Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 324 | Aralık  2005

                   

 

 


Irak Petrolünü Kapmak

 

Harald Neuber

Telepolis, 29.11.2005

Çev.: Kamil Cengiz

Irak'lılara çok pahalıya patlayacak ve petrol şirketlerinin işine gelecek Irak petrolünün planlanan özelleştirilmesiyle ilgili bir raporun yazarlarından olan Greg Muttit ile bir söyleşi.

Önce işgalciler geldi, sonra petrol şirketleri. Irak bu arada çokuluslu enerji şirketleri için oldukça tehlikeli ve aynı zamanda çok karlı bir alan. İngiltere'de yeni yayınlanmış bir rapora göre şirketler yüzde 160 dolayında kar payları hesaplayabilirler. Bunun önşartı ise, devletin çok daha az kar edeceği kamusal-özel toplu üretimlerle ilgili özel anlaşmalardır. Birlikte üretimle (PSA, production sharing agreements) ilgili bu özel anlaşmalar ilk etapta Amerikan temsilcileri tarafından savunulmaktadır. Telepolis Greg Muttit ile konuştu. Kendisi Biritanyalı olup "Crude Design: The Rip-Off of Iraq Oil Wealth" isimli raporun baş yazarlarındandır.

“Irak tahminen 115 milyar varil petrol stoğuna ve bunun yanında henüz keşfedilmemiş bölgelerde ki kaynağa sahiptir. Aynı zamanda Irak'ın 110 trilyon metreküp doğal gaza sahip olduğu düşünülmektedir. Ülke, bölgesel anlamda ve petrol güvenliği açısından odak noktadadır.” (Amerikan Enerji Bakanlığı)

Telepolis: Irak'ın işgalinin başlangıcından bu yana anti-savaş-grupları 2003 yılının Mart ayının sonundaki saldırının gerçek sebeplerinin siyasi değil ekonomik olduğunu savunuyorlar: Asıl sebep Irak petrolüymüş. Siz bu tezi araştırmanızla belgeleyebildiniz mi?
Greg Muttit: Belli oranda tabiki, fakat daha önce de konuyla ilgili belgeler mevcuttu. İki saldırgan dev-letin, ABD ve Büyük Britanya, strateji dosyalarında tekrar tekrar Arap veya Fars Körfezi'ndeki petrol kaynaklarına yönelik ilgi açıklanmıştı. Irak'ta dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerinin % 10'u bulunmaktadır, komşu devletlerde -Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran- toplam % 40 civarında. Her ne kadar bir savaş kararı karmaşık da olsa, yani birden çok yönü gözönünde bulundursa da, çok belirleyici olan bir tane motivasyon durumu vardı: Birincisi, Irak rezervleri üzerinde kontrolü sağlamak, ikincisi, bütün petrol zengini olan bölgeye nüfuzlarını genişletmek.

Telepolis: Sizin araştırmanıza göre Irak'ın halk ekonomisi 74 ila 194 milyar amerikan doları kaybedecek, şayet çokuluslu petrol şirketleriyle işbirliği anlaşmaları imzalanırsa. Bu rakamlara nasıl ulaşıyorsunuz?
Greg Muttit: Araştırmamızın özünde birlikte üretim diye isimlendirilen anlaşmaları (PSA, production sharing agreements) mercek altına aldık. Bu anlaşma çeşidi özellikle ABD tarafından Irak petrol bakanlığı ile petrol şirketleri arasındaki iş anlaşmaları için savunulmaktadır. Önemli olan ilgili mukavelelerin henüz imzalanmamış olmasıdır. Eğer bu gerçekleşirse, konuyla ilgili kamuoyundaki her türlü tartışma anlamsız hale gelecek, çünkü PSA-anlaşmaları 40 yıllık süre ile geçerli olabiliyor.

Irak'da PSA'ların imzalanacağı açığa çıktığında, bu anlaşmaların diğer devletlerde yapılmış olanlarını inceledik ve şartları Irak'daki duruma uyarladık. Çeşitli ülkelerdeki veriler ve Bağdat'daki petrol bakanlığının verdiği bilgilerle devlet ve şirketlerin muhtemel karlarını tesbit edebilmek için bir hesaplama yaptık. 74 ila 194 milyar dolar marjı özel şirketlerin şimdiye kadar ilgi gösterdikleri 12 tane petrol alanıyla ilgilidir.
Tespitlerimizde elbette bir dizi tahminler yürüttük, fakat bu noktaları raporda açıkladık. Bu cümleden olarak gelecek 30 senede bir varil petrolün dünya piyasa fiyatının ortalama 40 amerikan doları olacağını varsaydık. Temelde şu geçerli: fiyat ne kadar yüksek olursa, o nisbette Irak devletinin kaybı olacak.

Telepolis: O halde Irak petrolünden kim kar elde eder?
Greg Muttit: Bizim hesaplarımıza göre çokuluslu petrol şirketleri yüzde 40 ila yüzde 160 civarında kar bekleyebilirler - bunlar her şirket için baş dönüdürücü gelişmeler. Kıyas edecek olursak: petrol şirketleri gerekli kar sınırını % 12'de tutuyorlar. Gelir bunun üzerinde ise iş karlıdır. Hedeflenen ise yüzde 15 ila yüzde 18, yüzde 20 ise zirve kabul ediliyor. Demek ki Irak'daki kar beklentileri muazzam - aynı zamanda Irak halkının kayıpları da.

