Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 324 | Aralık  2005

                   

 

 


Askerler ve Siviller Dünyayı Farklı Görür

Mehmet Barlas / 27.11.2005 / Sabah

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün "Ne görev süremin uzatılmasını ne de cumhurbaşkanı adayı olmayı bekliyorum" içerikli açıklaması, esasında çok askerceydi. Sivil toplumda geleceğe dönük beklentiler zamanla oluşacak yeni koşullar paralelinde oluşur. Bu beklentiler değişir de. Ama Org. Özkök, bugünün ko-şulları çerçevesinde kendi geleceğini "emeklilik"şeklinde belirlemişti bile. Askerlerle sivillerin farkını düşünürken, hep Antalya Topçu Alayı'nda yaptığım askerliğimi hatırlıyorum. Dört aylık kısa dönem askerlikti bu. Ama o dört ayda o kadar çok şey öğrenmiştim ki. Bunlardan bazılarını aktarayım:
- Alay komutanımız olan emeklilik yaşı gelmiş albayımız, mesleğine aşık, askerlik dışında ikinci dünyası olmayan bir subaydı. Çok iyi bir insandı. Hepimiz onu seviyorduk. Sert görünüşün ve katı disiplin bağımlılığının altında, sevgi ile dolu bir yürek bulunduğunu kolayca hissediyorduk. Bu nedenle onun gıyabında komutandan "baba subay" diye söz ediliyordu. Bu konuşmalar onun da kulağına gitmiş olmalı ki, bir tadatta tümseğe çıkıp tüm alayı fırçaladı. "Bana aranızda baba subay diyormuşsunuz. Ben sizin babanız değilim, komutanınızım. Ben hatayı affetmem. Bir daha bana baba subay diyeni fena halde cezalandırırım" diye bağırdı. Bu olay bana sivil ve asker arasındaki farkı iyice anlatmıştı. -İyi bir subayın, iyi bir doktor, iyi bir mühendis gibi nerede olursa olsun fark edileceğini askerde de gördüm. Göreve yeni başlamış bir takım komutanı üsteğmenimiz vardı. Çakı gibiydi. Onunla silah teknolojisinden, tarihteki savaşlardan, dünya konjonktüründeki askeri gelişmelerden konuştuğunuz zaman, her konuya hakim olduğunu görebilirdiniz. Belli ki çok okuyor, mesleğini en iyi şekilde icra etmek için gereken her şeyi yapıyordu. Disiplinliydi. Samimiyetle laubaliliği asla karıştırmazdı. Hiç küfrettiğini, şiddet kullandığını görmedim. Ama o emir verince gerçekten demirler kesilirdi. Onun aldığı kararlarda akıl ve mantığın en azami düzeyde yer aldığını herkes bilirdi. Pek çok subay tanıdım o askerlik dönemimde. Ama hala o genç üsteğmeni "Örnek asker" olarak hatırlıyorum Sonra onun kurmaylık çalışmalarında da örnek başarılara imza attığını duydum.

- İyi bir askerin, iyi bir sosyolog, iyi bir psikolog, iyi bir antropolog gibi, hem bireyleri hem de toplulukları tanıyıp onları teşhis ettiğini gördüm. Bir alan çalışması ertesinde yorulmuştuk. Antalya'nın yaz sıcağında talim yapmıştık. Bölük komutanı oturup, dinlenelim diye talime ara verdi. Ama aynı anda "Tüfek temizle" komutu da verdi. Komu-tana gittim, "Komutanım, herkes yorgun. On dakika hiçbir şey yapmadan, tüfek falan temizlemeden oturup dinlensek olmaz mı" dedim. Güldü "Barlas, sen insan topluluklarını tanımıyorsun. Kalabalıkları boş bırakırsan ne yapacakları belli olmaz. Bak şimdi göreceksin" dedi. Sonra tam istirahat komutu verdi. Herkes elindeki tüfeği yere bıraktı. İlerideki bir asker öğrenci, yerden küçük bir taş alıp uzaktaki arkadaşına fırlattı. Bunu bir diğer öğrencini bir taş alıp, bir başka öğrenciye fırlatması izledi. Birkaç dakika sonra herkes birbirine taşlar atıyor, havada küçük taş parçaları uçuşuyordu. Bölük komutanı bunun üzerine "Tüfek temizle" diye bağırarak komut verdi ve bana dönüp "Gördün işte, boş kaldıkları anda, bu koca koca adamlar neredeyse birbirlerini kör edeceklerdi" dedi.

- Askere alınmak üzere Antalya'da kışlanın önünde toplandığımızda hiçbiri birbirine benzemeyen, saçları farklı kesilmiş, giysileri birbirinden farklı 8 bin kişilik bir topluluktuk. İçimizde doçentler, okul müdürleri, öğretmenler, avukatlar ve çeşitli mesleklerden ileri yaşlarda insanlar vardı. Bu insanların birbirlerine benzemeleri mümkün değildi. Ama kışlaya girdikten iki gün sonra herkes aynı olmuştu. Bazıları öylesine askerleşmişti ki, yürüyüşlerde önlerindeki arkadaşlarını, "Adımını yanlış atıyorsun" diye azarlayanları duymaktaydık. Geçici bir dönem için üniforma giyen sivillerin aynılaşmaları, belli ki bazı subayları "Bu siviller böyledir" zaten düşüncesine mutlaka yönlendirmektedir. Evet, Orgeneral Özkök'ün açıklamaları beni askerlik yaptığım Topçu Alayı günlerine geri götürdü.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...