Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 324 | Aralık  2005

                   

 

 


Varolmanın Taşınabilir Ağırlığı

Abdullah Arıcı

Küçüklüğümde, okul çıkışı bir arkadaşım bana ne için yaratıldığımızı sormuştu. Bende ezbere bir şekilde, hayat bir imtihandır, demiştim. Bu cümleyi anlamını bildiğimden değil, ama sürekli duyduğumdan bir çırpıda söyleyivermiştim. Yanımızdan geçen orta yaşlı bir adamın aniden beni azarlamasıyla ikimiz birden irkildik. -Ne imtihanından bahsediyorsun sen? Belli ki, konuyla ilgili-ilgisiz bir şeye çok sinirlenmişti. Sanki ben biliyor muydum ne imtihanından bahsettiğimi. Yani imtihan (varolmanın taşınabilir ağırlığı) ile ilk tanışmam böyle olmuştu. Boyama kitabındaki resimler gibi, önce imtihanla kelime olarak tanıştım, sonra içini boyamak (doldurmak) hayatımda epeyce bir zamanımı aldı. Tıpkı önce Müslüman'ım deyip, yıllar sonra İslam'ın ne olduğunun farkına vardığım gibi.

Seyretmedim ama yıllar önce vizyona giren bir filmin adını hala hatırlıyorum. O sırada çok popülerdi ve ismi sıkça anılıyordu. "Varolmanın dayanılmaz hafifliği". Filmin ismi bana çok ilginç gelmiş, anlamı üzerine kafa yormaya başlamıştım.

Yazan kişinin varolmanın anlamını kavradığını, üstelik bunu büyük bir coşkuyla hissettiğini tahmin ediyordum. Ama bir türlü son kelimeye dilim varmıyordu. Evet,insan için varolmak; hiçlikten kurtulmak, yaratılmışlar içinde bir anda en değerli varlık olmaktır. Ama insan bir hafiflik değil aksine bir yük,ağırlık hissediyor. Çünkü, insana bu değer karşılıksız ve hesapsız verilmemiş, insana yaraşır bir hayatla bunu koruması istenmiştir. Başka bir deyişle, aralarında çok uzak bir mesafenin olduğu eksi ile artı değer noktaları arasında yerini kendi iradesi ile tayin etmesi gerektiği ve sonucunu mutlaka alacağı belirtilmiştir.

İnsanın yaptığı-yapmadığı her şey, söylediği-söylemediği her söz, takındığı her tavır, kabullen-diği-reddettiği her görüş, artı veya eksi değer olarak konumuna etki ediyor. Ama bu bahsettiğim ağırlığı,kısmen hafifleten, kolaylaştıran şey, bu yolculuğa el yordamıyla devam etmek zorunda olmamamız. İnsanlara yol gösteren vahiylerin, örnek teşkil eden peygamberlerin ve aklın varlığı, insanlar için sağlanan kolaylıklardır. Bu yükün ağırlığı, onu kesinlikle taşınmaz yapmıyor. Aksine bu yükü taşımanın değerini arttırıyor. Berelendikçe kokusu artan çiçekler gibi, insanın doğuştan değil, sonradan, bileğinin hakkıyla kazandığı insanlığının ispatı oluyor.


Bu yükü taşımak,
Nehre karşı kürek çekmek gibi,
Durmanın bile gerilemek sayıldığı,
Akan zamanı hesaba katınca.

Bu yükten kaçmak,
Kendini akıntıya bırakmak gibi,
Göze almak şelale gürültüsüyle uyanmayı,
Kürek çekmenin boşuna olduğu bir zamanda.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...