|

İyi
Taliban
Kötü Taliban
Latif Pedram
www.zeit.de/afghanistan_lemonde, 15.07.2005
Çev: Kamil Cengiz
Birçok
Afganlı ülkelerindeki demokratik sürecin nasıl övüldüğünü duyduklarında
gülmekten kendilerini alamıyorlar. Afganistan uyuşturucu sarhoşluğu
içinde batıyor. Ve birkaç aydan beri belirli eski güçlü Taliban'lar
sokakta resmen tekrar gözükmekteler - onlar Amerikalılara göre 'iyi'
Talibanlar.
Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Mart ayında ülkemi ziyaret
ettiğinde burada gerçekleştiği sanılan demokratik süreci takdir etmiş ve
burayı bölgedeki diğer ülkeler için örnek olarak övmüştü. Onun sözleri
birden çok Afganlıyı kahkahaya boğmuştu.
Daha 1 Ekim 2004 tarihinde New York Times bir ma-kalesinde, George W.
Bush ve hükümetinin üyelerinin demokrasinin ilerleme hareketini tasvir
etmek için 10,5 milyon seçmenden bahsetmeleri insanları şaşırtmıştı.
Gazete şunları yazmıştı: 'Onlar kamuoyunda bilinmeyen, muhabirler
tarafından gündeme geti-rilmeyen bir duruma dayanıyorlar, zira gerçek
seçmenlerin sayısı seçim listelerine kaydolanların çok çok üstünde.'
Ve kim Kabil'de sadece gizlice sürekli aktarılan Avrupalı seçim
komisyonunun sonuç raporunu bili-yor? Komisyon raporda Başkanlık
seçimlerinde aldatma ve sayısız düzensizlik ve usulsüzlük vakıalarını
toplamış.
Afganlılar Irak'ta olup bitenleri büyük bir ilgiyle izli-yorlar; onlar
Ebu Gureyb ve Guantanamo hakkında bilgilendiler. Ve onlar bu bilgileri
Amerikalıların Afganistan'da kurdukları hapishaneler ve tutuklu
kamplarıyla ilgili sızan diğer bilgilerle birleştiriyorlar.
Bugün kaç Afganlı tutuklu bulunmaktadır?
Kaç tanesine orada işkence ve eziyet ediliyor?
Ne hükümet dairelerinin ne de insan hakları organi-zasyonlarının bu
Amerikan ordusu tarafından denetlenen bölgelere girme hakkı bulunuyor.
Bu ülkenin yerlileri olarak bizim sadece kısmi bilgilerimiz mevcut: İki
kişi çok ağır sorgulamalar sonucunda öldü; nihai olarak masum olduğu
anlaşılan bir kişi, 100 dolar tazminatla askeri üs Bagram'dan serbest
bırakıldı. Duyduklarımız bunlar.
ABD ve müttefiki İngiltere'nin önceliklerinden birisinin uyuşturucu
kaçakçılığıyla mücadele oldu-ğunu söyleyen Amerikan Dışişleri Bakanına
şu an uyuşturucu sarhoşluğu içinde batan Afganistan'ın durumunu göz
önüne aldığımızda nasıl inanabiliriz ?
BM verilerine göre Afganistan dünya çapında üretilen afyonun yüzde
87'sini üretti. Uyuşturucu ticaretiyle ülkeye giren para resmi gelişim
yardımıyla gelen paradan daha fazla. Daha kötüsü var: Sayısız devlet
memuru ve onların yakınları - bunların arasında Başbakanın genç kardeşi
de var- bu karlı uyuşturucu ticaretine karışmış durumdalar.
Fakat Afganlıların Amerikalıların sözlerine inanmamak için daha çok
sebepleri var. Artık ABD'nin şemsiyesi altında yeni hükümetin
kurulmasından hemen sonra Taliban'ın mevki sahibi üyeleriyle gizli
görüşmelerin başlatıldığı açık bir sır. Birkaç aydan beri Afganlılar
belirli eski Taliban büyüklerinin Kabil'deki caddelerde görünmeye
başladıklarını müşahede edi-yorlar -mesela eski Taliban Dışişleri Bakanı
Vekil Ah-med Mütevekkil, kendisi Kabil stadyumundaki kamuya açık
idamları savunduğu için meşhur olmuştu.
Ya da Molla Dadallah (eski Savunma Bakanı), Molla Hassar (Taliban gizli
servisinin eski sorumlularından birisi), Molla Raketti (nam-ı diğer
'Komutan Roket') ve diğerleri. Onların hepsi ülkemin trajedisinde
sorumluydular. Onlardan bazıları şimdi Eylül'deki meclis seçimleri için
adaylıklarını koydular.
Bugün, zamanında Karzai hükümeti ve Amerikan yöneticisinin Afganistan'a
varış münasebetiyle yaptıkları ve 'iyi' ve 'kötü' Taliban'dan
bahsettikleri o gülünç konuşmalarının anlamını daha iyi idrak ediyoruz.
Bu şartlar altında Afganlılar, yabancı silahlı kuvvetlerin eğer 'iyi'
Talibanları iktidar mevkilerine geri getirmeye hazırlıyorlarsa ülkede ne
işleri var diye kendilerine soruyorlar.