Telepolis: Fakat Devlet ile özel yatırımcılar arasındaki küresel enerji işbirlikleri adetten değil mi? PSA-işlerinin bunlardan farkı nedir?
Greg Muttit: Şimdi bütün petrol şirketleri size bu tür anlaşmaların yaygın olduğunu söyler. Uluslararası Enerji Dairesi'nin verilerine göre PSA'lar küresel petrol işlerinde sadece % 12'yi teşkil ediyor. Gerçekte PSA'lar istisnasız küçük petrol rezervlerine sahip olan devletler tarafından, bunun dışında, çıkarılması, okyanuslardaki petrol alanlarında olduğu gibi, büyük bir ticari riski içinde barındıran, zor ulaşılabilecek petrole sahip olanlar tarafından imzalanmaktadırlar. Böyle durumlarda özel partnerlerin lehindeki eşit olmayan kar payı dağılımı haklıdır da. Dünya çapındaki en büyük yedi petrol devleti arasında şimdiye kadar sadece bir tanesi PSA imzaladı. Şu an kanıtlanmış petrol rezervleriyle yedinci sırada yer alan Rusya bu anlaşmalardan üç tane imzaladı. Bu Sovyetler Birli-ği'nin yıkılmasının hemen akabinde olmuştu. Bu durum bugüne kadar devlet aleyhine oldukça büyük şartlar taşımasından dolayı tartışmalar oluşturmaktadır. O günden bu yana Moskova bu tip anlaşmalar imzalamadı, her ne kadar bunlardan iki tanesi denizdeki riskli alanlar için geçerli olsa bile. Irak çok kolay bir şekilde elde edilebilecek dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerine sahip. PSA'ların Bağdat için asla bir anlamı yoktur.

Telepolis: 1970'den itibaren Irak'ta petrolün özelleştirilmesi yasaktı. Ekim'den beri yeni bir anayasa yürürlükte. Yeni anayasada petrolün sadece Irak halkına ait olduğu yazılı. Aradaki fark nedir ?
Greg Muttit: Yeni anayasada formüle edilmiş olan madde sadece meşrulaştırıcı. O hükümetin halkın temsilcisi olarak petrol ticaretini kontrol edeceği anlamına geliyor. Fakat bu zaten öyle olurdu. Doğal kaynakların özelleştirildiği ülkelerde bile, devlet her zaman müdahele hakkını mahfuz tutuyor. Komşu devlet İran'da özelleştirme tamamen yasak -birkaç hafta öncesine kadar Irak'ta olduğu gibi.

Telepolis: Aslında yeni anayasa mı petrol kaynaklarının özel çokuluslu şirketler tarafından sömürülmesini mümkün kılmaktadır?
Greg Muttit: Anayasanın iki noktası petrol rezervleriyle ilgili. Birincisinde şu an işletilmeyen bütün petrol alanlarının 'piyasanın prensiplerine ve yatırımların artırılmasına' göre geliştirilmesini öngörüyor. İkinci olarak, her ne kadar bu düzenleme muğlak ve çok anlamlı formüle edilmiş olsa da, bölgelere daha güçlü bir müzakere pozisyonu veriliyor, merkezi hü-kümetin rolü zayıflatılıyor. Bölgesel siyasi yapıların ise kesinlikle Bağdat'daki Petrol Bakanlığı'nın beceri ve müzakere gücüne sahip değiller. Kısaca, onları ikna etmek daha kolay.

Telepolis: Ancak buna göre şu an işletilmeyen petrol alanları özelleştirilebilir. Hangi oranda bunlar?
Greg Muttit: Irak'da yaklaşık 80 tane bilinen petrol alanı var, 17 tanesinde şu an petrol işletiliyor. Yani PSA şartlarında bir özelleştirme 60'dan fazla petrol alanını içine alır.

Telepolis: Sizce neden Irak'daki kamuoyunda petrolle ilgili olup bitenler hakkında bir tartışma ger-çekleşmiyor?
Greg Muttit: Çünkü halk arasında petrol ticaretinin yabancı şirketlere verilmesi konusunda güçlü bir reddediş var. Petrol işçileri dayanışma içinde böyle iş anlaşmalarına karşı çıkıyorlar. Irak'ın Petrol Sendikaları Birliği 23.000 üyesiyle planlanan özelleştirmelere karşı artan bir direniş organize ediyor. Bu da Irak'da biliniyor. Petrol Bakanı uluslararası konferanslarda konuştuğunda hamasi bir şekilde PSA'lar üzerinde ve petrol sanayiinin uluslararası yatırımcılara açılması konusunda nutuklar çekiyor. Ülkenin içinde ise özelleştirme planlarının olmadığını savunuyor. Petrolün Irak halk ekonomisi için muazzam öneminden dolayı -devlet gelirlerinin % 95'i bu işten gelmekteydi- kamuoyunda böyle bir tartışma acilen gereklidir.

Telepolis: Raporunuza yönelik, özellikle Irak'tan henüz bir tepki geldi mi?
Greg Muttit: Bir hükümet temsilcisi Reuters haber ajansına şu açıklamayı yaptı: 'Biz, doğrudan müzakerelere geçene kadar daha uzun bir zaman var. Eğer yaklaşırsa, her adım kamuoyunda tartışmaya açılacak. Buna katılmak isteyen herkes bu imkana sahip olacak.' Fakat bu bizim raporun geçersizliğini ispatlamaz. Orada, Irak hükümetinin çokuluslu şirketlerle müzakerelerin önceki aşamasında bulunduğunu açıklıyoruz ve ilk anlaşmaların 2006'da imzalanabileceğinin altını çiziyoruz. Petrol sanayinin bir temsilcisi bizim raporu 'saçmalık' olarak tanımladı -fakat o isminin açıklanmasını istemedi! Britanya hükümeti raporu 'hipotetik' olarak tanımladı. Fakat tezlerin aksini onlar da ispatlayamadılar.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...