Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 320 | Ağustos  2005

                   

 

 


İyi Taliban
Kötü Taliban
 

 

Latif Pedram

www.zeit.de/afghanistan_lemonde, 15.07.2005

Çev: Kamil Cengiz

Birçok Afganlı ülkelerindeki demokratik sürecin nasıl övüldüğünü duyduklarında gülmekten kendilerini alamıyorlar. Afganistan uyuşturucu sarhoşluğu içinde batıyor. Ve birkaç aydan beri belirli eski güçlü Taliban'lar sokakta resmen tekrar gözükmekteler - onlar Amerikalılara göre 'iyi' Talibanlar.

Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Mart ayında ülkemi ziyaret ettiğinde burada gerçekleştiği sanılan demokratik süreci takdir etmiş ve burayı bölgedeki diğer ülkeler için örnek olarak övmüştü. Onun sözleri birden çok Afganlıyı kahkahaya boğmuştu.

Daha 1 Ekim 2004 tarihinde New York Times bir ma-kalesinde, George W. Bush ve hükümetinin üyelerinin demokrasinin ilerleme hareketini tasvir etmek için 10,5 milyon seçmenden bahsetmeleri insanları şaşırtmıştı. Gazete şunları yazmıştı: 'Onlar kamuoyunda bilinmeyen, muhabirler tarafından gündeme geti-rilmeyen bir duruma dayanıyorlar, zira gerçek seçmenlerin sayısı seçim listelerine kaydolanların çok çok üstünde.'

Ve kim Kabil'de sadece gizlice sürekli aktarılan Avrupalı seçim komisyonunun sonuç raporunu bili-yor? Komisyon raporda Başkanlık seçimlerinde aldatma ve sayısız düzensizlik ve usulsüzlük vakıalarını toplamış.

Afganlılar Irak'ta olup bitenleri büyük bir ilgiyle izli-yorlar; onlar Ebu Gureyb ve Guantanamo hakkında bilgilendiler. Ve onlar bu bilgileri Amerikalıların Afganistan'da kurdukları hapishaneler ve tutuklu kamplarıyla ilgili sızan diğer bilgilerle birleştiriyorlar.
Bugün kaç Afganlı tutuklu bulunmaktadır?
Kaç tanesine orada işkence ve eziyet ediliyor?

Ne hükümet dairelerinin ne de insan hakları organi-zasyonlarının bu Amerikan ordusu tarafından denetlenen bölgelere girme hakkı bulunuyor. Bu ülkenin yerlileri olarak bizim sadece kısmi bilgilerimiz mevcut: İki kişi çok ağır sorgulamalar sonucunda öldü; nihai olarak masum olduğu anlaşılan bir kişi, 100 dolar tazminatla askeri üs Bagram'dan serbest bırakıldı. Duyduklarımız bunlar.

ABD ve müttefiki İngiltere'nin önceliklerinden birisinin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele oldu-ğunu söyleyen Amerikan Dışişleri Bakanına şu an uyuşturucu sarhoşluğu içinde batan Afganistan'ın durumunu göz önüne aldığımızda nasıl inanabiliriz ?

BM verilerine göre Afganistan dünya çapında üretilen afyonun yüzde 87'sini üretti. Uyuşturucu ticaretiyle ülkeye giren para resmi gelişim yardımıyla gelen paradan daha fazla. Daha kötüsü var: Sayısız devlet memuru ve onların yakınları - bunların arasında Başbakanın genç kardeşi de var- bu karlı uyuşturucu ticaretine karışmış durumdalar.

Fakat Afganlıların Amerikalıların sözlerine inanmamak için daha çok sebepleri var. Artık ABD'nin şemsiyesi altında yeni hükümetin kurulmasından hemen sonra Taliban'ın mevki sahibi üyeleriyle gizli görüşmelerin başlatıldığı açık bir sır. Birkaç aydan beri Afganlılar belirli eski Taliban büyüklerinin Kabil'deki caddelerde görünmeye başladıklarını müşahede edi-yorlar -mesela eski Taliban Dışişleri Bakanı Vekil Ah-med Mütevekkil, kendisi Kabil stadyumundaki kamuya açık idamları savunduğu için meşhur olmuştu.

Ya da Molla Dadallah (eski Savunma Bakanı), Molla Hassar (Taliban gizli servisinin eski sorumlularından birisi), Molla Raketti (nam-ı diğer 'Komutan Roket') ve diğerleri. Onların hepsi ülkemin trajedisinde sorumluydular. Onlardan bazıları şimdi Eylül'deki meclis seçimleri için adaylıklarını koydular.

Bugün, zamanında Karzai hükümeti ve Amerikan yöneticisinin Afganistan'a varış münasebetiyle yaptıkları ve 'iyi' ve 'kötü' Taliban'dan bahsettikleri o gülünç konuşmalarının anlamını daha iyi idrak ediyoruz.

Bu şartlar altında Afganlılar, yabancı silahlı kuvvetlerin eğer 'iyi' Talibanları iktidar mevkilerine geri getirmeye hazırlıyorlarsa ülkede ne işleri var diye kendilerine soruyorlar.

