|

Irak
Petrolünü Kapmak
Harald Neuber
Telepolis, 29.11.2005
Çev.: Kamil Cengiz
Irak'lılara
çok pahalıya patlayacak ve petrol şirketlerinin işine gelecek Irak
petrolünün planlanan özelleştirilmesiyle ilgili bir raporun
yazarlarından olan Greg Muttit ile bir söyleşi.
Önce işgalciler geldi, sonra petrol şirketleri. Irak bu arada çokuluslu
enerji şirketleri için oldukça tehlikeli ve aynı zamanda çok karlı bir
alan. İngiltere'de yeni yayınlanmış bir rapora göre şirketler yüzde 160
dolayında kar payları hesaplayabilirler. Bunun önşartı ise, devletin çok
daha az kar edeceği kamusal-özel toplu üretimlerle ilgili özel
anlaşmalardır. Birlikte üretimle (PSA, production sharing agreements)
ilgili bu özel anlaşmalar ilk etapta Amerikan temsilcileri tarafından
savunulmaktadır. Telepolis Greg Muttit ile konuştu. Kendisi Biritanyalı
olup "Crude Design: The Rip-Off of Iraq Oil Wealth" isimli raporun baş
yazarlarındandır.
“Irak tahminen 115 milyar varil petrol stoğuna ve bunun yanında henüz
keşfedilmemiş bölgelerde ki kaynağa sahiptir. Aynı zamanda Irak'ın 110
trilyon metreküp doğal gaza sahip olduğu düşünülmektedir. Ülke, bölgesel
anlamda ve petrol güvenliği açısından odak noktadadır.” (Amerikan Enerji
Bakanlığı)
Telepolis: Irak'ın işgalinin başlangıcından bu yana anti-savaş-grupları
2003 yılının Mart ayının sonundaki saldırının gerçek sebeplerinin siyasi
değil ekonomik olduğunu savunuyorlar: Asıl sebep Irak petrolüymüş. Siz
bu tezi araştırmanızla belgeleyebildiniz mi?
Greg Muttit: Belli oranda tabiki, fakat daha önce de konuyla ilgili
belgeler mevcuttu. İki saldırgan dev-letin, ABD ve Büyük Britanya,
strateji dosyalarında tekrar tekrar Arap veya Fars Körfezi'ndeki petrol
kaynaklarına yönelik ilgi açıklanmıştı. Irak'ta dünyadaki kanıtlanmış
petrol rezervlerinin % 10'u bulunmaktadır, komşu devletlerde -Suudi
Arabistan, Kuveyt ve İran- toplam % 40 civarında. Her ne kadar bir savaş
kararı karmaşık da olsa, yani birden çok yönü gözönünde bulundursa da,
çok belirleyici olan bir tane motivasyon durumu vardı: Birincisi, Irak
rezervleri üzerinde kontrolü sağlamak, ikincisi, bütün petrol zengini
olan bölgeye nüfuzlarını genişletmek.
Telepolis: Sizin araştırmanıza göre Irak'ın halk ekonomisi 74 ila 194
milyar amerikan doları kaybedecek, şayet çokuluslu petrol şirketleriyle
işbirliği anlaşmaları imzalanırsa. Bu rakamlara nasıl ulaşıyorsunuz?
Greg Muttit: Araştırmamızın özünde birlikte üretim diye isimlendirilen
anlaşmaları (PSA, production sharing agreements) mercek altına aldık. Bu
anlaşma çeşidi özellikle ABD tarafından Irak petrol bakanlığı ile petrol
şirketleri arasındaki iş anlaşmaları için savunulmaktadır. Önemli olan
ilgili mukavelelerin henüz imzalanmamış olmasıdır. Eğer bu
gerçekleşirse, konuyla ilgili kamuoyundaki her türlü tartışma anlamsız
hale gelecek, çünkü PSA-anlaşmaları 40 yıllık süre ile geçerli
olabiliyor.
