Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 304 | Nisan 2004

                   

 

 


  Iktibas Dergisi

Aziz okuyucularımız, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında yürüyen tartışma, geçtiğimiz ay da gündemin önemli maddeleri arasında yer aldı. Konuyu bu sayımızda daha detaylı bir şekilde değerlendirdik ve YORUM’da bu konuyu işledik. Projenin, bölge kaynaklarını kullanmak ve muhtemel tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla,  serbest piyasa ekonomisi ve demokrasinin bölgeye yerleştirilmesi amacını taşıdığını vurguladık. Bu bağlamda, daha önce yine Batı’nın desteklediği otoriter rejimler için zorlu günlerin başladığını söylemek mümkündür. Ayrıca seçim sonuçlarının ardından ülke siyasetinin yeniden dizaynı yönünde bir takım gelişmeler olabileceğinin de altını çizmek gerekir. Nitekim, CHP-merkezli bir takım tartışmalar daha şimdiden başlamıştır. Siyasetin yeniden dizaynı noktasında görülebilecek değişimlerin, bir boyutuyla da, bölge için tasarlanan plan çerçevesinde yürüyeceği de gözden ırak tutulmamalıdır. Ayın önemli bir gelişmesi olarak Şeyh Ahmet Yasin’in İsrail askerlerince düzenlenen roketli saldırıda şehid edilmesini de sayabiliriz. Burada altı çizilmesi gereken nokta, İsrail’in daha önce de yapabileceği bir saldırıyı niçin bugün gerçekleştirdiği hususudur. Bu bağlamda Amerika’nın ‘teröre karşı savaş’ adı altında geliştirdiği BOP projesiyle bağlantı kurulabilir. Amerika, İsrail aracılığıyla, terörle mücadelede ciddi olduğu yönünde bir mesaj vermek istemektedir. Saldırının bugün gerçekleşmesinin ardında, Hamas içinde bir takım zaaflar görmüş olması ve hareketi parçalama isteği yatabilir. Gelişmeler, amacın bu olup-olmadığını gösterecektir. Bu bağlamda, Ahmet Yasin’in Filistin mücadelesindeki rolü bazında değerlendirmeler yapmak yerine, sakat bir insana roketli saldırı düzenlenmesinin ‘gayr-i insaniliği’ni öne çıkaran romantik yorumlara da itibar edilmemesi gerektiğini hatırlatmakta yarar görüyoruz. Şeyh Yasin’e beslenecek sempatinin gerekçesi, sakat bir adamın maruz kaldığı zulüm değil, o haliyle yıllarca İsrail zulmüne karşı direnme azmi göstermiş olmasıdır. Elbette düşmanla mücadelede başa her türlü musibet gelebilir. Mücadele insanları, bu konuda hazırlıklı olmalı ve musibete sabr etmesini bilmelidirler. Şeyh Yasin’in şehadeti elbette müminleri üzmüştür; ancak şehadetinin mücadeleye güç kazandırması ihtimalinin yüksek olduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır. Kendisine Rabbimizden mağfiret diliyor; şehadetinin Filistin’deki mücadelenin hayırlı amaçlarına hizmet etmesini temenni ediyoruz. KAVRAM bölümünde ise ‘tevazu’yu işledik. Tevazuyu, kişinin, Allah’a karşı kibirlenmeyi hak edecek bir konumda olmadığının idrak edilmesi olarak tanımladık ve ancak miskinlik, zillet ve uzlaşmanın da tevazu ile alakası olmadığının altını çizdik. DÜŞÜNCE bölümünde, Atasoy Müftüoğlu, küresel zulmün kuşatması altındaki müslümanların, kendi kavram ve değerlerine sahip çıkarak, tepkilerini gerektiği gibi vermeleri hususuna vurguda bulundu ve mevsimlik düşüncelerden köklü ideallere hicret etmenin gereğine dikkatleri çekti. Mehmed Durmuş, Zaman gazetesinde Nuriye Akman’ın Fethullah Gülen’le yaptığı röportajın, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Nurcu ayağı olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Cemal Çağlak, İslami mücadele sürecinin tedrici ama kararlı bir yol izlediğini vurguladığı yazısında, şirkten yüz çevirmenin keskin ve bilinçli olması gerektiğini ifade etti. Erhan Aktaş, Şeyh Yasin’in katli çerçevesinde “suçlu kim?” sorusuna cevap aradığı yazısında, asıl suçun, üzerlerindeki sorumluluğu gereğince yerine getirmeyen Müslümanlarda olduğu tespitinde bulundu. DEĞERLENDİRME bölümünde M. Kürşad Atalar, İslamcılık tartışmalarına değindi ve İslamcılığın modernizmin bir versiyonu olduğu yönündeki yeni-gelenekçi iddianın bir temeli olmadığını belirtti. BİR DERGİ BİR ALINTI bölümünde Nida Dergisi’nin Ulvi Alacakaptan’la gerçekleştirmiş olduğu söyleşiyi, gündemdeki meselelerle ilgili önemli tespitlerde bulunduğu gerekçesiyle alıntılamayı uygun bulduk. ÇEVİRİ bölümünde ise, Der Spiegel’in Hamas’ın yeni lideri Rantisi ile yaptığı ve Taz’ın Irak üzerine Noam Chomsky ile gerçekleştirdiği söyleşileri bulabileceksiniz. Ayrıca Şeref Şimşek’in uluslararası istihbarat servislerinin faaliyetlerine ilişkin çevirisi ile  Suudi Hanedan’ının Batışı adlı çevirinin 3. bölümü de bu sayımızda yer alıyor. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Mukaddes Özkan, güncel olaylara ilişkin gözlemlerini İki Yaşlı Kadın’ın öyküsünde anlattı. Bu bölümde Murat Kurucan’ın, Tutku filmine dair Zaman gazetesinde yayınlanan değerlendirmesini, Can Siirt’in Yeşilyurt Şiiri’ne ilişkin yorumu ile Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Cevat Akkanat’ın şiirlerini bulabileceksiniz. GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz ayın önemli konu başlıkları üzerine haber ve yorumları istifadenize sunduk. Umarız beğeneceksiniz.

Hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Dergimize Abone olmak için  <<tıklayınız>>

   

...::: Bu site MAX-MIL tarafından hazırlanmıştır :::...