Bu iyi kişiler ne için iyiler? Komşu ülkelerde muh-temel faaliyetler
için mi? Onlar vatandaşları terörize etmeye devam edebilirler mi, ki bu
durum onların eskinden hakim oldukları bölgelerdeki insanların neden
silahlarını verme konusunda direnmelerini açıklar.
BM misyonu silahlıların gelecek seçimler için tehlike oluşturmaları
dolayısıyla bir taraftan alarm çanları çalarken diğer taraftan
'silahsızlandırma aşaması'nın başarısı için kendi kendini takdir ederse
'emniyet' ve 'demokratik istikrar' hakkında nasıl sevinelim?
Emniyet şartları bir seneden beri günden güne kötüleşiyor. 'Kötü'
Talibanlar yine harekete geçiyorlar. Ülkenin doğusu veya güneydoğusunda
bir çatışma olmaksızın hiçbir gün geçmiyor. Savaş aslında halen devam
ediyor, zaten bitmedi de, bu savaş işgalci konumuna çıkan Amerikan
kurtarıcılarına karşı da devam ediyor. Taliban olmayan başka kuvvetler
de teşekkül ediyor.
Guantanamo'da Kur'an'a karşı yapılan saldırılardan sonra yapılan
yürüyüşler ve bu gösterilerde atılan anti-Amerikan sloganlar Taliban
sorunu ve 'teröre karşı savaş'ın ötesine taşan yeni gelişmelerin
işaretleridir.
Halkın arasında hoşnutsuzluk yayılıyor. Sadece Ka-bil'de yolculuk yapmak
bile çepeçevre kuşatılmışlık duygusunu tatmak için yeterli.
Tepeden tırnağa silahla donatılmış Amerikan ordusunun mevcudiyeti, her
yerde hazır olan tanklar ve dikenli tel engelleri, sivil trafik için
yasak olan cadde-ler, halkın gözetlenmesi ve kontrol edilmesi gözler
önünde. Ve korkunç hatalar (en sonuncusu 1 Temmuz'da, ülkenin doğusunda
Kunar'da öldürülen 17 sivil) ve cezalardan muafiyet tadan askerler.
Şehir fakir ve dilencilerle, sadaka arayışındaki dullar, gencecik seyyar
satıcılar ve ayakkabı boyacılarıyla dolup taşmaktadır. Pakistan'daki
mülteci kamplarından geri gelenler ise iki kıştan beri yardım çadırları
içinde yaşamaktadırlar. Birkaç zengin hariç, hiç kim-senin şehirde
elektrik ve akan suyu yok; işsizlik ve yoksulluğun refikleri uyuşturucu
bağımlılığı ve fuhuş ortalığı kırıp geçmektedir.
Ve buna rağmen yine de sözde milyarlarca dolar insani yardım ve gelişme
projeleri için havale edilmiş. Yabancı işadamları cipleriyle caddelerde
görünmektedirler. İnsani yardım topluluğunun çalışma gurubu, gelişme
konuşmaları ve koordinasyon için toplantılar düzenlemediği tek bir gün
geçmiyor. 2400'den fazla uluslararası ve Afgan hükümetinden olmayan
organizasyonlar bölgede bulunmaktadırlar. Onlar parayı idare edip
gelişim yardımlarını projelere yatırıyorlar. Büyük para babalarının
politikası bu müzakere partnerlerini devletin yapılarının aleyhine
tercih etmekte yatıyor, zira bunlar güvenilir olarak addedilmiyorlar.
Devlet mi? Mevcut olmadığı için vatandaşlar gündelik sorunlarıyla kime
başvuracaklarını bilmiyorlar: Semtin silahlı gangster şefi, uyuşturucu
baronu, NGO'nun bir temsilcisine ya da yine de bir Amerikan askerine mi
?
Kısa bir zaman önce Başbakan Karzai ile Başkan Bush arasında 'strajik
ortaklık' kararlaştırıldı. Bu Afganistan'daki Amerikan projelerine
hizmet edecekmiş: Petrol akımının kontrolü, İran, Çin ve Orta Asya'ya
yakın devamlı üslerin inşa edilmesi. Şimdiden bile İran'dan 40 km.
uzaktaki Herat'a yakın Şendan'da bir üs bulunmaktadır. Başka iki tane
Kandahar ve Bagram'da bulunmaktadır. Ve yine başka, gizli tutulan
kuruluşlar var; Çin sınırına yakın Pamir'den ve Bamiyan bölgesinden
bahsediliyor. Anlaşma Başbakan Karzai tarafından konuyla ilgili görüş
bildirecek bir Meclisin seçilmesinden önce imzalandı. Bu mu Dışişleri
Bakanı Rice'ın bahsettiği demokrasi? Afganlı halk gurupları çeyrek asır
savaştan sonra, ülkelerinin gelecekteki gerilimlerin boşaltıldığı bir
ülke konumuna gelmesine razılar mı ? Ben bu senaryoyu reddedi-yorum.
Yazar Latif Pedram Taliban, tarafından yıkılmadan önce Baglan
Kütüphanesi'nin direktörüydü. |