|

'Dini
Görüşle Yapılan Yasa Laiklikle Çelişir'
Önder Yılmaz / 18.11.2005 /
Milliyet
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali
Bardakoğlu, "Din İşleri Yüksek Kurulu görüş açıkladı diye, kanunların
bunu esas alarak çıkartılması, laiklik ilkesinin özüyle çelişir" dedi...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AİHM'nin türban kararını eleştirirken
dile getirdiği, "Mahkeme söz söyleme hakkına sahip değil, söz söyleme
hakkı ulemanındır" sözlerine ilişkin tartışmada en kritik açıklama
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'ndan geldi.
Bardakoğlu, "Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK) görüş açıkladı diye
kanunların bunu esas alarak çıkartılması ya da bu görüşün kamu
otoritesini bağlaması laikliğin özüyle çelişir" dedi. Bardakoğlu,
Türkiye gündemine oturan "ulema" tartışması konusunda Milliyet'e şu
değerlendirmeyi yaptı:
'İhtiyaçlara göre'
BİREYSEL ÖZGÜRLÜK ALANI: Diyanet İşleri Başkanlığı, kendisine yöneltilen
veya gündemde olup da açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulan konularda
dini görüş açıklamaktadır. Laiklik de, din işleri ile devlet işlerinin
birbirinden ayrılması, birinin diğer alana müdahil olmaması demek
olduğundan, Başkanlık'ın dini konulardaki görüş açıklaması da,
siyasetçilerin ve yasama organının dini görüşle bağımlı olmaması da
tabii bir durumdur. Başkanlık ya da DİYK, bir konunun, mesela
başör-tüsünün dini yönünü açıklar. Ancak bu bir bilgilendirme ve dini
yönden kamuoyunu aydınlatma faaliyeti olup kişiler bu görüşe uyup
uymamakta serbesttir.
'Siyasetçiyi bağlamaz'
Zaten Başkanlık, dini görüşlerin ne derece ve kim tarafından nasıl
uygulandığını takiple meşgul olamaz, olmamaktadır da. Artık bilgiden
ötesi bireysel özgürlük ala-nıdır. Başkanlık'ın dini konulardaki
açıklaması elbette siyasetçiyi, kamu otoritesini de bağlamaz. DİYK görüş
açıkladı diye kanunların bunu esas alarak çıkartılması ya da DİYK
görüşünün kamu otoritesini bağlaması, laikliğin özüyle çelişir."
BİZ HER ŞEYE ÇÖZÜM GETİRMEYİZ: Başörtüsü konusunun iki yönü vardır.
Biri, dinle alakalı kısmı, diğeri de kamu otoritesi, yasama organı ve
kamu siyasetiyle ilgili kısmı. Diyanet olarak biz örtünmenin sadece dini
boyutuyla ilgileniriz. Siyasetçi olmadığımız için örtünmenin yasalar
karşısındaki konumu ve geçerlilik alanı konusundaki tartışmalara
katılmayız.
Örtünmenin dinen gerekip gerekmediği veya örtünmenin dindeki yeri
konusunda görüş bildirmek Diyanet İşleri Başkanlığı'nın işidir.
Başörtüsü yasağının hukuka ve siyasete ilişkin kısmı bizim görev ve
yetki alanımızın dışında kalır.
Kamu otoritesiyle, yasama organıyla alakalı bir konudur. O Diyanet'in
alanına girmez. Böyle olunca, devlet, medya, bürokratlar "Türban dini
bir gereklilik mi, değil mi" tartışmasına girmemelidir.
Biz her şeye çözüm getiren kurum değiliz. Herkes kendi işini yaparsa,
insanlar birbirinin işine ve alanına saygı gösterirse, her bir soruna o
alanın kuralları içinde çözüm aranırsa, o zaman birlikte ve huzur içinde
yaşamamız kolaylaşır. Yetki ve alan tecavüzü, yetki çatışması insanların
zihninde farklı kategoriler oluşturur ve huzursuzluğu arttırır.
BAŞÖRTÜSÜ KARARI VAR: DİYK, ilgili devlet dairelerinin ve bakanlıkların
talebi üzerine, müteaddit defalar örtünmenin ve başörtüsünün dini
yönüyle ilgili açıklamalar yapmış, kararlar almıştır.
'Resmi doğru çekmeli'
MONTAJ YAPMAMALIYIZ: Dini tanıtırken onun 14 asırlık tarihini, asırlar
boyu Müslümanların bu dini nasıl algıladığını ve yaşadığını göz önünde
tutmak zorundayız. Bunu göz ardı ederek, kendi kişisel düşünce ve
eğilimimizi dinin ana çizgisi olarak sunamayız. Önce dini tecrübenin
resmini doğru çekmeliyiz. Resmi doğru çektikten sonra da üzerine montaj
çalışması yapmamalıyız. Müslümanlar bugüne kadar başörtüsünü dinin
gereği olarak görmüş, bu anlayışlarının sonucu olarak 14 asırlık bir
uygulama ortaya çıkmıştır. Münferit olarak farklı düşünen şahıslar ve
bilim adamlarının olması bu resmi değiştirmez. |