Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 302 | Şubat 2004

                   

 

Varoluşsal Yanılsama

 

Yüksel İSMAİLOĞLU


   

Felsefe'nin kökleri milat'tan önce altıncı yüzyıla kadar uzanıyor. Platon'la başlıyor, Pissagor, Tales ve diğerleriyle devam ediyor. Varoluşla, metafizikle, sebep sonuç ilişkileriyle ilgili tartışmalar yapılıyor, kitaplar yazılıyor bugüne kadar geçen yüzlerce yıl içinde. Ancak bugün bu yolculuk farklı bir mecraya kayıyor ve felsefe binlerce yıldır izlediği yoldan ayrılarak tarihsel bir değişim yaşıyor; moda tabirle, felsefe popülerleşiyor.

En fazla yüzyıllık bir geçmişi olan eğlence ve gösteri dünyası satışlarını artırmak için yeni bir ürün olarak felsefeyi keşfetti. İnsanları etkileyip sinemaya çekecek ve karları artıracak yeni bir ürün. Sürekli yenilik isteyen gösteri dünyası, popüler ürünlerinin içine biraz felsefe karıştırarak yeni bir karışım elde etmeyi başardı. Yavaş yavaş insanlara bunu içirdi ve onların başını döndürdü. Herkese etki etti bu karışım. Artık herkes onu konuşuyordu.

Ağır bir alan olması ve derinlik gerektirmesi sebebiyle bugüne kadar ancak kısıtlı bir çevrede yapılmış olan felsefi tartışmalar, artık her yerde ve herkesçe konuşulur oldu. Yaşadığı kırılmanın ardından felsefe kendi doğal açılımı dışında bir genişleme yaşayarak bir moda haline geldi ve popüler kültürün bir uzantısı olarak hayatın içine girdi.

Aslında Matrix'ten önce de felsefi noktalar taşıyan filmler vardı ama onlar insanları felsefi tartışmalar yaptıracak kadar etkilememişti. Belki bu filmde senaryonun direkt olarak felsefi bir konu üzerine inşa edilmesi ve filmin de teknik olarak çok iyi çekilmiş olması, etkileyici oldu. Karışımın oranları çok iyi ayarlanmıştı bu kez. Matrix'in ardından Yüzüklerin Efendisi serisi geldi. Felsefi değerlendirmeler orada da vardı. Aslında bundan elli yıl önce yazılmış ve milyonlarca satmış bir kitabın, tam da sinema-felsefe birlikteliğinin en parlak günlerini yaşarken çekilmesi, sektörün felsefenin sinemadaki etkisini gayet iyi farkettiğini ve bu etkiyi kaybedene kadar da bunu kullanacağını gösteriyordu.

Sinema popüler bir alan olarak doğasının gerektirdiğini yapıyor ve bir yandan kâr getirecek ne varsa onu kullanmaya çalışıyor bir yandan da kitleleri yönlendirme görevini ifa ediyor. Ama burada felsefe açısından üzerinde durulması gereken, onun açısından sorun olan bir nokta var. "Popüler olan", derinliği olmayan anlamı taşıyor, izlenip unutuluyor, geçici zevk sağlıyor, tüketimi artırıyor. "Popüler olan", sürekli olmayan anlamına geliyor. Felsefe ise süreklilik, dikkat, yoğunluk, çalışma ve düşünme gerektiriyor. Zaten derinliği ve ağırlığı da buradan kaynaklanıyor. O yüzden popülerleşemiyor. Durum böyle iken felsefi tartışmalar yapmak için bir sinema filmini başlama noktası yapmak ne kadar doğru olacaktır. Zayıf temellere sahip hiçbir şeyin sağlam olmayacağı bilinen bir gerçektir ve dünyanın kanunudur. Felsefi tartışmalar filmlere dayanılarak yapılamaz. En nihayetinde popüler sektörün üretimi olan bu filmler, gerçek dışı özellikler ve masalsı öğeler taşıyorlar. O yüzden bu filmlere dayanarak başlatılan tartışmalarda "tamam bir film ama..." dedikten sonra konu nereye kadar götürülebilir ki. Sonuçta bir filmin ömrü ne kadar uzun olursa, bu felsefi tartışmaların ömrü de o kadar uzun olacaktır. Yıllar önce izlenen filmler, tatlı hatıralarda kaldığı gibi, bu filmlerin doğurduğu felsefi tartışmalar da aynı sonu yaşayacaklardır. Sonra felsefe yine kendi alanında ağır ağır akmaya devam edecek, sektör ise filmlerde pazarlamak için, yeni karışımlar elde etmek için, yeni ürünler arayacak, eskiler de raflardaki ve hatıralardaki yerlerini alacaklardır.

Aklı başında insanların yapması gereken popüler olanın kendisini sınırlamadan her şeyi kullanmaya çalışması ve kavramların içlerini boşaltmasının ne kadar yanlış olduğunu ortaya çıkarmak olmalıdır. Doğru olanı ayakta tutmak ve global kültürün dünyayı günlük zevklere mahkum eden, derinliği olmayan, yozlaştırıcı yaklaşımlarına karşı değerli olanın ayırt edilmesini sağlamaya çalışmaktır.

   

...::: Bu site MAX-MIL tarafından hazırlanmıştır :::...