|

Varolmanın Taşınabilir Ağırlığı
Abdullah Arıcı
Küçüklüğümde, okul çıkışı bir arkadaşım
bana ne için yaratıldığımızı sormuştu. Bende ezbere bir şekilde, hayat
bir imtihandır, demiştim. Bu cümleyi anlamını bildiğimden değil, ama
sürekli duyduğumdan bir çırpıda söyleyivermiştim. Yanımızdan geçen orta
yaşlı bir adamın aniden beni azarlamasıyla ikimiz birden irkildik. -Ne
imtihanından bahsediyorsun sen? Belli ki, konuyla ilgili-ilgisiz bir
şeye çok sinirlenmişti. Sanki ben biliyor muydum ne imtihanından
bahsettiğimi. Yani imtihan (varolmanın taşınabilir ağırlığı) ile ilk
tanışmam böyle olmuştu. Boyama kitabındaki resimler gibi, önce imtihanla
kelime olarak tanıştım, sonra içini boyamak (doldurmak) hayatımda epeyce
bir zamanımı aldı. Tıpkı önce Müslüman'ım deyip, yıllar sonra İslam'ın
ne olduğunun farkına vardığım gibi.
Seyretmedim ama yıllar önce vizyona giren bir filmin adını hala
hatırlıyorum. O sırada çok popülerdi ve ismi sıkça anılıyordu.
"Varolmanın dayanılmaz hafifliği". Filmin ismi bana çok ilginç gelmiş,
anlamı üzerine kafa yormaya başlamıştım.
Yazan kişinin varolmanın anlamını kavradığını, üstelik bunu büyük bir
coşkuyla hissettiğini tahmin ediyordum. Ama bir türlü son kelimeye dilim
varmıyordu. Evet,insan için varolmak; hiçlikten kurtulmak, yaratılmışlar
içinde bir anda en değerli varlık olmaktır. Ama insan bir hafiflik değil
aksine bir yük,ağırlık hissediyor. Çünkü, insana bu değer karşılıksız ve
hesapsız verilmemiş, insana yaraşır bir hayatla bunu koruması
istenmiştir. Başka bir deyişle, aralarında çok uzak bir mesafenin olduğu
eksi ile artı değer noktaları arasında yerini kendi iradesi ile tayin
etmesi gerektiği ve sonucunu mutlaka alacağı belirtilmiştir.
İnsanın yaptığı-yapmadığı her şey, söylediği-söylemediği her söz,
takındığı her tavır, kabullen-diği-reddettiği her görüş, artı veya eksi
değer olarak konumuna etki ediyor. Ama bu bahsettiğim ağırlığı,kısmen
hafifleten, kolaylaştıran şey, bu yolculuğa el yordamıyla devam etmek
zorunda olmamamız. İnsanlara yol gösteren vahiylerin, örnek teşkil eden
peygamberlerin ve aklın varlığı, insanlar için sağlanan kolaylıklardır.
Bu yükün ağırlığı, onu kesinlikle taşınmaz yapmıyor. Aksine bu yükü
taşımanın değerini arttırıyor. Berelendikçe kokusu artan çiçekler gibi,
insanın doğuştan değil, sonradan, bileğinin hakkıyla kazandığı
insanlığının ispatı oluyor.
Bu yükü taşımak,
Nehre karşı kürek çekmek gibi,
Durmanın bile gerilemek sayıldığı,
Akan zamanı hesaba katınca.
Bu yükten kaçmak,
Kendini akıntıya bırakmak gibi,
Göze almak şelale gürültüsüyle uyanmayı,
Kürek çekmenin boşuna olduğu bir zamanda. |