|

Başka
Türlü Düşünmek
Umur Talu / 23.07.2005 / Sabah
Dünyanın
"terör"e nasıl bir cevabı olabilir?
Dünyanın "genel anlamda terör"e ortak bir cevabı olabilir mi?
Herkesin "kendine dair terör"ü içine koyacağı ortak bir havuz mümkün mü?
"Terörle mücadele" gerçekten terörle mücadele etmenin tek veya en iyi
yolu mudur?
"Terörle mücadele" yoğunlaştıkça, sadece bu eksende düşünüldükçe,
"terör"ün daha da artması ve dolayısıyla "terörle mücadele"nin de artmak
zorunda kalması tuhaf değil midir?
"Terörle mücadele", mesela, "teröristle mücadele" midir?
İstihbarat, teröristle, örgütüyle silahlı mücadele, yerel yahut
uluslararası işbirliği... vesaire.
Terörün lanetlenmesi, teröre karşı birleşilmesi, terörü hiçbir şeyin
mazur gösteremeyeceğinin bilinmesi ve bunun tekrarlanması, terörün
üstüne kararlılıkla gidileceğinin durmaksızın beyan edilmesi...
Hepsi tamam.
Hepsi tamam ama ne eksik?
Yani, ister manyak, ister cani, ister vahşi, ister şu bu olsun, bireysel
teröristi var etmenin ötesinde, terörü maalesef bir "mesaj" haline
getiren...
Mesajın ileticisi ve kendisi haline getiren ne?
Buna, belki "fanatizm" diyebilirsiniz; dinle, milliyetle açıklayabilir
yahut tek başına gözü dönmüşlükte karar kılabilirsiniz.
Epeyce "İslam'a özgü" yahut "her fanatizme özgü" de bulabilirsiniz.
Ama terör, bütün o cinayeti, katliamı, kör şiddeti, masumiyeti
önemsemeyen kin, nefret ve sinsiliği ile sadece "fanatik mesajı"nı
vermiyor.
"Bu dünyaya ve bugüne dair" bir şeyler de söylüyor.
İspanya'da onca masum insanın canını alan "terörist saldırı"nın
ardından, insanlar hem terörü kınıyor, hem bir ülkenin işgaline katılan
hükümeti indiriyor, yeni hükümet asker çekme kararı veriyorsa...
Söylemek istediğim bu: "Terör, sadece terör değil" dir. En azından,
bazen.
Yönteminin, o kahpe bombalarının, o katliamının, o kör intihar
eylemcilerinin vahşiliği, "teröristliği" aynen öyledir de, "mesaj"ın
kendisi sadece terör değildir; bazen.
Hiç birimiz, ben, siz... Londra'da o metroda, o otobüste, Mısır'da o
tatil beldelerinde o "masum kurbanlar" olmak istemeyiz.
O yüzden, hepimiz, ben, siz, kendimizi o "masum kurbanlar" gibi görür,
lanetleriz.
Dünyanın her tarafında böyle yaparız; sıradan insanlar olarak.
Ama sıradan insanlar olarak yapacağımız bir yanlış, tamamen, hiç sıradan
olmayan devletler gibi düşünmek, konuşmak ve öyle hissetmektir.
İnsan olmanın hissi ve "teröre karşı" vicdani öfkenin sesi, o
devletlerin koyduğu sınırlar, dayattığı gündemler, yaptığı ayrımcılıklar
ve derin ikiyüzlülüklerle tayin edilemez.
"Bir devletin başka bir yerdeki şiddeti" nin binlerce, onbinlerce
masumiyeti kurban etmesi ile orada boy atan "intikam ve terör arzusu"nun
kilometrelerce yol kat ederek, başka masum insanları başka topraklarda
kurban etmesi arasında nasıl bir seçim yapmalıyız!
İstenen türden bir seçim mi yapmalıyız? O resmi politikaların şiddeti
ile terörün şiddeti arasında bir yer...
Öyle bir yer, işte o yerde durabilmek, haykırabilmek lazım.
Orada ve burada!
Terörü "bir yandan mesaj" da olmaktan çıkaracak ve hakikaten "salt
terör" kılacak bir yer, belki. |