|

Askerler ve Siviller Dünyayı Farklı Görür
Mehmet Barlas / 27.11.2005 / Sabah
Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün "Ne görev süremin uzatılmasını ne de
cumhurbaşkanı adayı olmayı bekliyorum" içerikli açıklaması, esasında çok
askerceydi. Sivil toplumda geleceğe dönük beklentiler zamanla oluşacak
yeni koşullar paralelinde oluşur. Bu beklentiler değişir de. Ama Org.
Özkök, bugünün ko-şulları çerçevesinde kendi geleceğini
"emeklilik"şeklinde belirlemişti bile. Askerlerle sivillerin farkını
düşünürken, hep Antalya Topçu Alayı'nda yaptığım askerliğimi
hatırlıyorum. Dört aylık kısa dönem askerlikti bu. Ama o dört ayda o
kadar çok şey öğrenmiştim ki. Bunlardan bazılarını aktarayım:
- Alay komutanımız olan emeklilik yaşı gelmiş albayımız, mesleğine aşık,
askerlik dışında ikinci dünyası olmayan bir subaydı. Çok iyi bir
insandı. Hepimiz onu seviyorduk. Sert görünüşün ve katı disiplin
bağımlılığının altında, sevgi ile dolu bir yürek bulunduğunu kolayca
hissediyorduk. Bu nedenle onun gıyabında komutandan "baba subay" diye
söz ediliyordu. Bu konuşmalar onun da kulağına gitmiş olmalı ki, bir
tadatta tümseğe çıkıp tüm alayı fırçaladı. "Bana aranızda baba subay
diyormuşsunuz. Ben sizin babanız değilim, komutanınızım. Ben hatayı
affetmem. Bir daha bana baba subay diyeni fena halde cezalandırırım"
diye bağırdı. Bu olay bana sivil ve asker arasındaki farkı iyice
anlatmıştı. -İyi bir subayın, iyi bir doktor, iyi bir mühendis gibi
nerede olursa olsun fark edileceğini askerde de gördüm. Göreve yeni
başlamış bir takım komutanı üsteğmenimiz vardı. Çakı gibiydi. Onunla
silah teknolojisinden, tarihteki savaşlardan, dünya konjonktüründeki
askeri gelişmelerden konuştuğunuz zaman, her konuya hakim olduğunu
görebilirdiniz. Belli ki çok okuyor, mesleğini en iyi şekilde icra etmek
için gereken her şeyi yapıyordu. Disiplinliydi. Samimiyetle laubaliliği
asla karıştırmazdı. Hiç küfrettiğini, şiddet kullandığını görmedim. Ama
o emir verince gerçekten demirler kesilirdi. Onun aldığı kararlarda akıl
ve mantığın en azami düzeyde yer aldığını herkes bilirdi. Pek çok subay
tanıdım o askerlik dönemimde. Ama hala o genç üsteğmeni "Örnek asker"
olarak hatırlıyorum Sonra onun kurmaylık çalışmalarında da örnek
başarılara imza attığını duydum.
- İyi bir askerin, iyi bir sosyolog, iyi bir psikolog, iyi bir
antropolog gibi, hem bireyleri hem de toplulukları tanıyıp onları teşhis
ettiğini gördüm. Bir alan çalışması ertesinde yorulmuştuk. Antalya'nın
yaz sıcağında talim yapmıştık. Bölük komutanı oturup, dinlenelim diye
talime ara verdi. Ama aynı anda "Tüfek temizle" komutu da verdi.
Komu-tana gittim, "Komutanım, herkes yorgun. On dakika hiçbir şey
yapmadan, tüfek falan temizlemeden oturup dinlensek olmaz mı" dedim.
Güldü "Barlas, sen insan topluluklarını tanımıyorsun. Kalabalıkları boş
bırakırsan ne yapacakları belli olmaz. Bak şimdi göreceksin" dedi. Sonra
tam istirahat komutu verdi. Herkes elindeki tüfeği yere bıraktı.
İlerideki bir asker öğrenci, yerden küçük bir taş alıp uzaktaki
arkadaşına fırlattı. Bunu bir diğer öğrencini bir taş alıp, bir başka
öğrenciye fırlatması izledi. Birkaç dakika sonra herkes birbirine taşlar
atıyor, havada küçük taş parçaları uçuşuyordu. Bölük komutanı bunun
üzerine "Tüfek temizle" diye bağırarak komut verdi ve bana dönüp "Gördün
işte, boş kaldıkları anda, bu koca koca adamlar neredeyse birbirlerini
kör edeceklerdi" dedi.
- Askere alınmak üzere Antalya'da kışlanın önünde toplandığımızda
hiçbiri birbirine benzemeyen, saçları farklı kesilmiş, giysileri
birbirinden farklı 8 bin kişilik bir topluluktuk. İçimizde doçentler,
okul müdürleri, öğretmenler, avukatlar ve çeşitli mesleklerden ileri
yaşlarda insanlar vardı. Bu insanların birbirlerine benzemeleri mümkün
değildi. Ama kışlaya girdikten iki gün sonra herkes aynı olmuştu.
Bazıları öylesine askerleşmişti ki, yürüyüşlerde önlerindeki
arkadaşlarını, "Adımını yanlış atıyorsun" diye azarlayanları
duymaktaydık. Geçici bir dönem için üniforma giyen sivillerin
aynılaşmaları, belli ki bazı subayları "Bu siviller böyledir" zaten
düşüncesine mutlaka yönlendirmektedir. Evet, Orgeneral Özkök'ün
açıklamaları beni askerlik yaptığım Topçu Alayı günlerine geri götürdü. |