|

Medya ve Parti Enflasyonu
Sefer TURAN
/ 22.06.2004 / RADİKAL
Irak'ta
bugün 400 parti ve 150 gazetenin olduğu tahmin ediliyor. Denetim
olmadığı için kesin bir sayı yok. Partilerin büyük bölümü tabela
partisi. İki-üç tanesi hariç gazetelerin tirajı da düşük
Saddam Hüseyin dönemi Irak'ta 'tek partili' dönemdi. Saddam
liderliğindeki
'Arap Sosyalist Baas Partisi' ülkede her şeydi. Baas'tan başka
partilerin faaliyetine izin yoktu. Kimsenin siyasal görüşlerini ifade
etme özgürlüğü yoktu. Yani kimse konuşamazdı. Örneğin Dava Partisi veya
Komünist Partisi gibi partilere üyeliğin cezası, ölümdü. Dolayısıyla
Irak halkı uzun yıllar siyasal çoğulculuktan mahrum yaşadı. O dönemde,
seçimler de göstermelikti.
Hatta Amerikalıların işgalinden önce Saddam için yapılan son referandumu
izlemeye gittiğimde sandık başında oy kullanan herkes, açıktan Saddam'a
'Evet' demişti. Sonuçlar açıklandığında, Saddam'a yüzde 100 'evet' oyu
çıkmıştı. Irak'ın işgalinden 1.5 ay sonra gittiğimde Bağdat'ı, çok
farklı bulmuştum. Siyasal hayat öylesine değişmişti ki her gün yeni bir
siyasal partinin adı duyuluyordu. O günlerde kuruluşu ilan edilen
siyasal parti sayısı 100 kadardı. Her köşe başında, her binanın bir
katında siyasi bir partinin levhası vardı. Bir anda mantar gibi partiler
kuruldu.
Üç üyeli partiler var
Bugün Irak'ta ki siyasi parti sayısının 400 olduğu tahmin ediliyor!
Elbette bu partilerin büyük kısmı tabela partileri. Hatta Iraklılar
arasında şöyle bir espri de yapılıyor: Üç kişi bir araya gelince,
yapacak başka bir şey olmadığı için, 'Ne yapalım' diye sohbet ederken en
kolay şeyi yapmaya karar veriyorlar ve siyasi parti kuruyorlar. Nitekim
çok sayıda partinin üye sayısı üç ile beş kişi arasında değişiyor! Çünkü
otoritenin olmadığı ülkede parti kurmak için hiçbir kural yok! Herhangi
bir binanın kapısına, balkonuna '... Partisi' levhasını astığınızda
partiniz kurulmuş oluyor. Ne tüzük, ne içişleri bakanlığının onayı!
Hatta ne de lider sorunu! En fazla kurulan partiler de demokratik
partiler!
'Demokrat Partisi', 'Demokratik Birlik', 'Demokratlar Hareketi',
'Demokrasi Yanlıları', 'Demokrasi Federasyonu' vs...
Bu partilerden biri de Adalet ve Kalkınma Partisi. Amblemi, hurma dalı!
Partinin, ilkelerinin yayımlandığı internet sitesi en son 2003 Mart
ayında gücellenmiş!
Etnik kökene göre kurulmuş partiler de var. Örneğin 'Asuriler Ulusal
Partisi' ve 'Asuri Demokrat Hareketi' gibi. Yani kısaca eskiden herkes
susuyordu, şimdi herkes konuşuyor! Tabii bunlara ek olarak Irak'ta
tabanı olan geniş halk kitlelerinden destek bulan partileri de söylemek
gerekiyor. Siyasal alandaki bu kontrolsüz durum medya alanına da
yansıyor. Çünkü kurulan her parti gücü oranında kendini topluma
tanıtmak, siyasal eğilimini toplumla paylaşmak zorunda hissediyor
kendini. Durum böyle olunca siyasal parti alanındaki enflasyon medyaya
da yansıyor. Bugün özelikle güçlü siyasi partilerin her birinin
gazetesi, radyosu var ve televizyon sahibi de olmaya çalışıyorlar.
