|

Bush Atatürk’ün Yolunda
Muhammed
HARB / 11.06.2004 / RADİKAL
Atatürk'ün
Arapçaya yönelik icraatı ile oğul Bush'un projesinde hedeflenen
uygulamalar arasındaki benzerlik şaşkınlık yaratmakta.
Bu makale haziran ayı içinde icazet verilecek Amerikan Başkanı Bush'un
projesiyle ve onun Arap dili ve edebiyatını siyasi olarak düzeltilmesi,
geliştirilmesi operasyonuyla ilgili. Amerikan projesinin ifade ettiği
üzere hali hazırdaki Arap dili, Arap olmayanlarla ilişki kurmayı
engelleyen
dini eğilimler ve ilkeler taşımakta. Ayrıca dil, ABD ve İsrail'in
Araplara iğrenti duymasının temel etkeni bu, projeye göre.
Atatürk projesi ve onun Türkiye'deki Arapçaya yönelik icraatı ile oğul
Bush'un projesi ve onun projede geçtiği üzere hedeflenen uygulamaları
arasındaki benzerlik şaşkınlık yaratmakta. Bu makaleyi Ahbar El Haliç
aracılığıyla Arap okuyucu ve dünyadaki Arapça okuyanların önüne koymak
istedik.
1) Atatürk'ün projesi 'bizler Batı'nın uygar bütün silahlarının alınması
gereğini kabul etmekteyiz. Doğu'nun âdetlerini, dilini ve harflerini
aldıktan sonra, bunlardan (geriye gitmek, âdet ve ahlakımızda birbiri
ardına gelen bozulmalar dışında) hiç istifade edemedik. Bu yüzden Arap
harflerini atmalı ve Latin harfleriyle değiştirmeliyiz. Böylelikle
kalkınmamızı ve gelişmemizi garantiye alabilir, dilimizi düşmekten
kurtarır, dünyaya yayabilir ve dil vasıtasıyla terakki ve uygarlaşmayı
sağlayabiliriz' şeklindedir. (Atatürk, Mısır Hilal dergisi, Mart 1925)
Türk dili Osmanlıca, Arapça kelimeler, terimler, dini, İslami ve Arapça
ıstılahlarla doluydu. Türk lider, projesini -Türkiye'yi uygarlık,
medeniyet ve sanat açısından Batı'ya yaklaştırmak için- Arapçadan
Latinceye bir 'harf inkılabı' olarak sundu. Dilin ve edebiyatın
geliştirilmesi, ders olarak bütün lise ve üniversitelere konması, dilin
taşıdığı dini-İslami eğilim ve ilkelerden arındırılması Atatürk'ün
hedeflerindendi. Dolayısıyla bu dil, Türk liderin öngördüğü ve
anayasanın iptal edilemez ve iptali dahi önerilemez ayrılmaz bir parçası
haline gelen
laiklik ilkesiyle uyuşmamaktaydı. Modern Türkiye'nin kurucusunun dili
geliştirmek için koyduğu yeni yöntem, reform hareketlerini, özgürlük ve
demokrasinin uygulanmasına yönelik çalışmaları başlatmak amacıyla Arap
harflerini kaldırarak start vermekti.
Atatürk, Türklerin Müslüman oluşundan bu yana kurulu olan geleneksel
şekillerden dili kurtarmak istedi ve Türklerin dilin gelişimindeki bu
büyük devrimi kabul etmeyi istedikleri noktasında ısrarcı oldu.
Türklerin babası projesinde başarılı oldu ve bu yüzden bazı tarihçiler
onu sadece modern Türkiye'nin değil aynı zamanda çağdaş Türk dilinin de
kurucusu olarak gördü. Harf devrimi sadece Türkiye'de değil İran, Mısır
ve Lübnan'da da etkili oldu ve iş Lübnanlılardan birinin şiir divanını
Latin harfleriyle Arapça yayımlamasına kadar vardı. Hatta aynı şey
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla yaşandı.
Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazandıkları zaman
bütün siyasi konularda Atatürk'ün yöntemini izlediler. Bu cumhuriyetler
Türk modeli laikliği, Türkçe yazımında Latin harflerini aldıklarını
açıkladılar ve hepsi de Türk Latin harflerini örnek almakta, Atatürk'ü
model veya yüksek ideal olarak almakta hemfikir oldular. Orta Asya'daki
bu İslam ülkeleri Türkiye için 'büyük kardeş' tabirini kullandılar.
2) Başkan Bush'un projesi ise 'Büyük Ortadoğu Projesi, Arap harflerinin
Arap kültürünün modernleştirilmesi adı altında Latin harfleriyle
değiştirilmesini hedeflemektedir ve bu proje Arap dili ile diğer diller
arasında ortak dil ve üstün anlayışı gerçekleştirmeyi hedefleyen
bölgedeki reform planının bir parçası olarak görülmektedir.' (Büyük
Ortadoğu Projesi, Haziran 2004) Başkan Bush'un Arap dilini
modernleştirme projesi düşüncesinin önde gelen noktalarının aşağıdaki
kapsam içine alınması mümkün:
Arapçanın geliştirilmesi ve klasik formatından kurtarılması gerekli.
Projeye göre Arapça konuşanlar Avrupa dillerinin daha kolay olduğunda
hemfikir. Arap dilinin geliştirilmesi için 600 araştırma yapılmış ve
ilgili bilimsel araştırma Arapçanın İngilizceyle buluşmasının zorluğunun
Araplara yönelik Amerikan ve İsrail iğrentisinin temel etkeni olduğu
şeklinde sonuçlanmış. Bu projenin temel hedefi Arapçanın bütün lise ve
üniversitelerdeki eğitimini geliştirmek. Yöntemleri dini eğilimler
taşıyan Arapça, Arap olmayanlarla -proje Amerikalıları ve genel olarak
Avrupalıları kast ediyor- ilişkiler yapılandırmaya pek uymamakta. Lise
ve üniversite öğrencilerinin dillerinin yazımında yeni bir yöntem
öğrenmeleri ve Arap harflerinin değiştirilmesi Arap dilinin gelişim
süreçlerinden biri sadece. Bush'un projesinin en önemli ifadelerinden
birisi de 'Araplar ve Müslümanlar Arap dilinin, harflerinin ve
formatının gelişimindeki bu büyük devrimi kabul etmeyi istiyorlar'
ifadesidir.
Arap milleti kaybolacak
Bu anlatılanlardan sonra sonuç gayet açık. Oğul Bush gözlerini Büyük
Ortadoğu Projesi'ndeki Arap dilinin gelişimi konusuna ve Atatürk
deneyimine dikti. Fikirler ve hedefler aynı. Tarihi bir zorunluluk
olarak aynı sonuçlara ulaşacak.
Acaba oğul Bush'un modern Arap dilinin kurucusu olduğunu ifade
edeceğimiz gün gelecek mi?
Her halükârda oğul Bush'un projesi tarihi Arap dilinin gelişimiyle
ilgili olarak aşağıdaki şekillerde sonuçlanacak: Güzel Arapçamız,
harfleri ve güzel Arap hattı kaybolacak, Arap milleti dili üzerine
kurulu olan kimliğini, övünülecek kültürel tarihini yitirecek ve şu anki
Araplarla geçmişleri arasındaki bağlantı kesilecek. En fazla iki nesil
sonrası Arap milleti kaybolacak, Arap ve İslam kültürüyle bağlantı
yılının 2064 olarak konulması mümkün olacak. Bir sonraki nesil İslam ve
İslam'ın taşıdığı edebi, dini, uygar, fikri ve fenni kültür bir yana
Arap şair Mütenebbi'yi hatta Nizar Kappani'yi dahi tanıyamayacak
kesinlikle. Acaba hepimizin şöyle dua etmesi mümkün mü: Allah'ım Arap
milletini, Arap dilini ve Arapça indirdiğin Kuran'ın dilini koru.
(Dr.
MUHAMMED HARB: Bahreyn'de yayımlanan Ahbar El Haliç gazetesi, 7 Haziran
2004, Türkiye uzmanı Mısırlı akademisyen)
|
 |
|