|

'Ayasofya İbadete Açılsın' mı?
Nuray Mert / 13.08.2005 / Radikal
Cumartesi
günü Radikal'in dördüncü sayfasında, 'Papa dua izni bekliyor' başlıklı
haber ister istemez dikkatimi çekti. Papa 16. Benediktus, 28-30 Kasım
arası Türkiye'yi ziyaret etmeyi planlıyor. Bu arada, Ayasofya'da dua
etme talebi söz konusu olmuş. Bu talep, Dışişleri Bakanlığı tarafından
doğrulandı mı bilmiyorum. Ayrıca, Ayasof-ya'nın restorasyonuna ekonomik
katkıda bulunmak istemiş, bu istek resmen açıklandı mı, onu da
bilmiyorum. Dedim ya, ne olursa olsun haber fazlasıyla ilgimi çekti.
Yok, ben öyle, 'Batı'ya yön veren Haçlı zihniyetidir', 'Haç-lılar geri
dönmek için gün sayıyor' diye düşünen biri deği-lim. Hatta gençken,
milliyetçi muhafazakâr kesimlerde, Ayasofya'ya neden bu kadar önem
atfedildiğine, her vesileyle 'Ayasofya ibadete açılsın' nidaları ile
gösteri yapılmasına hiç anlam veremezdim. Sonraları, İstanbul'un Türkler
tarafından fethi meselesinin, bir şekilde, güncelliğini koruduğunu
anladık. Tarihin içinden çıkamamak, toplumları husumetleri dondurmaya
itiyor, bu nedenle itibar etmiyoruz, etmemeliyiz.
İyi güzel de, beklenmedik bir anda, bu konular yeniden karşımıza
dikildiğinde ne yapacağız? Benediktus'un Papa olması, yakın tarihte
alışık olmadığımız bir tantana ile ilan edildi, o zaman da 'Bunun anlamı
ne?' diye yazmışım. Ortadoğu'nun yeniden karıştığı bir dönemde, Irak'ta,
Lübnan'da, siyasetin, dinler, mezhepler, cemaatler üzerinden konuşulmaya
başlanmasını ne kadar endişe verici bulduğumu da çeşitli vesilelerle
tekrar tekrar yazdım. Ayasofya'da dua talebi haberi bu nedenle ilgimi
çekiyor. Öyle görünüyor ki, yeni dünya düzeninde, dinsel semboller,
kimlikler, kurumlar yeniden devreye giriyor.
Resmen doğrulansın doğrulanmasın, madem heber oldu, üzerinde düşünmekte
yarar var. Papa'nın, Ayasof-ya'da dua etmek istemesi ne demektir?
Ayasofya, öncelikle 'dini' kutsiyeti olan bir yer değil. Tam tersine,
öncelikle, bir siyasi iktidar sembolü ve tam da bu nedenle şu anda 'müze'
statüsünde. Bu nedenle, ne Papa'nın ne de başka bir dini liderin orada
dini bir eylemde bulunması, bunu talep etmesi masum bir talep olarak
görülemez. Kendisini davet eden Ortodoks Patriği Bartholomeus'un, Ruhban
Okulu ve Ekümenikliğe ilişkin taleplerini de hiçbir şekilde, sadece dini
özgürlük çerçevesinde değerlendiremeyeceğimizi düşündüğümü de yazmıştım.
Bu şekilde düşünmek için insanın komplocu zırvalarla işleyen birisi
olması gerekmiyor. Ne yazık ki, Türkiye'de, bu konular, sadece, dünyayı
kom plo dışında görmekten aciz, herkesi düşman sayıp, eline her an sopa
almaya hazır bir ke-sim tarafından sorun ediliyor. Bunlarla aynı safta
görünmemek adına, hiç kimse, bu tür konularda düşünmek, tartışmak
istemiyor.
Oysa, tüm bu olanlar, kötü, çok kötü bir gidişatın işaretleri. Artık,
kimse hiçbir din ve millet adına dünyayı fethetmeye falan çalışmıyor,
dünyayı para fethediyor, uluslar-arası sermaye kaynaklara el koyuyor,
yoksullaştırıyor, hükümetleri, kalabalıkları insanlıktan çıkaran
politikalar uygulasın diye zorluyor, köşeye sıkıştırıyor. 'Medeniyetler
çatışması' diye ikide bir sözü edilen şey, 'tez' falan değil, dünyadaki
hegemonya mücadelesinin kod adıydı. Bu tez olmadığı için, 'medeniyetler
buluşması' gayretleri veya 'hoşgörü' seansları da antitez değil. Mesele
medeniyetler arasında değil ki, taraflar medeniyetler çatışmasından yana
veya buna karşı olanlar olsun. Mesele dünyanın kaynaklarının (buna insan
kaynakları da dahil) küresel kapitalizmin hegemonyasına girmesi. Geri
kalanı, en iyi ihtimalle, müsamere oyuncusu.
Tarihi iktidar mücadelelerine gönderme yapan jestler, dinsel semboller,
bunlar üzerinden çekişme alanlarının açılması, asıl iktidar mücadelerini
perdelemek konusunda işe yarıyor. Bu oyunda herkes kendine bir yer
bulu-yor; Papa gibi kendini medeniyetlerin sahibi, lideri olarak
görenler önlerine açılan iktidar alanında sahne alıyor. Bu iktidar
alanındaki manevralar taraftar buluyor/giderek daha fazla bulacak.
Kimisi çatışmadan, kimisi uzlaşmadan medet umup ortalara dökülecek/dökülüyor.
'O lider me-deniyetleri çatıştıracak, bu barıştıracak, şu ABD'li vaiz
çatışmayı körükledi, bu ruhani lider barış için dua etti' diyen haberler
bunun sonucu.
'Ne çatışması, ne uzlaşması, her şeyden önce, nereden çıktı bu medeniyet
muhabbeti?' diye sormak aklımıza gelmediği müddetçe, iktidar
mücadeleleri sarmalının yeni neferleri olacağız. Siyaseti bu gözle
okumanın vakti çoktan geldi. |