarat
servislerinin faaliyetlerine ilişkin çevirisi ile Suudi Hanedan’ının
Batışı adlı çevirinin 3. bölümü de bu sayımızda yer alıyor.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Mukaddes Özkan, güncel olaylara ilişkin
gözlemlerini İki Yaşlı Kadın’ın öyküsünde anlattı. Bu bölümde Murat
Kurucan’ın, Tutku filmine dair Zaman gazetesinde yayınlanan
değerlendirmesini, Can Siirt’in Yeşilyurt Şiiri’ne ilişkin yorumu ile
Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Cevat Akkanat’ın şiirlerini bulabileceksiniz.
GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz ayın önemli konu başlıkları üzerine
haber ve yorumları istifadenize sunduk. Umarız beğeneceksiniz.
Hepinizi
Allah’a emanet ediyoruz.
Dergimize Abone olmak için
<<tıklayınız>>
|
 |
|