Bu iyi kişiler ne için iyiler? Komşu ülkelerde muh-temel faaliyetler için mi? Onlar vatandaşları terörize etmeye devam edebilirler mi, ki bu durum onların eskinden hakim oldukları bölgelerdeki insanların neden silahlarını verme konusunda direnmelerini açıklar.

BM misyonu silahlıların gelecek seçimler için tehlike oluşturmaları dolayısıyla bir taraftan alarm çanları çalarken diğer taraftan 'silahsızlandırma aşaması'nın başarısı için kendi kendini takdir ederse 'emniyet' ve 'demokratik istikrar' hakkında nasıl sevinelim?

Emniyet şartları bir seneden beri günden güne kötüleşiyor. 'Kötü' Talibanlar yine harekete geçiyorlar. Ülkenin doğusu veya güneydoğusunda bir çatışma olmaksızın hiçbir gün geçmiyor. Savaş aslında halen devam ediyor, zaten bitmedi de, bu savaş işgalci konumuna çıkan Amerikan kurtarıcılarına karşı da devam ediyor. Taliban olmayan başka kuvvetler de teşekkül ediyor.

Guantanamo'da Kur'an'a karşı yapılan saldırılardan sonra yapılan yürüyüşler ve bu gösterilerde atılan anti-Amerikan sloganlar Taliban sorunu ve 'teröre karşı savaş'ın ötesine taşan yeni gelişmelerin işaretleridir.

Halkın arasında hoşnutsuzluk yayılıyor. Sadece Ka-bil'de yolculuk yapmak bile çepeçevre kuşatılmışlık duygusunu tatmak için yeterli.

Tepeden tırnağa silahla donatılmış Amerikan ordusunun mevcudiyeti, her yerde hazır olan tanklar ve dikenli tel engelleri, sivil trafik için yasak olan cadde-ler, halkın gözetlenmesi ve kontrol edilmesi gözler önünde. Ve korkunç hatalar (en sonuncusu 1 Temmuz'da, ülkenin doğusunda Kunar'da öldürülen 17 sivil) ve cezalardan muafiyet tadan askerler.
Şehir fakir ve dilencilerle, sadaka arayışındaki dullar, gencecik seyyar satıcılar ve ayakkabı boyacılarıyla dolup taşmaktadır. Pakistan'daki mülteci kamplarından geri gelenler ise iki kıştan beri yardım çadırları içinde yaşamaktadırlar. Birkaç zengin hariç, hiç kim-senin şehirde elektrik ve akan suyu yok; işsizlik ve yoksulluğun refikleri uyuşturucu bağımlılığı ve fuhuş ortalığı kırıp geçmektedir.

Ve buna rağmen yine de sözde milyarlarca dolar insani yardım ve gelişme projeleri için havale edilmiş. Yabancı işadamları cipleriyle caddelerde görünmektedirler. İnsani yardım topluluğunun çalışma gurubu, gelişme konuşmaları ve koordinasyon için toplantılar düzenlemediği tek bir gün geçmiyor. 2400'den fazla uluslararası ve Afgan hükümetinden olmayan organizasyonlar bölgede bulunmaktadırlar. Onlar parayı idare edip gelişim yardımlarını projelere yatırıyorlar. Büyük para babalarının politikası bu müzakere partnerlerini devletin yapılarının aleyhine tercih etmekte yatıyor, zira bunlar güvenilir olarak addedilmiyorlar. Devlet mi? Mevcut olmadığı için vatandaşlar gündelik sorunlarıyla kime başvuracaklarını bilmiyorlar: Semtin silahlı gangster şefi, uyuşturucu baronu, NGO'nun bir temsilcisine ya da yine de bir Amerikan askerine mi ?

Kısa bir zaman önce Başbakan Karzai ile Başkan Bush arasında 'strajik ortaklık' kararlaştırıldı. Bu Afganistan'daki Amerikan projelerine hizmet edecekmiş: Petrol akımının kontrolü, İran, Çin ve Orta Asya'ya yakın devamlı üslerin inşa edilmesi. Şimdiden bile İran'dan 40 km. uzaktaki Herat'a yakın Şendan'da bir üs bulunmaktadır. Başka iki tane Kandahar ve Bagram'da bulunmaktadır. Ve yine başka, gizli tutulan kuruluşlar var; Çin sınırına yakın Pamir'den ve Bamiyan bölgesinden bahsediliyor. Anlaşma Başbakan Karzai tarafından konuyla ilgili görüş bildirecek bir Meclisin seçilmesinden önce imzalandı. Bu mu Dışişleri Bakanı Rice'ın bahsettiği demokrasi? Afganlı halk gurupları çeyrek asır savaştan sonra, ülkelerinin gelecekteki gerilimlerin boşaltıldığı bir ülke konumuna gelmesine razılar mı ? Ben bu senaryoyu reddedi-yorum.

Yazar Latif Pedram Taliban, tarafından yıkılmadan önce Baglan Kütüphanesi'nin direktörüydü.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...