|

Asker
Üstünden, Rejim Kavgası Yapıyoruz...
Mehmet Ali Birand / 29.11.2005 / Hürriyet
Geçen hafta
Komutanlar hakkında fırtınalar esti. Gelişmelere bakıp anlayamayan yerli
ve yabancı gözlemcilere, yaşananları deşifre etmek istiyorum. Zira
herkes, hem çifte anlamlı hem de karnından konuşuyor. Anlayan anlıyor
da, bazıları anlayamayınca olmadık se-naryolar yazmaya başlıyor. Bakın,
durumun Türkçeye tercümesi aynen şöyle...
Geçen hafta yaşananlar, yakın tarihimizin en ilginç gelişmelerinden
biriydi, diyebilirim.
Rus bebekleri (matruşka) gözümün önüne geldi.
İnsanlar hem karınlarından konuşuyorlar, hem sözlerinin başlarına iş
açmasından korkup hedef şaşırtıyorlar, hem de her yöne gidebilecek
mesajlar veriyorlardı. Bu işin sanatını bilemeyenler eminim şaşkın
şekilde seyretmişlerdir. Ne denmek istediğini, neyin kavgasının
yapıl-dığını anlayamamışlardır. Zaten ucu bulunamayan bir yumak, daha da
beter karıştı. Adeta faili meçhuller dola-şıyor. Kimin kim olduğu
bilinemiyor.
Bu yazıda, geçen haftaki olayları tam olarak algılayamamış okurlarım
için, şifreleri çözeceğim. Tabii bunu da, anlayabildiğim kadarıyla. Zira
benim anlayışımın, satır aralarını çözme yeteneğimin de sınırları var.
Ankara öylesine garip bir dünya ki, herşeyi bildiğini ileri sürenler çok
kolaylıkla yanılıveriyorlar.
Dünya’nın çeşitli yerlerindeki Türk ve yabancı okurlarıma ve Türkiyede
yaşayıp şifrelerin arasında kaybolmuş olan dostlarıma durumu anlatmayı
hedefliyorum.
İlk uyarım: Aman her söylenene ve her yazılana inanmayın. Zira kimse
allame değil ve bazılarının kendilerine göre hesapları var.
İkinci uyarım: Bu yaşananları da çok ciddiye almayın. Bir bardak suda
fırtına koparılıyor. Siyaset kulislerindeki dedikodulu konuşmalar sanki
yeni bir politika hazırlanıyormuş gibi sunuluyor. Gündemsizlik nedeniyle
biraz da gündem yaratılıyor. Emekli bir siyasetçinin dedikleri gereksiz
şekilde abartılıyor. AKP’ye muhalefet adına komplo teorileri üretiliyor.
Göreceksiniz, birkaç gün sonra hepsi unutulacak. Genelkurmay konusu
sanıldığı gibi sorun olmayacak.
Ancak bütün bunların dışında, yaşananların derinliğinde önemli unsurlar
gizli.Bunu da ikiye ayırabiliriz...İşte, geçen haftanın şifrelerinin
çözümü...
1) LAİK-KEMALİST KESİMİN KENDİ İÇ AYARI YAPILDI
Matruşkaların içinden çıkanlara baktığımızda, karşımıza ilk olarak
Laik-Kemalist kesimin kendi içinde bir ince ayar yaptığı izlenimi
ediniyoruz. Bu kesimin medya’da sözcüleri var ve onlar yazılarıyla, TV
programlarıyla ve konuşmalarıyla tutumlarını çok net şekilde ortaya
koydular. Asker’in kimler tarafından değil de, hangi yaklaşımdaki
Komutanlar tarafından yönetilmesi gerektiğini gösterdiler. Son derece
etkin oldukları anlaşıldı. Şimdiye kadar hiçbir zaman böylesine bir ince
ayar görülmemişti. Gözlemcileri şaşırttılar.
Ancak, bu kesimde bulunup son derece etkili olan, ancak kamuoyunda pek
görünmeyenler var. Onların isimlerini belirli kişiler tanır. Genelde
“etkin kesim”diye adlandırılırlar. Kod isimleri ise, zinde güçler ‘dir.
Kimdir bu kişiler:
Aralarında eski Genelkurmay Başkanları, üst düzey komutanlar
vardır.Tanınmış yargıç, savcı ve bürokratlar vardır. Açıkça konuşmazlar,
ancak görüşlerini dost sohbetlerinde veya medyada sözü dinlenenlerle
paylaşırlar. Mesajlarını verirler.Bazıları samimiyetle “vatan için” bunu
yaparlar. Bazıları ise, kaçırdıkları Genelkurmay Başkanlığı veya
komutanlık süresinin uzatılmamasına kızgınlığından, bazıları da eski
pırıltılı günlerini özlediklerinden bu tutumu sürdürürler.
Ancak ne olursa olsun, geçen hafta bu defa Sivilin Askere ince ayar
haftasıydı.
2) TEMELDE REJİM KAVGASI YATIYOR
Geçen hafta yazılar, çizilenlerin satıraralarını okuduğu-nuz zaman,
gelişmelerin en derinliklerinde bir rejim kavgası yattığını görürsünüz.
Uzun vade de Türkiye’yi hangi kesimin yöneteceği, hangi eğilimin söz
sahibi olacağının bir mücadelesi yapılıyor.
Türkiye’ye dine daha ağırlık veren muhafazakarlar mı hakim olacaklar,
yoksa Laik- Kemalist kesim mi hakimiyetini sürdürecek ? İşte temelde
yatan budur.
Bugüne kadar Laik-Kemalistler, Askere sırtını dayıyarak veya Askerden
destek alarak, egemendiler. Ancak son yıllarda, özellikle 1994’ten bu
yana Müslüman muhafazakarlar giderek iktidarı paylaşmaya başladılar.
Önce Özal geldi. Ekonomik başarı kazandığından dolayı, zinde güçler
fazla seslerini çıkaramadılar. Ardından Erbakan ve Refah kaleleri
sarstı. 28 Şubat müdahelesi ile bu tehlike bertaraf edildi. Ancak
ardından Erdoğan öylesine bir iktidar oldu ki, kimse sesini çıkaramadı.
Bir yandan iktidarın denetimi bırakılmak istenmiyor, öte yandan da AB
sürecine girildiğinden dolayı fazla ileri gidilemiyor. Doğrusu bu
ikilemden kurtulunabilmiş değil. Çıkmaz bir yola girildi.
Müslüman muhafazakarla iktidarı paylaşmak için epey ödün veriyorlar,
ancal zinde güçler henüz uzlaşıdan yana görünmüyorlar.
İşte benim çözebildiğim şifreler.
Eğer sizin daha iyi bildiğiniz birşey varsa yazın bana lütfen... |