Gazete çıkarmanın da herhangi bir kuralı yok. Tek kural var o da
ekonomik güç. Parası olan istediği gazeteyi yayımlayabiliyor. Üstelik
herhangi bir izne veya sansüre de tabi değil. Bugün Irak'ta günlük,
haftalık ve aylık periyotla yayımlanan 200 gazete ve dergi olduğu tahmin
ediliyor. 'Tahmin ediliyor' diyoruz çünkü gazete bayilerine uğrayan
kimse, her gün bir yeni yayınla karşılaşabiliyor. Ve dün gördüğü
gazetenin yayın hayatına son verdiğini öğrenebiliyor!
Her şeye rağmen günlük gazete sayısının 150 olduğu sanılıyor. Ancak bu
rakamın büyük kısmı, 'ciddi' değil. Halkın rağbet gösterdiği gazete
sayısı çok az . Örneğin işgal güçlerince yayımlanan 'Sabah', bağımsız
'Zaman',
'Meşrık' ve Sabah'tan ayrılan ekibin çıkardığı 'Yeni Sabah' en fazla
satan gazeteler.
Savaş sonrası yayın hayatına atılan gazetelerin en göze çarpanı işgal
güçlerinin yayımlattığı Sabah gazetesi oldu. Bağdat'ta yayınlanan Sabah,
Pentagon tarafından finans edilen SAIC tarafından yayımlandı. İlk yayın
yönetmeni Iraklı bir gazeteci, İsmail Zayir idi. Ancak Zayir bir süre
sonra 'işgal güçlerinin kendisine baskı yaptığını' söyleyerek geçen
mayıs ayında ekibiyle birlikte istifa etti. Maruz kaldığı baskılara
örnek olarak şu örneği veriyor: Amerikalı bir general gazete merkezini
ziyaret etmiş ve Irak 'ta öldürülen Amerikan askerlerinin isim ve
fotoğraflarının yayımlanmamasını istemiş! Durum böyle olunca daha fazla
dayanamayarak istifasını sunmuş. İstifadan önce Sabah'ın tirajı 75 bin
idi. Ekibin istifasından sonra bu rakam 40 bine düştü. İsmail Zayir ise
ekibiyle başka bir gazeteyi, 'Yeni Sabah'ı çıkarmaya başladı. 'Yeni
Sabah' şu anda 20 bin satıyor!
Tabii bunlara ek olarak siyasi partilerin kendi yayın organları da var.
Örneğin Talabani'nin 'İttihad' ve Barzani'nin 'Teahi' gazeteleri gibi.
Bu iki gazete Arapça yayımlanıyor. Ayrıca bu iki partinin televizyon ve
radyoları da bulunuyor. Bunlar genel olarak Kürtçe, ancak bazı zaman
diliminde ise Arapça yayın yapıyor. İçerik olarak ise 'Irak'ın değil
Kürt bölgesinin sorunlarını önceliyor.
500 satan gazete
Ancak siyasi partilerin yayın organları konumundaki gazetelere pek fazla
ilgi yok. Örneğin Adnan Paçacı'nın 'Nahda' gazetesinin tirajı 750,
Başbakan İyad Allavi'nin Ulusal Uzlaşma Parti'sinin yayın organı
'Bağdat' gazetesinin traji ise sadece 500. Bunun dışında Irak'taki güçlü
Sünni ve Şii gurupların kendi gazete ve radyoları da var. Bunların her
biri bağımsız bir yayın organı olarak haber vermek yerine etnik
propaganda yapıyor.
Irak'ta internet sitelerinin ise daha canlı olduğunu söyleyebiliriz. Her
dini, siyasi ve etnik gurubun birden fazla internet sitesi var.
Özellikle de Şii din adamlarının siteleri çok aktif. En aktif sitelerin
haber siteleri ve 'direnişçiler'in siteleri olduğunu tahmin etmek zor
değil. Haber siteleri kendilerini sürekli güncelliyor. Dolayısıyla
izlenebilir siteler konumunda. Şartlar gereği direnişçiler de kendini
internetten ifade ediyor. Bugün Iraklı direnişçilerin internette pek çok
sitesi var. İşgal güçlerine karşı düzenlenen operasyonlara, fotoğraflara
bu sitelerde geniş yer veriliyor. Fellucelilerin 'al anbar' sitesi çok
aktif. Site hem haber veriyor, hem de direnişi destekleyenler için bir
tartışma platformu görevi görüyor. Özetle; Irak'ta şimdi herkes
konuşuyor. Hem de yüksek sesle!
|
 |
|