Irak'da PSA'ların imzalanacağı açığa çıktığında, bu anlaşmaların diğer
devletlerde yapılmış olanlarını inceledik ve şartları Irak'daki duruma
uyarladık. Çeşitli ülkelerdeki veriler ve Bağdat'daki petrol
bakanlığının verdiği bilgilerle devlet ve şirketlerin muhtemel karlarını
tesbit edebilmek için bir hesaplama yaptık. 74 ila 194 milyar dolar
marjı özel şirketlerin şimdiye kadar ilgi gösterdikleri 12 tane petrol
alanıyla ilgilidir.
Tespitlerimizde elbette bir dizi tahminler yürüttük, fakat bu noktaları
raporda açıkladık. Bu cümleden olarak gelecek 30 senede bir varil
petrolün dünya piyasa fiyatının ortalama 40 amerikan doları olacağını
varsaydık. Temelde şu geçerli: fiyat ne kadar yüksek olursa, o nisbette
Irak devletinin kaybı olacak.
Telepolis: O halde Irak petrolünden kim kar elde eder?
Greg Muttit: Bizim hesaplarımıza göre çokuluslu petrol şirketleri yüzde
40 ila yüzde 160 civarında kar bekleyebilirler - bunlar her şirket için
baş dönüdürücü gelişmeler. Kıyas edecek olursak: petrol şirketleri
gerekli kar sınırını % 12'de tutuyorlar. Gelir bunun üzerinde ise iş
karlıdır. Hedeflenen ise yüzde 15 ila yüzde 18, yüzde 20 ise zirve kabul
ediliyor. Demek ki Irak'daki kar beklentileri muazzam - aynı zamanda
Irak halkının kayıpları da.
Telepolis: Fakat Devlet ile özel yatırımcılar arasındaki küresel enerji
işbirlikleri adetten değil mi? PSA-işlerinin bunlardan farkı nedir?
Greg Muttit: Şimdi bütün petrol şirketleri size bu tür anlaşmaların
yaygın olduğunu söyler. Uluslararası Enerji Dairesi'nin verilerine göre
PSA'lar küresel petrol işlerinde sadece % 12'yi teşkil ediyor. Gerçekte
PSA'lar istisnasız küçük petrol rezervlerine sahip olan devletler
tarafından, bunun dışında, çıkarılması, okyanuslardaki petrol
alanlarında olduğu gibi, büyük bir ticari riski içinde barındıran, zor
ulaşılabilecek petrole sahip olanlar tarafından imzalanmaktadırlar.
Böyle durumlarda özel partnerlerin lehindeki eşit olmayan kar payı
dağılımı haklıdır da. Dünya çapındaki en büyük yedi petrol devleti
arasında şimdiye kadar sadece bir tanesi PSA imzaladı. Şu an kanıtlanmış
petrol rezervleriyle yedinci sırada yer alan Rusya bu anlaşmalardan üç
tane imzaladı. Bu Sovyetler Birli-ği'nin yıkılmasının hemen akabinde
olmuştu. Bu durum bugüne kadar devlet aleyhine oldukça büyük şartlar
taşımasından dolayı tartışmalar oluşturmaktadır. O günden bu yana
Moskova bu tip anlaşmalar imzalamadı, her ne kadar bunlardan iki tanesi
denizdeki riskli alanlar için geçerli olsa bile. Irak çok kolay bir
şekilde elde edilebilecek dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerine
sahip. PSA'ların Bağdat için asla bir anlamı yoktur.
Telepolis: 1970'den itibaren Irak'ta petrolün özelleştirilmesi yasaktı.
Ekim'den beri yeni bir anayasa yürürlükte. Yeni anayasada petrolün
sadece Irak halkına ait olduğu yazılı. Aradaki fark nedir ?
