|

Biz
Generallerimizden Ne Zaman Kurtulacağız?
Ahmet Altan / 28.11.2005 / gazetem.net
Bir kere en
baştan söyleyeyim ki ben Türkiye’nin temel sorununun askerin siyasetin
içinde bulunması olduğuna inananlardanım.
Çünkü asker, hayatı “dost” ve “düşman” olarak ayırmak üzere
yetiştirilmiştir.
Ölmeyi ve öldürmeyi kabul edebilmesi için hayatı çok keskin çizgilerle
ayıran bir eğitimden geçmesi gerekir insanın.
Ama toplumsal olaylar, sosyal sorunlar, halkın çeşitli katmanlarının,
ırklarının, mezheplerinin karmaşık ilişkileri “dost” ve “düşman”
kodlarıyla çözümlenemez.
Yüz yıldanberi de çözümlenemediğini gördük.
Ve, sürekli olarak da katı sınırlarla bölünen gruplara ayrıldık ülkenin
içinde.
Son 35 yıldır bu ülkenin içinde hep silahlar patladı.
Çatışmalara katılanların sıfatları, fikirleri, ideolojileri değişti ama
cinayetler, suikastler, faili meçhuller hiç değişmedi.
Bir ülke 35 yıl sürekli silah sesi duyar mı?
Tuhaf bir yan yok mu bunda?
Ben bu silahlı çatışmaları doğuran iklimi, insanları “dost” ve “düşman”
olarak ayıran bir zihniyetin gizli iktidarının yansımalarından
oluştuğuna inanıyorum.
Hayat bizim ülkemizde hep bu keskinlikle parçalandı çünkü.
Ortada bir “düşman” olduğunda da elbette ülkede savaş şartları geçerli
kılındı ve hukuk önemsizleşti.
Susurluk çetelerinde ve son olarak Şemdinli’de gördüğümüz gibi “suç”
burada “düşmana” karşı yapılan “meşru” hatta kutsal bir eyleme dönüştü.
Bu yüzden, ben askerler siyasetten tümüyle çekilmeden bu ülkede sosyal
bir barışın sağlanmasının zor hatta imkansız olduğunu düşünüyorum.
Herkes gibi bizim de bir orduya ve askerlere ihtiyacımız var. Ama
ihtiyacımız olan şey askerler.
Silahlı politikacılar değil.
Silahlı politikacı kendisi gibi düşünmeyen herkesi “düşman” olarak görür
ve her sorunu çözmek için bildiği tek alete yani silaha müracaat eder.
Yıl 2005.
Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğine aday.
Ve, biz hala bunları konuşmak zorunda kalıyoruz.
Niye?
Çünkü askerlerimiz hukukun önemine inanan, demokra-siyi ciddiye alan bir
davranıştan sapmakta hala beis görmüyorlar.
Gelecek yıl genelkurmay başkanı olacak olan Kara Kuvvetleri Komutanı
ardı ardına iki açıklama yaptı.
Birincisinde, Şemdinli’de bir dükkana bomba atan ekiple yakalanan bir
astsubay için “iyi çocuktur” diyerek hukuka müdahale etti.
“İyi çocuk” tutuklanmadı bile.
Ardından, o bölgede ölenler için yapılan cenaze töreninin üstünden
uçurulan uçaklarla ilgili olarak “gerekirse uçakları uçururuz” dedi.
Bu ülkenin Kürt vatandaşlarının üstünden uçak uçurmak birçok sosyal
sonuca yol açacak siyasi bir karardır.
Askerler uçakları uçururlar.
Ancak sivil iktidar “uçur” emrini verirse yapabilirler bunu.
Aksi takdirde, her sosyal olayda ortaya silahlar çıkar ve biz bir
savaşın içinde yaşamaktan kurtulamayız.
Üstünden uçakların uçtuğu cenazede PKK bayrakları açıldığını, PKK
sloganları atıldığını ben de gördüm televizyonlarda.
O bayrakların ve sloganların sosyolojik ve ekonomik nedenleri var.
Uçakları uçursanız da, bombalar atsanız da o nedenleri ortadan
kaldıramazsınız.
Tam aksine o nedenleri güçlendirirsiniz.
Üstünden geçen uçaklara taş atan, nefret dolu çocuklar yetiştirirsiniz.
Silah, o küçük çocukların içine yerleşen nefreti oradan çıkarmaya yeter
mi sanıyorsunuz?
Nedenleri ortadan kaldırmayı ancak siyaset başarır.
Generaller siyasetten çekilmedikçe, hukuka ve demokrasiye yaşama şansı
vermedikçe sorunlarımızı çözemeyeceğiz, çocukların içindeki nefreti
iyileştiremeyeceğiz, fakirlikten, ölümden, çaresizlikten
kurtulamayacağız.
Yıl 2005.
Biz hala aynı isteği dile getiriyoruz.
Generaller, mesleğinize geri dönün artık.
Kışlalarınıza girin.
Bırakın da bu toplum çocuklarını nefretsiz yetiştirmenin yolunu silahsız
bir hayat yaşayarak bulsun. |