Greg Muttit: Yeni anayasada formüle edilmiş olan madde sadece
meşrulaştırıcı. O hükümetin halkın temsilcisi olarak petrol ticaretini
kontrol edeceği anlamına geliyor. Fakat bu zaten öyle olurdu. Doğal
kaynakların özelleştirildiği ülkelerde bile, devlet her zaman müdahele
hakkını mahfuz tutuyor. Komşu devlet İran'da özelleştirme tamamen yasak
-birkaç hafta öncesine kadar Irak'ta olduğu gibi.
Telepolis: Aslında yeni anayasa mı petrol kaynaklarının özel çokuluslu
şirketler tarafından sömürülmesini mümkün kılmaktadır?
Greg Muttit: Anayasanın iki noktası petrol rezervleriyle ilgili.
Birincisinde şu an işletilmeyen bütün petrol alanlarının 'piyasanın
prensiplerine ve yatırımların artırılmasına' göre geliştirilmesini
öngörüyor. İkinci olarak, her ne kadar bu düzenleme muğlak ve çok
anlamlı formüle edilmiş olsa da, bölgelere daha güçlü bir müzakere
pozisyonu veriliyor, merkezi hü-kümetin rolü zayıflatılıyor. Bölgesel
siyasi yapıların ise kesinlikle Bağdat'daki Petrol Bakanlığı'nın beceri
ve müzakere gücüne sahip değiller. Kısaca, onları ikna etmek daha kolay.
Telepolis: Ancak buna göre şu an işletilmeyen petrol alanları
özelleştirilebilir. Hangi oranda bunlar?
Greg Muttit: Irak'da yaklaşık 80 tane bilinen petrol alanı var, 17
tanesinde şu an petrol işletiliyor. Yani PSA şartlarında bir
özelleştirme 60'dan fazla petrol alanını içine alır.
Telepolis: Sizce neden Irak'daki kamuoyunda petrolle ilgili olup
bitenler hakkında bir tartışma ger-çekleşmiyor?
Greg Muttit: Çünkü halk arasında petrol ticaretinin yabancı şirketlere
verilmesi konusunda güçlü bir reddediş var. Petrol işçileri dayanışma
içinde böyle iş anlaşmalarına karşı çıkıyorlar. Irak'ın Petrol
Sendikaları Birliği 23.000 üyesiyle planlanan özelleştirmelere karşı
artan bir direniş organize ediyor. Bu da Irak'da biliniyor. Petrol
Bakanı uluslararası konferanslarda konuştuğunda hamasi bir şekilde
PSA'lar üzerinde ve petrol sanayiinin uluslararası yatırımcılara
açılması konusunda nutuklar çekiyor. Ülkenin içinde ise özelleştirme
planlarının olmadığını savunuyor. Petrolün Irak halk ekonomisi için
muazzam öneminden dolayı -devlet gelirlerinin % 95'i bu işten
gelmekteydi- kamuoyunda böyle bir tartışma acilen gereklidir.
Telepolis: Raporunuza yönelik, özellikle Irak'tan henüz bir tepki geldi
mi?
Greg Muttit: Bir hükümet temsilcisi Reuters haber ajansına şu açıklamayı
yaptı: 'Biz, doğrudan müzakerelere geçene kadar daha uzun bir zaman
var. Eğer yaklaşırsa, her adım kamuoyunda tartışmaya açılacak. Buna
katılmak isteyen herkes bu imkana sahip olacak.' Fakat bu bizim raporun
geçersizliğini ispatlamaz. Orada, Irak hükümetinin çokuluslu şirketlerle
müzakerelerin önceki aşamasında bulunduğunu açıklıyoruz ve ilk
anlaşmaların 2006'da imzalanabileceğinin altını çiziyoruz. Petrol
sanayinin bir temsilcisi bizim raporu 'saçmalık' olarak tanımladı -fakat
o isminin açıklanmasını istemedi! Britanya hükümeti raporu 'hipotetik'
olarak tanımladı. Fakat tezlerin aksini onlar da ispatlayamadılar. |